Bu Film Çok Tartışılacak

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Çarpıcı konusu, tecavüz ve masturbasyon sahneleriyle uzun süre konuşulacak “Münferit” adlı film çok tartışılacak.

Yıl 1999. Karabük’te Telekom çalışanları insanların telefonlarını dinliyor ve özellikle bazı kadınların sırlarını ele geçiriyorlar. Örneğin kadın evli ve bir sevgilisi var. Kaydettikleri bu bilgileri ileri sürerek ve elbette ‘kocana veya babana veririm’ diye tehdit ederek, yıllarca bu kadınlara tecavüz ediyorlar. Dersu Yavuz Altun da bu haberi senaryoya dökerek ‘Münferit’ isimli bir film çekiyor. Dün vizyona giren filmde; başrolleri ise İdil Fırat ve Ali Erkazan paylaşıyor. Erkazan, filmde Fırat’a tecavüz ediyor…

* Filmdeki kurum Telekom olarak geçmiyor değil mi?

DERSU YAVUZ ALTUN:
Hayır, yasal olmazdı. Bir telefon şirketi olarak geçiyor.

* ‘Münferit’ siyasetçilerin çok kullandığı bir kelimedir. Neden filmin ismi ‘Münferit’?
D.Y.A.: Münferit kelimesinin sözlük karşılığı, bireysel demek. Evet bizde bu kelimeyi daha çok güvenlikten sorumlu yetkililer kullanır. Ortada bir suç olduğunda kendilerini ‘Bu olay devletin genel bir politikasından değil, bir devlet görevlisinin kişisel hatasından kaynaklanan bir suçtur’ anlamında kullanırlar. Ama aslında devletin suçüstü yakalandığı yerde, ilk kullandığı sözcüktür. Biraz aklı başında olan bir insan bu sözcüğü duyduğu zaman aslında hiç de münferit olmayan, örgütlü güçlerin işin içinde olduğunu anlar. Bu anlamda münferit kelimesi bizim için ironik bir seçim…

* Derin devlet meseleleri de var sanırım filmde…
D.Y.A.: Olağanüstü bir durum yaşanıyor, bir sürü kadına tecavüz edilmiş, resmi bir durum var. Biliyorsunuz eskiden Telekom devletin kurumuydu ve orada bir dinleme ünitesinin varlığı bile yasa dışı… Dolayısıyla yetkililer geliyor ve ‘bu meseleyi büyümeden nasıl kapatırız?’ diyor. Olayın bir tanığı var, geçmişe dönerek anlatacak tecavüze uğrayan bir kadın. O kadını da İdil Hanım oynuyor.

* Ali Erkazan’ın canlandırdığı karakterle de cinsel zaaflar konu ediliyor değil mi?
Evet, onun oynadığı karakterin böyle bir sapması var. Cinsellik de toplumsal anlamda yüzleşmemiz gereken en önemli konulardan. Türkiye’de ne ailede ne de okullarda cinsellik eğitimi verilmiyor. Herkes el yordamıyla kafa göz yararak öğrenmeye çalışıyor. Çoğu zaman da sevgiden yoksun bir cinsellik algısı hakim.

TECAVÜZ SAHNESİ ACITTI

* Kısaca nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz filmde?
D.Y.A.: Biz aslında bir ailenin nasıl parçalandığını anlatırken, içinde bulunduğumuz bir dönemin fotoğrafını çekmek istedik. Hepimiz hayatımızı biraz başkalarına biraz da kendimize yalan söyleyerek sürdürmek zorundayız. Toplumda bir çürümüşlük var. Hepimizin korkuları var ve biz bu korkularımızla yüzleşelim istedim.

* Filmde bir de trafik kazası oluyor. Bir çift küçük bir çocuğa çarpıp ölümüne neden oluyor ve kaçıyor…
İDİL FIRAT: Evet ve o telefon dinleyen insanların bulunduğu kasabaya geliyorlar. Ama sırlarını saklamaları gerekiyor. Oynadığım karakter de sırlarının ortaya çıkmaması için tecavüze boyun eğiyor.

