Merletto’dan yeni yıl sürprizleri

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Ayakkabı denilince akla gelen markalardan biri olan Merletto, kişiye özel el yapımı, İtalyan ayakkabı modelleri ile yeni yılı büyük bir coşku ile karşılıyor. Yılbaşı alışverişine çıkmadan önce Merletto mağazalarına uğrayarak, kendiniz ve sevdikleriniz için en doğru hediyeyi alabilirsiniz…. 2006 yılına girerken en iyi dileklerinizi Merletto gerçekleştiriyor…

Merletto, yeni koleksiyonu ile yeni yılda modern, şık, bakımlı, şehirli, dinamik ve kendi tarzını bilen kadınların tek tercihi olmaya devam ediyor. Nişantaşı’nda hizmet veren ve “Walking Elegance” konsepti ile bizleri buluşturan Merletto, yeni yılda da hem şık hem de rahat modelleriyle kişiye özel butik anlayışını geliştiriyor. Birbirinden farklı İtalyan modelleri özel sürprizlerle kadınların beğenisine sunan marka, çanta konusunda İtalya’nın ünlü markası Nicoli, ayakkabı konusunda ise Mario Cerruti, Lancio ve Luciano Barachini markalarıyla da büyük bir ilgi topluyor. Daniel Hetcher , Gabor, Lemondry, Nera, Pas de Tout, D&V gibi büyük firmaların en trend ürünlerini de bünyesinde bulunduran marka, yılbaşı şıklığını ayakkabı ve çantalarına yansıtıyor.

Merletto’dan yılbaşı fırsatları

Birbirinden şık ve gösterişli kadın ve erkek ayakkabıları ile yeni yılı karşılamaya hazırlanan Merletto, sezon renklerini yılbaşı geleneklerine uygun olarak vitrininde sergiliyor. Bu yıla damgasını vuran deri ve süet çantalar, kemerler, ayakkabılar ve çeşitli aksesuarlar, Merletto’nun yeni yıl koleksiyonunu oluşturuyor. Piyasada zor bulunan 35 ve 41 numaralı kadın ayakkabıları ise, tüm ayakkabı çeşitlerinde mevcut… Şık görünümün yanı sıra ayağa uyumun ve rahatlığın simgesini koleksiyonuna taşıyan Merletto’da her modelden bir seri bulunuyor. Hem şık ve rahat hem de herkesten farklı model ayakkabı giyme ayrıcalığını yeni yılda Merletto ile yaşamaya hazır mısınız? Yıl boyunca her ayın 15’inde 3 ayakkabı alana 2 ayakkabı ödeme şansını yeni yıla girerken de yakalamayı da unutmayın…

Aytaşı

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Hindistan’da kutsal sayılan ve uğur taşı olarak kullanılan aytaşının, sevgilileri daha tutkulu kıldığını, bu yüzden de eskiden beri düğün günü damat tarafından geline armağan olarak aytaşı verildiğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değildir.

Bazı yerlerde Toprak Ana Taşı da denen aytaşının, özellikle kadınlarda kısırlığa ve doğum sancılarına iyi geldiğine inanılmıştır.

Başka bir inanışa göre, tehlikelerle dolu yolculuklara çıkacak insanları koruyacağı düşünüldüğünden, aytaşına gezginci taşı da denilmiştir. Çok eski zamanlarda, bu taşın, yolcuların yolunu açık ettiğine inanılmıştır. Bir zamanlar, aytaşının, parlaklığını Ay’dan aldığına inanılır, Ay ile aytaşı arasında yakın bağlantılar kurulur, bu taşın uykuda bastıran karabasanları, gecenin karanlığında ortaya çıkan cinleri kovduğu söylenirdi. Aytaşına yöneltilen belki de en ilginç yakıştırmalardan biri de, aytaşı nazarlık takanların “üne erişecekleri” ve görünmez olacakları”ydı.

