Kadın gibi kadınlar geri döndü

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Mevsim değişti, gardıropları yenilemekte geç bile kalıyoruz. Bu kışın modasında oldukça belirgin trendler var. Kadınlar gotik, erkekler kolejli tarzını benimseyecek. Hem kadın, hem de erkek modasının hakim rengi siyah. Onu mürdüm ve yeşil takip ediyor.

Bu sene, dolabınızda yoksa mutlaka siyah kıyafetler almalısınız. Bir yandan da baklava deseni ve İskoç ekosesi altın çağını yaşıyor. Kovboy çizmeleri, el örgüsü hırka ve şal, bermuda, altın takılar yeni sezonda mutlaka gardırobunuza eklemeniz gerekenlerden. Anlayacağınız, yıllardır vitrinlere egemen olan sokak modası bile bu sene feminenleşti. Danteller, kadifeler ve korseler ile kadın gibi kadınlar geri döndü. Trendlerden geri kalmamak için, alışverişten önce bize kulak verin.

Bu kış moda dünyası siyahın hakimiyeti altında. Hemen her marka koleksiyonlarında, gotik kraliçeler yaratmış. Gardıropta mutlaka siyah bir şeyler bulundurmakta fayda var. Parlak kumaşlardan siyah elbise ve etekler, siyah şifonlar, ceket ve şapkalara göz atın. Vitrinlerde siyah dışında mor, petrol yeşili ve bordonun da en koyu tonları var. Siyah sevmeyenler, bu renkleri tek başına veya karıştırarak giyebilir.

Bu sene gotik tarz etkisini aksesuvarlarla da hissettiriyor. Siyah eldiven, dantel çorap ve kürklü şapkalar kışın en rağbet görecek parçaları. Zaten dantel, saten, ipek gibi kadınsı kumaşlar eldivenden, bluz ve elbiselere kadar her kılıkta kullanılıyor. Trendi yakalamak isteyenler, balon kollu üstler ve siyah askeri ceketlerden mutlaka almalı. Bunlarla aksesuvar olarak, dantelli broşlar, yünlü yaka gülleri, nakışlı, pullu bileklik, saç bandı ve şapkalar kullanabilirsiniz. Dantel çoraplar da geri dönüyor. Dizaltı eteklerle çok yakışan dantel çorapların her rengi çok moda. Anlayacağınız, yıllardır vitrinlere egemen olan sokak modası bile bu sene feminenleşti. Danteller, kadifeler ve korseler ile kadın gibi kadınlar geri döndü.

Dolabınızdan el örgüsü eksik olmasın

Bu kış, Britanya adasından esintiler de ulaşıyor bize. Erkekler, İngiliz tarzı, sade ama lüks görünümlü giyimi benimseyecek. Kadınlar için ise İskoç ekoseli, pötikareli her şey çok moda. Yeşilli, kırmızı ekoseler en çok kabanlar, yünlü pantolon ve eteklerde kullanılıyor.

Bermuda, sıkı bir geri dönüş yapıyor bu yıl. Bol kesimli yünlü kumaştan dikilmiş bermudalar, binici çizmeleriyle birlikte giyilebilir. Kanvas olanları yaz sonundan beri vitrinlerde zaten ama havalar soğudukça keçe görünümlü, yıkanabilir yün ve gabardin kumaştan bermudalar çıkmaya başladı vitrinlere. Bermudanız yoksa mutlaka bir tane edinin. Özellikle ekoselileri çok moda!

Klasik trikolar ve ince hırkalar bu kış geçen seneye kıyasla daha da süslü olarak karşımızda. Manşetleri, yakası işli, nakışlı, pullu ince hırkaları, diz altı eteklerle giyip, romantik bir tarz yakalayabilirsiniz. İnce triko kazakların parlak sarı, yeşil, turuncu, mor gibi en canlı renkte olanları makbul.

Atkı ve berenizi, elde yapılmış gibi görünen iri örgü olanlardan seçin. Şal, hırka ve kazaklarda da el örgüsü trendi var. Tığ işi detayları olan kıyafetler de, yerli-yabancı pek çok markada yer buluyor kendine.

Kovboy çizmesi var mı?

Ayakkabılarda, yılan ve timsah desenli deri, tüvit, keçe, nubuk gibi farklı materyaller bir arada kullanılıyor. Bu kış hem kısa botlar hem de çizme moda. Çizmelerde, ince topuklar yerini kısa ve kalın topuklara, sivri burun yuvarlak buruna bırakıyor. Binici çizmeleri, kovboy çizmeleri, işli-pullu abiye çizmeler ayakkabı modasına yön veriyor. Kovboy çizmeleri, bu kışın en popüler parçası. Bordo, mor, petrol yeşili kıyafetlerde olduğu gibi ayakkabıda da öne çıkıyor. Erkekler de kovboy çizmesi giyecek ama onlar için klasik renkler var. İçi dışı tüylü süet botlar, sade bir tarzı olan, tabanı dümdüz binici çizmeleri hem çok şık hem de rahat.

Erkeklerde zıtlıklar birbirini tamamlıyor

Erkekler bu kış İngiliz tarzında, yani sade ama pahalı görünen kıyafetler giyecek. Baklava desenli süveterler, çizgili gömlekler, V yaka trikolar klasik ama lüks bir görünüm katıyor. Kadın modasında egemen olan siyah, erkek modasında da görülüyor. Bu sezon jeanler bile siyah. Ama doğal kumaşlar ve sarı, kahverengi, yeşil gibi doğa renkleri de sıkça karşımıza çıkıyor. Bunların yanında, her yaştan erkeğin mutlaka baklava desenli birkaç parça giysisi olmalı.

Erkeklerin baklava desenli süveter kadar V yaka trikolara da ihtiyacı olacak. V yaka triko, sezonun olmazsa olmazlarından. Pembe renkteki gömlek ve trikolar hálá çok giyiliyor. Bir tane de siyah triko edinmekte fayda var.

Erkekler cesaret edip ilgi gösterecek mi bilinmez ama, koleksiyonlarda ağırlıklı olarak yakası kürklü mont ve paltolar var.