* Neler hissettiniz tecavüz sahneleri çekilirken?
İ.F.: Bir insanın bir insana yapabileceği en korkunç şeylerden biridir bu. Zaten normal bir insan olarak böyle bir olayın dünyanın her yerinde yaşandığını bilmek bana çok acı veriyor. Bir de oyuncu olarak bu durumu hissetmeye çalıştığınızda acınız katlanıyor. Ve ben çekimler sırasında bunları düşündüğüm için gerçekten acı çektim.

* Peki bu sahneler beyazperdeye nasıl yansıyacak? Çıplaklık ve şiddet içeren görüntüler mi ağırlıklı olacak?
D.Y.A.: Biz bu sahneleri filmin anlatmak istediği şeylere hizmet edecek şekilde çektik. Amacımız çıplaklığı göstermek değildi, orada kadının yaşadığı travmayı anlatmak istedik. Etkileyici ve çarpıcı çektiğimizi düşünüyorum. Ama bir sansasyon ya da bir skandal beklemesin izleyenler.

* Çoğu filmde bu tarz sahneler pazarlama amaçlı kullanılıyor…
D.Y.A.: Evet gişe açısından çok sömürülebilecek sahneler ama biz öyle istemedik. Mesela filmimizde ‘En Son Babalar Duyar’ dizisinde oynayan Ali Erkazan da başrol oynuyor ve kendisinin çok çarpıcı mastürbasyon sahneleri var, istesek o görüntüleri basına verirdik. Çıkacak başlığı bile tahmin edebiliyorum: ‘Baba’yı hiç böyle görmediniz!’ (gülüyor)

* Başka çarpıcı sahneler var mı?
D.Y.A.: Cinayet sahneleri ve bir çocuğun kopmuş kanlı bir parmağının sürekli yer değiştirmesi de ilgi çekici…

* Çok kan görecek miyiz filmde?
D.Y.A.: Hayır, ürpertici olan zaten olayların arkasında yatan nedenler. Görsel olarak şiddeti gösterdiğimiz yerler var tabii ama korku filmleri efektleriyle yapılan bol kanlı bir film olarak algılanmasın… Seyircinin, anlatmak istediğimiz hikayeye odaklanmasını istiyoruz. Bu nedenle uzun sayılabilecek bazı mastürbasyon sahnelerini çıkardık. Milletin midesini kaldıracak, milleti sinemada hoplatacak numaralar yok!

* Oyuncuların ücret talep etmediği doğru mu?
İ.F.: Doğru. ‘Münferit’ bir derdi olan, bir mesajı olan, insanları yüzleşmeye çağıran bir film… Bir oyuncu olarak, böyle tasarlanmış bir filme, çok da para odaklı girmezsiniz. Benim için maneviyatı büyük bir film oldu.

* Filmin yapımcısı da sizsiniz değil mi Dersu Bey?
D.Y.A.: Evet. Biraz birikimim vardı, biraz Kültür Bakanlığı’ndan destek aldım, biraz da borçlandım. Oyuncu arkadaşların da katkısı ve özverileriyle bu filmi var ettik.

* Bir röportajınızda ‘Bazı şeylerle yüzleşmek için 28 yıl beklemek istemiyorum’ demiştiniz…
D.Y.A.: Evet, o 12 Eylül’le ilgiliydi. Biz yeni yeni 12 Eylülleri dizilerimizde, filmlerimizde fincancının katırlarını ürkütmeden anlatmaya başladık. Mizahın koruyucu dilini anlatarak… Bu ülke kendine eziyet edenlerle yüzleşmediği sürece daha iyi şeyler yaşayamayacak.

* Sizin rollerinizde genel bir tarzınız vardı aslında; modern, eğitimli, güçlü kadın imajı…
İ.F.: Aslında benim öyle klasik bir çizgim yok ama birileri röportajlarda bunu üzerime yapıştırdı. Galiba bazı projelerin biraz daha gündemde olmasıyla ilgili bu…

* Ama bu rol, diğer oynadığınız karakterlerden daha farklı gibi… İ.F.: Evet şöyle farklı; sıradışı diyebileceğim ve içinde çatışmaları barındıran ve ruhsal anlamda renkli bir karakter. Üzerinde bol bol düşünmeyi gerektiren, iç sancıları bol olan… Zaten böyle karakterlerden haz alıyorum.

