İkinci El Araba Alacak Olan Bayanların Dikkatine

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Araçlar konusunda erkekler kadar ilgili olmadığımız kesin.Çoğunlukla
onlara güveniyoruz.Araba satın alırken yanımıza babamızı,eşimizi veya yakın
bir arkadışımızı götürürüz.Ben de tecrübelerime ve bilgilerime dayanarak
size 2. el araç satın alırken dikkat etmeniz gereken birkaç önemli
ayrıntıdan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle ; Aracın ruhsatında yazan şasi ve motor numaralarının aracın üzerinde
yazan numaralarla aynı olmasına dikkat edin.

Aracın kilometre saati ile oynanıp oynanmadığını kontrol
edin.Direksiyonda,pedallarda ve koltuk döşemelerindeki yıpranma size aracın
kilometre değeri hakkında bilgi verecektir.

Araç servis kayıtlarını gösterir belgelere veya yağ değişim kartına
bakarak periyodik muayenelerin düzenli yapılıp yapılmadığını kontrol edin.

Aydınlık bir ortamda aracın boya ve kaporta hasarlarını inceleyin.

Aracın camlarını ve farlarını çatlak olma ihtimaline karşı kontrol
edin.Ufak bir çatlağın ilerde bürük problemlere yol açabileceğini unutmayın.

Motoru çalıştırın ve motor ısındıktan sonra gelen sesleri dinleyin.Anormal
bir ses geliyorsa bunu nedenini sorun.

Aracın altını kontrol edin,motorun altında herhangi bir akıntı varsa
sebebini araştırın.

Aracın fren ve sinyal lambaları ile iç aydınlatma
lambalarını,farlarını,sileceklerini,radyosunu,havalandırma ve ısıtma
sistemini mutlaka kontrol edin.Aracın üzerinde ek bir donanım varsa bunların
çalışır durumda olduklarına mutlaka dikkat edin.

Aracın emniyet kemerlerinin,hava yastıklarının ve ABS sisteminin aktif
durumda olduğundan emin olun.

Aracın amortismörlerini kontrol edin.Bunun için aracı köşesinden aşağıya
bastırıp bırakın,eğer araç üç defadan fazla salınım yapıyorsa
amortismörlerde bir problem var demektir.

Tüm bu kontrollerin yanı sıra alacağınız aracın garanti kapsamında olup
olmadığını,sigorta,bakım,onarım ve yakıt masraflarını da sormanızda yarar
var.

0-100 km/h Sıralı liste

Posted by admin on Temmuz 14th, 2008

0-100 km/h Sıralı liste

0-100 km/h Hızlanma Değerlerine Göre Sıralı Liste
( Mil (mph) olarak 0-60 hızlanma )

Hızlanma Süresi - Üretim Yılı - Marka / Model
( Hızlanma süreleri “saniye” olarak belirtilmiştir )

2.6 - 1994 Dauer 962 LeMans
2.7 - 2000 Chevrolet Camaro ZL1 Concept
2.7 - 2000 Dodge Hennessey Viper Venom 800TT
2.7 - 1999 Leblanc Caroline
2.7 - 1993 Dauer 962 Le Mans
2.8 - 1996 Renault Espace F1
2.9 - 1991 Audi Avus Quattro
2.9 - 1997 Callaway C7 Corvette
2.9 - 1997 Dodge Viper GTS-R
3.0 - 2003 Bugatti 16/4 Veyron
3.1 - 2006 Mosler
3.1 - 1995 Ford GT-90