Zıtlıkların bir araya geldiği bir sezon bu. Farklı kumaş, doku ve desendeki, zıt parçaları birlikte kullanabilirsiniz. Çizgili bir gömlekle, baklava desenli süveter giyebilirsiniz. Bu kolejli görünümü bu sene çok moda.

Bu tarzı sıkıcı bulanların sayısız alternatifi var. Çizgili, yamalı, baskılı uzun kollu sweatşörtler, eskitilmiş, yırtık, düşük belli jean’ler, polo gömlekler ve metal aksesuvarlar da onlar için hazırlanmış. Rahatlık ararken modayı da takip etmek isteyenler, el örgüsü gibi görünen bol hırkalar, kamuflaj desenli kargo pantolonlar ve kadife ceketleri tercih etmeli.

Takımlarda pek bir değişiklik yok. Siyah, lacivert, kahverengi takımlar, beyaz, ekru, pembe gömleklerle birlikte giyiliyor. Çizgili takımların içine, çizgili gömlekler giyebilirsiniz. Açıklı-koyulu tonların birlikte kullanıldığı, kalın çizgili gömlekler, pamuk-ipek karışımlı kumaşlardan yapılıyor çoğunlukla.

İçimiz dışımızdan daha renkli

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Artık iç giyimde de modadan, değişen trendlerden, yenilenen koleksiyonlardan, özel günler için yapılan özel ürünlerden bahsedebiliyoruz. İç giyimde uzmanlaşmış markaların sayısı artıyor.

Zincir iç çamaşırı mağazalarının yanında, ünlü hazır giyim markaları da en az diğer kıyafetler kadar şık ve bol renkli modeller hazırlıyor. Yaz ve kış için ayrı, yepyeni koleksiyonlar sunuluyor. Siyah beyaz yerine pembe, yeşil, mor ve sarılar, düz renk ve kesimler yerine çiçek, böcek, kelebek desenleri, danteller, fırfırlar iç çamaşırının imajını değiştiriyor. İç giyim modası, günlük giyimi bile etkiler oldu. Mesela, yaz sezonunun moda parçalarından dantelli atletler, ilk olarak iç çamaşırı koleksiyonlarında karşımıza çıkmıştı. İç çamaşırı, dış giyim kadar bütçe ayırmamız gereken, günlük giyimimizin önemli bir parçası artık.

22201140.jpgÜlkemiz iç giyim ihracatında dünyada üçüncü sırada. Ama yakın zamana kadar iç satışlar açısından dünya sıralamasında çok gerideydik. Araştırmalara göre, yılda kişi başı satın aldığımız sutyen sayısı 3 ya da 4. Amerika’daysa bir kadın yılda 18, Rusya’da 15-18 adet sutyen alıyor. Ama şimdi durum yavaş yavaş değişiyor. Yabancı ve ünlü iç çamaşırı markaları ülkemize geliyor. Sadece iç giyimde uzmanlaşmış pek çok yerli-yabancı marka renkli ve geniş iç çamaşırı koleksiyonları hazırlıyor. Hal böyle olunca, biz de iç giyimi daha bir önemsemeye başladık.

Kanadalı La Senza ülkemize yeni gelen markalardan. Yaz ortasında satılmaya başlandı. Marka, iç giyimde rengarenk bir dünya yaratıyor. French Kiss ve Moragizz de iç giyimin yeni ve yerli adresleri. Dagi, Mendo’s, GirlStop, She By Berk, Loliten gibi yerlilerin geniş iç giyim koleksiyonları da yabancı markalardan aşağı kalmıyor. Laura Baresse, İntimissimi, Gottex gibi yıllardan beri faaliyet gösteren yabancı iç giyim markalarında veya Etam, Marks And Spencer, Accesorize, Zara, Tommy Hillfiger, Peacocks gibi iç çamaşırı serileriyle de ünlü markalarda iç çamaşırı dışında, gecelikten pijamaya, şort-atlet takımlara kadar rengarenk iç giyim ürünleri bulabilirsiniz.

Dünyanın en ünlü iç çamaşırı markalarından İspanyol Oysho, Shaya Grup tarafından yakında ülkemize getiriliyor. Dünyada 122 mağazası olan Oysho’nun bizdeki ilk şubesi birkaç ay içinde açılacak, yeri henüz belli değil. Yerli hazır giyimci Koton da, iç çamaşırı serisi çıkarmaya hazırlanıyor.

Peki bu kış iç çamaşırı modasında neler oluyor? Kışın, içimiz dışımızdan daha renkli olacak. Pembeler, yeşiller, morlar, sarılar var. Kıyafetlerin altına giymeye kıyamayacağınız kadar güzeller. Büstiyer, şortlu takım ve atletlerde pamukludan satene değişik kumaşlar kullanılıyor. Meyve, çiçek, kelebek desenleri, fırfırlar, danteller, pullarla yaratılan baby-doll tarzı iç giyimde çok popüler. İç çamaşırında parlak renkler, kocaman desenler çok yoğun kullanılıyor, her kıyafetin altından kendini belli ediyor. Bu yaz, beyaz tişörtün altına iki-üç renkli sutyenler giymek çok popülerdi. Kışın karanlık günlerinde, bu rengarenk modeller içinizi açacak. Yatarken giymek için hazırlanan, yarım üst ve şorttan oluşan pamuklu takımlar çok tercih ediliyor bu aralar.

Seksi modeller, beli şekillendiren dantelli işlemeli büstiyerler, g-string’ler, dantel takımlar, leopar desenler yine var elbette. Ama iç çamaşırında trend, seksi olandan şirin, rahat ve kullanışlı olana dönmüş gibi görünüyor. Askıları, bağlama şekilleri değişebilen sutyenler, şort külotlar en popüler modellerin başında geliyor.

Dikişsiz iç çamaşırı bu alanda yeni bir teknoloji. Seamless denen sutyen ve külotlar, kıyafetin altından çamaşır dikişlerinin belli olmasını istemeyenlerin tercihi. Pamukluya da dönüş var. Pamuklu iç çamaşırı her zaman daha sağlıklı, üstelik şimdi hiç de sıkıcı değiller. Danteller, meyve desenleri, çizgi karakterler kullanılan çok eğlenceli pamuklu çamaşırlar var. Özellikle sporcu sutyeni ve şort külot denilen modeller çok şirin ve çok rahat.

