Parfümler ve kokuları

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Lancome’un “mucize”si Miracle ve diğer parfümleri…

Miracle

Frezya yaprakları manolya, yasemin ağırlıklı çiçeksi aromanın yanında biber, zencefil ve amberin birlikteliğinden yaratılmış.
O de Lancome
Bergamot, limon, mandalina, fesleğen, biberiye, kişniş otu, hanımeli, yasemine sandal ağacı, meşe yosunu eşlik ediyor.
Poeme
Gelincik, mimoza ile vanilya, tatulya ve portakal çiçeklerinden oluşan bir buket…
Tresor
Gül, lila, iris, güneş ve kayısı çiçekleri ile şeftali, vanilya, kehribar ve sandal ağacının birlikteliğinden yaratılan bir koku.
Magie Noire
Bu kokunun temelini yasemin, sedir ağacı, tütsü, sandal ağacı, meşe yosunu, kehribar oluşturuyor.

GİORGİO ARMANİ

Ünlü modacı Armani’nin “Emperio Armani” ve “Acqua di Gio” ürünleri.
Emperio Armani Elle ve Emperio Armani İl
Kadın ve erkeğin yakınlaşmasını simgeleyen “Emperio”, cinsellik ve yumuşaklık vurguluyor. 18-35 yaş arasını hedef alan bu koku kadın ve erkek için iki ayrı isim altında düşünülmüş. Kokuların özünde kakule, adaçayı, sandal ağacı, vanilya çiçeği ve sedir ağacının birlikteliği yatıyor.
Acqua di Gio
Çiçek ağırlıklı bu parfümde yasemin, beyaz sümbül, frezya ve misket üzümünün yanısıra ağaçsı ve miskli özlerle feraklık sağlanmış.
Acqua di Gio Homme
Yasemin çiçeği, lavanta, sedir ağacı, laden otu ve miskle Trabzon hurmasının buluşmasından yaratılan bir ‘erkeksi’ koku.

VAKKO

Şimdi Türkiye’ye dönelim ve Katia’yı koklayalım… Vakko’nun şapka ve eşarpla başlayan ve pek çok koleksiyonla süren moda serüveninde “Katia” bir doruk olarak tanımlanıyor.
Katia
Bir ailenin iki kuşağının oluşturduğu moda uslubunda, üçüncü kuşağın temsilcisiyle aynı adı taşıyan Katia, inci çiçeği, frezya, sümbül gibi beyaz çiçeklerin ve mimozaların yanısıra, bol miktarda güller ve yaseminlerden derlenmiş bir çiçek demeti. Meyve veren bitkilerle sandal ağacı, misk, amber ve siklamen de parfüme ayrı bir zenginlik katıyor.

V De Vakko
Vakko erkeği için Paris’te yaratılan bu koku Akdeniz’in lavanta ağırlıklı, limon ve bergamot kokularının tazeliğini taşıyor. Orman karakterli bu koku sardunya, yasemin, paçuli, vetiver ve özellikle sedir ağacının bileşiminden oluşuyor. derinlerindeki amber, misk, vanilya ve günlük reçinesi ona modern ve erkeksi karakterini veriyor.
Piu Piu
Ve Piu Piu… Vakko’nun 0-12 yaş için hazırladığı, orman kokusu ve yaseminin egemen olduğu bir koku… Derinlerden misk, amber ve yosunun hoş beraberliği hissediliyor.

ESCADA

Escada ailesinde, Margaretha Ley’den, Sport’a dek değişik seçenekler bulmak mümkün. İşte belli başlıları:
Margaretha Ley
Çiçeksi, oryantal bir koku… Sümbül, şeftali, erik, hindistan cevisi, misk, vanilya, yasemin, gül karışımı.
Margaretha Ley Tender Light
Bargamot, hanımeli, sümbül, portakal çiçeklerinin yanısıra akasya ve sedir ağacından yararlanılarak yaratılan bir koku.
Acte 2
İçeriğinde şakayık, yabani gül, yasemin, amber, vanilya ve sandal ağacını barındırıyor.
Sport Spirit
Limon, kavun, greyfurt, mandalina meyveleriyle sedir ağacı, ardıç, lavanta, adaçayı bileşiminden oluşuyor.
Country Weekend
Ateşli, baharatlı olan bu kokunun içeriğinde defne özü, tarçın, gül ağacı, yasemin, sedir ağacı, keşmir ve muskat bulunuyor.
Lily Chic
Meyvemsi ve çiçeksi parfüm, zambak, yeşil greyfurt, limon ağacının kabuğu, amber ve Yıldız meyvesini özünde barındırıyor.

YVES SAİNT LAURENT

“Y”den başlayarak Yves Saint Laurent’in parfüm dünyasında yarattıklarını inceleyelim:
Y
Ünlü modacının bu parfümü bergamot, süsen ve meşe yosunundan oluşuyor.
Rive Gauche
Bu kokuda limon, gardenya, gül, yasemin ve sandal ağacı karışımına rastlanıyor.
Rive Gauche Fraicheur
Alkolsüz olarak üretilen bu parfümün içeriğinde limon çiçeği, gardenya, gül, yasemin, sandal ağacı ve süsen bulunuyor.
Opium
Mandalina, bergamot, yasemin, vanilya ağırlıklı olan bu koku “oryantal” olarak tanıtılıyor.
Opium Fraicheur
Opium’un alkolsüz üretimi, mandalina, karpuz, manolya, yasemin, vanilya ve karamel karışımından oluşuyor.
Opium Pour Homme
Vanilya, anason tohumu, siyah frenk üzümü, atlas sedirden üretilen bir koku.
Paris
Çiçeksi olan bu kokunun içeriğinde mimoza, gül, menekşe çiçeklerinin yanısıra vanilya bulunuyor.
Vice Versa
Küçük kırmızı domatesler, yabani ahududu, mandalina kabuğu, şakayık, çan çiçeği, amber, sedir ve Hint yasemini karışımından oluşan bir koku.
Baby Doll
Genç ve çağdaş bayanlar için üretilen bu kokunun içeriğini greyfurt, frenk üzümü, yabani gül, frezya, zencefil, kakule, tarçının yanısıra şeftali, nar ve sedir ağacı oluşturuyor.
YSL Pour Homme
Bu erkek kokusunun özünde limon ve kekik bulunuyor.
Kouros
Baharatlı olan bu koku karanfil, meşe yosunu ve tütsü karışımından yaratılmış.
Kouros Fraicheur
Bergamot, portakal çiçekleri ve amber karışımından oluşan bir koku.