3.1 - 1993 Jaguar XJR-15
3.1 - 1998 Koenigsegg CC
3.1 - 1991 Lotec C1000
3.1 - 1991 McLaren F1
3.1 - 1995 Yamaha OX99-11
3.2 - 2002 Koenigsegg CC 8S
3.2 - 1992 Bugatti EB110 SS
3.2 - 1996 Quadraduce
3.3 - 1997 McLaren F1
3.3 - 2001 Saleen S7
3.3 - 1987 Vector Avtech WX3
3.4 - 1992 Bugatti EB110 GT
3.4 - 1985 Koenig Competition Evolution
3.4 - 1994 Schuppan 962CR
3.4 - 1987 Westfield SEI
3.4 - 1997 Dodge Viper Venom 600 GTS
3.5 - 2002 Pagani Zonda C12-S 7.3
3.5 - 2002 Ferrari Enzo
3.6 - 2002 Lamborghini Murciélago
3.6 - 2003 Ferrari Enzo
3.6 - 2001 Lamborghini Diablo
3.6 - 1997 Porsche 911 GT1
3.6 - 1987 Porsche 959
3.6 - 1997 RUF Porsche CTR-2
3.7 - 1991 BMW Nazca C2
3.7 - 1996 Ferrari F 50
3.7 - 1994 Lamborghini Diablo SE30 Jota
3.7 - 1996 Porsche 911 GT2
3.8 - 2003 Dodge Viper SRT-10
3.8 - 2000 Porsche 911 Turbo
3.8 - 1997 Campagna T-Rex
3.8 - 1992 Jaguar XJ220
3.8 - 1996 Lamborghini Diablo SV
3.8 - 1998 Lotus GT1
3.8 - 1994 Ultima Spyder
3.9 - 2006 Dodge Viper
3.9 - 2001 B. Engineering Edonis
3.9 - 2003 Viper SRT/10
3.9 - 1987 Ferrari F 40
4.0 - 2002 Chevrolet Corvette Z06
4.0 - 2000 Dodge Viper ACR Coupe
4.0 - 2001 Porsche Carrera GT
4.0 - 2003 Porsche 911 GT2
4.0 - 1993 Lamborghini Diablo SE30
4.1 - 2001 Ferrari 550 Barchetta
4.1 - 1990 BMW Nazca M12
4.1 - 1993 Lamborghini Diablo VT
4.1 - 1996 Lamborghini Diablo Roadster
4.2 - 2000 BMW Z8
4.2 - 2000 Ferrari 360 Modena
4.2 - 2002 Ferrari 575 M Maranello
4.2 - 1994 TVR Cerbera
4.2 - 1985 Vector W8 Twin Turbo
4.3 - 2003 Porsche 911 GT3
4.3 - 1996 Bugatti EB112
4.4 - 2002 Aston Martin Vanquish
4.4 - 2002 Lotus Esprit V8
4.4 - 1988 Cizeta Moroder V16T
4.4 - 1997 Dodge Viper GTS
4.4 - 1997 Gillet Vertigo
4.4 - 1996 Mega Monté Carlo
4.4 - 1996 Porsche 911 Turbo
4.4 - 1996 Spectre R42
4.4 - 1990 TVR Griffith
4.4 - 1996 Vector Aeromotive M12
4.5 - 2003 Z06 Corvette
4.6 - 1996 Dodge Viper RT/10
4.6 - 1994 Ferrari F 512 M
4.6 - 1996 Ferrari F 355 GTS
4.6 - 1996 Ferrari F 355 Spider
4.6 - 1982 Lamborghini Countach
4.7 - 2003 Mercedes-Benz SL600
4.7 - 1992 Aston Martin Vantage
4.7 - 1996 Chevrolet Corvette ZR1
4.7 - 1997 Ferrari F 550 Maranello
4.7 - 1985 Isdera Commendatore
4.7 - 1996 Lotus Esprit S4S
4.7 - 1997 Rinspeed Mono Ego
4.8 - 1997 Chevrolet Corvette C5
4.8 - 1996 Lotus Esprit V8
4.8 - 1997 Panoz Roadster
4.9 - 2002 Acura NSX
4.9 - 1994 Chaterham Seven HPC
4.9 - 1989 De Tomaso Guara
4.9 - 1996 Ferrari F 355 Berlinetta
4.9 - 1996 Ford Mustang Saleen S351
4.9 - 1997 Italdesign Scighera

Yol Bilgisayarı

Posted by admin on Temmuz 14th, 2008

Yol Bilgisayarı

Firmadan firmaya ismi değişen ama kendisi değişmeyen elektronik donanım : Yol Bilgisayarı

Yol Bilgisayarı, amaç olarak sürücüyü genel konularda bilgilendirme amaçlıdır. Bu genel konular ise şunlardır :

