ATV DEN YENİ DİZİ “DOLUNAY”

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Atv’de yaz ekranının sürprizlerinden biri de ‘Dolunay’ adlı dizi olacak. Başrollerini ünlü balet Tan Sağtürk ile genç oyuncu Yeşim Büber paylaşacak !

BALET TAN SAĞTÜRK İLE BAŞARILI OYUNCU YEŞİM BÜBER’İN BAŞROLLERİNİ PAYLAŞTIĞI ‘DOLUNAY’, 12 HAZİRAN TARİHİNDE İZLEYİCİ İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR…

atv’de yaz ekranının sürprizlerinden biri de ‘Dolunay’ adlı dizi olacak. Başrollerini ünlü balet Tan Sağtürk ile genç oyuncu Yeşim Büber’in paylaşacağı ‘Dolunay’, güzel bir aşk hikayesinin yanı sıra toplumun kanayan yarası sokak çocuklarının sorunlarını da ekrana taşıyacak. Tara Film - AFS Film ortak yapımı olan ‘Dolunay’, hikayesiyle olduğu kadar güçlü oyuncu kadrosuyla da oldukca iddialı. Çekimleri önceki gün başlayan dizide Sağtürk ve Büber’in yanı sıra, Rasim Öztekin, Serra Yılmaz, Hande Katipoğlu, Köksal Engür ve Nail Kırmızıgül rol alacak. ‘Dolunay’da yer alacak olan ve hayatlarına tanık olacağımız sokak çocuklarının önemi ise çok büyük. Yönetmenliğini Hakan Mumcuoğlu’nun yapacağı dizide Tan Sağtürk ve Rasim Öztekin yepyeni bir yüzle karşınıza çıkacak.

dolunay1.jpgSÖZ KONUSU ÇOCUK OLUNCA
Daha önce başrollerini Şener Şen ve Türkan Şoray’ın paylaştığı ‘İkinci Bahar’da da oynayan Sağtürk, şimdi de ‘Dolunay’ ile izleyicini karşısına çıkıyor. Dizide Ahmet ve Özgür isimli iki karakteri canlandıracak olan Sağtürk, ‘Dolunay’dan önce birçok dizi teklifi aldığını ancak gelen senaryoların hiçbirini kabul etmediğini söylüyor: “İkinci Bahar’dan bu yana Güneydoğu’da okul kurmak için çok yoğun bir çalışma içerisindeydik. O arada teklifler geldi ama kabul etmedim. Ve içinde olmak istediğim bir senaryoya rastlamadım. Bu dizinin senaryosunun beni ilk vurduğu yer, çocukları ele alan bir sosyal sorumluluk projesi olmasıydı.” Sokak çocuklarının Türkiye’nin kanayan yaralarından biri olduğunu ifade eden Sağtürk, “Sokak çocukları, üzerinde çok konuşulan ama hiçbir şey yapılmayan bir sorun. Biz bu diziyle bu sorunu artık evlerin içine taşımak ve insanların bu konuya daha duyarlı yaklaşmasını sağlamak istiyoruz” diye konuşuyor.

amag.jpg’ARADIĞIMI BULDUM’
Dizide sokak çocuklarına yuva kurmak için çalışan Şükriye karakteriyle karşımıza çıkacak olan Yeşim Büber ise yaklaşık bir yıldır hiçbir dizi teklifini kabul etmediğini, ancak sosyal yönünün ağır basmasından dolayı bu projede yer almayı kabul ettiğini söylüyor. Dolunay’ın ‘hayata dair’ bir dizi olduğunu söyleyen Büber, “Hayatın içinden konular anlatılıyor. Sokak
çocukları, aşk, aile ilişkileri ve her şey var. Samimi ve içten bir proje bekliyordum. Bu projede aradıklarımı buldum” diyor. Sanat yaşamında 25′inci yılını geride bırakan ve son dönemlerin en çok konuşulan oyuncularından biri olan Rasim Öztekin, bu projede Şükriye’nin ağabeyi Şükrü karakteriyle karşımıza çıkıyor. Diziyle sadece sokak çocuklarının hayatlarına dikkat çekmeyi hedeflemediklerini söyleyen Öztekin ise, asıl amaçlarının sokak çocuklarının sorunlarına çözüm üretmek olduğunu vurguluyor. Öztekin dizide oynamayı kabul etmesinin en büyük nedenini şu sözlerle anlatıyor: “Dolunay dizisi gelen tekliflerin içinde benim en beğendiğim ve benim en çok hoşuma giden dizi oldu. Bunun nedeni biraz sosyal yanının ağır basması. Sokak çocukları ile ilgili bir proje olması.”

