Wanted

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

25 yaşındaki Wesley Gibson (James McAvoy) hayattan nefret eden zayıf ruhlu ve tembel bir genç adamdır. Hayattan nefret etmek için iyi ve güçlü bir gerekçeleri de vardır, çünkü yaptığı her işte başarısızdır.

Dünyamız 2008’de yeni kuşağın yeni kahramanı Wesley Gibson ile tanışacak.

“Kefaret-Atonement” ve “İskoçya’nın Son Kralı-The Last King of Scotland”den tanıdığımız genç aktör James McAvoy, “Batman Begins” ve “Million Dollar Baby”nin yıldızı Morgan Freeman, “Mr. & Mrs. Smith” ile “Lara Croft: Tomb Raider”ın yıldızı Angelina Jolie, beş para etmez tembel birisiyken adalet sağlayıcısı katile dönüşen bir genç adamın öyküsünü anlatmak için “Wanted”da bir araya geldiler.
Filmin yönetmenlik koltuğunda Rus sinema tarihinin en büyük filmlerinden bazılarına imzasını atan geniş ufuklu yönetmen Timur Bekmambetov yer aldı.

25 yaşındaki Wesley Gibson (James McAvoy) hayattan nefret eden zayıf ruhlu ve tembel bir genç adamdır. Hayattan nefret etmek için iyi ve güçlü bir gerekçeleri de vardır, çünkü yaptığı her işte başarısızdır. Eziktir, kaybedendir, itilir, kakılır, hayatta başarısızlığın yaşayan örneğidir. Çalıştığı işyerinde tüm çalışma arkadaşlarının gözü önünde patronu tarafından azarlanır ve küçük düşürülür. Evindeki durum da farksızdır. Cinsellikten başka isteği olmayan kız arkadaşıyla sorunları vardır. Kız arkadaşı Wes’in dışında her erkeği adeta mıknatıs gibi kendisine çekmektedir ki, bunlara Wes’in en iyi arkadaşı/kankası da dahildir. Wes sürekli kaybettiği ve aşağılandığı için çareyi yüksek dozda panik atak ilaçları kullanmakta bulmuştur. Var olma sebepleri teker teker ortadan kalkarken ümitsizliklerle dolu hayatını kurtaracak bir can simidine ihtiyacı vardır.

Tam da bu noktada bir kadın yüzünden Wes’in hayatı sona erer. Ancak sona eren bildiğimiz anlamdaki eski hayatıdır. Silahların konuştuğu bir çatışmadan dönmekte olan Fox adlı bir kadın (Angelina Jolie) arabasıyla Wes’e çarpar. O andan itibaren Wes’in uzun süredir kayıp olduğu için artık unutulan babasının da Fraternity adlı bir gizli örgüt için çalışırken öldürüldüğü ortaya çıkar. Yüzyıllık bir geçmişi olan ve eğitimli suikastçilerden kurulu Fraternity’nin işlevi, kaderin önüne geçilemez emirlerini yerine getirmektir. Bu örgütün tek bir ilkesi vardır: Binlerce insanı kurtarmak için bir kişiyi öldüreceksin!

Artık babasının adımlarını izleme sırası Wes’e gelmiştir. Benliğinin içerisinde sinsi sinsi dolaşan kızgın ve öfkeli kurdu serbest bırakma zamanıdır. Wes’in kanında öldürme duygusu vardır. Fox’un gözetimi altında eğitim almaya başlar. Bu arada Fraternity’nin gizemli literi Sloan (Morgan Freeman) ile tanışır. Örgüte yeni giren çaylak, ışık hızında refleksler ve insanüstü yetenekler kazanırken oldukça zorlanacaktır. Ancak eğitimli bir suikastçi olmanın kolay bir şey olduğunu kim söyledi?