Akuamarin ve Akik

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

AKUAMARİN

Denizin berrak sularını andıran bu soluk mavi-yeşil taş, Duru Taş diye de bilinir. Üzerinde taşıyana zihin açıklığı verdiğine, gevşetip rahatlattığına, gündelik baskılardan kurtardığına inanılmıştır. Bugün hala, uyuşturucuların ayartıcılığına karşı koruyucu özellikler taşıdığı, nazarlıklarda kullanıldığında insana huzur verdiği ve yapay uyarıcılara duyulan gereksinimi ortadan kaldırdığı söylenmektedir. Kimi yörelerde cesaret taşı da denen akuamarinin, takanları daha gözüpek kıldığına, özellikle ölümü yüreklilikle karşılamasını sağladığına, gereksiz karamsarlıklara kapılmayı önlediğine inanılır. Mart ayında dünyaya gelenlerin doğum taşı olarak kabul edilen akuamarin, renginden ötürü, çağlardır denizcilerin en gözde nazarlığı olmuştur. Denizciler akuamarinin kendilerini deryaların tehlikesine karşı koruyacağına, balıkçılarında ağlarının daha bereketli olacağına inanmışlardır. Berrak bir taş olduğu için falcılar Kahin Taşı olarak tanımladıkları bu taşa baktıklarında düşler ve hayaller gördüklerini söylerler.

AKİK

Akiğin, tehlikelerden, korkaklıktan, karabasanlardan, nazardan koruduğu, uykusuzluk çekenlere iyi geldiği söylenir. Bedeni ateşlediğine, insanın gücünü tazelediğine inanıldığından bu taşa Ateş Taşı da denmiştir. Bir inanışa göre, akik özellikle toprağın korunması, beslenmesi açısından önem taşır. Parmağına akik taşından bir yüzük takan bahçıvanın bahçesinde en güzel çiçekler açar; sabanının kenarına akik iliştiren çiftçinin ekinleri göğe erer. Ortadoğunun bazı yörelerinde ise, akik taşının, definelerin gömülü olduğu yerlerin bulunmasında yardımcı olduğuna inanılır. Eski Romalılarda ise, tılsımlı güçlerini göstermesi isteniyorsa, akik yüzük taşı takılması gereklidir.

Firuze

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Fransızların “Türk Mavisi” yani “Turquoise” olarak adlandırdıkları; günümüzde daha çok, Fransızca’dan dilimize giren, “türkuaz” adıyla bildiğimiz değerli bir taş.

Fransa’ya Türkler eliyle getirilmiş ilk kez. Eski Fransızca’daki, “Türkten” anlamına gelen “turqois” adı, sonraları “turquoise” diye anılmış ve böylece tüm dillere yerleşmiştir.

Gök mavisi ile yeşilimsi mavi arasında değişen tonlardaki bu değerli taşın bileşimi ise; hidratlı doğal alüminyum fosfat ve bakır. Büyük kütleler arasına dağılmış ince damarlar ya da serbest olarak, böbrek büyüklüğünde yumrular halinde bulunur türkuaz. Çoğunlukla da içinde bakır, demir ve gümüş cevherlerinin damarcıkları vardır. Bileşimindeki cevherlere göre yeşile, hatta sarıya çalan mavi renkli türleri varsa da en değerlileri yine, gök mavi renkli ve iç damarsız olanlardır.

Bu değerli taşı tanımlamak için “gök mavisi” demek yeterli olacaktır. Saydam ve parlak olmadığı halde, değerli sayılan nadir taşlardan biri olan türkuazın, çok eski çağlardan bu yana tılsımlı gücüne inanılır. Eski Türkler’de, Tibet’te, Güney Amerika’nın Colombus öncesi kültürleri olan Maya ve Aztekler’de, Kuzey Amerika’da Kızılderililer’de hep tılsımlı gücüne inanılmış, kutsal sayılmıştı. İnanışa göre; bu kutsal taşı üzerinde taşıyan insanların, kemiklerinin kırılmayacağı ve hem kendilerinin hem de atlarının kaza geçirmeyeceği inanışı yaygındı.

Nazardan ve kem gözlerden koruduğuna inanılması günümüze kadar uzamış ve yeni doğan bebeklere göz şeklinde türkuaz taşlı altın nazarlıklar ya da türkuaz bezenmiş altın toplar takılması hala yaygındır.

Elmas

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yeryüzünde bilinen en sert madde elmastır. Karbon atomlarının kristalize olması ile oluşur. Bu kristaller sekizgen bir yapıdadır ve 4 ayrı atoma kısa, güçlü bağlar ile bağlıdırlar.