Anlamlı bir aşk hikayesi

Dizide Yeşim Büber’in canlandırdığı Şükriye’nin hayatı bir sabah değişir. İşten atıldığı gün, hep burun kıvırdığı, görmezden geldiği ’sokak çocukları’ ile tanışır. Ançak bu tanışma pek hoş olmaz. Kapkaç kurbanı olur Şükriye. Önce bağırır çağırır, reddeder sonra bağrına basar bu çocukları. Onlara bir yuva kurmak, onların ailesi olmak ister. Şükriye için zorlu bir süreç başlar. Ne sponsor bulmak kolaydır, ne de ağabeyi Şükrü’nün taarruzlarından kurtulmak… Ama aşk çıkar karşısına. Ahmet yetişir imdadına… Aslında hayat onları hep buluşturur ama onlar birbirlerini fark etmez. Ahmet ve Şükriye birbirlerini bulur ama talih onlarla oyun oynar. Ahmet kıskanç sevgili yüzünden Şükriye ile gerçek bir tanışma yaşayamaz bir türlü. Çareyi kimliğini saklayarak, değiştirerek, Şükriye’nin çocuklar için kurduğu vakıfta çalışmakta bulur. Şükriye ise hem ona destek olduğunu bildiği ve elektronik posta ile mektuplaştığı Ahmet Bey’den hoşlanır, hem de yanında çalışan Özgür’den… Ahmet’in de gerçeği birbirine karışır. Bir yanda zengin ve gösterişli hayatı, bir yanda ise sokak çocukları için bir dünya yaratmaya çalışan sıradan hayatlar… Ama söylediği yalan onu dönülmez bir yola sokar. Artık gerçeği açıklamak ona Şükriye’yi kaybettirebilir.

Yeşim Büber’e kapkaç şoku

Dolunay’ın Nişantaşı’nda yapılan çekimlerinde Yeşim Büber’in canlandırdığı Şükriye’nin çantası rol icabı kapkaççılar tarafından çalındı. Hareketli sahnelerin yaşandığı çekimlerde çok heyecanlı dakikalar yaşandı. Rol icabı kapkaça maruz kalan Büber, çekimler sırasında korkmadığını ama endişelendiğini söylüyor: “Artık kapkaç olaylarına çok sık rastlıyoruz. O kadar sık olmaya başladı ki, insanlar artık alışmaya başladı. Gerçekten çok sevimsiz bir olay. Çantanın çalınması ya da kaybolması çok büyük bir şey değil. Ama genel olarak toplumun bu gidişatı beni çok endişelendiriyor.”

Beyaz’ın Hacivat hali

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

‘Hacivat Karagöz Niçün Katledildü?’ filminin çekimleri Bursa’nın Orhaneli ilçesinde Ezel Akay yönetiminde hummalı bir şekilde devam etmekte. Haftalardır çadır kentte konaklayan oyuncular, ortama ve rollerine iyice adapte olmuşlar. İşte karşınızda Hacivat olarak izleyeceğimiz Beyazıt Öztürk, Karagöz olarak izleyeceğimiz Haluk Bilginer ve filmin diğer oyuncuları.

- Gördüğüm kadarıyla burada tam bir kamp hayatı yaşıyorsunuz. Gelen televizyonlar bile bir kenara atılmış görünüyor.

Beyazıt Öztürk: Milli maç hariç düğmesine dokunmuyoruz bile diyebilirim.

- Nasıl geçiyor peki günler?