* Filmin afişinde çok farklı gözüküyorsunuz…
İ.F.: Burnumla ilgili ufak bir değişim yaptım, ondan olabilir mi acaba? (gülüyor) Aslında doğru söylüyorsunuz. Ben de bir başkasına bakıyormuşum gibi geliyor. Neredeyse hiç makyaj yapmadık. Hatta tecavüze uğramış bir kadın olduğum için oldukça yüzümü çökertmeye ve bakımsız göstermeye çalıştık. Olabildiğince gudubet bir görüntüm var biliyorum! Saçımın yapılmadığı, makyajsız, en paspal halimle oynadığım bir rol oldu. Ama ben sevdim bunu. Bazı yerlerde biraz tatsız da görünüyorum ama olsun varsın. (gülüyor)

* Hakkınızda internette çok fazla bilgi bulamadım. Nasıl bir yaşantınız var, neler yaparsınız?
İ.F.: Kendi kendime yaşıyorum; alçak gönüllü, sade bir yaşantım var. Fotoğrafa meraklıyım. Gezmeyi, doğayı, tarihi ve hayvanları çok seviyorum.

* Evlenmeyi düşünmüyor musunuz?
İ.F.: Evlenmeyi çok kesin bir biçimde düşünmedim. Bunun çok da şart olduğunu sanmıyorum. Ancak Türkiye ortamında sadece çocuk için böyle bir şeye zorunlu kalabilirsiniz.

* Peki ya çocuk istemez misiniz?
İ.F.: Emin değilim, dünyanın gidişatına pembe gözlüklerle bakamıyorum. İlle de anneliği yaşamak istiyorum gibi bir durumum da yok.

Dünya sinemasının kalbi Cannes’da atacak

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

61. Uluslararası Cannes Film Festivali, 14 Mayıs akşamı, Brezilyalı yönetmen Fernando Mereilles’in “Blindness” adlı filminin gösterimiyle açılıyor.

“Altın Palmiye” için yarışacak 22 film arasında bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun” filmi de bulunuyor.

Festivalin kapanışında, “Altın Palmiye” ödülünü ünlü oyuncu Robert de Niro verecek. Robert de Niro’nun bu yılki jürinin başkanı Sean Penn ve diğer ünlü oyuncu Bruce Willis ile oynadığı, Barry Levinson’un yönettiği kara mizah “What Just Happened” isimli filmin gösterimiyle festival 25 Mayıs günü sona erecek.

Festivalde “Yaşamın Kıyısında” filmiyle geçen yıl “en iyi senaryo” ödülünü kazanan Fatih Akın, bu yıl “Un Certain Regard” isimli yarışma bölümünün jüri başkanlığını üstlenecek.

“Klasik filmler” gösteriminde bu yıl Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filmi de yer alacak. Türkiye’nin Paris’teki Kültür ve Tanıtma Müşavirliği Cannes’da bir stand açacak ve 17 Mayıs günü sinema dünyasının temsilcilerine bir resepsiyon verilecek.

Festivale Türk film ve dağıtım şirketleri de aktif biçimde katılacak. Dünyanın dört bir yanından gelen film yapım ve dağıtım şirketleri, ürünlerini pazarlama olanağına sahip olacak. Bu yılki festivalin jüri başkanlığını Amerikalı yönetmen ve oyuncu Sean Penn üstlenecek.

Festivali izlemek üzere yaklaşık 3 bin gazeteci kayıt yaptırdı ve dünyanın dört bir yanından gelecek sinema sanayisi temsilcileri ve sinema hayranlarının sayısının 40 bini geçmesi bekleniyor.

Festivalin bütçesi 20 milyon avro. Bu paranın yarısını Kültür Bakanlığı aracılığıyla devlet, diğer yarısını Cannes Belediyesi karşılıyor.

Kentteki ve civar bölgelerdeki bütün oteller şimdiden dolmuş durumda. Büyük lüks otellerde oda fiyatlarının geceliği 4 bin avroya kadar çıkabiliyor. Festival süresince evlerini ve odalarını kiraya verenlerin sayısının da oldukça fazla olduğu, havuzlu lüks bir villanın 12 günlük kirası 45 bin avroya kadar çıktığı ifade ediliyor.

Fransız basını, Cannes’ın en lüks oteli Carlton’un, günde 800 kilo kabuklu deniz ürünü ve iki hafta içinde 10 bin şampanya, 25 kilo havyar ve 30 bin ton sebze ve meyve tüketimi olacağını dikkate alarak buna göre hazırlık yaptığını yazdı.