Doğal elmas, yer kabuğunun derinliklerinde ortaya çıkar. Yüzeyden 150 Km. kadar derinliklerde oluşan basınç ve sıcak, karbon atomlarının elmas oluşturmasına neden olur. Yer kabuğu hareketleri özellikle volkanik patlamalar, elmasların yer kabuğu yüzeyine taşınmasına neden olurlar.
Ultramafik kayaçlardan kimberlitin, bir varyasyonu olan lamproite doğal elmaslara ev sahipliği yapar. Elmasın sertlik derecesi 10′dur ve en sert maddedir. En çok Avustralya, Gana, Zaire, Güney Afrika, Amerika ve Rusya’da çıkartılır.
Bir ton kayacın işlenmesi ile ortalama 2.9 karatlık elmas elde edilebilmektedir. Elmaslar özel bir birimle ölçülürler. Bu birim karattır. 1/5 gr. 1 karattır. Karatın %1′ne 1 point denir. Bir elmasın kaç karat olduğu, geometrik ölçümlerin matematik işlemlerden geçirilmesi ile hesaplanır.

Örneğin: Dikdörtgen bir elmas: boy (mm) x en (mm) x yükseklik (mm) x 2.417 x .0026= karat ağırlıktadır.
Oval bir elmas: en büyük çap (mm) x en küçük çap (mm) x yükseklik (mm) x .0062= karat
ağırlıktadır.

Doğal elmasların işlenmesi ile pırlanta elde edilir. Elmasların 4 temel karakteristiği vardır. Renk, kesim, hatasızlık ve sertifikasıdır.

Renk

Çok açık sarı veya kahverengiden, çok nadir pembe, mavi,yeşil renkler elmaslarda görülebilirse de işlenip, pırlanta haline geldiklerinde, renkleri pek farkedilmez. Tamamen renksiz olan pırlantalar beyaz ışığın içinden kolayca geçmesine olanak verir, gökkuşağı renkleri görünür.
Genelde kullanılan elmaslar ve pırlantalar renksiz veya hafif sarımsıdır. Elması %99.95 saf karbon atomları oluşturur. Sayıları 20-30 civarında element bu yapıya girebilir ve renklenmesini sağlar. Azot sarı, baron mavi renk verirken, kristal yapısındaki bozukluklar ise pembe, kahverengi ve kırmızı renklerin oluşmasına neden olurlar. Doğal radyasyon ise yeşil tonları verir. Bazı elmasların floresans özelliği vardır, bazı elmaslarda ise gece parlama özelliği vardır, ışık enerjisi ile elmas atomları arasındaki reaksiyonlar bu ışık oyunlarına neden olur. Floresans genelde mavi renkte görülür ve bu özellik elmasların tanınmasında da yararlanılan bir faktördür.

Kesim

Yontulmamış taşların usta kesicilere ihtiyacı vardır. Taş kesmek çok beceri isteyen bir iştir. Kesimdeki oranlar, pırıltıların oluşmasını ve mükemmelliğini verir. Genelde elmaslar belirli şekillerde kesilirler. Oval, yuvarlak, armut şekli, zümrüt şekli, kalp şekli ve markiz en tercih edilen kesimlerdir. Bir elmasın kesimi hakkında genelde size çapları, yüzey sayısı ve yüksekliği bilgi olarak verilmelidir.
Elmas ve rengi, berraklığı konusunda olduğu gibi kesimde bir standart yoktur.

Berraklık

Elmasların berraklığını değerlendirmek, 10X büyütmeli optik aletlerin altında yapılır. Bu konuda yetişmiş bir göze ihtiyaç vardır. Elmasların çoğunda bazı lekeler bulunur. Bu lekelerin küçüklüğü ve yokluğu ışık geçişini arttıracak özelliklerdir. Elmas en çok ışık pırıltıları oluşturan taştır, ne kadar temiz ve berrak olursa o kadar daha çok pırıldar.
Berraklık fiyatı etkileyen önemli bir faktördür.