JEAN PAUL GAULTİER

Ve bir başka Fransız modacı Jean Paul Gaultier’den çiçeksi, ağacımsı, baharatımsı koku seçenekleri:
Jean Paul Gaultier
Gül, anason, süsen çiçeği, orkide ve vanilyanın yanısıra, mandalina, portakal, erik, zencefil ve amber kokularının karışımından oluşuyor.
Jean Paul Gaultier le Male
Nane, kakule, bergamot, lavanta, portakal çiçeği, tarçın, kimyon, sandal ağacı, vanilya, misk, amber bileşiminin yarattığı bir koku.
Fragile
Tatlı portakal, ahududu yaprakları, yumru çiçeği, pembe biber, sedir ağacı,kristal miskin bilemişiminden oluşuyor.

GUCCİ

Gucci’nin parfümlerinden bazıları da şöyle:
Envy
Asma çiçeği, sümbül, manolya, vadi zambağı, yasemin, misk, meşe ağacı ve sedir ağacının birlikteliğinden ortaya çıkan koku, kadınlara hitap ediyor.
Envy for men
Erkekler için yaratılan bu kokuda günlük ağacı, amber, misk, sedir ağacı, kakule, anason, kişniş, tarçın, hindistan cevizi ve yenibahar karışımı hakim.
Rush
Çiçeksi olan bu kokuda kadınlar, gerdanya, yasemin, gül, frezyanın esintileriyle karşılaşıyorlar.
Rush for men
Lavanta, sandal ve sedir ağaçları, gri misk ve tütsünün kullanıldığı bu koku da erkekler için üretilmiş.

ISSEY MİYAKE

Şimdi de Japonya’ya doğru uzanalım. Ünlü modacı Issey Miyake’den parfüm seçenekleri de şunlar:
Le Feu D’Issey
Sütlü amber, galak ağacı, Bulgar gülü, kişniş otu ve Altın Japon zambağının karışımından yaratılmış bir koku.
L’eau D’Issey
Nilüfer çiçeği, siklamen, gülsuyu, şakayık, beyaz zambak, frezya, karanfil, sümbülün iç ferahlatıcı kokularının hakim olduğu bir çiçek buketi.
L’eau D’Issey Pour Homme
Erkeklere hitap eden bu parfümde baharat kokuları hakim. Mandalina, selvi ağacı, kişniş, adaçayı, safran, tarçın kabuğu ve sandal ağacının karışımından oluşuyor.

CAROLİNA HERRERA

Carolina Herrera’dan kadın ve erkekler için üretilen iki koku:
212
Kadınlara özel hazırlanan ve çiçek özlerinin kullanıldığı parfümde sandal ağacı ve misk kokusundan da yararlanılmış.
212 Men
Erkekler için üretilen parfümde gardenya,turunçgil yaprakları, zencefil, biber, sandal ağacı, amber ve misk kokularıyla karşılaşılıyor.

HUGO BOSS

Hugo Boss’dan birkaç örnek te şunlar:
Dark Blue
“Kışkırtıcı” olarak sunulan bu parfümde misket limonu, zencefil, selvi, adaçayı ağırlıklı olarak kullanılmış.
Boss No.1
Bergamot, limon, ardıç, fesleğen, adaçayı, gül, bal, inci çiçeği, yasemin, sedir ağacı, tütün, amber, misk, tarçın, yosun karışımından yaratılan bir parfüm.
Boss No.6
Bergamot, elma, tarçın, sardunya, karanfil, sandal, sedir ve zeytin ağaçlarının bileşiminden bu koku yaratılmış.
Hugo
Yeşil elma, greyfurt, kekik, nane, bergamot, fesleğen, yasemin, adaçayı, karanfil, lavanta, sarıçam, meşe yosunu, misk, sandal ve sedir ağaçları bileşiminden ortaya çıkan bir koku.
Hugo Woman
Hugo Boss’un kadınlar için ürettiği parfümde meyve çiçek kokuları hakim. Yeşil elma, papaya çiçekleri, frenk üzümü, ıslak yosunun yanısıra yasemin, sümbül, zambak ve vanilya çiçeği bu kokunun oluşmasında yararlanılanlardan.

LACOSTE

Lacoste’un kadın, erkek ve çocuklar için ürettiği kokular ve içerikleri de şöyle:
Lacoste for women
“Canlı, natürel, enerjik, ışık yayan, kararlı….” Kadınlara hitap eden bu parfümde portakal, armut, yeşil elma, ananas meyvelerinden, beyaz lale, beyaz gül ve ıhlamur çiçeklerinden yararlanılmış.
Lacoste Junior
Turunçgillerin ferahlığını yaşatan bu parfümde portakal, mandalina, bögürtlen, çilek meyvalarının tadına varılıyor.
Booster
Nane şekeri, mentol, limon, portakal ve lavantanın bileşiminden yaratılan bir koku.

BVLGARİ

Bvlgari’den değişik kokular:
Bvlgari Pour Femme
Yasemin çayı ağırlıklı olarak yaratılan kokuda İtalyan bergamot, portakal çiçekleri, gül, menekşe, mimozadan da yararlanılmış.
Bvlgari Pour Homme
Bergamot, portakal çiçekleri, siyah frenk üzümü, Darjeeng çayı, su zambağı, müge çiçeğinin yanısıra biber, gül ağacı, amber ve miskin büyüsünü barındırıyor.
Eau Parfumee Eau de Cologne
Yeşil çay ağırlıklı üretilen koku hem erkeklere hem de bayanlara hitap ediyor. İçeriğinde bergamot, kişniş portakal çiçekleri, biber, meşe yosunu bulunuyor.
Black
Yine hem bayanlar hem de erkekler için üretilen bir parfüm… Esas maddesi olan siyah çayın yanısıra çam sakızı, amberden de yararlanılarak hazırlanmış.