Cannes’daki esnafın yıl içindeki cirosunun yüzde 15’ini, 12 gün sürecek festival sırasında yapması bekleniyor.

61. Cannes Film Festivali başladı

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

61. Uluslararası Cannes Film Festivali, Brezilyalı yönetmen Fernando Mereilles’in, Portekizli Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun romanından esinlenilerek çevrilen “Blindness” adlı psikolojik korku filminin gösterimiyle bu akşam başladı.

Dünyada birçok ülkede televizyonlarda canlı yayınlanan festivalin açılış törenini, ünlü oyuncu Edoard Baer yönetti.

Törene ve filminin gala gösterisine Julianne Moore, Mark Ruffalo, Danny Glover ve Gael Garcia Bernal gibi ünlü oyuncular da katıldı.

Açılış törenine, geçen yıl en iyi senaryo ödülünü alan ve bu yıl Altın Palmiye dışında “Uncertain Regard” isimli yarışma bölümünün jüri başkanı olan Fatih Akın da katıldı.

Jüri başkanlığını yapan ünlü Amerikalı oyuncu Sean Penn, festivalin açılışı dolayısıyla film dağıtım şirketlerine yaptığı çağrıda, festival sonunda ödül almayan filmlerin de güçlü bir biçimde desteklenmesi çağrısında bulundu.

“Altın Palmiye” için yarışacak 22 film arasında bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun” filmi de bulunuyor. Ceylan’ın filmi, yarın basın için yerel saatle saat 16.00’da gösterilecek. Ceylan’ın filmi yarışma çerçevesinde 16 Mayıs Cuma günü yerel saatle 12.00 ve 22.30’da gösterilecek.

“Blindness” ve “Üç Maymun” dışında festivalde şu filmler yarışıyor:

Atom Egoyan’ın “Adoration”, Steven Soderbergh’in “’Che”, Kornel Mundruczo’nun “Delta”, Laurent Cantet’in “Entre les murs”, Jia Zhangke’nin “24 City”, Matteo Garrone’nın “Gomorra”, Paolo Sorrentino’nun “Il Divo”, Clint Eastwood’un “L’Echange”, Philippe Garrel’in “La Frontiere de l’aube”, Lucrecia Martel’in “La Femme sans tête”, Belges Jean Pierre’in “Le Silence de Lorna”, Pablo Trapero’nun “Leonera”, Walter Salles’in “Linha de Passe”, Eric Khoo’nun “My Magic”, Wim Wenders’in “Rendez-vous à Palerme”, Philippin Mendoza’nın “Serbis”, Charlie Kaufman’ın “Synecdoche”, James Gray’in “Two lovers”, Arnaud Desplechin’in “Un conte de Noel”, Ari Folman’in “Valse avec Bashir”.

Festivalin kapanışında, “Altın Palmiye” ödülünü ünlü oyuncu Robert de Niro verecek.

Robert de Niro’nun bu yılki jürinin başkanı Sean Penn ve diğer ünlü oyuncu Bruce Willis ile oynadığı, Barry Levinson’un yönettiği kara mizah “What Just Happened” isimli filmin gösterimiyle festival 25 Mayıs günü sona erecek.

Bu yılki festivalin jüri üyeleri arasında İtalyan Sergio Castellitto, Amerikalı Natalie Portman, Alman Alexandra Maria Lara, Meksikalı Alfonso Cuaron, Taylandlı Apichatpong Weerasethakul, Fransız Rachid Bouchareb, İranlı Marjane Satrapi ve Fransız Jeanne Balibar bulunuyor.

Festivali izlemek üzere yaklaşık 3 bin gazeteci kayıt yaptırdı ve dünyanın dört bir yanından gelecek sinema sanayi temsilcileri ve sinema hayranları sayısının 40 bini geçmesi bekleniyor.

“Fatih’i Kıskandıkları İçin Dışlıyorlar”

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Hülya Koçyiğit, Fatih Akın için söylenen “Türk değil, Alman sinemacı” sözlerine sert çıktı: Fatih’i kıskandıkları için dışlıyorlar!..