B.Ö: Bir kere çok rahat uyuyorum. Uykumu kaçıran her şeyi unutmuş, sıfırlamış gibiyim. Her gün ata biniyorum. Yakındaki köylere bile gitmeye başladık.

- İstanbul’dan uzakta kalmış olmak hayatını değiştirdi diyebilir miyiz?

B.Ö: Rahmetli babamın memleketi Artvin’e gittiğimde de benzer bir süreçten geçmiştim. Ne kadar değiştiğimi orada anladım. Ben böyle yaşamamalıyım, demiştim o zaman. O günden beri gece çok dışarı çıkmıyorum. Soruna dönecek olursam, burası da o anlamda çok iyi oldu, doğal ortam ilaç gibi geldi. Baktım ki oturup, uzun uzun sohbet etmeyi özlemişim.

- Daha önce reddettiğin projeler var. Hacivat’a ‘evet’ demende en önemli etken ne oldu?

B.Ö: İşi matematiğe dökersek, ‘evet’in yüzde 50 sebebi Ezel’dir. 35-40 Haluk Abi, 10-15 de senaryo diyebilirim.

- Ünlülerin olduğu filmlerde oynamam, demişsin.

B.Ö: Ben asla böyle bir şey söylemedim. Bu da hakkımda çıkan yüzlerce yalan yanlış haberden bir tanesi.

- Peki daha önce gelen teklifleri geri çevirmenin nedeni neydi?

B.Ö: Kendimi içinde gördüğüm bir proje gelmedi bugüne kadar. Rolün altından kalkamayacağımı düşünüp, filmlerini mahvetmeyeyim diye girmediğim bir sürü proje oldu. Bir türlü cesaret edemedim.

- Hacivat Karagöz Niçün Katledildü? seni korkutmadı mı peki?

B.Ö: Ezel Akay’ın ilk filmi Neredesin Firuze’den çok etkilemiştim. Bu işin içinde de Ezel’in olması rahatlattı beni. Diğer yanda bir de Haluk Bilginer faktörü var. Karşımda Haluk Bilginer olunca ister istemez oynuyorum.

- Televizyonda farklı tiplemeler yapıyor olman, bu filmdeki işini kolaylaştırıyor mu sence?

B.Ö: Televizyondaki tiplemeleri, yapabildiğim, onların altından kalkabildiğim için yapıyorum. Oysa burada durum farklı. Canlandırmam istenen bir karakter var ve ben onu oynamak zorundayım.

- Hacivat’ı oynuyor olmak nasıl bir duygu?

B.Ö: Ayrıcalıklı. Üstelik bundan sonrakiler hep bizleri referans alacak, yükümüz ağır yani.

- Beyaz ve Hacivat’ın kesiştikleri noktalar neler?

B.Ö: Ben Türkiye’de televizyonda mizahla uğraşan 6-7 kişiden birisiyim. 200’e yakın stand-up yaptım. Sokakta başıma gelenleri, hep güldürmek zorunda olmanın ne anlama geldiğini, kalabalık önünde nasıl davranılacağını, en arkadaki insanla bile göz teması yapmanın ne kadar önemli olduğunu iyi biliyorum. Hacivat da bir yerde o dönemin stand-up’çısı. Onu anlamam, özdeşleşmem bu anlamda hiç zor olmadı.

- Karagöz mü, Hacivat mı desem?

B.Ö: Herkes gibi ben de Karagöz’ü daha çok seviyorum. Mizahı yapan Karagöz’dür. Hacivat daha entelektüel, daha çapkın, daha bilmiş bir tip. O, A-B’ye oynuyorsa, Karagöz de C-D’ye oynar.

- Yüzüne ağır makyaj yapılıyor, saçlarına ise ek takılıyor her gün. Gözünde sürme, vücudunda dövmeler, kulağında küpe, ellerinde ise yüzükler var. Film bitip, normal hayata döndüğünde nasıl hissedeceksin kendini?

B.Ö: Çıplak herhalde. Her gün bu ihtişamı yaşadıktan sonra iyice havaya girdim. Hacivat gibi dolanıyorum ortalarda. Bu iş bitince hiçbir şey yapamayacakmış gibi geliyor bazen.