DOLCE&GABBANA

Dolce&Gabbana’dan kadınlara ve erkeklere alternatifler:
Dolce&Gabbana Pour Femme
Çiçek ağırlıklı olarak yaratılan bu kokuda fesleğen, mandalina, sarmaşık, müge çiçeği, yasemin, portakal, kırmızı karanfil, kişnişin yanısıra vanilya, misk, sandal ağacı da kullanılmış.
Dolce&Gabbana Pour Homme
Dinamik erkeklere hitap eden bu koku, limon, bergamot, portakal, mandalina, biber, lavanta, tarhun, adaçayı, tütün, misk, sedir ve sandal ağaçlarının karışımından oluşuyor.
By Dolce&Gabbana
Canlı ve enerjik kadınlar düşünülerek yaratılan parfümde menekşe, mandalina, bergamot, müge çiçeği, sıklamen, zambak, vanilya, Brezilya kahvesi, misk, sandal ve sedir ağaçlarıyla karşılaşıyorsunuz.
By Dolce&Gabbana Man
Biber, muskat yaprakları, lavanta, sandal ağacı, süpürge otu, amber karışımından oluşuyor.
D&G Feminine
“Canlı, neşeli, ateşli, enerjik, gençleştiren” olarak tanıtılan parfüm mandalina, beyaz siklamen, yeşil armut, sarı mimoza, zambak, misk, vanilya, sandal ve kaşmir ağaçları karışımından hazırlanmış.
D&G Masculine
Bu parfüm de “canlı, taze, seksüel, aromatik” olarak lanse ediliyor. İçeriğinde bergamot, limon, kekik, fesleğen, nane yaprakları, biberiye, incir ağacı, vanilya kabuğu ve misk bulunuyor.

LAURA BİAGİOTTİ

Laura Biagiotti tarafından yaratılan parfümlere de bir göz atalım:
Laura
Çiçeklerin ve meyvelerin birleşmesinden ortaya çıkan bu parfümde kavun, beyaz şeftali, frezya, kamelya çiçeği, menekşe, iris, su zambağı, kuzgun otu, sandal ağacı, vanilya bulunuyor.
Roma
“Oryantal” olarak tanımlanan bu koku, bergamot, limon, portakal çiçeği, meyve kompleksi, sümbül, gül, yasemin, sandal ve sedir ağaçları, amber, vanilya, misk ve yosunu bünyesinde barındırıyor.
Roma Uoma
Mandalina, pembe greyfurt, fesleğen, defne yaprakları, sardunya, meşe yosunu, sedir, sandal, massoia ağaçları, vanilya, misk ve amber karışımından oluşan bir koku.
Venezia
Şeftali, erik, bergamot, şam gülü, yasemin, orkide, gül, vanilya, sedir, sandal, amber, misk ve benzoin karışımından yaratılmış.
Tempore Donna
Taze, meyvemsi, ağacımsı olan bu kokuya armut, siklamen, mandalina, yasemin, manolya, erik, Mayıs gülü, sandal ağacı, fındık, siyah çikolata ve vanilya karışımının güzelliği yansıyor.
Tempore Uomo
Yeşil yapraklar, kavun, mandalina, ananasın yanısıra kakule, siyah biber, kişniş, ardıç, tarçın karışımından oluşuyor.

PACO RABANNE

Paco Rabanne’ın koku dünyasına kazandırdığı ürünlerden bazıları da şöyle:
Paco Rabanne Pour Homme
Bergamot, lavanta, kekik, biberiye, tarhun, sardunya, karanfil, meşe yosunu ve ballı tütün karışımından üretilmiş.
Sport de Paco Rabanne
Özünde bergamot, Mandalina, greyfurt, sardunya ve yasemin bulunuyor.
XS Pour Homme
Bergamot, mandalina yaprakları, kişniş, yabani nane, gül ağacı, ardıç çileği, sardunya, yabani gül, karpuz, misk, sandal ağacı, amber, sedir ağacı, meşe yosunu ve adaçayı karışımından oluşturulan bir koku.
XS Pour Elle
XS Pour Homme’un baharatllı karışımına karşı, XS Pour Elle çiçeksi bir güzellik sunuyor. Karışımında mandalina, su yasemini, menekşe yaprakları, frezya, siklamen, leylak, sandal ağacı ve miski barındırıyor.
Paco Energy
Bayanlar ve erkekler için üretilen bu parfümden acı portakal, ardıç, greyfurt, siklamen, çimen, sedir ağacı ve miskin kokuları yayılıyor.

CHEVİGNON

Chevignon’dan iki parfümü de listeye ekleyelim:
Chevignon
Mandalina, greyfurt, adaçayı, nane yaprakları, menekşe yaprakları, sedir ağacı, misk, vanilya ve portakal çiçeklerinin kombinasyonundan yaratılan bir koku.
Best of Chevignon
Bergamot, mandalina, acı portakal, muz yaprağı, beyaz biberin özü, sandal ve sedir ağaçları bu kokunun oluşmasına katkıda bulunmuşlar.