Uluslararası platformda ödül kazanan ilk Türk filmi olan ‘Susuz Yaz’ın başrol oyuncusu Hülya Koçyiğit, Fatih Akın’ın ‘Türk değil, Alman sinemacı’ şeklinde eleştirilmesinin büyük haksızlık olduğunu söyledi: “Susuz Yaz’ gibi bir filmin önce kayıp kopyalarını bulan, ardından hasar görmüş kopyaları İtalya’da restore ettiren ve Cannes Film Festivali’nde özel gösterim sağlayan birinin, Türk Sineması’ndan dışlanmasının altyapısında, bence sadece kıskançlık olabilir.”

KOPYALAR KAYBOLDU

Necati Cumalı’nın eserinden Metin Erksan’ın sinemaya uyarladığı, Berlin Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ ödülünü kazanan ‘Susuz Yaz’ın gösterimi, sansür kurulu tarafından yasaklanmış ve sonra kopyaları kaybolmuştu. Film, tam 44 yıl sonra, Fatih Akın’ın sayesinde izleyiciyle buluşacak. 6 aylık bir araştırmadan sonra filmin kayıp kopyalarını bulan Fatih Akın, hasar görmüş kopyaları, İtalya’da restore ettirdi ve filmin, 19 Mayıs’ta Cannes Film Festivali’nin ‘Özel Gösterim’ bölümünde yer almasını sağladı. Özel gösterime; Akın, filmin kopyalarını restore eden teknik ekip, filmin yapımcısı Ulvi Doğan ve başrol oyuncusu Hülya Koçyiğit katılacak.

Artık Alman diyemezler!

Fatih Akın’ın Türk Sineması için çok önemli bir iş başardığını belirten Hülya Koçyiğit, “Fatih Akın, zaman zaman Türk sinemacı olarak değil, Alman sinemacı olarak değerlendiriliyor. Sanıyorum ‘Susuz Yaz’ için yaptıklarından dolayı artık Türk sinemacı olarak değerlendirilirilecektir” dedi.

Muro’nun Filmi Çekilecek

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Pana Film, başrolünde ‘Muro’nun olacağı ve terör örgütünün şiddet olayları ve uyuşturucu ile bağlantılarının anlatılacağı bir film çekecek.

‘Kurtlar Vadisi-Pusu’ adlı dizide ‘Muro’ adında bir teröristi canlandıran Mustafa Üstündağ, hayranlarının kendisinden etkilenip, terör örgütlerine sempati duymasının imkansız olduğunu söylüyor: Akıllı biri bunu yapmaz..

‘Kurtlar Vadisi-Pusu’ adlı dizide, ‘Maalesef en kutsal devrim ilkelerle değil, para ile gerçekleştiriliyor’ ve ‘Bu don ne böyle; masmavi. Bundan sonra kimse burjuva donu giymeyecek’ gibi ilginç replikleriyle dikkat çeken ‘Muro’ karakterini canlandıran Mustafa Üstündağ, son dönemin en çok konuşulan oyuncularından biri…

Dizide bir terör örgütü üyesini canlandırsa da, halk ona bayılıyor. Bu ilginin farkında olan ‘Kurtlar Vadisi Irak’ın yapımcısı Pana Film ise, başrolünde ‘Muro’nun yer alacağı ve terör örgütünün şiddet olayları ve uyuşturucu ile bağlantılarının anlatılacağı bir film çekmeye hazırlanıyor. Oyunculuğa Adana’da babasının çalıştığı Anadolu Cam Sanayi Fabrikası’nın işçilerinin kurduğu amatör tiyatroda başlayan Üstündağ, gördüğü yoğun ilginin kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor…

YAPTIĞIM SADECE ROL!

* ‘Kurtlar Vadisi-Pusu’ ekibine nasıl dahil oldunuz?
Ben, Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunuyum. Bugüne kadar ‘Uy Başuma Gelenler’, ‘Aşka Sürgün’, ‘Yersiz Yurtsuz’ gibi dizilerde, ufak tefek rollerde yer aldım. Hep popüler bir dizide oynamanın hayalini kurardım. Sonra bir gün ‘Kurtlar Vadisi’nden aradılar ve ekibe dahil oldum. Beni neden seçtiklerini bilmiyorum. Herhalde role uygun gördüler.