Eskinin tembel adamı Wes artık Fraternity örgütünün altın çocuğu olarak yeniden doğmuştur. Zaman zaman geçmişinde çektiği acılara intikam duygusuyla yaklaşmanın güçlüğünü yaşasa da yeni, sıradışı ve hareketli hayatının tadını çıkartmaktadır. Ancak Fraternity’de işbirliği yaptığı insanların kendisine ilk tanıtıldığı kadar masum niyetlere sahip olmadığını fark etmesiyle olayın rengi değişmeye başlar. Yeni bulduğu kahramanlık ile ruhunu öldüren intikam duyguları arasında bocalayan Wes, hiç kimsenin -ne soğukkanlı babasının ne de diğer suikastçilerin- ona asla öğretemeyeceği birşeyi öğrenecektir: Kendi kaderinin kontrolünü ele almak…
Universal Pictures ile Spyglass Entertainment’ın sunduğu “Wanted”ın yönetmenliğini Timur Bekmambetov üstlendi. Mark Millar ile J.G. Jones’ın yazdığı aynı adlı çizgi roman serisinden uyarlanan filmin senaryosunu Michael Brandt, Derek Haas ve Chris Morgan yazdılar. Yapımcılığını Marc Platt, Jim Lemley, Jason Netter ve Iain Smith gerçekleştirdi. Başrollerinde James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie, Terence Stamp, Thomas Kretschmann kamera karşısına geçti.

Tatil köyünde film çekmek gibi bir hayalim olmadı

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Cem Yılmaz’ın “AROG”unda, “Ghost” (Hayalet) filmindeki ünlü çömlekli sevişme sahnesi Taş Devri’ne taşınacak.

Tatil köyünde film çekmek gibi bir hayalim olmadı

Cem Yılmaz’ın “AROG”unda, “Ghost” (Hayalet) filmindeki ünlü çömlekli sevişme sahnesi Taş Devri’ne taşınacak.

Ozan Güven ile Nil Karaibrahimgil, tıpkı “Ghost”taki Patrick Swayze ve Demi Moore gibi çömlek yapımı konusunda deneysel çalışmalara girişiyor. Aradaki tek fark mekan ve zaman. Biri Taş Devri’nde diğeri 1990′ların ABD’sinde geçiyor. Cem Yılmaz, Stanley Kubrick’in “2001 Uzay Yolu Macerası”na da selam çakıyor.

8.5 milyon dolar bütçesiyle Türkiye’nin en pahalı filmi “A.R.O.G”un setini basına açan Cem Yılmaz, 70’lerin seks furyasını anlatan yeni projesi de dahil olmak üzere önemli açıklamalarda bulundu. En ilginç açıklaması ise “Tatil köylerinde 15 günde, 250 bin dolara çekilen filmler gişe rekoru kırıyor. Ne düşünüyorsunuz” sorusuna verdiği yanıt oldu: “Biz sadece gişe rekortmeni film çekmiyoruz, hünerimizi de sergiliyoruz… 11 yaşımdan beri hayallerimi gerçekleştiriyorum, tatil köylerinde film çekmek gibi bir hayalim hiç olmadı.”

“A. R.O.G”un ocak ayında yayınlanan teaser’ında yer alan Alien figürü için bir telif sorunu çıktı mı?

- Özgün bir tasarım yaptığımızı düşünüyoruz (gülüyor). Ayrıca o Alien değil, Kamuran. Birebir bir Alien yapmadık yani. Bu tür göndermelerde o kadar ciddi bir telif problemi olmuyor. “G.O.R.A”da da “The Fifth Element”e de gönderme yapmıştık.

Fantastik filmde mantık hatası aramak biraz saçma olacak ama Yontma Taş Devri’nde dinozorlar var mıydı?

- Olmaz olur mu? (gülüyor) Bazen biz de kendi aramızda konuşuyoruz: “Oğlum bu çağda bu var mı?” diye. Her filmde olduğu gibi “A.R.O.G”un da kendine ait bir mantığı var. Zaten bu işin bir de tarihi yorumlamak gibi bir durumu da söz konusu. Bizim yorumumuz da tarihle dalga geçmek oluyor.

İlber Ortaylı’ya danışmak lazım değil mi?

- Aynen (Gülüyor)… Her şey yorum meselesi. Biz, Taş Devri dendiğinde aklınıza ne geliyorsa onlardan yola çıktık. Böyle deyince direk “Taş Devri” çizgi filmi de akla gelmesin.

Gerek karikatürlerinizde gerek ise stand-up gösterilerinizde “Türkler uzayda” konseptinden bayağı espri çıkarmıştınız. “A.R.O.G”dan sonra da “Türkler Taş Devri’nde” gibi bir mizah malzemesi ortaya çıkar mı?