CHRİSTİAN DİOR

Christian Dior’un yelpazesinde yer alan parfümler ise şöyle… Önce kadınların dünyası:
Eau de Dolce Vita
Aydınlık, fresh bir koku. Armut çiçeği ve vanilyanın karışımı.
Dolce Vita
Zambak ve Heliotropin kokularından oluşturulan koku, esrarengiz, sofistike kadınlar için…
Diorssimo
Romantikler için bir parfüm. Vadi zambağı ve yasemin ferahlığı hissediliyor.
Diorella
Dinamik, özgür, doğal kadınlar için yaratılan kokuda hanımeli ve şeftaliden oluşuyor.
Tendre Poison
“Zehrin şefkatli yüzü” olarak lanse edilen parfüm, Galbanum ve Frezya kokularını içeriyor.
Poison
Kışkırtıcı, gizemli, cesur kadınlara hitap eden parfüm böğürtlen ve reçine kokularının karışımı.
Hypnotic Poison
Zambak, yasemin ve Jacaranta ağacının karışımı.
Miss Dior
Yasemin ve meşe yosunu kokularından yaratılan, klasik bir koku.
Dune
“Okyanusta yürüyüş anlarının sembolü” olarak tanımlanan koku şakayık ve şebboydan oluşuyor.
J’adore
Gül ve mürdüm eriğinin karışımı olan koku oldukça kadınsı…
Ve erkekler için yaratılan Christian Dior’lar:
Dune
İncirin yaprak ve ağacından yararlanılan koku özgürlüğünü seven erkekler için üretilmiş.
Eau Sauvage
Limon ve Vetiver karışımı olan parfüm klasik, şık erkeklere hitap ediyor.
Eau Sauvage Extreme
Lavanta ve Sedir Ağacı kokularını içinde barındırıyor.
Fahrenheit
Sakız çiçeği ve Sandal ağacının bileşiminden oluşuyor.

Cinselliğin 10 altın kuralı

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Partnerinizle seks konuşun

Çiftlerin konuşarak kafalarındaki kaygı ve korkuları, üzüntüleri, geçmişteki üzücü olayları, isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları, cinsellikte beklentilerini veya fantezilerini partnerleriyle paylaşmaları cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olmalıdır. Sorunlu cinsel yaşam için en iyi ilaç, daha iyi bir iletişimdir.

Aç karnına sevişmeyin

Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar ve dinlendirici bir müzik, çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemekten sonra sevişmeyin. Yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir. Sevişmeden yarım saat önce tuvalete gidin. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın.

Aşk oyunları oynayın

Partnerinizle ilişkinizin eskisi gibi arzulu, heyecanlı ve zevkli olmadığını mı düşünüyorsunuz? Hatta zamanla birbirinizden uzaklaşıyor musunuz? Yanıtlarınız ‘evet’ ise ilişkinizin ilk günlerinde hissettiğiniz arzuyu, heyecanı ve romantizmi yeniden yaşamaya ne dersiniz? İşte ateşinizi yeniden alevlendirmenizin tek yolu; aşk oyunları…

Kahve içmeyin sarhoş olmayın

Beslenme alışkanlığımız hem sağlığımız için hem de cinsel yaşamımız için son derece önemlidir. Bu nedenle mutlu bir cinsel yaşam için mutlaka sağlıklı ve cinsel iştahı arttırıcı beslenme gerekir. Bedenle sinir sistemi, salgı bezleri ve iç organlar arasında güçlü bir ilişki var. Alkol, sigara ve kafeinli içecekler cinsel hayatı çok olumsuz etkiler.

Kendinize ve seksiliğinize güvenin

Kendini tanımayan çiftlerin cinsellikte rahat olması beklenemez. Örneğin cinsel istek bozukluğunun arkasında ağır bir patoloji yoksa cinsel isteğin olmayışı, kişinin cinsel fantezi ve arzularının farkına varamayışı vardır. Bu arzuların, kişide suçluluk ya da utanç yaratması nedeniyle sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam engelleniyordur.

Ön sevişmeye zaman ayırın

Daha uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak; erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olur.

Fantezilerinizi fark edin

Kendisiyle ilgili olumsuz düşüncelere sahip çiftlerin cinsellikte rahat olması beklenemez. Örneğin cinsel istek bozukluğunun arkasında ağır bir patoloji yoksa cinsel isteğin olmayışı, fantezilerinin, cinsel arzularının farkına varamayışıyla ilgilidir. Bu arzuların kişide suçluluk ya da utanç yaratması da mutlu bir cinsel yaşam engelleniyor olabilir.

Birbirinize dokunun

Çiftler için cinselliğin korku verici yanları vardır. Cinsellik sevgi ve şefkat dolu dokunuşlarla kombine edilince korkutucu olmaktan çıkar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için göz kapakları, dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça ve bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve vererek sevgiyle dokunmak şarttır.

Partnerinize saygı duyun

Partnerlerine karşı sevgi ve saygısı olmayan çiftlerin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamlarının olması beklenemez. Sevgi ve saygı çiftin cinsel yakınlaşmasını arttırır. Birbirlerini okşamak, sevmek, masaj yapmak, gün içerisinde birbirlerine dokunmayı arttırmak için çiftlerin birbirlerine sevgilerini fiziksel olarak göstermeleri gerekir.

Sekse konsantre olun

Cinsellik mekanik veya teknik bir olay olmadığı için, cinsel ilişki sırasında dikkatinizin tamamını partnerinize ve cinsel eylemlerinize yönlendirmek çok önemlidir. Cinsel ilişki sırasında aklın başka bir yerde olması, zihin için de beden için de uygun olmayan bir durumdur. Cinselliğe iyi konsantre olamama haz alıp, haz vermeyi engeller.

Erkekleri eğitme rehberi

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Sevgilinizle rolleri tersine çevirip kaçan ve kovalayını yer değiştirin. Bakalım neler olacak?

Birazdan okuyacaklarınız, bir sır niteliği taşımakta olup, tamamen aramızda kalmalı. Evet, kızlar, bu yazıyı sakın erkek arkadaşınızın okumasına izin vermeyin.

Biz kadınlar, bir sevgilimiz olduğunda, onu dünyamızın merkezi haline getirir; sonra da ondan aynı karşılığı alamayınca karalar bağlayıp, kötü film senaryoları kurmaya başlarız. Gittikçe, kurma katsayımız artar ve işin boyutu gecenin bir yarısı, buzdolabından kutu kutu dondurma yeme derecesine kadar varır. Sonuçta olan, uykularımıza, formumuza ve bizi 24 saat dinlemek zorunda kalan vefalı kız arkadaşlarımıza olur. O ise, “Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış” hesabı hayatına devam eder. Kulağa çok tanıdık geliyor, değil mi?