- Sinemaya devam edecek misin?

B.Ö: Entelektüel camia beni çok tutmaz. Genelde halk işi işler yaparım çünkü. Sinemada beni kabullenmeleri, iyi iş yapmış demeleri, zor gibi geliyor bana. En büyük dezavantajım popüler olmam. Halk beğenebilir, inşallah da beğenirler, ama eleştiriler ne yönde olur bilemem tabii. Olumlu eleştiriler alır ve iyi bir iş çıkardığıma inanırsam sadece komedide değil, dramlarda, romantik filmlerde de rol almak isterim.

- Çoğumuzun Karagöz ile ilgili bilgileri gölge oyununda gördüklerimizle sınırlı. Sizin Karagöz’ünüz nasıl, anlatır mısınız bize?

Haluk Bilginer: Karagöz 40’lı yaşlarında bir çocuk. Anasıyla doğduğundan beri göçüyor. O çakmış, bu çırpmış, hayatı yollarda geçmiş. Şehir kurnazlığı yok. Şehirlinin üçkağıdı ile karşılaşınca kırılıyor, kızıyor. Ama böyle bir olay sonrasında Hacivat’la kan kardeş oluyorlar. Maskeleri yok, ne hissediyorsa onu söylüyor. Bu özü sözü bir adam şehirdekilere ilginç geliyor.

- Uzun bir süre Hacivat için hazırlandınız, ancak Ata Demirer projeden ayrılınca Karagöz’ü oynamak istediniz. Pişman mısınız?

H.B: Hayır, aksine bence çok yerinde bir karar oldu. Kendi dışımda bir şey yapma imkanı doğdu böylece. Hacivat oynarsam, Firuze’deki Hayri’ye benzeme tehlikesi vardı. Kızamadığınız sevimli bir üçkağıtçı. Ters bir şey yapmak, benim için de bir meydan okumaydı açıkçası.

- Karagöz ve Hacıvat’ı film boyunca gölge oyunundan alışık olduğumuz kıyafetlerle göremeyeceğiz. O cafcaflı kostümlerini filmin sonlarına doğru giyiyorlar.

H.B: Normal kıyafetleri son derece sade. Karagöz gösteri kıyafetlerini giyince rahatsız oluyor zaten. Şalvarlı bir adama simokin giydirmek gibi bir şey bu.

- Çekimler başlamadan önce senaryodaki en komik sahne hangisi diye soruldu, ama şu anda çekimleri neredeyse yarıladınız. Aynı soruya şimdi nasıl cevap verirsiniz?

H.B: Çekimler devam ettikçe olaylar giderek acıklı, dokunaklı bir hal almaya başladı. Hani her cenazede bir gülen, her düğünde bir ağlayan vardır ya, bu öyle bir film olacak. Bazı şeylere hüzünlenirken, aynı zamanda kahkahalarla güleceğiz.

- Karagöz ve Hacivat’ı hep kavga ederken hatırlıyoruz. Beyaz’ı film boyunca rahat bırakmayacaksınız herhalde?

H.B: Vurdu kırdı, slap stick dediğimiz şey tabii ki bolca var filmde. Sinema perdesine gölge oyununda olamayanları yansıtmak da mümkün üstelik. Karagöz elinde topuzla kovalıyor Hacivat’ı. Zamanında o topuzla onlarca adam öldüren Karagöz, annesi kaybolduğunda ağlayabiliyor da. O kadar çocuk bir yanı var.

- Sonunda öldürülmeleri çok acıklı.

H.B: Bu bir sürpriz değil. Biz zaten biliyoruz, seyirci de bunu bilerek gidiyor. Efsanede cami inşaatını geciktirdikleri için öldükleri söylenir. Burada durum biraz daha farklı. Cami inşaatı bahane, asıl birilerinin ayağına bastıkları için öldürülüyorlar.

- Filmde farklı bir dil konuşuyorsunuz. Anlaşılmama gibi bir durum söz konusu olur mu sizce?