Bu adreslere de uğrayın

She By Berk: En popüler iç çamaşırcılardan biri. Pamuklu ağırlıklı, genç bir koleksiyonu var. Şort külot ve askılı penye üstten oluşan takımın onlarca rengini bulabilirsiniz. Dantelli büstiyerlerden, sporcu sutyenlerine kadar uzanan geniş iç çamaşırı koleksiyonun yanında, yatarken giymek için şortlu takımlar ve pijamalardan oluşan SleepWear serisi de bulunuyor.

GirlStop: Ekru, pembe, mavi, fuşya, mor ve yeşilin kullanıldığı çok renkli modelleri var. Ekoseli, leopar desenli, timsah baskılı, çiçek desenli iç çamaşırları, tül, brode ve dantellerle çok çekici, fırfır ve kurdelelerle masum olabiliyor. Girlstop’un Capitol’deki mağazasında iç çamaşırı haricinde, kışlık gecelik ve pijamalar da bulabilirsiniz.

Loliten: TEN’in genç kadınlar için hazırladığı rengarenk iç giyim markası, bu sezon çiçekli, böcekli penye şort, kapri, atlet, pijamalar da hazırladı. İç çamaşırı olarak, çiçekli şifondan atlet biçiminde büstiyer-külot takımları seviliyor. Büstiyerin yanında aynı desenden çorap hediye ediyorlar.

Penti Nü: Çorap markası Penti mağazalarında Lovable, Cotton Club ve Parah markalı ithal iç çamaşırları satılıyor. Dikişsiz modeller öne çıkıyor.

Intimissimi: Teşvikiye’deki mağazada İtalyan İntimissimi’nin iç çamaşırı ve çorapları satılıyor. İç çamaşırınızla aynı desende, karışık desenli, renkli çoraplar bile var.

Mendo’s: İstanbul, İzmir, Ankara’da şubeleri olan Mendo’s’ta Calvin Klein, Selmark, Wonderbra, Playtex, Dim, After Aden, Elbrina gibi iç giyimin ünlü ithal markaları satılıyor. Gecelik ve pijamada Linclalor’un ürünlerini bulabilirsiniz.

Yeni İnci: Markanın masaj yapan, parfümlü, sırtsız, dikişsiz sutyen, sıvı dolgulu veya anne sutyeni gibi yenilikçi ürünlerini, onlarca şehirdeki bayilerde bulabilirsiniz. Klasik modellerin yanında, baby-doll takımlar, atlet ve şortlar da var. Çiçek desenli şifon takımları çok şık.

Yeni markalar geldi

La Senza: Park Bravo Grup tarafından, yaz sonunda ülkemizde satışa sunuldu. Rengarenk koleksiyonu, her kıyafete, her tür dekolteye uygun işlevsel ve farklı çamaşırları kısa zamanda çok beğenildi. 20 farklı şekilde bağlanan Convertible isimli sutyen, baby doll tarzı dantelli şort külotlar, saten üstlerin dışında, pijama, alt ve üstü farklı renklerde şort-atlet takımlar, gecelik ve günlük giyebileceğiniz penye atlet ve tişört çeşitleri de bulabilirsiniz. Sutyenler 34, külotlar 15-19, atletler ve polo tişörtler 34, capri ve pantolonlar 39-44, bornozlar-sabahlıklar 74-84 YTL’ye satılıyor. Akmerkez, Maltepe CarrefourSa, Ankara Migros alışveriş merkezlerinde mağazası var.

French Kiss: Bu yıla dek yabancı markalara üretim yapan Aysa Tekstil’in kendi markası French Kiss’in geniş bir iç giyim koleksiyonu var. İç çamaşırında sade ve romantik bir tarzı var. French Kiss’in rahatlığı öne çıkaran modellerinde, minik gül desenleri, krem, beyaz, pembe renkler kullanılıyor. İç çamaşırın yanında, gecelik, pijama, şort atlet takımlar, kimono ve eşofman da bulabilirsiniz. Dantelli üstleri, çizgili şortlarına göz atın. İlk mağaza İstanbul’da, Bağdat Caddesi, No: 427’de açıldı. Külotlar 14, atletler 24.90, şortlar 44 YTL.

Moragizz: İç çamaşırından çok yatak giysilerine ağırlık veren yeni ve yerli bir marka. Çok renkli pijama, gecelik, atlet, şort, kaprileri var. Moragizz’in tüm koleksiyonu pamuklulardan oluşuyor. Kırmızı, mavi, mor ve bej renkler ağırlıkta. Fitness yaparken giyilebilecek şort ve tişörtler, evde giymek için hazırlanan rahat elbiseler de var. Koleksiyonda Türk motifleri ve desenleri de kullanılmış. Moragizz’in iç giyim ürünlerini YKM’ler ve Aymerkez’de bulabilirsiniz. Şortlar 40, pijamalar 55, atletler 10, gecelikler 40 YTL.

Morera: Dikişsiz iç giyim ürünleri yapan markanın sonbahara özel yeni koleksiyonu romantizm üzerine kurulu. Parlak taşlar ve dantellerin kullanıldığı çamaşırlarda, ekose ve şal deseni, pembe, beyaz, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkler var. Kemerli mini şortlar, taş baskılı atletler, şifon atlet büstiyer ve slipler bulabilirsiniz. Tüm iç çamaşırları, antibakteriyel iplikle üretilmiş, terletmiyor. Morera’nın Olivium, Profilo ve Orion alışveriş merkezlerinde mağazası, Koton, Çarşıbaşı, Ender, Rodi ve Batik mağazalarında corner’ları var. Atletler 17.75-18.90, külotlar 9.95-11.75 YTL’ye satılıyor.

BigBlue’dan bayramlık kampanya

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

BigBlue, bayrama özel bir kampanya gerçekleştiriyor. Gençlerin bayram alışverişini renklendirecek olan kampanyada bir yeni sezon ürünü alana bir t-shirt, 69,5 YTL’nin üzerinde alışveriş yapana da bir basic sweat-shirt hediye ediliyor. Bayram sonuna kadar uygulanacak olan kampanya BigBlue’nun tüm mağazalarında geçerlilik taşıyor.