- Ben olayı Türkler uzayda ya da her hangi bir yerde şeklinde yorumlamıyorum… Şimdi her hangi bir kimse, ben ya da sen ya da bir İtalyan böyle fantastik bir hikayenin içinde olduğu zaman ve filmlerde alışık olduğunuz reaksiyonu göstermediği zaman ne olur? Ben bu mantıktan hareket ediyorum. Gerçekten bir dinozorla karşılaşsanız ne reaksiyon gösterirsiniz? Ben bu soruyla ilgileniyorum. Arif de bir dinozorla karşılaşıyor ve fantezinin içinde gerçekçi reaksiyonlar gösteriyor. Bu tür fantastik filmlerde masalsı bir form vardır. Ben bu masalsı formu ortadan kaldıracak diyaloglar koyuyorum araya.

Açık arazi, otlar, ağaçlar vs… Hiç kene vakası yaşandı mı?

- Araziyi ilaçlatmamıza rağmen bizde de kene vakası yaşandı. Neyse ki, arkadaş Kırım Kongo’dan değildi. Arkadaşın ne acayip bir ismi var değil mi? Kanamalı Kırım Kongo için kan aranıyor (gülüyor).

Burada Taş Devri atmosferinde çekim yaparken tepeden uçak falan da geçtiği oluyor değil mi?

- Sıklıkla… Ama asıl sorunu su motorlu araçta yaşadık. Bir amcamız var burada, su motorundan araba yapmış kendine. Su motoru ve dört tekerlekten oluşuyor araç. Ancak bu alet öyle bir çalışıyor ki, amcanın gelişini altı kilometre uzaktan duyuyoruz. Su motorlu amca dışında burada evimizde gibiyiz. Yöre halkı bize her türlü desteği veriyor.

“G.O.R.A”da Rasim Öztekin de oynamıştı. Bu filmde niye yok?

- Rasim Abi için bu filmde uygun bir rol yoktu. Her seferinde daha dar bir kadroyla çalışmak istiyorum. En dar kadroda bunda oldu, 250 kişi (gülüyor). “Dar bir kadroyuz. Ana karakterler beş kişi” diyoruz ama arka tarafı /_np/1261/5891261.jpgunutuyoruz.

SETİ GOOGLE EARTH’TEN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

Ali Taner Baltacı’nın (ikinci yönetmen) filmde bir rolü var mı?

- Onun da bir rolü vardı ama kaytardı. Setteki herkesi figüran yaptık gibi bir şey. Abim bile oynadı. Sete gelip de oynamayan yok. Hele sakalı varsa hiç şansı yok. Geçenlerde Hasan (Kaçan) Abi’nin yakınları Raci ve Necati Şaşmaz kardeşler geldiler, helikopterle hem de. Baktık sakalları yok, hemen gönderdik arkadaşları. Ama çok acayipti. Bizim setin en kalabalık günlerinden biriydi. Mel Gibson’ın “Apocalypto” yerlileri gibi helikopterin etrafını çevirdik. O kadar büyük bir setiz ki, Google Earth’ten çekimleri takip edebilirsiniz.

Tatil köylerinde 15 günde çekilen, bütçesi 250 bin doları geçmeyen filmler gişe rekorları kırıyor. Bu kadar emek harcadığınız filmden siz ne bekliyorsunuz?

- 11 yaşımdan beri hayallerimi gerçekleştiriyorum ve benim tatil köylerinde film çekmek gibi bir hayalim hiç olmadı. İnsanları hangi filmleri izlemeleri gerektiği konusunda yönlendiremezsiniz. Ancak “A.R.O.G” kayıtsız kalınılacak bir film değil.

Oyunculuk performansınızı nasıl görüyorsunuz?

- Bana göre çok basit olan “Organize İşler”deki beş dakikalık performansım göklere çıkarıldı. Oysa orda ne yaptım ki? Sadece yüzümü astım o kadar. Türkiye’de iyi bir oyuncu olmak için mutlaka dramatik bir rolde oynamanız gerekiyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Komedi oynamak en zor iştir diye düşünüyorum.