H.B: Kesinlikle hayır. Fazla değişiklik yapmadık ama ortaya farklı ve sevimli bir dil çıktı. Bu da bizim 21. yüzyıldan uzaklaşıp, eskiye yaklaşmamıza olanak sağladı.

- Bu durum doğaçlama yapmanızı engelliyor olabilir mi?

H.B: Biz bu dile o kadar alıştık ki, kendi aramızda bile böyle konuşuyoruz artık. Beyaz karşım geçip, ‘Karagöz ne yapıyorsun?’ dese hiçbir şey gelmez aklıma. Ama ‘Karagözüm napirsen?’ deyince alıp başımı gidiyorum.

- Beyazıt, sizin bu filmde olmanızın onu çok rahatlattığını söylüyor. Siz nasıl buluyorsunuz kendisini?

H.B: Daha iyi bir seçim olamazdı diye düşünüyorum. Beyaz oturdu bu role. Ve gerçekten iyi bir performans çıkarıyor.

Arzu Yanardağ’dan yeni film

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

“Dün Gece Bir rüya Gördüm” adlı sinema filmi için kamera karşısına geçmeye hazırlanan Arzu Yanardağ, bu kez ilginç bir karakterle seyirci karşısına çıkacak…

Emre Kınay, Pelin Batu ve Fikret Hakan’la birlikte ‘Dün Gecce Bir Rüya Gördüm’ adlı sinema
filmi için kamera karşısına geçmeye hazırlanan Arzu Yanardağ, bu kez ilginç bir karakterle seyirci karşısına çıkacak. Uç bir karakteri canlandırdığını söyleyen Yanardağ, “Babasının tecavüzüne uğramış ve uyuşturucu bağımlısı olmuş bir genç kızı oynayacağım. Bu rol şimdiden beni heyecanlandırmaya başladı” diyor.

Yeni rolünün bir yandan mutluluk verdiğini ama canlandırdığı karakterin bir tedirginlik yarattığını da söyleyen Yanardağ, “Benim de, ne yazık ki aynı koşullarda olan tanıdıklarım var. Onlarla biraz daha zaman geçirerek bir ön hazırlık yapacağım. Ancak bu rolün benim kariyerimde önemli bir yeri olduğu kesin” diye konuştu.

İlk Göz Ağrısı

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Cem Davran ile Ebru Akel’in başrolünü paylaştığı İLK GÖZ AĞRISI;

Küçücük bir mahallede kocaman bir yürek: Zarife…
Ve onun ilk göz ağrısı, sevdiği tek kişi Aşkın’ın öyküsü.

14 Ekim Cuma Saat 21.45′de 5. bölümüyle atv’de

atv’nin yeni sezona damgasını vuran yepyeni dizilerinden biri olan
“İLK GÖZ AĞRISI” 5. bölümüyle sürüyor.

Yapımını Most Production’ın, yapımcılığını Gül Oğuz’un üstlendiği , başrollerini Cem Davran ile Ebru Akel’in paylaştığı “İLK GÖZ AĞRISI” sımsıcak bir mahalle dizisi. Senaryolarını Ayhan Sonyürek, Cüneyt Bolak ve Pınar Ordu’nun yazdığı dizinin yönetmeni Faruk Teber. Dizinin şimdiden dillere yerleşen jenerik şarkısı ve müzikleri ise ünlü sanatçı Nilüfer’in imzasını taşıyor. Genel Koordinatörlüğünü Nezihe Dikilitaş’ın yaptığı “İLK GÖZ AĞRISI”nda diğer rolleri Fırat Doğruloğlu, Salih Kalyon, Emin Gümüşkaya, Mine Soley, Somer Kavran, Serap Üstün, İstemihan Tura , Toprak Sağlam, Alican Yılmaz, Onur Kılıç, Candan Sabuncu ve Çiğdem Aktar paylaşıyor.