Big Blue’nun renkli alışıldık modeller yerine, teritoryal çağrışımlar yapan, salaş, özgür ve rahat bir çizgiyi tercih eden 2005 Kış Koleksiyonu’nda, özellikle 2. el hissi verilen jean pantolonlar, asker ve kadife pantolonlar en çok ilgi gören ürünler arasında yeralıyor. Dar kız pantolonundan hiphop tarzına kadar her modelde bulunan 5 cepli denimler, bunları tamamlayan antik parça boyalı ve yıkamalı penyeler de koleksiyonun gözdeleri.

Big Blue’nun 2005 -2006 Kış Koleksiyonu’nda jeanler 44,5 - 79,5 YTL, sweat-shirtler 19,5-54,5 YTL gömlekler 29,5 - 39,5 YTL, kazaklar 29,5-69,5 YTL, , arasında değişiyor. BigBlue’da Advantage, Worldcard, Bonus, Axess, Maksimum ve Cardfinans sahiplerine 30 YTL’ye 3 taksit ve 50 YTL üzerine 6 taksit olanağı da sunuluyor.

Seksi çoraplar ile göz alıcı ayaklar

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Çorapta yaş eskisi kadar önemli değil. Tabii, öğrenciler, genç kızlar soket ve kısa çorapları, desenli ve bol renkli tipleri, çalışan kadınlar da külotlu ve klasik renklerdeki (siyah-ten-füme-lacivert) çorapları tercih ediyor.

Çorap, giyimin en önemli aksesuarlarından biri. Kadın güzelliğinin de önemli bir parçası. Çünkü, ufak tefek kusurları örterek bacaklara daha estetik bir görünüm sağlıyor.

Bir başka eğilim de, aslında yıllardan beri var olan fileli çoraptaki atak. Klasik boya cesaret edemeyenler, her boyda fileli çorap bulabiliyor. Hatta iki renkli fileli çorap bile var.

Renklere gelince, aslında bu alanda hiçbir kısıtlama yok. Aklınıza gelebilen bütün renkler var. Tabii siyah, yine birinci sırada. Ama acı kahve, haki, kırmızı, mürdüm rengi önde gidiyor. Gece hayatı için simli çoraplar, kırmızı ve bordo ağırlıklı renkler göze çarpıyor. Kemik renk gelinliklerin sayısı artınca, beyaz ve kemik rengi gelinlik çorapları da ilgi görüyor.

Çorap endüstrisindeki çeşitlilik, bunlarla bitmiyor. Son yıllarda piyasaya giren birkaç yeniliği sayalım:

Düşük belli çorap: Son dönemin modası olan düşük bel etek ve pantolonlar için özel olarak üretiliyor.

Silikonlu çorap: Külotlu çorabın icadı (1960′lar) kadınlara büyük bir rahatlık sağlamıştı ama, jartiyerli çorabın estetiği ve erotizmi bu çorapta kayboluyordu. Silikonun icadıyla, jartiyere gerek kalmadan külotsuz çorap yaygınlaştı. Baldırlarda çorabın bittiği yerde silikonlu ve dantelli bölüm, çorabın bacakta sabitlenip, sarkmamasını sağlıyor.

Jartiyerli çoraba benzeyen külotlu çorap: Yine estetik nedenlerle son yıllarda külotlu çorapların da bel ve baldır bölümü dantellerle süsleniyor.

Korseli çorap: Karın ve basen bölgesini toplayarak vücuda ince bir görünüm kazandırıyor.

Masaj yapan çorap: Yorgunluk giderici bu çorap türünde (Penti’nin ürünü Re-Life ya da Müjde Lüks Relax gibi) baldırdan bileğe ortalama basınç alçak tutuluyor. Giyene rahatlık sağlıyor, hareketle birlikte hafif bir masaj etkisi yaratıyor. Ayrıca ayak tabanına masaj yapan çoraplar da var.

Parmaklı çorap: Yeni ithal edilen bu çorabı, Okan Bayülgen Zaga programında tanıttı diyebiliriz. Bayülgen’e de çorabını İstiklal Caddesi’nde 4 şubesi bulunan Şirin İç Giyim göndermiş. Parmaklı çoraplar Hollanda’dan geliyor. Parmaklar birbirine değmediğinden ayak mantarını önlüyor. Pamuklu çorapların her rengi mevcut. Uniseks ve tek beden olarak satılıyor. 36-42 numara arası esneyebiliyor. Daha çok 18-25 yaş arası gençlerin espri olsun diye satın aldığı çoraplar 5 milyon 500 lira.

Çoraplı bir ayak daha göz alıcıdır
Gökhan Akçura’nın ‘‘Ivır Zıvır Tarihi’’ adlı kitabında, Türkiye’de çorabın tarihi yazılı. 1941′de Ev-İş Dergisi’nde Düriye Gündoğdu adlı bir yazar, bu aksesuarın önemini şöyle anlatıyor: ‘‘Çorapsız gezmenin tamamiyle aleyhinde bulunacağım. Çoraplı bir ayak muhakkak ki hem daha zarif hem de göz alıcıdır.’’ Yazar Cevat Ulunay’ın fikrine göre de çoraplar sayesinde ‘‘bacak, kadında artık yürümeye mahsus bir uzuv olmaktan çıkmış, bir güzellik sermayesi haline gelmiştir.’’