* ‘Muro’nun bu kadar çok sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
Dizide de söylediğim gibi; içimizdeki insan sevgisine. (Gülüyor) Sıcak geldi insanlara… Sempatik bir adam… Yaptığınız işin sevilmesi, yolda yürürken insanların size selam vermesi; gerçekten çok güzel bir duygu.

* ‘Muro’ iyi bir karakter değil; bir terör örgütünün üyesi. Nasıl oluyor da insanlar onu seviyor? Ters tepkiler almıyor musunuz? Sonuçta, Erol Taş’ın kötü adamı canlandırdığı için sokakta taşlandığı bir ülkede yaşıyoruz…
Bu zamana kadar hiç kötü bir tepki almadım. Erol Taş döneminde farklı bir anlayış vardı. Seyirci ekrandaki oyuncuyu, gerçekten kötü adam sanıyordu. Televizyon kanallarının çoğalmasıyla her şey değişti. Artık televizyon karakterleriyle sokakta karşılaşabiliyor insanlar. Dolayısıyla; neyin ne olduğunu biliyorlar. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum; sinemalarda film izlerken yuhalamalar oluyordu. Günümüzde bu kalmadı.

* Böyle diyorsunuz ama bir dönem ‘Muro’nun çok sevilmesinin terör örgütlerine karşı sempati yaratabileceği, bu yüzden ‘Muro’nun öldürüleceği konuşuldu. ‘Muro’nun örgüte sırt çevirerek, normalde aleyhinde söylemlerde bulunduğu ‘Polat’ın yanına sığınacağı da söylendi…
Ben de bunları sizin gibi internetten takip ettim. Senaristler yazıyor, biz de oynuyoruz. Bir bölüm sonra ne olacağını, ben de bilmiyorum. Stoklu değiliz, çektiğimiz bölüm yayınlanıyor. Sokakta yanıma gelip de bana, “Birader, sen niye böyle bir örgüte üyesin?” diyen kimse olmadı. Bu karakterler birer hayal ürünü. Dizinin başında da gerçek hayatla bir ilgisi olmadığı söyleniyor zaten. Aklı başında hangi insan ‘Muro’dan dolayı bir terör örgütüne sempati duyabilir ki? Olur mu böyle bir şey? Bu, bir film, bir rol. Amerikan gangster filmlerini izlediğimiz zaman; o mafya adamlarına, sempatiyle mi bakıyoruz?

* Evet ama zaman zaman haberlerde suç işleyen insanların, bazı dizilerden esinlendiklerini söylediklerine şahit oluyoruz…
Bunların gerçek olmadığını düşünüyorum. Bizim diziyle ilgili de böyle şeyler söylendi. Avukatlar araştırdı ve söylenenler asılsız çıktı.

‘HAMLET’ DE SAKLAMBAÇ GİBİ!

* Sizin çocukken özendiğiniz bir televizyon ya da sinema kahramanı yok muydu?
‘Superman’e özenirdim. Hatta onun gibi uçmayı bile denedim. (Gülüyor) Ama biz ‘Superman’in gerçekten uçtuğunu zannediyorduk. Oysa şimdiki çocuklar her şeyin farkında!

* Peki ‘Muro’ rolünün üzerinize yapışmasından korkuyor musunuz?
Hayır. Daha önce eşcinseli de oynadım ama Allah’a şükür heteroseksüelim! Kendimi rolüme kaptırmam. Normal hayatta yapamayacağınız şeyleri, oyunculukta yapıyorsunuz. Bu; keyifli bir şey. Benim için ‘Hamlet’i oynamak, tıpkı saklambaç oynamak gibi bir şey. Oyunculukta canlandırdığın rolün içine girip, eğleniyorsun. Zaten kendin eğlenmezsen, ortaya kesinlikle iyi bir şey çıkmaz. Ama bu oyunu fazla da büyütmemek lazım.