Herkesin bir “ilk göz ağrısı” vardır…

Ufacık hadiselerde fırtınaların koptuğu; heyecanlı, deli dolu, samimi insanların yaşadığı küçük bir mahalle… Bu küçücük mahallede kocaman bir yürek: Zarife… Ve onun ilk göz ağrısı, kendini bildi bileli sevdiği tek kişi Aşkın… Mahallenin “efsane”si, yıldız topçusu, herkeslerin “bitanesi” Aşkın… Zarife bulutların üstündeyken, gözlerini kapatıp kendini Aşkın’a bırakmışken, dünyanın en mutlu kadınıyken Aşkın aniden kaybolur. Ne bir veda, ne bir haber… Zarife’nin içi çok acır ve Aşkın defterini kapatır. Aşkın defteriyle birlikte aşk defterini de… Kendini kardeşlerine adar. Onların hem anneleri, hem babaları olur. Kardeşlerinin dertleriyle ilgilenirken kendini unutur. Ama altılıdan kaldırdığı parayla dünyayı dolaşan, maceradan maceraya akan Aşkın onu unutmaz.

“İLK GÖZ AĞRISI”nın 5. bölüm özeti:

Aşkın, Zarife’yi bir kez daha bırakıp gidebilecek mi?

Aşkın’ın gidişi mahallede büyük üzüntü yaratır. Melahat Aşkın’ın gidişinden dolayı Zarife’yi suçlar. Zarife ise Aşkın’ın gerçekten gittiğine inanmaz.
Feridun hobi olarak fotoğraf çekip basmaya başlar. Kendine engel olamaz ve haber vermeden Zarife’nin fotoğraflarını da çeker.
Aşkın limandan kalkacak ilk gemiyle yurt dışına gitmeyi kafasına koyar. Kaptanı ikna etmek için gözünü karartır, hayatta hiç yapamayacağı bir şeyi yapar.
Fidan okula başladığı için çok mutludur. Ama Sabri Fidan’ın öğrenciliğinin pek de rahat geçmeyeceğinin sinyallerini verir.
Hayati Aşkın’ın izini bulur. Ancak Aşkın’ı yolundan döndürmek sanıldığı kadar kolay değildir.

AŞK OYUNU

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Ekranda romantizm rüzgarları estiren, ayrı dünyalara ait iki gencin hikayesini anlatan “AŞK OYUNU” yeni bölümleriyle atv’de sürüyor. Yapımcılığını Med Yapım’ın üstlendiği, yönetmenliğini Bülent İşbilen’in yaptığı, senaryosu Rüya İşçileri’ne ait dizinin başrollerini Kerem Cem ile Yasemin Ergene, Kuzey Vargın, Nazlı Tosunoğlu, Mehmet Akan, Gürgen Öz, Deniz Özerman, Serdar Yeğin ve Münire Apaydın ile paylaşıyor.

Zengin erkek, fakir kız…

Sarp Teksoy, magazin dergilerinden tanınan, her hafta başka bir kadınla fotoğrafı çıkan yakışıklı bir gençtir. Tabii maddi gücünü soyadına borçludur. Ancak babası Orhan Teksoy oğlunun dağınık hayatından hiç de memnun değildir. Annesi Tülay Teksoy’un gelin adayı kendi çevrelerinden Berna’dır. Sarp’a Berna ile söz kesmişler, ancak yine de onun hızını kesememişlerdir.

Ekin ise İstanbul’un kıyıda köşede kalmış mahallelerinden birinde yaşayan işçi emeklisi İsmet ve eşi Gülser’in iki çocuğundan biridir. Daha doğrusu iki çocuğundan hayırlı olanı. Abisi Kurtuluş, hiçbir işte dikiş tutturamamış, olmayacak hayallerin peşinden koşan ancak asla yılmayan ailenin başındaki beladır.

Ekin ailesinin maddi imkansızlıkları yüzünden erken yaşta çalışmaya başlamıştır. Bugüne kadar da gece gündüz demeden çalışmış bir fabrika kızıdır. Sarp ve Ekin tuhaf bir şekilde tanışırlar ve olaylar gelişmeye başlar.

Dizinin 9 Kasım Çarşamba akşamı yayınlanacak 18. bölüm özeti kısaca şöyle:

Sarp herşeye rağmen sevdasının peşinde!