İpek çorabın ne kadar önemli olduğunu anlamak için II. Dünya Savaşı’na bakmak yeterli. İpek çorap eksikliği savaşan tüm ülkelerde ulusal sorun haline gelmişti. İngiltere Ticaret Bakanlığı, dayanıklı bir kadın çorabı üretmek için komisyon kurmuş, sonuçta dışı suni ipekle dokunan ‘‘pratik zafer çorabı’’ ortaya çıkmıştı. Almanya Savaş Endüstrisi Bakanı Albert Speer, savaşın sonuna doğru ipek çorap üretimini durdurup fabrikaları silah üretimine yönlendirmek istemiş, ama kadın kamuoyunun sessiz baskısı sonucu bunu başaramamıştı. Türkiye’de de durum farklı değildi. Hüseyin Cahit Yalçın, 1941′de bir yazısında ‘‘İpek çorapların fiatı o kadar artmış ve dayanmaları o kadar azalmıştır ki, ipekli çorap masrafı zengin diyebileceğimiz yuvalar için bile bir yük halini almıştır. Bir süs eşyası olan ipek çorap bir dert haline gelmiştir’’ diyordu. Gazetelerde Türk ulusunu, çorapsız gezmeye çağıran yazılar çıkıyor, doktorlar kışın da çorapsız yaşanabileceğine dair demeçler veriyorlardı. Neyse ki savaş bitti ve naylon çorap Türkiye’yi de sardı. Yıllar geçtikçe arka arkaya hepimizin hatırladığı markalar pazarda yerlerini buldu: Vog, Bali, Zet, Öğretmen, Parizyen, Müjde, Penti, Berk, vesaire.

Naylon ve likrayı icadedip çoraba damgasını vuran DuPont
Çorapla ilgili ilk bilgiye Yunanlı şair Hesiodos’un eserlerinde rastlanıyor: Hayvan kılından örülen bir ayakkabı astarı bu. Romalıların ayak, bilek ve bacaklarına meşin ya da kumaş bantlar sardıkları biliniyor. Mısır piramitlerinde de ipek sarmallar bulunmuş. Çorabın yüzyıllarca değişmeyen maddesi ipek olmuş. Herşey, 1938′de DuPont adında bir Fransızın, kimyasal adı poliyamid olan naylonu (marka adı nylon) icad etmesiyle değişti. Naylon, çorapta esnekliği, dayanıklılığı arttırdı ve ucuzluk getirdi. 1960′ların çoraba en büyük katkısı da külotlu çorap oldu. Mini etek modası bu modeli tetikledi. Çorap lastiği ya da jartiyer görünmesi uygun olmadığı için yaratıldı. Aynı yıllarda çorapta bir büyük teknolojik devrim daha gerçekleşti: DuPont’un firması, bu kez de likrayı (marka adı Lycra) icad etti. Çoraplarda kullanılan korsedelastikten çok daha hafif, zarif ve esnekti. Saten ipliklerle karıştırılarak hazırlanan lycra çoraplar, kadınların gözdesi.

Kadın çorabı nerelerde kullanıldı:

* Yastık, oyuncak hayvan ve bebeklerin doldurulmasında
* Banyoda ve duşta bere olarak
* Yatmayan saçların yatırılmasında
* Ayakkabı cilasının sürülmesinde araç olarak
* Arıların ilgisini çeken üzüm ve çilek gibi meyveleri sararak korunmasında
* Saçları uzun olanların at kuyruğu yapmasında
* Fotoğrafçılıkta yumuşak filtre olarak
* Atların kuyruklarının bağlanmasında
* Alçılı kırık kollarda askı olarak
* Otomobillerde emniyet kemeri olarak
* Karda ayakkabıya sarılarak düşmeyi engellemek için (son karlarda cep telefonunu korumak için çoraba sarmamız gerektiği bile söylendi)
* İntihar aracı olarak
* Banka soygunlarında maske olarak
* Eskisi ip haline getirilip örülerek paspas olarak

Converse şıklığı…

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Converse ürün grubu arasındaki yer alan deri çizmeler asi ve baştan çıkarıcı görünümleriyle çizmede de Converse farklılığını yansıtıyor.

Bayanlara yönelik tasarlanan çizmeler Converse’in Re-Issue ailesinin çılgın çocuğu. Her zamanki Converse rahatlığını ve şıklığını sunan çizmeler, Converse’in özgür ve asi çizgisinden kesinlikle ayrılmıyor.

Kendi tarzını yaratmış, istediğinin ne olduğunu bilen ve onu alma gücüne sahip bir tarz yakalayan Converse, tasarladığı çizmelerde de bu çizgiyi koruyor.

Tamamı gerçek deriden üretilen Converse çizmeler, soğuk kış günlerinde dışarıda olma özgürlüğünü size sağlıyor. Üztelik şıklıktan ve rahatlıktan hiç ödün vermeden.

4 farklı renk seçeneği bulunan çizmelerin kürklü modelleri görenlerin bile içini ısıtıyor. Hepsi diz altına kadar çıkan çizmeler, şık bir tokayla aksesuarlandırılmış deri bir kemerle bileği kavrıyor.

Converse’in vazgeçmediği malzemelerinden biri olan lastik taban, çizmelerde de çok uyumlu bir şekilde kullanılmış. Bir çizmeden beklenen tüm konfor ve sıcaklığı sağlayan Converse çizmeler, converse yıldızını kış sezonunda da parlatıyor.

Satış Fiyatı : 299 YTL

Dengeli bronzlaşma sağlayan bikini

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

15 dakikada bir uyarıcı ses çıkaran bikini, gölgede kalan yerleri güneşe çevirme vaktinin geldiğini haber veriyor.

İngilizler, bronzlaşmak için kumlara uzananlara vücutlarının diğer yerlerini güneşe gösterme vaktini haber veren bikini üretti. Erkekler için de aynı özelliğe sahip mayo yakında üretilecek.

Bir kadın iç çamaşırı üreticisi firmanın geliştirdiği bikini, 15 dakikada bir uyarıcı ses çıkarıyor ve bikini sahibi, gölgede kalan yerlerini güneşe çevirme vaktinin geldiğini anlıyor.

Brighton kumsalında basına tanıtılan, minik bir elektronik parçayasahip bikini, İngiltere’de gelecek hafta piyasaya sürülecek. Erkekler için de aynı özelliğe sahip mayo yakında üretilecek.

Bikini üreticisi firmanın yetkilileri, ürünlerinin sadece dengeli bronzlaşmayı sağlamayacağını, aynı zamanda insanların güneşlenirken uyuyup kalmasını da önleyeceğini belirttiler.

DOĞUNUN BÜYÜSÜ HİNT TAKILARI

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Hint insanının taktığı takı, yaşamı nasıl algıladığını, inançlarını, toplumdaki rolünü ve konumunu tanımlar, sergiler.