1- Anlık yakıt tüketimi
(Hıza ve araç durumuna göre hesaplanarak ekranda sürücüye gösterilen o anki yakıt tüketim değeri. Bu değer o anki hız ve araç durumuna göre devam edildiğinde 100km’de harcanacak yakıtın litre cinsinden değeridir ve hız ve araç durumu değiştiğinde değerde değişir ve ekranda sürücüye gösterilir)

2- Depoda kalan yakıt ile gidilebilecek TAHMİNİ mesafe
(Bu tahmini mesafe araç hız ve durumuna göre sürekli olarak değişebilir)

3- Ortalama Hız
(Hız değerlerinin kaydolunmaya başladığı andan itibaren ulaşılan hız değerlerinin ortalaması)

4- En son yakıt alımından itibaren gidilen mesafe

5- Dış ve İç Ortam Sıcaklığı
(İç ortam sıcaklık gösterimi araçtan araca değişebilir)

6- Servis Bakımı Uyarısı / Hatırlatması
(Bu uyarı / hatırlatma özelliği araçtan araca değişebilir)

7- Elektronik Donanım Arıza Uyarısı
(Araçta mevcut olan aydınlatma donanımları, elektronik donanımlar, güvenlik donanımları hakkında meydana gelen bir arıza durumunda yol bilgisayarında kullanılan dil seçeneğine göre uyarı verilmesi)

8- Saat, Tarih ve O an aktif halde olan bazı araç ekipmanları hakkında bilgi

Yukarıdaki maddelere bakıcak olursak, yol bilgisayarı asıl olarak yakıt tüketimi ve ortalama hız değeri üzerine yoğunlaşmıştır.

Bazı firmalar, “Seyahat Asistanı” (Opel) , “Board Computer” (BMW) gibi değişik adlar kullanmaktadır. Ancak sistem içerisindeki özellikler çok farklı değildir.

Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta ise şudur :

Navigasyon Sistemi, yol bilgisayarı değildir. Aynı zamanda son zamanlarda Mercedes-Benz ve BMW marka araçlarda görmeye başladığımız TEK NOKTADAN ARAÇ ÖZELLİKLERİ ve DONANIMLARI YÖNETİMİ hakkında sistemler de Yol Bilgisayarı değildir. (BMW bu yönetim sistemine I-DRIVE adı vermekte ve tüm sistemler tek bir buton vasıtası ile yönetilmektedir) Bu tip yönetim sistemleri araçların süspansiyon tipinden tutun da, klima ve müzik sistemlerine kadar tek noktadan kontrol imkanı sunmaktadır…

Turbo ve Intercooler Nedir?

Posted by admin on Temmuz 14th, 2008

Turbo ve Intercooler Nedir ?

INTERCOOLER

( Ara Soğutucu )

Intercooler; Otomobil, Kamyon, Çekici, Otobüs, ve Traktörlerde motor suyu soğutma radyatörünün önünde yer alan “Hava Soğutma” radyatörüdür. Alüminyum Intercooler’ların turbo destekli motorlarda kullanımına 1970’li yılların ortalarından itibaren başlanmıştır.

Günümüzde, egzoz gazı çıkışının çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirebilmek amacıyla konulan yükümlülükler nedeniyle, ağır yük ve yolcu taşıyan araçların tamamında kullanılması zorunlu tutulmaktadır.

Intercooler kullanılmasıyla egzoz gazı çıkışı iyileştirildiği gibi, motor verimi artar ve turbo’dan geçirilmiş hava motora girmeden önce soğutulduğu için ısıl gerilimler düşürülerek yukarıda belirtilen faydalar sağlanmış olur.

Turbodan çıkışta sıcaklığı 200 dereceye kadar yükselen hava, Intercooler’a girer ve ortam sıcaklığının yaklaşık 40 derece üzerine kadar soğutularak motora sevk edilir.

Üretici firmalar bu hava soğutma radyatörü için değişik isimler kullanırlar. Ancak bu hava soğutucusunun turbo ile motor arasında yer alması nedeniyle, INTERCOOLER (ARA SOĞUTUCU) ismi yaygın olarak kullanılmaktadır.

Intercooler Görünümü
Mıtsubishi EVO 8

TURBO
Kısa Bilgilendirme

Turbo, Egzoz gazındaki atık enerjiyi kullanarak motora ekstra hava destekli güç sağlayan bir parçadır. Egzoz gazını ve birlikte gelen enerjiyi gerçekleştirdiği kinetik dönüşümle motora ek güç sağlama adına kullanır.