Sarp tüm zorluklara rağmen pes etmemiş ve geri adım atmamıştır. Onu artık çok daha zor bir hayat beklemektedir. Rahat ve sorunsuz hayatı artık onun için çok uzakta kalmıştır. O yeni hayatına; hayta eniştesi Kurti’nin, ev arkadaşı olarak devam edecektir.
Ne Kurti’nin patavatsızlıkları, ne ev sahibi Hacı annenin kaprisleri, ne de beş kuruşsuz yeni hayatı Sarp’ı, Ekin’in kendisinden yavaş yavaş uzaklaşması kadar üzmez. Ama Sarp yenilgiyi kabul etmeyecek. Ekin’in tüm ters davranışlarına, tüm görmezden gelmelerine rağmen, o sevdasının peşini bırakmayacak. Hem de her şeyi göze alarak, hem de hiçbir şeyden gocunmayarak…
Orhan Sarp’dan ümidi keser, her zaman olduğu gibi yine yumruğunu masaya vurur, ve gözünden sakındığı oğlu Sarp’ı, defterinden siler.
Sarp’ın mahalleye taşınmasını İsmet öğrenirse ne olacak, bunu kara kara düşünmek yine Gülser’e düşer. Ama herkesin bildiği bu gerçeği, İsmet’in öğrenmesi çok uzun sürmez…
Serkan can dostu Sarp’ı varoşlarda da yalnız bırakmaz. Elinden gelen yardımı yapar. Ama o Sarp’ın mutluluğu için uğraşırken, kendisini kötü bir sürpriz beklemektedir.Ekin içi kan ağlasa da, babasına verdiği sözden dönmez. Aşkını yüreğine gömer, hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalışır. Ama Sarp her an karşısına çıkmaktadır. Nuh deyip peygamber demeyen Ekin, acaba daha ne kadar direnebilecek?..

Yabancı Damat

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yönetmen :Yağmur-Durul Taylan
Oyuncular :Erdal Özyağcılar, Sumru Yavrucuk, Nehir Erdoğan, Özgür Çevik, Natalia Doussopoulos, İlker Aksum, Mübeccel Vardar, Binnur Kaya, Arif Erkin Güzelbeyoğlu, Engin Akyürek, Şinasi Yurtseven, Zeki Alasya

Türk kızı Nazlı ile Yunanlı genç Niko’nun zorlu aşk hikayesini ele alan, Türk ve Yunan müzikleriyle süslenen dizinin Yunanistan ve Simi’deki çekimlerine Yunanistan Basın Bakanlığı ve Yunan polisi büyük destek verdi. Simi’de Yunan yetkililerden gereken tüm yardımları gören ekibe, özellikle polis sorgusu sahnelerinde sağlanan polis desteği, büyük kolaylık sağladı. Polis eskortu eşliğinde gidilen mekanlarda ağırlanan ekip, normalde bir hafta sürebilecek çekimleri bu sayede üç gün içinde tamamlamayı başardı.

Bodrum, Antep, Simi, Atina ve İstanbul’da geçen dizinin konusu ise şöyle: Antep’te yaşayan babası Kahraman (Erdal Özyağcılar) tarafından ortağı Ökkeş’in (Zeki Alasya) oğlu Kadir’le (Engin Akyürek) evlendirilmek istenen Nazlı (Nehir Erdoğan), bu evlilikten kaçarak Bodrum’a gidip bir otelde garsonluğa başlar. Orada tanıştığı Yunanlı Niko (Özgür Çevik) ile arasında ümitsiz bir aşk başlar. Bir tarafta Yunanlıları sevmeyen ailesi, aşireti ve sözlüsü Kadir’den kaçan Nazlı, diğer tarafta Niko’nun ses yıldızı sevgilisi Anna (Nataila Doussopoulos) ve Türklerden nefret eden Niko’nun ailesi vardır.

Avrupa Yakası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yönetmen :Hakan Algül
Oyuncular :Gazanfer Özcan,Hümeyra,Gülse Birsel,Ata Demirer

Muhteşem kodrosu ve eğlenceli öyküleriyle ekranlarda kahkaha fırtınası estiren, çok sevilen, çok izlenen “AVRUPA YAKASI”, 6. bölümüyle sürüyor. Ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadını konu alan dizide bu kez şarkıcılık aşkı Volkan’ı sosyetik bir partiye sürüklüyor. Aslı ise Cem’in peşinden koşmaya devam ediyor.