Dünya’nın neresinde olursa olsun bir Hintli kadın gördüğünüzde alnının orta yerinde mutlaka bir “bindi” vardır. Buna ister makyaj, ister takı, isterseniz işaret diyebilirsiniz. Hindu inançlarına göre, alnın orta kısmı ruhun insan vücudundaki yeri ya da 3. gözün bulunduğu yer olarak kabul edilir. Meditasyon halinde yaşam süren Hintliler alınlarının ortasında olan “bindi”‘nin açılmasını ümid ederler. Yani bir anlamda bilinçaltı ve üzeri inançlarına göre bir bütün olacaktır. Bu bir anlamda ruhsal yolculuğun da simgesidir.

Takılarla bütünleştirdikleri giysileri genellikle çok renklidir. Bu çok renklilik ve çeşitlilik takılarda, giysilerde ve yaşamlarında sıkça görülür. Giysiler Hint kadını için çok önemlidir. Kutsiyetine inandıkları giysilerini bazen altın, gümüş, değerli taşlardan oluşan takılarla, bazen de bazı bitkilerin tohumlarıyla yaptıkları takılarla bütünleştirirler.

Başlarına bağladıkları “sari” bir Hint kadınının vazgeçilmez baş bağlamasıdır. Bir ucu omuzdan dolanan ve diğer ucu başa takılan bu başlık (sari) bol takılarla süslenir.

Bu çok renkli giysilerini giyerken ayakları genellikle çıplaktır. Toprağa (doğa’ya) değmesi bir inanışa göre onları doğanın içinde hissetmelerine neden olur. Ayaklarında çoğu kez hal hal veya hal hal’lar vardır.

Hint kültüründe yaşam biçiminin belirleyici olarak süsleme ve süslenme sanatının 5000 yıl gibi bir zaman dilimine yayıldığını görüyoruz. Bedensel süslere olan düşkünlük özellikle kadınlarda süslenmenin ötesinde adeta “anlatım” dır. Taşıyan kadının doğal güzelliklerini ön plana çıkartmasının yanısıra yaşam biçimi, felsefe ve dini inançları anlatan özellikleri vardır. İnançlarına paralel olarak gelişmiş zengin bir tasarımları vardır. Tanrıların dikkatini çekmek amaçlarından biridir. Bir diğeri ise; toplum içinde bol takılı ve süslü bir kadın (fakir olsa bile) bu eksikliğini takıları kullanma, takma yeteneği ile kapatabilir. Topluma karşı itibar, güven kazanır. Bayramlarda, doğum, evlilik gibi kutlamaların yapıldığı özel günlerde tırnakların boyanması, günlük hayatta düzinelerce kolye-bilezik takılması, baş süslemeleri, nakışlı giysiler inanç ve yaşamları içinde büyük öneme sahiptir. O kadar ki; Hint manu kanunu, belirli günlerde belirli takıların kullanılmasını emreder.

Evli bir kadını bekar bir kadından ayıran bazı özellikler de kullandıkları takılarla hemen kendini belli eder. Evli bir kadın burun halkası takabilir, ancak bekar bir kız kullanamaz. Bunun dışında yüzlerine kullandıkları makyaj ve kullandıkları renkler bir kadının evli veya bekar olduğunun göstergesidir.

ANADOLU TAKILARI

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Temelde takı, “öteki”ni etkilemek ya da taşıyanı gizli güçlerden ve kem gözlerden korumak üzere insan gövdesinin çeşitli bölümlerini süslemek ve bezemek için kullanılır ya da talep edilir. Bu anlamıyla takı bir arzu olduğu kadar, bir batıl inanç nesnesidir. İğne ve fibula gibi giysileri tutturmaya yarayan, tılsım gibi gövdeyi ve ruhu koruma amaçlı en erken biçimleriyle, altın, gümüş, demir, bakır gibi madenlerden döküm, kazıma, filigran ve granül teknikleriyle yapılmış, üstüne değerli ve yarı değerli taşlar kakılmış daha geç biçimleriyle takılar gövdenin bir uzantısı olarak da değerlendirilebilinir. Bu öyle bir uzantıdır ki, “öteki” ile ilişki kurarken kendini simgesel olarak yüceltme yada kendini gerçekleştirme amacını içerir. Başka bir deyişle, takı eşsiz bir beniçinci (egosantrik) nesnedir. Kolye, taç, bilezik, yaka iğnesi, bileklik, kemer, yüzük, küpe, at, gemi, halhal gibi Mezopotamya, Mısır, Hellen, Etrüsk ve Roma krallarının ve egemen sınıflarının taktıkları daha karmaşık ve görkemli biçimleriyle takılar din ve devlet gücünün simgeleridir. Bu takılar parlaklıkları ve kıvılcımlarıyla halkın gözünü gerçeklere karşı kör ederek, başını döndürerek egemenlere karşı benzersiz hayranlık ve saygı uyanmasını sağlıyordu. Bu açıdan, takısız egemenliğin olamayacağını da düşünebiliriz.

Anadolu’daki takıların kökleri çok eskilere gitmektedir. El emeğiyle yaratılan eserler, ustaların duygu, düşünce ve ruhuyla bütünleşmektedir. El sanatı sözle ifade edilenden daha zengin bir anlam yüküyle doludur. Hızla üretilen teknolojisi ve zevklerin sürekli değişmesine karşın, Anadolu takıları, çağdaş sanat anlayışına uygun olarak, soyut varlığını devam ettirmektedir. Her türlü malzemeden sanat eseri yapılabilir. Sanat emek ister, işlevseldir. Çalışmak ve yetenek ister. Sanat eseri ruh ve düşünce ile yoğurulmuştur. Ustaların hızlı ve hünerli elleri tarih boyunca işlenmiş malzemeyi güzelleştirerek kalıcı hale getirmiştir. Bu buluşları zihinlere, zevklere sokarak, toplumun geleneksel bağlantılarından kopararak isteklerine göre kalıplamaya çalışmakta, moda devlerinden, tanıtımcılar ve reklamcılığın olanaklardan faydalanarak değer ölçülerini, kendi edebiyatıyla bozmaktadırlar.