Kendini bulunmaz Hint kumaşı zanneden sevgilinizi, siz de aynı kefeye koymaya başladığınızda, sizin için artık tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. Onu günde Atatürk Havaalanına inen uçak sayısı kadar aramaya, uçak hızı ile mesaj çekmeye başlarsanız; karşı taraftan ise tek bir sinyal bile gelmez. İşte, o zaman erkeğinizin eğitilme vaktinin geldiğini anlarsınız.

Aslında erkekler, şirin mi şirin ama bir o kadar da ele avuca sığmayan, yaramaz köpek yavrularıa benzerler. Eğitimleri de pek kolay olmaz ama üstesinden gelindiğinde de, ödülü sizi Oscar heykelciğinden daha fazla mutlu edebilir. Öyleyse, hazırsanız, derslerimize başlayabiliriz, ilk başta dersler, sevgilinizden çok size zor gelecektir ama ne demişler; sabreden derviş, muradına ermiş.

Av ve avcı oyununu uzatın: İlk çağlardan beri, erkekler avcı rolünü üstlenmek zorunda kalmışlardır. Biz kadınlar, o zamanlar mağaralarımızda çocuk büyütüp, meyve toplarken; erkekler geyik avlamak durumunda idiler. Günümüzde de, erkekler hala atalarından kalan avcılık mirasını devam ettirmekteler.

Ava çıkamadığı zaman sıkılan erkek, başka arayışlara yelken açacak demektir: siz ne kadar avlanılmaz olursanız, erkeğiniz sizin o kadar pesinizden koşacaktır. Eğitimin bu aşamasında önemli olan, minik köpek yavrusunun sıkılmasını önlemektir, çünkü sıkılan bir köpek yavrusu kötü alışkanlıklar edinir; koltukları dişler, evden kaçmanın yolarını arar.

Erkeğiniz de, sıkıldığında başka avlar peşinde evden kaçabilir. Onu eğitebilmek için, onu sürekli merakta tutmanız, sizi elde tutmanın yollarını aramaya yöneltmeniz gerekir.

Ödül ve ceza oyunu: Minik köpek yavrunuzu, ödül ve ceza yöntemi ile eğitmelisiniz. Sözünüzü dinlediğinde, onu yemek ile ödüllendirip; dinlemediğinde ona sevgi göstermeyerek cezalandırabilirsiniz.

Sevgiliniz de, size bir sürpriz yapıp, sizi Kız Kulesi’nde yemeğe götürdüğünde onu, akşam güzel bir masaj ile ödüllendirebilirsiniz ki, bu sürprizleri devamlılık göstersin. Yok eğer, size davranması gerektiği gibi davranmıyorsa, sevginizden mahrum bırakıp hatasını anlamasını sağlayabilirsiniz.

Bağımsız kadın: Köpek yavrularını eğitmenin bir yolu da, sürü liderinin kim olduğunu ona göstermektir. Liderin, siz olduğunu anladıktan sonra sözünüzden çıkmayacaktır.

Çoğunlukla, erkekler de, sürü psikolojisi ile hareket ederler. Bu durumda, yapmanız gereken biraz dişli olup, hep erkeğinizin isteklerine boyun eğmemek olmalı. Örneğin, o sizin gitmek istediğiniz bir yere gelmek istemiyorsa, siz de onu yalnız bırakıp gidin; böylece sizin de bir hayatınız olduğunu ve ona bağımlı olmadığınızı anlayacaktır. Yalnız kalmak istemeyeceği için de sizinle gelmek zorunda kalacaktır.
Hatasını anlatın: Erkeğiniz eğitim sırasında şımarmaya çok meyilli olacaktır, sert çık¬madığınız takdirde, size kucak isteyen mi¬nik bir köpek yavrusu bakışları ile bakıp şef¬kat göstermenizi isteyecektir. Diyelim ki, sevgiliniz, size söz verdiği halde, ailenizin yemek davetine gelemedi; onun özürlerini hemen kabul etmeden önce. onun hatasını iyice anlamasını sağlamalısınız.

O size gelsin: Minik köpek yavrunuzu okşa¬mak için siz, onun yanma gitmeyin, bırakın o size gelsin. Erkek arkadaşınıza da aynı şekilde davranmalısınız. Ona ilgi, şefkat gösteren sürekli siz olmayın. Sevginizin kıymetini anlaması için, aslında bu sevgiye ne kadar muhtaç olduğunu anlaması gerekir. Unutmayın, insan elindekinin kıymetini kaybedince anlar.

Eğitim sırasında aklınıza takılacak sorular

Beni aramadığı halde onu aramalı mıyım?

İşte, biz kadınların kırık not aldığı bir ders. Kafamızı kurcalayan bu sorunun yanıtı, as¬lında tek bir kelime: HAYIR. Siz, onu aradıkça, peşinden koştukça o,Tarkan’ın “Şımarık” klibindeki sürü gibi kızdan kaçtığı gibi, çareyi kaçmakta bulur.

Oysa, eğer siz onu aramazsanız, onu meraka düşürürsünüz; niye aranmadığını merak eden bir er¬keğin egosu hafiften kırılmaya başlamış demektir, işte tam bu safhada, onu da sizi kaybetme korkusu sarar. Şimdiden, roller biraz değişmeye başlıyor değil mi?

Ona mesaj gönderdiğim, telesekreterine not bıraktığım halde neden beni geri aramıyor?

Bir erkek bu şekilde davranıyorsa, iki nedeni vardır. Birincisi, acı ama ger¬çek sizi artık istemiyor demektir. İkincisi ise, sizden hoşlanıyor ama sizinle artık flört etmenin zevkini yaşayamıyor demektir, fakat bu zevki ona yeniden yaşatmak için onu biraz kıvrandırmanız yeterli.