Tatlı Hayat

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yönetmen : Bora Tekay
Oyuncular : Türkan Şoray,Haluk Bilginer

İhsan ve eşi Sevinç, İhsan’ın kuru temizleme işinden bolca para kazanmış sınıf atlamaya karar vermişlerdir. İhsan’ın hayatta yükselme çabaları dahilinde Gültepe’de bir gecekondan Etiler’deki yeni lüks evlerine taşınmışlardır.

Üst kat komşuları Türk- Rum çifti Feraye ile Yorgo, kızları Pelin yan komşuları kitapkurdu İrfan ve İhsan’ın annesi Cevriye Hanım ile alışık olmadıkları bu yeni “Tatlı Hayat” hem onları yeni ufuklara taşıyacak, hem de yepyeni sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır. Feraye ve Kaya’nın gündelikçisi olduğunu öğrenen İhsan, Sevinç için de bir hizmetçi tutmak istemektedir. Fakat Sevinç bu fikre şiddetle karşıdır.

Bir yandan ihsan Sevinç’i sosyetik hayata alıştırmaya çalışmakta, bir yandan da hiçbirşey yapmadan evde oturmak Sevinç’i rahatsız etmektedir. Bunun üzerine Sevinç bir işe girer, fakat çalışmaya başladığı dükkan, İhsan’ın rakibi olan Hasan Kuru Temizleme’dir.

Çemberimde Gül Oya

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yönetmen :Çağan Irmak
Oyuncular :Selda Alkor, Özge Özberk, Mehmet Ali Nuroğlu, Melisa Sözen, Işık Aras, Levent Yılmaz, Işıl Yücesoy, Kenan Bal, Şerif Sezer, Tuba Büyüküstün, Mahmut Gökgöz, Suzan Aksoy, Ali Kıyak, Fırat Berk Konya, Füsun Erbulak, Goncagül Sunar, Ümit Çırak, Eylül Deniz Çolak, Serhat Nalbantoğlu, Kartal Balaban, Bülent Alkış

Hayatında her şeyin kötüye gittiği bir dönem yaşayan genç gazeteci Feriha, 70′li yılların Türkiye’sini anlatmak gibi zorlu bir hikayenin peşine düşer. Bu onun her anlamda son şansıdır. Öyle ki, genç kız bu uğurda yıllardır küs olduğu annesiyle barışmayı bile göze alır.
Annesinin gençliğini anlatacaktır. Annesi Yurdanur Hanım’ın bize anlattığı hikaye her yönüyle farklı ve çarpıcı bir hikayedir. Gençliğinde burjuva bir ailenin tek kızı olarak yetişen Yurdanur devrimci bir gence aşık olmuştur. Bu aşk uğruna evini ve ailesini terk eden, alıştığı bütün kolay yaşamı aşkı uğruna reddeden Yurdanur’u zorlu bir mücadele beklemektedir çünkü. Hem aşkı Mehmet’i ailesine karşı savunacak hem de tüp kuyrukları, gaz kuyrukları ve terörün kol gezdiği bir dönemde hayatı öğrenmeye ve ayakları üstünde durmaya çalışacaktır. Öğrenci olayları sırasında tanışan ve aşkları başlayan bu iki genç evlenmeye karar verdiklerinde karşılarında ilk olarak otoriter baba Dinçer Bey’i bulacaklardır.
Dinçer Bey bu aşka şiddetle karşıdır. İki aileyi karşı karşıya getirecek ve kıyametler koparacak olaylar zinciri böylece başlar.

Yedi Numara

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yönetmen : Sadullah Celen
Oyuncular : Sebnem Sönmez,Engin Alkan

Üniversite ögrencisi kizlarla tasradan gelen delikanlilarin ayni evde yasamak zorunda kalmalari sonucu baslarina gelen komik olaylar isleniyor.


Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
eXTReMe Tracker