Turbo destekli bir motor aynı büyüklükteki bir motordan 7 kata kadar daha fazla güç üretebilir.

Standart uygulamalarda Turbo sayesinde motorun gücünü ikiye katlamak mümkündür. Böylelikle aracın ihtiyaçlara daha iyi cevap vermesi ile daha güvenli sürüş sağlanır. Yani araç her an gaz tepkilerine çok hızlı tepki vermek için hazırdır. Bu hem performans açısından avantaj sayılır hem de yol şartlarında karşılaşılan tehlikeli sollama durumlarında aracın çabuk devirlenip tehlikeden sıyrılmasına olanak tanır.

Ayrıca Turbo’lar yüksek rakımlarda performans düşüşünü engelleyerek özellikle kamyon ve off-road araçlarına ( 4×4 Arazi Araçları ) belirgin bir avantaj saglar.

Turbo’nun faydaları toplanmak istenirse :

- Motorun gücünü ve torkunu arttırır

- Dizel motorların yakıt tüketimini azaltır, zararlı egzoz gazı atıklarını azaltır

- Daha küçük ve hafif motorların kullanılmasına olanak verir

Ortalama bir Turbo, 1 dakika içerisinde bir minibüsün iç hacmi kadar havayı dönüşüme uğratır ve bir turbo için birkaç saniyede 20.000 rpm ‘den 150.000 rpm’ye çıkmak sorun değildir.

Turbolar bilinenin aksine yüksek sıcaklıkta çalışan parçalardır.

SRS mi ? SRP mi ?

Posted by admin on Temmuz 14th, 2008

SRS mi ? SRP mi ?

SRP Airbag Nedir ?

SRP : System for Restraint and Protection

Yani “Sınırlama ve Koruma Sistemi”. Airbag (Havayastığı) ‘in bir diğer ismi. Bu “SRP” adı ilk nesil havayastıklarında kullanılmıştır. Daha sonra “SRP 2″ adında ikinci nesil ortaya çıkmıştır. Bu 2 ismi arka arkaya kullanan firmalardan biri “Renault” dur. Bu iki nesil arasında çok büyük farklar yoktur. Sadece havayastıklarını kontrol eden sistemlerde ufak yapısal değişiklikler vardır. Çalışma prensipleri aynıdır.

SRS Airbag Nedir ?

SRS : Supplementary Restraint System

Yani “İlave Sınırlama Sistemi”. Bu da havayastığının diğer isimlerinden biridir. Bu ismin kullanılmasının “asıl” sebebi, sürücülere “Havayastığı, emniyet kemerine ek olarak geliştirilmiş bir güvenlik donanımıdır” kelimesini sürekli olarak hatırlatmaktır. Çünkü hepimizin bildiği gibi (özellikle Türk zekası bu konuda ileri seviyededir) havayastığı olan araçlarda bazı “akıllı” kullanıcılar, sırf havayastığı uyarı ışığı sönsün, rahatsız etmesin diyerek, emniyet kemerini takmakta ancak emniyet kemeri kendi üzerinden değil, koltuk üzerinden geçmektedir (!) yani sürücü emniyet kemeri takılmış koltuğa oturmaktadır (!)

Unutulmaması gereken şudur :

Günümüz araçlarında şu koruma sistemleri mevcuttur :

1. Emniyet Kemeri

2. Emniyet kemeri gergi kontrol sistemi

3. Havayastığı

Bu 3 donanım “AYNI ANDA ÇALIŞMAK ve KORUMAK ÜZERE” tasarlanmıştır. Yani birini devre dışı bıraktığınızda “koruma” faktörü ortadan kalkar.

Emniyet kemeri gergi kontrol sistemi nedir ?

Bunun da adının “suyu” çıkarılmıştır. Ancak piyasada genel olarak kullanılan adı “piroteknik emniyet kemeri” dir. (pyrotechnic yazan üreticiler de mevcut - allah başımızdan eksik etmesin !)