Tabii, bunun için anaokulu öğretmenlerini kıskandıran cinsten bir sabıra ihtiyacınız var. Erkekler için bir ilişkide işin en zevkli kısmı, flört aşaması yani tabi¬ri caizse ava çıkmaktır. Bir kedinin, bir kuşun peşinden nasıl baktığım hiç gördünüz mü?

İşte, erkeğiniz de sizinle flört aşamasında bu halde iken, siz onu sürekli gönderdiğiniz mesajlarınızla, kuşu mideye indirdikten sonra uyuklayan kedi haline sokarsınız.

Onunla evlenmek isteyip istemediğimi bilmiyorum. Bu kadar çabaya değer mi?

Eğitimde çok önemli bir noktaya geldik. Erkeğiniz eğitim almaya değer mi yoksa siz sadece o kaçtığı için hırs yapıp kovalayanlardan mısınız? Onu gerçekten seviyorsanız, eğitime değer demektir. Onu kendinize bağlı olmaya eğitmek istiyorsanız, yapmanız gereken onu hep daha fazlası için bekletmek olmalı.

Beraber dans mı ediyorsunuz, oturalım diyen ilk siz olun, ya da güzel bir akşamın sonunda artık eve dönelim diyen hep siz olun. Böylece, şekeri bitmeden elinden alınmış çocuk gibi, şekerin tadı damağında kalacaktır ve gittikçe şekere yani size bağımlı hale gelecektir.

Günlerce arayıp sormadıktan sonra bir gün aklına esip aradığında ne yapayım?

Bu davranış, onun tekrar kovalayan konumuna düştüğünü gösteren ipucudur. Bu ipin uçunu bırakmamak, eğitmenin kim olduğunu göstermek için fırsat ayağınıza kadar geldi.

Her şey, kendine güvenmekle başlıyor, siz onu kaybetmekten korkmadığınız oranda ipler sizin elinizde demektir. Eğitimin bu safhasında, onun sizin peşinden koşan diğer erkeklerin yani rakiplerinin varlığından haberdar olması gerekir.

Sizinle görüşmek istediğinde, onun önerdiği gün yerine üç-dört gün sonrasını söyleyin, ne de olsa yoğun bir sosyal hayatı olan birisiniz. Bu sayede, aslında sizin de bulunmaz Hint kumaşı olduğunuzu anlayacaktır.

Bu zevkli eğitimde önemli olan, sizin tekrar kendinize güveninizi sağlamanız. Siz, en iyisi erkeklerin küçük kaprislerini lehinize çevirerek, bu eğitim işinin keyfini çıkarmaya bakın!

Vücut Bakımı

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Vitaminler Minerallerle İşe Yarar

Vücut için gerekli besin maddeleri anıldığında ilk olarak vitaminler akla geliyor. Oysa vitaminler ne kadar gerekliyse mineraller de o kadar vazgeçilmez. Hatta mineralleri `Besinlerin Sinderellası` olarak tanımlayan Dr. Earl Mindell`a göre vitaminler ne kadar önemli olursa olsunlar mineraller olmadan faydalı değiller.
Mindell, en çok bilinen yedi mineralin kalsiyum, iyot, demir, magnezyum, fosfor, selenyum ve çinko olduğunu, vücudun düzenli fonksiyonları için ise gerçekte 18 mineral gerektiğini vurguluyor. Mindell, minerallerin yardımı olmadan vitaminlerin işlev gösteremeyeceğini savunarak, “Vücudunuz bu ikilinin birlikteliğine ihtiyaç duyar” diyor.

Mineraller Kalsiyum

• Kemikleri ve dişleri korur, kemik kaybı ve kırılması riskini azaltır.
• Bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı olur.
• Uykusuzluğa iyi gelir.
• Sinir sistemine yardımcı olur.
• Doğal kaynakları: Süt ve süt ürünleri, tüm peynirler, soya fasulyesi, sardalya, fıstık, ceviz, ayçiçeği çekirdekleri, kuru fasulye, karalahana, brokoli, yeşil meyve ve sebzeler.

Demir

• Büyümeye yardım eder.
• Hastalıklara karşı direnci arttırır.
• Bitkinliği engeller.
• Demir yetersizliğine bağlı anemiyi tedavi eder ve önler.
• Doğal kaynakları: Karaciğer, kırmızı et, kurutulmuş şeftali, irmik, yumurta sarısı, istiridye, kabuklu yemişler, fasulye, pekmez, kuşkonmaz, yulaf ezmesi.

Magnezyum

• Yağların yakılmasına ve enerji üretimine yardımcı olur.
• Depresyonla mücadeleye yardım eder.
• Daha sağlıklı bir kardiyovasküler sistem sağlar ve kalp krizini önlemeye yardımcı olur.
• Dişleri sağlıklı tutar.
• Kalsiyumla birleşerek doğal bir sakinleştirici olarak çalışır.
• Adet öncesi sendromları (PMS) azaltır.
• Doğal kaynakları: Öğütülmemiş tahıllar, incir, badem, fındık, çekirdek, koyu yeşil sebzeler, muz.

Potasyum

• Beyne oksijen göndererek zihinsel faaliyetlerimize yardım eder.
• Vücut atıklarının çıkartılmasında yardımcı olur.
• Kan basıncını azaltmaya yardımcıdır.
• Alerji tedavisinde faydası vardır.
• Doğal kaynakları: Turunçgiller, domates, tüm yeşil yapraklı sebzeler, nane yaprakları, ayçekirdeği, muz, patates.

Selenyum

• Çeşitli kanserlere karşı korur.
• Kalp hastalığı ve felç riskini azaltmaya yardım eder.
• Genç elastik dokuların korunmasına yardımcıdır.
• Sıcak basması ve menopoz sıkıntılarını yatıştırır.
• Kepeğin tedavisine ve önlenmesine yardımcı olur.
• Sperm sayısını ve erkekteki verimliliği arttırır.
• Doğal kaynakları: Deniz ürünleri, böbrek, karaciğer, buğday tohumu, kepek, ton balığı, soğan, domates, brokoli, sarmısak.