Bir sürü projeniz var. Kafanızdaki öyküleri, güvenip de çektirebileceğiniz bir ekip kursanız…

- Yavaş yavaş bir ekip oluşturuyoruz. Bizde stüdyo olmadığı için her seferinde sıfırdan kuruluyor set, o tarafı acayip. Umarım bundan sonra kamera arkası ekip sıfırdan kurmayız. Çünkü kamera arkası filmin her şeyi. Seyirci bundan ne kadar haberdar bilmiyorum ama filmin yüzde 90’nı kamera arkasıdır. Şimdi size anlatacağım anekdot her şeyi özetliyor aslında. Aksaray’da “Hokkabaz”ın pavyon sahnesini çekiyoruz. Jeneratörler, ışıklar taşınıyor, 100 kişilik bir ekibiz falan… Arkadan bir vatandaş, “Bir adam için bir ordu insan gelmiş. Beş dakikalık şey için bu kadar adama ne gerek var?” diyor. İşte bizim ortalama seyircinin bakış açısı bu.

Son soru: “Recep İvedik”deki küfürlü, argo dolu diyaloglar çok eleştirilmesine rağmen yeni nesil filme büyük ilgi gösterdi. Sizce mizah anlayışında bir değişim var mı? “Borat” tarzı kaba komedi mi trend oluyor?

- Mizahın temelleri bellidir ben kuşaklar arası öyle büyük değişimlerin olacağına inanmıyorum. Argoya gelince vakti zamanında beni de bu konuda çok eleştirmişlerdi. Komedi malzemenizi, bilinçli bir şekilde sadece küfür ve argodan çıkarmadıkça sorun yok diye düşünüyorum.

70’lerin porno sektörünü ti’ye alacak

1970’lerin Yeşilçam’ındaki seks furyasnı konu alan bir film çekeceğiniz konuşuluyor…

“G.O.R.A”daki porno yönetmeni Erşen Kuneri’nin filmini çekmek istiyorum. 1970’lerin porno sektörünü ti’ye alan Türk işi bir “Boogie Nights” olabilir. “A.R.O.G”dan sonra bu filmi yapayım mı diye çok düşündüm ama argo dilin anlamsız bir şekilde gördüğü tepki yüzünden bazı çekincelerim var. Çünkü bu film yapısı gereği argo ve küfürlü sözler içermesi gerekiyor. Bu filmi yapmamız için kriterler ve yaş sınırlaması tam belirlenmeli.

Kubrick’i unutmamış

Basına yapılan slayt gösteriminde kahkahalar havada uçuştu. Eğer bir film set fotoğraflarında bile bu kadar güldürüyorsa gerisini siz düşünün! Film “G.O.R.A”daki Arif karakterinin Taş Devri’ne dönmesiyle başlıyor. Arif’in maymunlarla yakın bir dostluk kurduğu gözüküyor. Onlarla adeta bir sevgi yumağı oluşturmuş. Arif, bu filmde çağlar arasında da yolculuk yapıyor. Buzul Çağı’nda geçen görüntüler epeyce komik. Filmde, “Ghost-Hayalet” filmine de gönderme var. Ozan Güven ile Nil Karaibrahimgil’in çömlek sahnesinden magazin basınına epeyce malzeme çıkar. Arif’in maceralarında maç görüntüleri bile var. Cem Yılmaz, muhtemelen burada EURO 2008’e küçük bir gönderme yapıyor. Mevzu ilk insanlar olunca Cem Yılmaz sinemanın Tanrı’sı Stanley Kubrick’in “2001 Uzay Yolu Macerası”na selam çakmayı unutmamış.

Nil Karaibrahimgil

Benim için çok güzel bir deneyimdi. Hem eğlendik hem yorulduk. Dürüst olmak gerekirse bir şarkıyı bazen 10 dakikada besteliyorsunuz. Bir konseri ise bir buçuk-iki saat sürüyor. Film yapmak konser vermekten de beste yapmaktan da daha zormuş. Cem bence Türkiye’nin Charlie Chaplin’i onunla çalışmak harikaydı.

Ozan Güven

Askerden geldim 10 bin yıl öncesine döndüm (gülüyor). Yani Taş Devri’nde epey bir uyum sorunu yaşadım. Kariyerimin en zor setlerinden birindeyim. Her sabah altı da kalkıyoruz, çok zor şartlar altında çalışıyoruz. Setten geldikten sonra direk uykuya dalıyorum.