Elmaslarda iki tip leke veya defo görülür

Dış Yüzeydekiler Bunlar elmasın yapısındaki bozukluklardan olabileceği gibi sıklıkla kesim sırasında ortaya çıkan hatalardan oluşur.

İç Kısımlardaki Lekeler Bunlar elmasın içinde oluşmuş defolardır. Klasifiye edilmiş olan hatalar şunlardır:

Siyah ve karanlık noktalar Karbon artıklarından oluşur
Bulut Işık geçirgenliğinin düşük olduğu bulut izlenimi veren defolardır.
Kırık Elmasın kimyasal kristal yapısındaki kırıkları gösterir ve elmas mükemmeliğinde çok önemlidir.
Standart olarak elmasın berraklığının değerlendirlimesinde 10X büyütmeli bir el büyüteci veya aynı büyütmeye sahip bir mikroskop kullanılır. Bu büyütmede görülemeyen hiç bir kusur, var olarak değerlendirilmez.
Genel olarak değerlendirmede çok çok küçük kusurlar, küçük kusurlar, mükemmeliği bozulmuş taşlar ikişer kademeli olarak sınıflandırılırlar.
Kodu Açıklaması
I.F Tam defosuz
V.V.S1 Çok çok küçük defo. 10X büyütmede bile fark edilmesi zok zor
V.V.S2 Çok çok küçük defo. 10X büyütmede fark edilemiyen
V.S1 Çok küçük defolu. 10X büyütmede kolayca görülebilen defo
V.S2 Çok küçük defolu. 10X büyütmede kolayca görülebilen defo
S.I1 Küçük defo. 10X büyütmede kolayca görülürler
S.I2 Küçük defo. 10X büyütmede kolayca görülürler
P.1-1.1 Mükemmel olmayan taş. 10X büyütmede kolayca defo görülür
P.2-1.2 Defo çıplak gözle dahi görülür
P.3-1.3 Büyük defo, çıplak gözle görülür

Sertifika

Elmasların sertifikaları çok önemlidir. Elmas hakkındaki tüm bilgileri içerir. Elinde elması olan herkes bu konudaki yetkili kurumlara başvurarak bunların sertifikalandırılmasını isteyebilir. Bu belgede fiyat konusunda bir bilgi bulunmaz.

En yaygın sertifika vermiş kuruluşlar aşağıda verilmiştir.

GIA Gemological Institute of America
IGI International Gemological Institute
HRD High Diamond Council-Hoge Raad voor Diamant

Elmas taşlar birbirlerini çizebilirler bu nedenle ayrı ayrı saklanmaları gerekir.

Taşlar ve Simgeleri

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Değerli, yarı değerli ya da olağandışı görünümlü bazı taşların, bazen az bulunur oldukları, bazen de çok güzel oldukları için, bazen de her iki nedenle de, tılsımlı güçler taşıdıklarına inanılmış; bu tür taşlar, ya uğur getirsinler diye, ya da kem göze ve uğursuzluklara karşı korusunlar diye nazarık olarak kullanılmışlardır.

Hemen hemen bütün mücevherlerde insan bedenini koruma özellikleri vardır. Kuyumculuk sanatının en eski örneklerine bakılacak olunduğunda; yüzükler, bilezikler, küpeler, halhallar, taçlar ve diğer takılar uğur getirmeleri, kötü ruhları kovmaları için takılmışlardır insan bedenine…

Bir zamanlar, bir hükümdarın tacını süsleyen pırıltılı değerli taşların varlık nedeni, yanlızca o hükümdarın yüceliğini ve görkemini yansıtmak değil, aynı zamanda onu, kötülük taşıyan her türlü doğaüstü güçten, bilinmez, anlaşılmaz belalardan korumak olmuştur. Taşların koruyucu ve büyülü güçlerine inancın yanına, zamanla, özellikle mücevher kullanımı konusunda güzellik, statü kaygıları da eklenmiştir. Kuyumcu ustasının becerileri geliştikçe, kullandığı teknikler ilerledikçe, yarattığı mücevherlerde giderek birer sanat yapıtına dönüşmüş; böylece tılsımlı güçlerinden dolayı değil, salt çok güzel görüntükleri için istenir ve kullanılır olmuşlardır. Estetik, boş inancı kovmuş, bedeni süslemenin, takı ve mücevherlerin başlıca itici gücü haline gelmiştir. Zaman içinde de çok pahalı oldukları için, seçkinliğin, saygınlığın simgesi haline gelmişlerdir.