Çinko

• Dahili ve harici yaraların iyileşme süresini hızlandırır.
• Tırnaklar üzerindeki beyaz noktaları yok eder.
• Prostat sorunlarının önlenmesine yardımcı olur.
• Büyüme ve zihinsel uyanıklığı destekler.
• Zihinsel rahatsızlıkların tedavisine yardım eder.
• Soğuk algınlığının uzunluğunu ve şiddetini azaltmaya yardımcıdır.
• Doğal kaynakları: Et, karaciğer, deniz ürünleri (özellikle istiridye), buğday tohumu, bira mayası, balkabağı çekirdeği, yumurta, toz hardal.

Manganez

• Bitkinliğin giderilmesine yardımcı olur.
• Kas reflekslerinin yardım eder.
• Osteoporozun engellenmesine yardımcı olur.
• Belleği geliştirir.
• Sinirsel hassaslığı azaltır.
• Doğal kaynakları: Tahıl, fındık, yeşil yapraklı sebzeler, bezelye, pancar.

Kaynak:Saglıkvakfı

Cilt Bakımı

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Kırışıklık, Leke, Şekil Bozukluğu ve Sivilce İzleri

Ciltte yaşlanmaya, sivilcelere, yaralanmalara ve güneş ışınlarının olumsuz etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık, leke, şekil bozukluğu gibi estetik kusurların düzeltilmesi için kullanılan soft yöntemler büyük ilgi görüyor. Acı çekmeden, normal yaşamı etkilemeden uygulanır olması soft yöntemlere üstünlük sağlıyor. Kişinin estetik sorununun niteliğine ve beklentilerine göre muayeneden sonra hangi yöntemin kullanılacağına karar veriliyor.

Dolgu maddeleri enjeksiyonu

Dolgu maddelerin cilt içine enjekte edilmesiyle, kırışıklık bölgesinde hacim yaratılarak kırışıklık çizgileri düzeltiliyor. Dolgu maddeleri, yüzdeki yaşlılık çizgileri, yaralanmalarla oluşan çizgiler, yüzdeki şekil bozuklukları, kişinin derin sivilce izleri gibi sorunlarda tercih ediliyor. Ayrıca kişinin dudak kalınlaştırma, dudak şekillendirme gibi estetik değişiklik taleplerinde de bu yöntemler rahatlıkla uygulanabiliyor.

Dolgu yapılmasında kullanılan birçok madde bulunmaktadır. Bunlar sıvı parafin, sıvı silikon (ülkemizde kullanımı yasal değil) kolajen, hyalüronik asit, otolog yağ, otolog kolajen gibi maddelerdir. Kliniğimizde uygulanan dolgu maddesi, stabilize edilmiş hyalüronik asittir. Tamamen organizmaya uyumlu ve organizma tarafından eritilebilen doğal bir maddedir. Fonksiyonu, vücudun kendi hyalüronik asidinin tüketildiği yere hacim eklemektir.

Kalıcılığı ne kadar?

Dolgu maddeleri enjeksiyonun kalıcılık süresi 5 -12 ay arasında değişiyor. Metabolizmanın, hyalüronik asidi su ve karbonhidrata dönüştürmektedir. Büyüme faktörleri ve hormonlar, glikoz ve oksijen gibi önemli besleyici ajanların serbest geçişine olanak verir. Hyalüronik asit jelinin parçaları arasında hücreler dolaşabilir ve sağlıklı bir cilt ortaya çıkar. Test ihtiyacı olmadığından kişi hemen uygulamaya alınabilir, anında tatmin sağlar. Enjeksiyonun hemen sonrasında kişi normal yaşantısını sürdürebilir. Her yaşta uygulanabilir. İstenildiği sıklıkta tekrar edilebilir. Alerji riski yoktur.

BT-A (Botilinum Toksin - A) enjeksiyonu

BT-A, 1980 yılından bu yana tıbbın çeşitli alanlarında başarıyla kullanılıyor. Bazı kişilerin alışkanlık olarak kaşlarını çatmasıyla zamanla o bölgedeki çizgiler belirginleşmekte, bu da hoş olmayan bir yüz ifadesine neden olmaktadır. BT-A enjeksiyonu en sık, alın, iki kaşın arası, göz çevresi, çene ve dudak çevresindeki çizgilere uygulanmaktadır. Bu bölgelerin sinir ileti bozukluğuna ait anormalliklerinde özellikle tercih edilir. BT-A enjeksiyonunun etkisinin kalıcılığı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ortalama 4 -12 ay kalıcı etki elde edilir. Hiçbir sistemik yan etki gözlenmemiştir. Uygulamanın isteğe bağlı tekrarı mümkündür. BT-A enjeksiyonu uzman doktorlar tarafından yapılmadığında, kaş ve göz kapağı düşmesi, göz altı şişmesi gibi geçici yan etkiler görülebilir. BT-A uygulaması öncesi, hekimin, hastanın yüzündeki patalojiyi iyi belirlemesi, uygulayacağı dozu ve yöntemi belirlemesi gerekir.

BT-A enjeksiyonunun diğer kullanım alanları

BT-A enjeksiyonunun diğer kullanım alanları olarak, koltuk altı, el ve ayak gibi bölgelerdeki aşırı terlemeyi azaltmak amacıyla da uygulanabildiğini belirtiliyor. BT-A’nın ter bezlerinin yakınına enjekte edilmesi ile o bölgede, kişiden kişiye değişiklik gösteren biçimde 4 - 12 ay süreyle terlemenin azaltılması sağlanabiliyor.

BT-A enjeksiyonu yapılabilmesi için, kişide, başka hiçbir kas hastalığının bulunmaması ve en az 1 ay öncesinden o kişinin yüzüne, başka herhangi bir uygulama yapılmamış olması gerekiyor.

BT-A enjeksiyonuna bağlı olarak henüz bildirilmiş ciddi ya da kalıcı bir yan etki bulunmaması, bu uygulamanın önemli bir özelliği olarak kabul ediliyor.

Kimyasal peeling nedir?