Bu sistem, emniyet kemerinizi taktığınız yuvayı tutan bir hareketli halat, bu halatın ucunda bulunan piston ve pistonun içinde hareket edeceği bir tüpten oluşur. Tüp içinde gazla harekete geçen bir tertibat vardır. Bu tertibat, “havayastığı ile eş zamanlı” olarak, kaza anında direksiyona ya da konsola doğru yaklaşan yolcuyu, kemer sıklığını ayarlayarak koltuğa doğru çeker. Yani sizi koltuğa sıkı sıkı yapıştırır. Bu geri çekme, havayastığının işlevini ve koruma düzeyini biraz daha artırır.

Peki SRP ve SRS arasındaki fark nedir ?

Aslında fark SRP ve SRS arasında değil. SRS ismine geçiş, Havayastıkları ve Gergi kontrollü emniyet kemerlerinin kombine kullanılmaya başladığı döneme rastlar. Aynı zamanda SRS sistemi, “ikili açılma düzeyine / zamanına sahip” havayastıklarının kullanılmaya başladığı döneme rastlar.

İkili açılma düzeyine / zamanına sahip havayastığı nedir ?

Bu tip havayastıkları, “çarpma sırasında oluşan enerjiye göre” ve “kademeli” olarak şişer. Yani ufak darbelerde havayastığı daha az ve daha yumuşak şişer. Şiddetli darbelerde ise tam boyutta şişer ve diğer boyuta göre biraz daha serttir (daha doğrusu yolcunun baş hareketini daha iyi emecek şekile gelir)

Aynı zamanda bu havayastıkları, duruma göre kademeli olarak da şişebilir. Yani çarpma durumunda, yumuşaktan biraz daha sert yüzeye doğru kademeli olarak şişer.

Ancak karıştırılmaması gereken nokta bu “kademeli” sistem “SRS” değildir. Bu adı üzerinde başlı başına “kademeli açılan havayastığı sistemidir”. Karıştırılmaması gereken nokta budur.

Sonuç olarak;

SRP ve SRS, havayastıklarının “dönemlere” göre aldıkları isimdir. Aralarında “teknolojik yapı farkı yoktur”. Zaten teknolojik yapı farkı olan sistemler “ayrıca belirtilir”. Yani kademeli sistem ise, üretici bunu “açıkca” yazar. Kademeli sistemin SRS ile ya da SRP ile bağlantısı yoktur.

Modifiye hakkında yanlışlar

Posted by admin on Temmuz 14th, 2008

Modifiye hakkında yanlışlar

Abi, bir de yayları kestirdin mi hafif bööle ucundan hah işte tam yola yapışır araba, ondan sonra at makas üstüne makas

YALAN !

Neden mi ? Örnek olarak şöyle diyelim. Elimizde 2 cm esneme payı olan bir yay olsun. Biz bu yayın boyunu belirli bir miktar kısalttığımızda bu yayın esneme payı 1.5-1 cm’lere düşecektir. Şimdi yayın aslında görevi nedir ? Yoldan gövdeye yansıyabilecek olan şokları emmek, gövdeye olabildiğince uzak tutmak.

Normal şartlarda 2 cm’lik esneme payı ile bu şok enerjisini gövdeye yansıtmayan süspansiyon sistemi, kısa kalmış olan esneme payı ile ne yapacak ? Basit. Belirli bir kısmın emicek, kalanını amortisör kolonu içinden direkt gövdeye bırakıcak. Sonra ne olacak ? Amortisör, helezon, salıncak, bağlantı noktaları vb. gibi ekipmanlar bu aşırı yüke bir noktaya kadar dayanıcaklar. Bu erken yıpranma öncelikle aracın yol tutuşuna, sonrasında ise direksiyon tepkilerine yansıyacak ve bir gün geldiğinde araç bağlantı noktalarını bir kenara bırakıp yola gerçekten “oturacak”.

Ya niye dert ediyorsun, tak bi geniş tabanlı lastik, bak nasıl tutunuyor yola seninki

YALAN !

Neden mi ? Araçların direksiyon kutusundan tutunda, rot kollarının uzunluğuna kadar hesaplamaları dikkatle yapılır. Aracın aerodinamik sürtünme katsayısı dahi yol tutuş üzerinde etkili bir durumdur. Şöyle ki, eğer araç yüksek hızlarda yere basmıyor ise, aracın alt kısmından akan hava akımını azaltmak adına spoiler uygulamaları yapılır.