* ‘Muro’ karakterini oluştururken esinlendiğiniz birileri oldu mu?
İlk gün sete gittiğimde aklıma gelenleri yaptım. Hala rolümü geliştiriyorum. Bu karakterin ucu açık; her yere gidebilir. Gözlem ise hayatın içinde sürekli oluyor zaten. Genelev kadınını oynayan biri, belki geneleve gidip gözlem yapabilir ya da yapmalıdır. Ama ben ‘Muro’ için birkaç bombalı eyleme mi katılacağım? Allah’a şükür; öyle bir olay yaşamadım. (Gülüyor)

* Senaristler ‘Muro’yu öldürürse, ne hissedersiniz?
Ben bu diziden önce de oyunculuk yapıyordum. Bir sonraki rolümde bu kadar popüler olmasam da, benim için dünyanın sonu gelmez. Zaten 6 ay öncesine kadar popüler bir adam değildim. Benim tek derdim şu; Allah sağlığımı elimden almasın ve ben her zaman oyunculuk yapabileyim.

Ben de anne olmak istiyorum

* ‘Muro’ya benzeyen birtakım yönleriniz var mı?
Alakamız yok. Ben rolümü oynarım, gerisine de karışmam.

* Anneniz bile size ‘Muro’ diye hitap ediyormuş ama…
Evet çünkü annem canlandırdığım karakteri çok sevdi. Oynadığım rolün bu kadar tutması, ona gurur veriyor. Evladının iyi bir yerlere gelmesi, hangi ebeveyni mutlu etmez ki? Benim babam vefat etti. Annem benim her şeyim, en büyük hayranım. Ne yaparsam yapayım, her koşulda beni kabul edecek tek insan o. Hayatta bu güven duygusundan daha güzel ne olabilir ki? Ben de anne olmak istiyorum. ‘Muro’ da anne olmak istiyor. (Gülüyor)

Recep İvedik Tüm Zamanlarda 1 Numara!

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Şahan Gökbakar’ın ilk sinema denemesi ‘Recep İvedik’, tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi seçildi. İşte listedeki diğer filmler.

Şahan Gökbakar’ın senaryosunu yazıp, başrolünde oynadığı ‘Recep İvedik’; tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi oldu. 22 Şubat’ta vizyona giren film; 4 milyon 261 bin 589 kişi tarafından izlenerek, 4 milyon 256 bin 567 kişi tarafından izlenen ‘Kurtlar Vadisi Irak’ın elinde bulunan rekoru kırdı.

İLGİYE LAYIK OLACAĞIM!

Yapımcılar, filmin toplam gişesinin 4 milyon 500 bine ulaşacağını söylerken; elde edilen başarının kendisini çok mutlu ettiğini belirten Gökbakar duygularını, “Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim. Bu ilgiye layık olacağım” diyerek dile getirdi. Filmin ortak yapımcılarından Faruk Aksoy ise şöyle konuştu: Bugüne kadar filmi izleyip de beğenmeyen bir kişiye rastlamadık. İzleyen herkese, kendisini iyi hissettirdik. Bizi eleştiri bombardımanına tutanların hiçbiri, filmi izlemedi. İzlemedikleri filmi eleştirenlere en güzel cevabı elde ettiğimiz bu rekor verdi. Filmin ikincisinin çekimlerine önümüzdeki haftalarda başlayacağız.” ‘Dikkat Şahan Çıkabilir’in içinde bir bölüm olarak doğan ‘Recep İvedik’ karakterinin maceralarının internet ortamında beş milyon kişi tarafından izlenmesi de, bu alanda bir rekor olarak kayıtlara geçmişti.

Tüm zamanların en çok gişe yapan 20 Türk filmi:

1- Recep İvedik: 4.261.589
2- Kurtlar Vadisi Irak: 4.256.567
3- G.O.R.A: 3.932.315
4- Babam ve Oğlum: 3.831.567
5- Vizontele: 3.263.639
6- Vizontele Tuuba: 2.894.802
7- Hababam Sınıfı Askerde: 2.586.636
8- Organize İşler: 2.582.056
9- Eşkıya: 2.586.489
10- Hababam Sınıfı Üç Buçuk: 2.067.661
11- Kabadayı: 1.981.955
12- Beyaz Melek: 1.919.058
13- Asmalı Konak: 1.774.769
14- Hokkabaz: 1.686.177
15- O Şimdi Asker: 1.657.051
16- Hababam Sınıfı Merhaba: 1.580.535
17- Komser Şekspir: 1.318.535
18- Sınav: 1.160.470
19- Maskeli Beşler Irak: 1.321.231
20- Son Osmanlı Yandım Ali: 1.081.048

Fatih Akın’ın yeni gözdesi

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Ünlü yönetmenin yeni filminde Yaprak Dökümü’nün Necla’sı Fahriye Evcen rol alacak.