Halkın, küçüğünden büyüğüne, şehirlisinden, köylüsüne kadar bu akım içinde kendilerini bulanlar, eskilere modası geçmiş gözüyle bakıyorlar. Geleneksel sanatçı yaratıcılığının yeni kuşaklara aktarılması büyük zorunluluk olacaktır. Çünkü el sanatlarıyla yapılan takı özgündür.

YÜZÜK

Anadolu’da yüzük tek amaçlı kullanılmıyordu, birden fazla işlevi vardı. Ancak; yüzüğün en eski amacının süs eşyası olduğu sanılır. Bunun dışında belli amaçlar için kullanılan yüzükleri sıaralamak istersek;

Mühürler, Anahtar Yüzükler, Ünvan Belirten Yüzükler, Evlilik ve Nişan Yüzükleri, Mevki Belirten Yüzükler, Okçu Yüzüğü. Bunların dışında bir diğer grupta; sahibinin ismini belirten yüzüklerdir. (Yazıtlar) Yani hediyeler, İthaflar, Mezara ait olanlar.

Yüzüklerde malzeme olarak sarı renkte soylu bir metal olan ve binlerce yıl hiç modası geçmeyen altın kullanılmıştır. Değerinin yüksekliğine oranla alçak gönüllü ve yumuşak başlı, işlemesi kolaydır. Bir diğer materyalde gümüştür.

Gümüş, altına oranla daha inatçı ve işlenmesi daha zordur. Bronz, demir, cam, kemik, fildişi, amber gibi malzemelerden de yüzük yapıldığı görülür. Elin üst kısmında görsel bir estetik koyan yüzük, iki bölümdür. Parmağın alt kısmını kavrayan düz halka ve üst kısımda “Yüzük taşı” olarak tanımlanan kısım, ki burada işleme genellikle yüzğün kimliğini verir. Yüzüğe kıymetini ve niteliğini veren bu kısımdaki değerli veya değişik malzemeden yapılan kabartma veya kazıma ile işlenmiş yüzük taşları başlıbaşına incelenebilir. Yüzük kaşlarında yer alan yüzük taşları küçük boyutta olmalarına rağmen büyük işçilik sergilerler.

BİLEZİKLER

Anadolu’da altını süsleyen, inci, safir, amalist, zümrüt gibi kıymetli taşların zenginliği görülür. Bileziklerde çok çeşitli motifler, modeller kullanılmıştır. En fazla kullanılan burma bilezikler, kalın dört telin burulmasından meydana gelir. genellikle burma bileziklerin başında hayvan figürleri kullanılmaktadır. Güneydoğu’da “akıtma” denilen, kolun dörtte birini kaplayan bileziklerde sıkça karşımıza çıkar. Bu bileziğin en büyük özelliği kolun üzerine yerleştirilen kalın kısma değişik taşlarla, figürlerin işlenip kolun iç kısmının zincirlerle birleştirilmesi ve böylece bileziğin tamamlanmasıdır. Bir diğer bilezik çeşidi olarak ta “Trabzon Bileziği” gösterilir. Bu da kolun neredeyse yarısını kaplamaktadır.

KÜPELER

Anadolu kadının belki de en fazla kullandığı takılardan biri olan küpeler biçim olarak çok fazla değişiklik göstermezler. Genelde yalın olmalarına karşılık dikkat çekerler. Kıymetli taşlarla altın üzerine “mıhlama” yapılarak çalışılırlar.

Gümüş küpelerde ise kendine has beyaz rengi, gerek savatla, gerekse istenilen yerine yapılan civalı altın kaplama yoluyla daima göz kamaştırmıştır. Bu tarz küpeler genellikle hilal biçimi iki ince levhanın bombeleştirilmesi sonucu meydana getirilmiştir.

Birleşim yerleri, kaynak yapılarak küpeler bütünleştirilmiştir. Bu tarz çalışmalarda büyük boy olanların içine, ezilmeyi önlemek için ayrı bir malzeme konmuştur.

SAÇ TOKALARI

Anadolu’da kadın saçlarına takılan, aksesuarlara çok önem verildi gözlerden kaçmaz. Bunlarda çeşitli figürler kullanılmıştır. Saç tokaları genellikle dövme tekniği ile yapılmıştır. Bu tokalar kadınların saçlarını arkadan toplamaya yarayan halka ve uzun metal çubuk olarak yapılmıştır. Bazı toka modellerinde ise, alındaki saç lülelerine takılan klips kullanılmaktadır. Bu tarz klipsli tokalar elbiselerin yakalarını tutturmak için de kullanılır.

TAKILAR VE YILANLAR

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

CİNSEL GÜÇ VE GÜNAH SEMBOLU “YILAN”

Yılan kaygan ve soğuktur; kolu, bacağı yoktur. Gözleri hiç kapanmaz, yüz ifadesi hiç değişmez ve dili çataldır. Bu nedenle yılan, tanımlanması zor olan ve benzeri olmayandır. İlkel toplumlar, gözleri hiç kapanmayan yılanın herşeyi gören en akıllı canlı olduğuna; derisinin her yıl değiştiği içinde ölümsüzlük ve yeniden doğuşu simgelediğine inanmışlardır. Eski çağlarda Akdeniz havzasında, Çin’de Hindistan’da yılana tapılmış; yılan, Afrika kabileleri, Vikingler ve Aztekler için de kutsal hayvan olmuştur.

Bir Sümer Destanına göre, “Gılgamış, ölümsüzlük otunu bulmuş, ama sudan çıkan yılan bu otu yemiştir”. Bir Anadolu efsanesinde de “doktorların piri Lokman Hekim ölümsüzlük otunu ele geçirmiş; ne var ki yılana kaptırmıştır”.

İnsanın ölümsüzlüğü soyunun sürekliliği olarak da yorumlandığından, ilkel halklar ölülerin yılanda vücut bulduğunu, yani yılanın atalarının ruhu olduğunu kabul ederler. Afrika’da Masai ve Zulu Kabileleri, “ölünün ruhunun bir yılana geçtiğine” inanırlar.

Yılan-tanrılar; yer ile gök, yaşam ile ölüm, kaos ile düzen gibi çelişik kavramlar ifade ettiklerinden, Amerika ve Adya’daki eski kültürlerde yılan bazen çift başlı olarak gösterilmiştir. Kolomb öncesi Amerika kültürlerinde yaygın olarak görünen kanatlı yılan tanrılar da aynı anlam içinde yeri ve göğü temsil etmişlerdi. Buna karşın Hindistan’daki çokbaşlı yılan figürleri Buda ve Vişnu’nun kutsal hayvanlarıdır. Ve iyi talih sembolleridir.