Şimdi bu kadar önemli değer içerisinde elbette ki, lastik çapları ve genişlikleri de hesaba katılır. Standart lastiklerin yerine geniş tabanlı lastik kullanımı öncelikle aracın dingil ve rot boyu hesaplarına ters düşecektir. Ardından bu değişim yakıt tüketimine de etki edicektir. Ayrıca öncesine belirli bir yüzeye oturan lastikler şimdi daha da geniş yüzeye oturduğundan yol tutuşta da değişmeler meydana gelicektir, hatta yağışlı havalarda geniş tabanlı lastik uygulamasının, aracın standart halinden daha riski olduğu testlerle kanıtlanmıştır.

İlla ki, geniş tabanlı lastik uygulanacaksa, bunun direksiyon kutusundan, rot kollarına ve amortisörlere kadar incelenerek ve etkilenmeyecek derecede hesaplanarak yapılması gerekir…

Aracın arkasını kaldırmak, fren mesafesini kısaltır da ondan kaldırdık arkayı

YALAN !

Daha çok “taksi” lerde görmeye alıştığımız bir hata. Sebebi çok basit. Ani olsun, normal olsun her frenleme de araç öne doğru ilerleyeceğinden arka kısım, ön kısıma bir itme uygular. Zaten normal koşullarda frenleme yaparken aynı zamanda arka kısmın itmesi ile uğraşan ön kısım, bir de yükselmiş arka kısmın gövdeyi daha da öne doğru kuvvetle ittirmesinden bir yerden sonra gelen güçle başedemeyecek ve fren mesafesi maalesef uzayacaktır… Arka kısmın kaldırılması, ayrıca, frenleme sırasında arka lastiklerin yol ile temasını azaltacak ve bu nedenle frenlemeye çalışan arka lastikler yere temas yetersizliğinden dolayı gereken performansı sergileyemeyecektir…

Ya klima çok yaktırıyor arabaya, en güzel camı açıcaksın abi ooooh valla ya al işte aynı serinlik

Halkımızın “benzin düşmanı” olarak nitelendirdiği klima sistemleri maalesef yanlış anlaşılmıştır.

Otomobil üreticilerinin yakıt tüketimini düşürmek adına en çok çalıştığı alanlardan biri de aerodinamidir. Cd olarak tanımlanan Rüzgar direnci sayısı, araçların rüzgara karşı direncini matematiksel olarak belirler. Hava akımına karşı az direnç gösteren bir otomobil daha az devir çevirmeye ihtiyaç duyacağından yakıt tüketimi düşer, çünkü direnç az olduğundan motor normal güç ile hava akımına karşı aracı itme zorluğu çekmez….

Aerodinami aracın her ögesinin ele alındığı bir bölümdür. Dış dikiz aynaları, farlar, sinyaller, camlar, tavan yapısı, tamponlar hep buna göre tasarlanır ve üretilir. Testler her zaman aracın camları kapalı iken ve dış dikiz aynaları normal konumlarında iken (katlanmamışken) yapılır ve en düşük değer elde edilmeye çalışılır.

Camı açtığınızı düşünün… Aerodinamik bütünlüğü bozdunuz… Sonuç ? Araç artık o dakikadan sonra hem gövdeyi hareket ettirmekle uğraşıcak hem de araç içine sızan rüzgar nedeni ile oluşan aerodinamik eksikliği gidermeye çalışmak için daha fazla çevirme gücüne ihtiyaç duyacak ve sonuçta yakıt tüketimi artıcak…

Ayrıca, sadece klima değil. Aracınızdaki kalorifer sistemi dahi tüketimi artıracak bir ekipmandır. Çünkü tüm sistemler elektrikle beslendiği için, akü sürekli olarak alternatör ile şarj edilmeye devam edilmelidir. Alternatör normalde belirli miktar devir yapıp şarj ederken, motora ve elektrik aksamına gelen ek enerji talepleri hem motorun alternatörü desteklemek adına uğraşı artacak hem de alternatör ortaya çıkan her yeni şarj durumu için motordan daha fazla çevirme gücü talep edicektir ve sonuç olarak yakıt tüketimi yine artacaktır…

Ya sen niye ikide bir vitesi boşa alıp duruyosun, tak abi bire haaaah şöyle bekle, trafik açılınca debriyajdan çekersin ayağı, bi de gaz tamam… Debriyaj aşınmaz merak etme abicim ya…

YALAN ve YANLIŞ !

