Oldugun gibi olmanın güzelliği, çekiciliği bir başkadır. Bir insanı birçok haliyle, birçok yönüyle sevebilirsiniz.
Huyunu, suyunu
İşini, gücünü
Yaptıklarını, ettiklerini
Karakterini, kişiliğini!
Yürüyüşünü, bakışını
Ellerinin zerafetini, gözlerinin derinliğini
Giyimini, kuşamını…bu böyle devam eder
Ancak ortada ciddi bir tehlike vardır, bütün bu özelliklere sahip olan ve daha da fazlasını, daha iyisini, daha güzelini yapan birileri her daim bulunur. Daha güzel görüneni, daha iyi yürüyeni, daha ünlüsü, daha zekisi, daha paralısı …
Hatta şimdilerde mertlik bozuldu, kulak mı kepçe hemen yapıla !
Saçlar mı döküldü hemen yenisi enseden alınıp ekile!
Hafif göbek veya genişlemis kalçalar manken ölçüsüne getirile!
Elmacık kemikleri daha ileri, gözler daha çekik yapıla!
Dudaklar köfte ötesi bir durumda ve de patlak bir konuma getirildiklerinde ne hissedilir bilmiyorum ama, iri ve dik göğüslerin silikon içerikli olmasından kaynaklanan kazaları okumuştum.
Beni en üzen kısımlardan biri kırışıklıklar; bir insanın yıllardır yaşadıklarının en güzel belirtisi olan kırışıklıklar.
Olgunluk dediğimizde ilk aklıma gelenler hafif veya çok kır saçlar, gülen gözlerin kenarındaki sevimli kırışıklıklara ilave olan derin düşünce, endişe ve korkularımızın ifadesi olan alın kırışıklıkları.
Bütün kadınların korkulu rüyası boyun ve ellerimizin kırışıklıkları, lekelenmesine gelince, bu konuda ne yaparsak yapalım çaresiz kalıyoruz. Aslında bu erkekler içinde böyle.
Bütün bunları herşeyi protesto eder ve reddeder bir tavırda ortalığa sermek değil söylemek istediğim. Hayatı ve getirdiklerini kabul etmek. Bazen o bize hızlı ve sert bir tokat attığında, bazen de biz onun yumuşak yumuşak yıllarca söylemeye çalıştığını anlamadığımız zamanlarda hayatı kabullenmek, onun bizi kabul ettiği gibi.
Kremlere bayılırım, hele gül ve lavanta kokanlarına. Yüzümüze, bedenimize, saçlarımıza iyi davranmak, temiz ve hoş yaşamak söylediklerimin dışında. Saçlarımın içinde yavaş yavaş beliren beyazları seviyorum. Ancak bu onlara güzel ve kaliteli bir şampuan kullanmayacağım, iyi bir bakım ve kesim yaptırmayacağım veya arada fön çektirmeyeceğim anlamını taşımıyor. Ama onlar benim yaşamımda kabusum olmak yerine, zevkim ve beğenim olmak durumunda kalmalılar. Çünki yaşamı birlikte götürüyoruz.
Yüzümdeki kırışıkları seviyorum. Onların benim sürekli mücadele ettiğim, yok olmaları için her türlü savaşı verdiğim düşmanlarım olmalarını istemiyorum. Çünki yaşadıklarımın tümünü onlarla paylaştım.
Kilolarımla deli gibi savaşmak istemiyorum. Sağlıklı ve doğru beslenmeyi seviyorum. Ancak yaşımın ve yaşadıklarımın sonucunda aldığım kiloların düşmanlığını istemiyorum. Bedenime yabancılaşmak yerine ona iyi davranmayı, olabildiğince ruhumda yaralar açmadan, zorlanmadan ama bedenime ve kendime saygıyla sağlıklı halde kalmayı istiyorum.