Zafer Alagöz

Cem’in bizi toplayıp filmin nasıl olacağını anlattığı günü unutamıyorum. Tam iki saat boyunca filmi baştan sona anlattı. Cem yaptığı adeta işi yaşıyor. Filmin öyküsü dinlerken bile gülme krizine girdik. Cem tartışmasız komedinin bir numarası. Onunla çalışmak büyük zevkti.

Özkan Uğur

Bayağı zor şartlarda çalışıyoruz. Kolay değil Taş Devri’nde film çeviriyoruz. “G.O.R.A”da çok iyi yapmıştı ama o filmin yaşadığı kazaları şu anki mükemmel şartlarla karşılaştırdığımda “A.R.O.G”un etkileyici bir film olacağını düşünüyor.

Hasan Kaçan

“A.R.O.G”la maceram sorunlu başladı. İlk gün tam 4 saat makyaj yapıldı ve ilk sahnede motor dendikten tam 30 saniye sonra suya düştüm. 4 saat makyaj yap, 30 saniyede suya düş var mı böyle bir şey? Kadraja girmemek için sudan hemen çıkmadım beni balık adamlar kurtardı.

Niran Ünsal pavyon kadını oluyor

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Muğla’nın Bodrum ilçesinde Fatih Ürek’in işletmeciliğini yaptığı eğlence merkezinde sahne alan şarkıcı Niran Ünsal, bir sinema filminde oynayacağını söyledi.

dövmesi dikkat çeken Ünsal, seslendirdiği eserlerle kendisini dinlemeye gelenleri coşturdu. Sahne performansıyla göz dolduran Niran Ünsal, bir şarkı arasında dinleyenlerine sürpriz bir açıklamada bulundu. Küçük bir rol dahi olsa iyi bir sinema filminde oynamak istediğini dile getiren sanatçı Nurgül Yeşilçay’ın rol aldığı bir filmde oynayacağını söyledi. Niran Ünsal, “Hakikaten Allah gönlüme göre verdi. Cem Özer’in ve Fono filmin yapımcılığını üstlendiği uzun
metraj ‘Vicdan’ isimli bir sinema filminde, bir pavyon kadınını canlandırıyorum. Küçücük bir rol de olsa benim için önemli. Benim için gurur kaynağı. Böyle bir şey bana ömür boyu yeter” dedi.
Sinema filminde rol alacağından dolayı mutlu olduğunu ifade eden sanatçı, konuşmasının ardından davul çalarak dinleyenlerini coşturmaya devam etti. Niran Ünsal’a seslendirdiği şarkılarda dinleyenler de eşlik etti. Yerinde duramayan bazı konuklar oynayarak eğlencenin tadını çıkardı.

EN İDDİALI BOND FİLMİ

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

enç İngiliz yıldız Gemma Arterton, yeni James Bond filmi Quantum of Solace’in cesur sahneleriyle adından çok söz ettirecek gibi görünüyor.

Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi’ni kısa bir süre önce bitiren 22 yaşındaki Arterton, çekimleri süren filmde 007 Bond’u canlandıran Daniel Craig ile birlikte kamera karşısına geçti ve etkileyici bir performans sergiledi..

Bir kaynak ustası ile bir temizlikçinin kızı olan Arterton, filmde İngiliz Gizli Servisi MI6′nın gözüpek ajanlarından birini canlandırıyor. .

Arterton’ın saç modeli ve giysileri f1960 tarihli bir başka Bond filmi olan On Her Majesty’s Secret Service’de Diana Rigg’in canlandırdığı karaktere benzetildi. .

Daniel Craig ve Gemma Arterton’ın yanısıra Olga Kurylenko’nun da rol aldığı Quantum of Solace İngiltere ve ABD’de 31 Ekim’de gösterime girecek

Oyunculuk dizilerde yapılacak iş değil

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Murat Han “Televizyon dizilerinde oyunculuk kaabiliyetini göstermenin mümkün olmadığını” söylüyor.