Belirli mücevherlerin eski, boş inançlardan kaynaklanan önemi, genellikle azalmakla beraber, günümüzde de sürdüğü gözlenmektedir. Teknolojinin çok geliştiği modern toplumda, bireyin yanlızlığı ve yabancılaşması ile mistik inanç sistemlerini de beraberinde getirmeye başlamıştır. Metaller, alaşımlar, mineraller gibi kristallerin büyüsel kullanımı yeniden popülerlik kazanmıştır. 2000′li yıllarda minerallerin koruyucu gücüne duyulan inanç gündeme gelmiştir.

Kristaller gibi iç simetrisi yüzey düzeninden anlaşılabilen, inorganik kökenli, katı maddelere anlaşılmaz, gizemli güçler yakıştırılması, bazılarına şaşırtıcı gelebilir. Oysa, kristallerin insanoğluna çekici gelmesinin nedeni, yapıları ve görünüşlerinin, biyolojik formlarının çoğunun düzenden yoksun yumuşaklığı ile çarpıcı bir karşıtlık içinde olmalarıdır belki de. Doğanın bir parçası olmalarına karşın, kristallerin geometrik yüzeyi sanki başka bir dünyaya aittir. Nerdeyse, başka bir gezegenden geldikleri izlenimi uyandırırlar. Herşeyin her zamankinden daha hızlı değiştiği modern çağda, kristaller ve kayaçların kalıcılığı, bazılarına bir güvenlik rahatlık duygusu verir. Kimilerine göre ise; kesilmiş kristalin elle dokunulduğunda sert ve katı, gözle bakıldığında ise neredeyse sıvı kadar saydam olma özelliğidir ve bu kimilerine göre “tuhaf” bir karşıtlık içerir. Bazı kişiler ise kristallerin manyetik bir alan gibi, kendilerine temas eden birinin durumunu etkilebilecek gizli bir güç taşıdığına inanır.

Bir taşın değeri, yanlızca güzelliği, az bulunurluğu ve renginden değil, sertliğinden de kaynaklanır. Taşa gücünü ve kalıcılığını veren sertliktir. Sertlik derecesi en yüksek olan taş elmastır. Elması sırasıyla, yakut ve safir; zümrüt, akuamarin ve topaz; lal taşı ve kuvars; akik, yeşim ve aytaşı; hematit (kantaşı), lapis, opal ve turkuaz; malakit izler. Astrologlar, ilk çağlardan bu yana, burçlar kuşağının on iki burcu ile yeryüzündeki taşlar arasında bağlantılar kurmuşlardır, taşların herbirinin kendine özgü koruyucu güçleri olduğuna inanmışlar, onlara doğaüstü güçler yakıştırmışlardır. Uğur taşlarının doğum tarihiyle ilgili olduğu ve şans ya da sağlık getirdiği yolundaki inanışlar, günümüz toplumlarında da değişik biçimlerde sürmektedir.

Ahtapot Şal

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Örgü ve şal modelleri 1. Bugün size pek kimsede bulunmayan değişik bir şal modeli
yazacağım.

Modelimiz “AHTAPOT ŞAL”. Boyutu 150 cm ye 150 cm olacak.350 gr ip
ve 2 numara tığla işleniyor.Şalımız motiflerden oluşuyor ve
birleştiriliyor.

Tığla 3cm genişliğinde dolgu
yapılıyor.Sonra örümcek modelinde olduğu gibi tığla uzun kollar
yapılıyor ve aralarına zincir yapılıyor.Motiflerinizi ne büyüklükte
istiyorsanız o kadar zincir yapabiyirsiniz 12 veya 13 tane koldan oluşacak
motifimizin bir tanesi böyle bitiyor.Sonra diğer motifleri birbirine
ekleyerek şalı bitiriyorsunuz.Şalınızı ne kadar büyük istiyorsanaz o
sayıda motif yapabilirsiniz.