Hep dırdır eder dururuz, sıkışık trafikte… Bir ayağımız debriyajda bekleriz. Yorulmak istemeyiz sürekli, boşa al vitese geç, boşa al vitese geç… Ama yapılan hata büyüktür… Neden mi ?

Debriyaj, volan ile şanzıman arasına giren hareketli bir plakadır. Baskı ve Disk diye tabir edilen plakalardan oluşur. Görevi, vites geçişi sırasında şanzımanın volan ile bağlantısını keserek vites geçisine olanak tanımaktır. Bu arada ise hareketli parçaları birbirine sürtünür…

Şimdi, normal bir kullanım ile debriyaj rahat bir şekilde 100.000 km’ye yakın hatta bazen daha fazla km’yi devirebilir… Normal dediğim düzgün kullanım… Bu arada ani kalkışlar da debriyaj üzerinde negatif etkiler yapar…

Bazı sürücüler neredeyse araçlarından bıkana kadar hiç debriyaj sorunu yaşamıyorlar… Bu işin sırrı sadece debriyaja az yük bindirtmek.

Şehiriçi trafiğinde, trafiğin akışını beklerken yorulmayalım diye aracı viteste tutmak debriyajı aşındırır ve ömrünü daha çabuk doldurtur… Debriyajın bitmesine yakın son çığlığı ise vitese geçip ayağımız debriyajdan çektikten sonra gaza bastığımızda devir göstergesinin önce bir miktar yükselip sonra normal seviyesine düşmesidir kendi kendisine…

Ayrıca yanık kokusu duyulmaya başlandıysa, debriyajınız son dakikalarını yaşıyor demektir…

Bu nedenle, viteste takılı kalmak, özellikle şehiriçi trafiğinde aşınmayı artırır. Çünkü, debriyaj saniyelik değişimlere göre ayarlanmış bir mekanik parça iken, ve ömrü buna göre ayarlanmışken, biz viteste tutarak bu ömründen dakikalar çalıyoruz

Bak ne dicem kardeş, gel biz bi hava filtresi takalım senin oğlana, hem yakıt tüketimin de düşer…

YALAN !

Otomobillerin en önemli parçalarından biri de hava filtresidir. Silindir içinde yakıt, hava ile karıştırılarak yakıldığından havanın temizliği ve kalitesi önemlidir. Bu karışım 15 birim hava ve 1 birim yakıttan oluşur bu arada.

Üretici firmaların yakıt tüketimlerini düşürmek adına sıklıkla oynadıkları bir parçadır. Çoğu firma, hava geçişini sınırlandırıp, belirli bir düzeyde tutarak, yakıt tüketimini düşürür.

“Motor daha rahat nefes alır, yakıt tüketimi düşer” kelimesini ilanlarda sıklıkla görürsünüz. Bu gerçekte ise doğru değildir. Çünkü hava akışının artması yakıt tüketimini de artıracaktır. Sebebi ise birim zamanda geçen havanın akımının artışıdır.

Performans tipi filtrelerden en sık kullanılanları “kutu içi” ve “açık” hava filtreleridir. Bolt-On tipi filtereler de az da olsa mevcuttur. Son 2-3 yıldır da Cold Air Intake sistemler piyasaya oturmuştur, bunlar bir kit halinde filtre ile beraber satılır ve amaçları yine hava akışını rahatlatmak ve motora daha fazla ve daha soğuk hava aktarmaktır. Soğuk havanın avantajı, havanın soğuk olması sebebi ile birim zamanda miktar olarak sıcak havaya göre bir miktar daha fazla geçmesi ve adı üzerinde soğuk olmasıdır. Sıcak hava yanma verimini azaltacağından performans açısından kötüdür.

Konuya dönersek, Aracımızda standart bir hava geçişi mevcutken, biz bu filtrelerden herhangi birisini kullandığımızda akış hızı ve miktarı artacağından ve motor ataklık açısından daha iyileşeceğinden bu iyileşmeler yakıt tüketimine de yansıyacak ve artacaktır

Oto Ses Sistemleri Hakkında

Posted by admin on Temmuz 14th, 2008

Oto Ses Sistemleri Hakkında

1. Head Unit (Teyp):
Aracımıza ses bilgisini sağlayan üründür.Genelde normal araçlarda tek başına seslendirmeyi de yapar.içinden amfilidir, hoparlörler için küçük bir düzeyde güç sağlar.