Ve birçok kadının da bu şekilde yaşamayı tercih ettiğini de biliyorum. Bunların tam aksi yaşayan ve sürekli ön plana çıkarılan bu imajlarında geçici olduğunu. Sürekli gizli gizli estetik olan tanıdıklarımın son 10 yıl içinde kendilerini koyacak yer bulamadıklarını ve makyajsız, giyimsiz, tam dört dörtlük olmadan sokağa çıkmakta zorlandıklarını, aldıkları kilolarla daha önce yapılanların çok daha biçimsiz bir hale geldiğini ve tekrar tekrar aynı işlemlerin tekrarlandığını biliyorum. Kadın olarak çok daha saygın bir konumda olunabileceğini ve bu şekilde bir yaşam sürülebileceğini biliyorum.
Yani sonuçta güzellik öyle keskin bir gerçek değil (ki herkese göre zaten değisir), örneğin ben asla kaditi çikmis bir adam sevmedigim gibi, bütün gün sopa yutmus gibi yürüyenini, cipten inerken telefonlarının ikisini ( toplamı 4-5 milyar ) tek elinde tutanını, kadını çok olmayı erkeklik sayanını, parası çok olmayı insanlıkla bağdaştıranı, çok meşgul olmayı önemli olmakla karıştıranını sevmem.
Herşeyin satın alınabildiği, buna para da dahil ( karşılığında kişilik ve özgürlük bazında nakit veya taksitli ödemeler yaparak) böyle bir yaşamın akışında, dış etkenlerin zedelemedigi ilişkiler yaşanabilir mi bilmiyorum. Ama olabilecegini hayal edebilirim.
Geçici ve sürekli olmasi garanti olmayan özelliklerin dışında, ruhunuzun sevdiği, birlikte zamanı paylaşmaktan doygun çıktığınız, kavganın yarışın gerilimin daha pahalının veya daha özelin olmadığı bir odada herkesin hatalarıyla (yani normal insan olmayı kastetmekteyim) günahlarıyla (bu da normal insan durumu) eksikleriyle (insanız ya 
birlikte olmaktan hoşlandığı ilişkiler.
Düşünsenize adam zengin ve jilet gibi, inanılmaz akıllı, seksi ve güçlü olmak zorunda değil. Garibim çalışmış etmiş, belki de trilyonlar degil ama emekle kazanmış, estetikli veya ekili biçili değil, spor salonlarından gelmemiş ama elele yürüyüşlerden çok şey öğrenmiş, arada hasta olan, burnu akan, başı ağrıyan, beli tutulan normal bir adam.
Kadında malesef incecik, selülitsiz ve inanılmaz kıyafetlerle, cilt bakımlarıyla şişesi birkaç yüz dolar eden parfümlerle bezenmiş, herşey yapılı, çizili değil, o da garibim birazcık tombul yani balık eti üzeri bilem olabilir, yüzünde bildiğince bir iki renk, ama temiz ama derli toplu, neşeli, canlı sevecen ve insan. Onunda arada basağrıları tutabilir, o da nezle grip olup yatak döşek yatabilir, canı ogün yemek pişirmek istemeyip, sandiviç bile ısmalamayabilir..
Gönül birlikteliği yaşanan ilişkilerin bitmediğine inanıyorum. Sıcak kalplerin birbirlerini sarıp sarmaladığına, bedenlerin yılların ve yaşamın getirdiklerini taşıyacak cesareti bulup, temiz ve bakımlı olmanın dışında bir özellik aramadığına, birbirlerini sadece gönül birliktelikleri olduğu için seven insanlar olduguna inanıyorum.
Yaşamda paraya, pula, şöhrete, aşırı gösterişe, aşırı sağlamlıga, yıkılmazlığa aşırı olan herşeye son verildiginde geriye kalan sey tokluk hissidir, ve bu tokluk doygunluga yol açar. Doygun kalpler ise sadece sevgiye ihtiyaç duyar. İhtiyaç duyulan sevgi, ihtiyaç duyuldugu oranda sade’dir.
Her insanın yaşamda bir kereliğine bile olsa gerçek sevgiyi yaşama hakkı vardır, hakkınız olan bu güzelliğe doğru zamanda ve doğru yerde kavuşmanız dileğiyle,
Recent Comments