Star TV’nin “Vazgeç Gönlüm” dizisinin başrol oyuncusu Murat Han, oyunculuğa ayrı bir önem veriyor. Televizyon dizilerinde oyunculuk kaabiliyetini göstermenin mümkün olmadığını söyleyen genç sanatçı, imkanlar uygun olsa sadece sinema filmi yapmayı tercih edeceğini söylüyor.
Altın Portakal’lı “Mutluluk” filmindeki performansıyla tüm dikkatleri üzerine çeken genç oyuncu Murat Han, oyunculuğunu yeterince iyi gösteremediğinden şikayetçi. TV8′deki “Kayıt Dışı” programına konuk olan Murat Han, “Televizyonda kimse ‘ben oyunculuğumu çok iyi gösteriyorum’ diyemez. Güzel bir iş çıkabilir ama televizyon dizileri oyunculuk açısından performansını en iyi şekilde gösterebileceğin bir yer değildir. Zaman açısından imkansız. Çünkü 110-120 dakikalık bir bölümü bir haftada çekiyorsun. Sinema filminde 110 dakikalık bir filmi, günde 3-4 sahne olarak sekiz haftada çekiyorsun. Bir de senaryo başı, sonu, ortası her yeri belli. Bir şey yaratabiliyorsun. Karakterin devamlılığını tutturabiliyorsun” diye konuştu.Televizyonu yadırgamadığını ve çok büyük bir kitleye ulaşmasının önemli olduğunu vurgulayan Murat Han, imkanlar uygun olsa sadece sinema filmi yapmayı tercih edeceğini vurguladı. Murat Han, “Türkiye’de sinema filminden çok fazla para kazanamıyorsun. Yılda 2-3 tane film yapayım desen bu kez çok fazla olur. Bence yılda tek film yeter. Bu kez yaşayamazsın, para kazanmaya ihtiyacın var. Maalesef bunu tiyatro da sağlamıyor. O yüzden televizyon dizileri yapılıyor. Sırf para için değil, bence televizyonda önemli” şeklinde konuştu.

Hollywood kostümleri Antares’te

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Baba, Döğüş Klübü, Matrix, Testere, Rocky gibi Hoollywood’un unutulmaz filmlerinde rol alan oyuncuların giydiği kostümler ile bu filmlerde kullanılan çeşitli materyaller Antares Alışveriş ve Yaşam Merkez’inde açılan “Hollywood Sergisi”nde sinema tutkunlarının beğenisine sunuldu.

13 Temmuz tarihine kadar sürecek sergide, “Döğüş Klübü” filminin başrol oyuncusu Brad Pitt’in giydiği bordo, mavi ve gri renkteki üç pantolon ile kürk de yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde dünyanın önde gelen sineme dergilerinden “Empire”, tüm zamanların en iyi giyinen film karakteri olarak Pitt’in Döğüş Klübünde giydiği kostümleri seçmişti.

Sergide, “Baba” filminde Marlon Brando’nun giydiği kahverengi palto ve yine aynı renkteki fötr şapkanın yanı sıra “Rocky” filminde Sylvester Stallone’nin giydiği gri eşofman takım, “Forrest Gump” filminde Tom Hanks’in çocukluğunu canlandıran küçük oyuncunun giydiği protez ayakkabılar, “John Malkovich Olmak” filminde kullanılan iki ayrı maske, “Matrix” filminde Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo karakterinin giydiği siyah mont ve ucu dikenli mızrak da sergide dikkat çeken malzemeler arasında yer alıyor.

Sergide ayrıca ünlü “Testere” filminde Jigsaw’ın giydiği kanlı tişört ile şort yer alan parçalar arasında. Yine Testere filminde kullanılan iki ayrı testereyi de sergide görmek mümkün.

Son zamanlarda dünya kamuoyunda skandallarıyla kendinden söz ettiren Amerikalı şarkıcı Britney Spears’ın “Austin Powers in Gold Member” filminde giydiği siyah deri büstiyerin yanı sıra, Pink Floyd’un “Duvar” filminde kullanılan iki ayrı maske, “Amerikan Pastası” filminde Jim karakterinin bir partide giydiği kahverengi kanvans pantolon, gri tişört ve mavi desenli kısa kollu gömlek de serginin orijinal parçaları arasında yer bulunuyor.

Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü son sınıf öğrencisi ve serginin sahibi Özgür Çift, Hoollywood filmleri ile ilgili materyal toplamaya çocukken başladığını anlattı.

