TAKILAR VE YILANLAR
Moda Life Temmuz 17th, 2008CİNSEL GÜÇ VE GÜNAH SEMBOLU “YILAN”
Yılan kaygan ve soğuktur; kolu, bacağı yoktur. Gözleri hiç kapanmaz, yüz ifadesi hiç değişmez ve dili çataldır. Bu nedenle yılan, tanımlanması zor olan ve benzeri olmayandır. İlkel toplumlar, gözleri hiç kapanmayan yılanın herşeyi gören en akıllı canlı olduğuna; derisinin her yıl değiştiği içinde ölümsüzlük ve yeniden doğuşu simgelediğine inanmışlardır. Eski çağlarda Akdeniz havzasında, Çin’de Hindistan’da yılana tapılmış; yılan, Afrika kabileleri, Vikingler ve Aztekler için de kutsal hayvan olmuştur.
Bir Sümer Destanına göre, “Gılgamış, ölümsüzlük otunu bulmuş, ama sudan çıkan yılan bu otu yemiştir”. Bir Anadolu efsanesinde de “doktorların piri Lokman Hekim ölümsüzlük otunu ele geçirmiş; ne var ki yılana kaptırmıştır”.
İnsanın ölümsüzlüğü soyunun sürekliliği olarak da yorumlandığından, ilkel halklar ölülerin yılanda vücut bulduğunu, yani yılanın atalarının ruhu olduğunu kabul ederler. Afrika’da Masai ve Zulu Kabileleri, “ölünün ruhunun bir yılana geçtiğine” inanırlar.
Yılan-tanrılar; yer ile gök, yaşam ile ölüm, kaos ile düzen gibi çelişik kavramlar ifade ettiklerinden, Amerika ve Adya’daki eski kültürlerde yılan bazen çift başlı olarak gösterilmiştir. Kolomb öncesi Amerika kültürlerinde yaygın olarak görünen kanatlı yılan tanrılar da aynı anlam içinde yeri ve göğü temsil etmişlerdi. Buna karşın Hindistan’daki çokbaşlı yılan figürleri Buda ve Vişnu’nun kutsal hayvanlarıdır. Ve iyi talih sembolleridir.
Yılanın kadınları baştan çıkardığına dair inanç, hemen hemen bütün kültürlerde geçerlidir.Tanrı Asklepios’un Epidauros’taki tapınağında bulunan bir yazıt yılanı “kadınları ayartıp ırzlarına geçen bir yaratık olarak” tanımlamaktadır. Bu söylencelerin kaynağı yılanın erkek cinsel organına benzetilmesi olabilir. Sigmunt Freud’da “Düşlerin Yorumu” adlı kitabında da “rüyada görülen yılanı ulaşılmak istenen fallus’un sembolik anlatımı” olarak yorumlamıştır. Semavi dinlerin Adem’li Havva’nın cennetten kovulması ile ilgili anlatımlarında da “havva yasak meyvayı yemesi için yılan tarafından ayartılmıştır. “Bu ilk günah dünyaya cinsellik ve ölümü getirmiştir.”
Yılanın ince ve akışkan formu takıya uyumluluğu nedeniyle kuyumculuk tarihinin en kalıcı motiflerinden biri olmuştur. Bilinen en eski yılan mücevherler Minas kazılarından çıkartılmıştır ve ilk örnekleri çift başlı yılan küpelerdir. Assur’un yılan başlı bilezikleri ile Mısır’ın yılan başlı takıları ise bundan bin yıl sonra moda olmuştur.
Yılan şekilli bilezik ve yüzükler Helenistik dönemde oldukça yaygın olmakla beraber bu dönemlerde pazuda kullanılan bilezikler alt kısımlarında Herakles düğümü şeklinde son bulur. Bazılarında ise bir ucu ejder bir ucu ise yılan şeklinde biter.
Ortaçağ Hristiyan dünyasında ise yılanlı hiç bir takıya rastlanmaz. Bunun nedeni ise dinin yılanı şeytanla özdeş saymasıdır.
Yılanın tarihte tekrar takılarda kullanılması ise Kraliçe Viktorya’nın 1873′de parlementonun açılış töreninde eşi Albert’in armağanı olan yakut gözlü yılan bir bileziği takmasıyla yılanlı takılar tekrar moda olur.
Recent Comments