2. Coax. Hoparlör (Normal bildiğimiz Kolon):
Çeşitli boylarda olur. 10,13,16 cm ve 6*9 inch oval yapılarda bulunur. 2,3, yada 4 yollu olur. Her yol bir ünitedir.Mesela 3 yollu bir coax hoparlör için: basları için geniş bir ünite,orta sesler için bir ünite ve tizz sesler için daha küçük bir ünite tek bir yapıda bağlıdır.Genelde en ucuz ses yoludur.

3. Komponent:
Coax’dan farkı, ünitelerin ayrık yapıda ve sesi filtreleyen bir “cross over”’ın bulunmasıdır. 2 veya 3 parçalı olur. her sesi frekansından ayırarak ünitelere dağıttığı için coax’a göre daha net ve verimli olur.

4. (Sub)Woofer:
Ağır Bass sesleri için büyük ve pahalı ürünlerdir. Genelde 20 ila 38 cm arasında değişen çaplarda vardır.En yaygını 30cm’lik olanlardır.Değişik çeşitleri vardır:

5. “Band Pass” Enclosure (4rth order) Kutulu modeller:
En alt frekansları yakalamak ve sese derin bas efektleri ile yardımcı olmak içindir, yüksek güç gerektirir.

6. “Ported” Enclosure Kutulu modeller:
Derin ve Sert basları birlikte verir,çoğunluğun kullandığı modeldir.Yuvarlak bir borudan gelen hava ve Kutunun üstünde bulunan Woofer yüzeyinden yayılan ses ile çalışır. Her kaliteli sistemin vazgeçilmezidir.

7. “Sealed” (Portsuz) Kutulu modeller:
Sert ve dinamik bas verirler, uğuldama ve derinden efektler için yanlarında Band Pass Kullanılması iyi olur. Küçük kutluarda kullanılırlar.

8. “Free Air” Modeller:
Genelde pioneer’ın piyasada çok sunduğu modellerdir.Kutu olmadan monte edilir ve sesi genelde çok net vermese de Bagajda yer kaplamamsı açısından en ideal küçük sistem bas parçalarıdır.

9. Amfiler:
Teypten gelen bilgiyi daha da güçlendirerek yüksek güç ihtiyaçlarını karşılarlar. Sadece yüksek seste deil, alçak seste de gücünü belli ederek sesin kalitesini genelde arttırırlar.Asıl amaç yüksek güçlü üniteleri karşılamaktır. Çeşitli modelleri vardır: D class(Mono Bas amfisi), Full Range…kullanılcak üniteye göre seçim yapılmalıdır.

10. Capasitör(Kapasitör, Kondansatör) :
Farad birimiyle ölçülürler. Analog ve Digital(sayısal)’ları vardır. Normal Akü güçlü bir ses sisteminin yükünü kaldıramayacağı için buna ani güç ihtiyaçlarını kaldırabiliecek bir ünite bağlanır.Bu elektrik gücü biriktiren üniteye bu ad verilir.Genelde Yuvarlak tüp şeklinde olur.

11. Aktif Crossover:
Ses frekanslarını teypten alınır alınmaz ayıran ya da amfilenmiş sesi değişik ünitelere göndermeye yarayan ve daha profosyonel sistemlerde kullanılan ünitedir.

12. Sound Proccessor:
içinde aktif crossover, efektler, ekolaizer v.b. gibi sistemler barındıran, teyp’ten alınan sese bu özellikleri veren ünitedir.Çok prof. sistemlerde kullanılır.

13. Eko (Ekolayzır) :
Sesi Frekanslarına göre kendinize özelleştirmenizi sağlar.Basları arttırıp tizzleri düşürmek gibi.Tabi kaç band ise o kadar çok ses ayarı yapmaznızı sağlar.Birçoğunda ayrı subwoofer çıkışı bulunduğundan basları daha verimli amfilemenizi sağlar.


Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
eXTReMe Tracker