Ayrıca sizlere birde atkı
modeli vereceğim.Oldukça kolay ve hemen bitiyor.Atkı için 200 gr ip ve
ipin kalınlığına göre 7 veya 4,5 numara şiş gerekli.istediğiniz genişlikte
başlayabilirsiniz ancak normali 24 çifttir.Örgüyü başladıktan sonra ilk
iki tel düz örülüyor.Sonra iki tel kesip bir tel.Sonda iki tel kalana
kadar böyle devam ediyorsunuz.Sonra kalan iki teli yine düz
örüyorsunuz.Modelimiz bu şekilde devam ediyor.İstediğiniz uzunluğa
geldiğinde kesiyorsunuz ve uçlarına püskül yapıyorsunuz.

Şal ve atkı modeli ile ilgili
merak ettikleriniz,yorumlarınız veya öğrenmek istediğiniz başka modeller
için aşağıdaki adresten irtibata geçebilirsiniz.

Herkese iyi çalışmalar.

Simli Üçgen Şal

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Örgü ve şal modelleri 2. Simli üçgen şalımız için 300 gram simli ip ve 14 numara örgü tığı gerekli.Uçtan başlayarak zincir ve sıkiğne ile yapılıyor ve üçgen şeklinde örülüyor.

Modelimiz dilimlidir motifle yapılmıyor ve her dilim yine kendi içinde üçgendir.1, kısım dolgulardan oluşuyor 2. kısım ise mil başı ile üçdefada çıkarılmış zincirdir.Modeller arası geçiş örümcekle yapılıyor.

Simli üçgen şalımızda modelleri içine oturtacağımız dıştaki üçgen,üst sıraya geçerken yapılmış sutaşı ile oluşacak. Şalımız bittikten sonra isteğe göre iplerle püskül veya örümcek ile uç yapabilirsiniz.

İyi çalışmalar…

Motifli İki Rekli Şal

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Örgü ve şal modelleri 3

Modelimiz çok basit .

Hemen örüp kullanmaya başlayabilirsiniz. Şimdiden kolay gelsin.
Şal için malzemeler:300 gr. ip
3 numara tığ

Örülüşü:Şalımız motiflerden oluşuyor ve motiflerimiz kare olacak.Yukarıda söylediğim gibi iki renkli ip kullanacağız.Beyaz,siyah;lacivert beyaz;turuncu kahverengi;canlı renkler isterseniz yeşil sarı;turuncu sarı;aynı tonlarda isterseniz açık koyu lila;açık koyu pembe…Arzu ettiğiniz renkleri kullanabilirsiniz.

Motifimize başlamak için önce 10 tane zincir yapıyoruz ve içini üçer dolgu yapıp 2 zincir ile dolduruyoruz.8 tane dolgu olacak şekilde bitiriyoruz.Ve sonra dolguların arasındaki zincirlere bir sık iğne yapıyoruz birine 15 tane zinzir yapıp tekrar aynı yere batıyoruz.Bu şekilde uzun uzun 4 zincir oluşacak.Ondan sonra kullanacağımız ikinci rengi bağlıyoruz ve devamını onunla yapacağız.

Panço Modeli

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Örgü ve şal modelleri 4 - Sizlere bugün çok şık bir panço modeli önereceğim.

Pançomuz iki parçadan oluşuyor.Parçalarımızın uzunluğu 90 cm. genişliği 70 cm. olacak.Ben daha büyük ördüm yinede siz ebatını isteğinize göre ayarlayabilirsiniz.

Malzemelerimiz: 350 gr ip.(Ben simli iple ördüm bir arkadaşım boncuklu iple ördü isteğinize göre sakallı iplede yapabilirsiniz.)
0 numara tığ.
Bir adet oklava

Örülüşü:90 cm genişliğinde zincir çekiyoruz ve 175 tane uzun trabzan yapıyoruz.Yaptığımız bu trabzanları oklavaya yerleştiriyoruz.traszanlarımızı 4 er 4 er çapraz şekilde topluyoruz.Sırayı tamamlıyoruz.Sonra o sıranın üzerine bir sıra sık iğne yapıyoruz.Bu şekilde 90 cm ye 70 cm. iki parçayı yapacağız.Ve birbirine ekleyeceğiz.Uçlarına istediğiniz sıklıkta püskül yapabilirsiniz.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.