Ankara’daki sergide çeşitli filmlerde kullanılan toplam 67 kostüm ve aksesuarı sergilendiğini belirten Çift, halen elinde yaklaşık 650 kostüm ve aksesuar bulunduğunu kaydetti.

Hollywood’un Grev Sözcüsü Clooney

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Ünlü oyuncu George Clooney, grevin eşiğindeki Hollywood yıldızlarıyla yapımcı şirketler arasında arabuluculuk yapacak.

Hollywood’da telif hakları, ödenmeyen ücretler gibi sorunlar nedeniyle başlatılması planlanan grev, çok sayıda ünlü ismi birbirine düşürdü. Birçok birinci sınıf oyuncunun greve katılıp katılmama konusunda birbirleriyle atışması üzerine Hollywood’un ünlü oyuncusu olan George Clooney, aktörler ve film yapım şirketleri arasında barış elçiliğine soyundu.

Olayın ciddiyetinde olduğunu belirten aktör George Clooney, anlaşma sağlanmazsa, bunun düzinelerce dev filmin yapım programlarını geriye götürüp, sevilen TV programlarını tekrarlara ya da iptale sürükleyebileceğini belirtti. Clooney, bunun aynı zamanda ulusal krizle boğuşan Kaliforniya ekonomisini de vurabileceği uyarısında bulundu

A.R.O.G ne zaman vizyona girecek?

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Cem Yılmaz’ın merakla beklenen yeni filmi A.R.O.G. 5 Aralık 2008′te vizyona giriyor.

Bakalım gişe yarışında Recep İvedik’in 4.261.589 kişilik rekorunu kırabilecek mi? Yine gişenin iddialı filmlerinden Hababam Sınıfı’nın yeni filmi 16 Ocak 2009′da vizyonda olacak.

Teklifleri Neden Reddetti?

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Bir kanaldaki programı sezonu kapatan Berna Laçin, bir yıla yakın süredir ne dizi ne de tiyatro yapıyor. Laçin gelen teklifleri neden reddettiğini açıkladı.

Bir kanaldaki programı sezonu kapatan Berna Laçin bir yıla yakın süredir ne dizi ne de tiyatro yapıyor.Laçin, pek çok dizi ve film teklifi aldığını ancak öncelikle kızı Ada’yla Bodrum’da tatil yapmak istediğini belirterek şunları söyledi: “Biraz soluk almak istiyorum, bir çok sit-com teklifi geliyor ve inceliyorum. Aslında tiyatro yapmayı düşünmüyorum. Cihan Ünal ile oynadığımız ‘Dönme Dolap’ta beş ayrı karakterdeydim. İnanılmaz bir enerji harcıyordum. Durmadan yemek yiyor, vitaminler alıyordum. Buna rağmen oyun nedeniyle kilo veriyordum.”

SIRADAN FİLMDE ROL ALMAM

Berna Laçin, kendisine, neden uzun zamandır sinema filminde oynamadığını sorduğumuzda ise şu cevabı verdi: “Sıradan filmlerde oynamak istemiyorum. Sinemada yönetmene teslim olmak zorundasın. yönetmeni, senaryosu iyi olan, beni doyuracak bir filmde para almadan da oynayabilirim. Nuri Bilge Ceylan’la, Zeki Demirkubuz’la çalışmak isterim.”

Recep İvedik’i kıskanıyorlar

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Şahan gişe rekorları kıran filmine dil uzatanlara cevap verdi.

Komedyen Şahan Gökbakar, ‘İvedik’ eleştirilerine, ‘Filmi eleştirenler kıskanıyor. Bu gişeden de belli’ diye yanıt verdi.

* Recep İvedik karakterine hayat veren komedyen Şahan Gökbakar’ın eleştireler canına tak etti. Bu kadar fazla eleştirinin başarısızlıktan değil, başarıdan kaynaklandığının altını çizen ünlü komedyen, ‘Kim neyin değersizliğinden dem vuruyor anlamadım’ dedi.

* Aslında dedikodulara takılmadığını anlatan Gökbakar, ‘Herkes yaptığı işte başarılı olmak ister. Bu ticari anlamda da böyledir. Tabii ki her işte olduğu gibi bizim filmimizde de en önemli amaç gişeydi. Film gişe rekorları kırdı, bunu çekemeyenler var’ diye konuştu.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.