Yılanın kadınları baştan çıkardığına dair inanç, hemen hemen bütün kültürlerde geçerlidir.Tanrı Asklepios’un Epidauros’taki tapınağında bulunan bir yazıt yılanı “kadınları ayartıp ırzlarına geçen bir yaratık olarak” tanımlamaktadır. Bu söylencelerin kaynağı yılanın erkek cinsel organına benzetilmesi olabilir. Sigmunt Freud’da “Düşlerin Yorumu” adlı kitabında da “rüyada görülen yılanı ulaşılmak istenen fallus’un sembolik anlatımı” olarak yorumlamıştır. Semavi dinlerin Adem’li Havva’nın cennetten kovulması ile ilgili anlatımlarında da “havva yasak meyvayı yemesi için yılan tarafından ayartılmıştır. “Bu ilk günah dünyaya cinsellik ve ölümü getirmiştir.”

Yılanın ince ve akışkan formu takıya uyumluluğu nedeniyle kuyumculuk tarihinin en kalıcı motiflerinden biri olmuştur. Bilinen en eski yılan mücevherler Minas kazılarından çıkartılmıştır ve ilk örnekleri çift başlı yılan küpelerdir. Assur’un yılan başlı bilezikleri ile Mısır’ın yılan başlı takıları ise bundan bin yıl sonra moda olmuştur.

Yılan şekilli bilezik ve yüzükler Helenistik dönemde oldukça yaygın olmakla beraber bu dönemlerde pazuda kullanılan bilezikler alt kısımlarında Herakles düğümü şeklinde son bulur. Bazılarında ise bir ucu ejder bir ucu ise yılan şeklinde biter.

Ortaçağ Hristiyan dünyasında ise yılanlı hiç bir takıya rastlanmaz. Bunun nedeni ise dinin yılanı şeytanla özdeş saymasıdır.

Yılanın tarihte tekrar takılarda kullanılması ise Kraliçe Viktorya’nın 1873′de parlementonun açılış töreninde eşi Albert’in armağanı olan yakut gözlü yılan bir bileziği takmasıyla yılanlı takılar tekrar moda olur.

İç çamaşırı alırken dikkat!

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Üzerimize giydiğimiz kıyafetlerin seçiminde hepimiz çok titiz davranırız. Tercihimizi yaparken, modelinin, renginin ve en önemlisi de rahatlığının uygun olmasına önem veririz. Ancak iç çamaşırı söz konusu olduğu zaman, bir çok noktayı gözden kaçırır, ihmal ederiz. Oysa bu özel çamaşırları seçerken, dış giysilerimizden daha titiz davranmamız gerekir. Uzmanlar, iç çamaşırı satın alırken pamuklu kumaşların, dar olmayanların ve doğal boyalarla renklendirilmiş olanların tercih edilmesini öneriyor.

Vakıf Gureba Hastanesi’nden Dermatoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Nahide Onsun, yaptığı açıklamada, bazı kadınlarda iç çamaşırının lastik yerinin deriyle temas ettiği bölgede kaşıntı veya kızarıklık meydana geldiğini vurgulayarak, “Bu sebeple kişiler, neye alerjilerinin ve hangi iç çamaşırların kendilerine uygun olduğunu önceden belirlemeli. Ayrıca, iç çamaşırların vücudu rahat ettirecek nitelikte olmalarına dikkat etmek gerekir. Çamaşırların vücudu sıkması durumunda, o bölgedeki yağ dokusunda bazı kayıplara yol açabilir. Bunun yanında, baskı oluşan deri bölgelerinde temastan dolayı egzama gibi rahatsızlıklar meydana gelebilir” dedi.

Kullanılan çamaşırlar tamamen pamuk olmasa da, pamuk oranının yüksek olması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Onsun, “Ancak kişinin hiçbir şikayeti, herhangi bir maddeye reaksiyonu yoksa, naylon çamaşır da kullanabilir. Ancak, yaz aylarında özellikle naylon içeren çamaşırlardan uzak durmak önem taşıyor. Çünkü terleme nedeniyle oluşan mantar enfeksiyonları yaz aylarında daha sık görülüyor” diye konuştu.

Doç. Dr. Nahide Onsun, özellikle kalçaların arasına giren ve pantolonda izi belli olmasın diye tercih edilen slipleri fazla kullanmamak gerektiğini de kaydederek, “Çünkü bu slipler, eğer giyilen pantolon sentetikse veya sentetik karışımından oluşuyorsa ve kişinin sentetiğe karşı duyarlılığı varsa, ciltte yine bazı egzamaların ortaya çıkması kolaylaşıyor” dedi.

Herkesin göğüs yapısının birbirinden farklı olduğunu da hatırlatan Doç. Dr. Onsun, “Bu nedenle uygun sutyen seçerken, çok sıkı olmamasına ve lastiğin tene temas etmemesine dikkat etmek gerekir. Çünkü, eğer lastik açıktaysa, lateks alerjileri meydana gelebilir” uyarısında bulundu.

Dermatoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Nahide Onsun, renkli iç çamaşırı alırken, kumaşı renklendirmek için kullanılan boyalara dikkat etmek gerektiğini belirterek, “Çünkü bazı boyamalarda, içeriğinde kansorejen madde bulunan boyalar kullanılabiliyor. Bu sebeple, aldığınız iç çamaşırların doğal boyalarla renklendirilmiş olup olmadığını öğrenin” diye konuştu.

Doç. Dr. Onsun, boya maddesi kadar, iç çamaşırların yıkanmasının da büyük özen gerektirdiğini vurgulayarak, “Deterjanlara karşı alerjisi olan kişiler, az miktarda deterjanla bile rahatsızlık hissedebiliyorlar. Böyle durumlarda kullanacağınız deterjanın özelliğine ve yıkadıktan sonra çamaşırı iyi durulamaya dikkatli özen gösterin” dedi.


Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
eXTReMe Tracker