Yaprak Dökümü’nün Necla’sı Fahriye Evcen, dizi sezonu kapatınca Almanya’ya dönecek. 22 yaşındaki genç oyuncu bu arada yeni bir film için de sürpriz bir isim ile buluşacak. Fahriye, Duvara Karşı filmiyle Altın Ayı ödülünü kazanan yönetmen Fatih Akın ile biraraya gelecek. Solingen’de ilk önce ailesiyle buluşacak olan Fahriye sonrasında Berlin’e geçerek yönetmen Akın ile bir araya gelecek. Fatih Akın’ın yeni film projesinde yer alacak olan genç oyuncu böylelikle yazı da tatil yapmak yerine çalışarak geçirecek. Evcen filmde töre nedeniyle Almanya’ya kaçıp orada kendisine hayat kurmaya çalışan bir Türk kızını canlandıracak.

‘Tiyatro Treni’ Anadolu turnesinde

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

“Devlet Tiyatroları, demiryolları ile sanat taşıyor” sloganı ışığında oluşturulan, “Tiyatro Treni” yola çıktı.

Tren, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin tarafından Ankara Garı’ndan uğurlandı.

Tiyatro sanatçılarının, “Şenola Düğün” türküsü eşliğinde çektiği halayın ardından yola çıkan tren, 5 Hazirana kadar Yozgat-Yerköy, Kayseri, Kayseri-Karaözü, Sivas, Malatya, Elazığ, Muş ve Tatvan’da oyun molası verecek.

Sahne vagonda, Haşmet Zeybek’in yazdığı, Volkan Özgömeç’in yönettiği, “Düğün Ya Da Davul” adlı oyun sergilenecek.

Uğurlama töreni sırasında ayrıca, TCDD Genel Müdürü Karaman ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Bilgin tarafından tiyatro treni çalışmasına ilişkin protokol imzalandı.

Trende, TCDD tarafından özel olarak yaptırılan sahne vagonu ile yemekli ve yataklı vagon bulunuyor.

Üç Maymun’un dijital devrimi

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Dev bütçeli aksiyonlarda kullanılan dijital teknolojiyi ‘sanat filmleri’nde uygulayan Nuri Bilge Ceylan ‘devrimci’ ilan edildi

Üç Maymun filmiyle 61’inci Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan, sinema çevrelerinin yeni gözdesi haline geldi. Sade ama şiirsel anlatımıyla ön plana çıkan Ceylan’ı yabancı meslektaşlarının gözünde farklı kılan en büyük özelliği ise dijital çekim tekniğini filmlerinde başarıyla uygulaması oldu. Sinemacılar tarafından ‘devrimci’ olarak nitelenen yönetmene en çok sorulan soru ise, “Bugüne kadar Star Wars ve 300 Spartalı gibi büyük bütçeli aksiyon filmlerinde uygulanan dijital tekniği sanat filminde kullandınız. Bu yaptığınız sinemada bir devrim. Bunun sırrı nedir?” oldu.

Polat ile İskender’in 28 Şubat hesaplaşması!!!

Posted by admin on Temmuz 25th, 2008

Kurtlar Vadisi’nin sezon finali yine milyonları ekran başına topladı. Dizinin sezon finalinde sık sık 28 şubat süreci eleştirildi. İşte Polat ve İskender arasındaki müthiş diyaloglar.

Kurtlar Vadisi’nin sezon finali yine milyonları ekran başına topladı. Dizinin sezon finalinde sık sık 28 şubat süreci eleştirildi. İşte Polat ve İskender arasındaki müthiş diyaloglar.

Vadi’nin sezon finali beklenenden heyecandan oldukça uzaktı. İskender’den istediği bilgileri alamayan Polat, ailesi ile beraber İskender’in ateşinin içinde kaldı.

Bundan sonra, diziye kimler veda edecek, yeni yüzler kim olacak hepsi yeni sezona kaldı.

Dizinin sezon finalinin en akıllarda kalan sahnesi Polat ve İskender’in darbe planları ve 28 Şubat konusunu işledikleri diyalogları oldu.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
sitemap sitemap.txt sitemap.html tv haberleri haberler
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tvhaberleri.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com