Cildin zarar görmüş tabakasının değişik kimyasal maddelerin farklı konsantrasyonlarda kullanılarak kaldırılması işlemine peeling adı veriliyor. Kimyasal peeling TCA, rezorsin, laktik asit, sitrik asit, glikolik asit gibi birçok maddeyle yapılabiliyor. Bu yöntemlerden hangisinin hastaya uygulanacağına hekim karar veriyor. Kimyasal peeling, güneş hasarı sonucu oluşmuş ince çizgilerin hafifletilmesi ve kalın çizgilerin inceltilmesi, sivilce tedavisi, sivilce izlerinin hafifletilmesi, cildin yumuşaklığını artırarak, kuru kaba yapısının giderilmesi, parlaklığının artırılması ve ayrıca çeşitli dermatolojik bozukluklarda uzman hekimler tarafından uygulanan bir yöntemdir. Peeling öncesinde hasta-doktor beklentilerini, hastanın ulaşmak istediği iyilik, elde edilebilecek iyileşmenin seviyesi, hastanın tıbbi geçmişi, hastanın daha önce kullandığı ürünler ya da görebileceği tedavileri içeren karşılıklı tartışma, tedavinin başarısı için gereklidir. Hastanın yaşı, cilt tipi, cinsi, vücudunda düzeltme ihtiyacı gördüğü bölgelere göre kimyasal maddenin konsantrasyonu, süresi ve seans sayısı ayarlanır. Ortalama 8-10 seanstır.

Hangi durumlarda uygulanmaz?

Kimyasal peelingin uygulanamayacağı durumlar da bulunuyor. Bu nedenle hekimin, hastanın vücudunda, peeling yapılacak bölgeyi dikkatlice muayene edip karar vermesi büyük önem taşıyor. Aktif herpes enfeksiyonu (uçuk) bulunan, yeni operasyon geçirmiş, radyoterapi gören, cildinde yara izi oluşma ihtimali olan, siğil bulunan kişilerde kullanımı uygun değil. Ayrıca son bir ayda krioterapi (soğuk tedavisi) uygulanması ve bazı ilaçların kullanımı da kimyasal peeling uygulamasının yapılmaması gereken durumlar arasında yer alıyor. Kimyasal peeling uygulandıktan sonra o bölge güneşe maruz bırakılmamalı, ayrıca tahriş yapabilecek her türlü etkiden korunmalıdır.

Krioterapi -Soğuk tedavisi

Krioterapide, kaynama derecesi çok düşük bazı gazlar uygulanarak vücudun bir bölgesi istenilen soğutulma derecesine getiriliyor. Bu sayede güneş etkisiyle oluşan kahverengi yaşlılık lekeleri, et benleri, siğiller, virüs enfeksiyonlarının izleri başarıyla gideriliyor.

Krioterapiyle cildin yüzeyindeki istenmeyen oluşumların kaybolması sağlanıyor. Uygulanan endikasyonlarda başarı oranı çok yüksektir. Uygulama süresi çok kısadır. Herhangi bir lokal anestezi ya da cerrahi girişim gerektirmez. Kullanılan gaz, cildin yüzeyine sprey ya da dokundurma sistemiyle saniyelerle ifade edilebilecek kadar kısa süre uygulanır. Lezyonun özelliğine göre bir ya da birkaç seans yeterlidir. Uygulama sonrasında bir sızı olabilir. Krioterapi uygulandıktan sonra uygulama bölgesinde bir kızarıklık oluşur. İyileşme süreci vücudun onarım süreci kadardır. Kişide soğuğa karşı aşırı duyarlılık ya daönemli bir sistemik hastalığın bulunması durumunda krioterapi uygulanmıyor.

Zayıf ve güzel görünmek elinizde!

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Güzel ve seksi görünmek için bir iki gününüz varsa ve vermeniz gereken 4-5 kilo fazlanız bulunuyorsa ufak tefek ayrıntılarla bunu başarabilirsiniz. Bir gecede 5 kilo vermiş gibi görünmek için ilk iş olarak zayıf gösteren giysiler seçerek işe başlayın. Buradaki parola sözcük “Güzel yerlerinizi vurgulayın.”

Vücudunuzda göstermeye değer yerlerinizi ön plana çıkarın. Mesela geniş kalçalar için mucize giyecek olarak tanımlanan düşük bel ve aşağıya doğru bol paça inen pantolonlar işinizi görebilir. Ancak beyaz renkten kesinlikle uzak durmalısınız. Burada kural şu: “Ne kadar koyu renk giyinirseniz o kadar da zayıf görünürsünüz.”

İnce görünmenin bir başka püf noktasıysa yüksek topuklu ayakkabılar. İki üç santim yükseklik kazandığınızda bile eskisinden çok daha ince ve seksi görünebilirsiniz. Yine seksi üstler giymekte dikkati bu bölgeye çekeceğiniz için aşağı taraftaki fazlalıkları kapatmanıza yardımcı olacaktır.

Giyinme işini hallettikten sonra sıra geldi makyaja. Burada da öncelikli hedef zayıflığın belirtisi olan elmacık kemikleri. Bunun için yüzün bu bölgesini belirginleştirip vurgulamak için tam elmacık kemiklerinizin altına bronzlaştırıcı sürün. Daha sonra elmacık kemiklerinizin üstünü şampanya tonlarında allıkla renklendirin. Bununla birlikte vücudunuza uygulayacağınız güneşsiz bronzluk veren kremler de sizi olduğunuzdan 5 kilo daha zayıf gösterecektir. Uzmanlar bununla ilgili bir tüyo daha veriyor. Buna göre ten renginizin iki ton koyusu bir bronzlaştırıcıyı iki göğsünüzün arasına uygulayın ve sihirli etkisine tanık olun.

Makyaj gibi saç modeline dikkat ederek de daha ince görünmek mümkün. Mesela daha zayıf görünmek istiyorsanız kesinlikle kısa saçtan uzak durmalısınız. Kısa saç ister yuvarlak isterse keskin hatlı bir kesim olsun yüzünüzü daha dolgun gösterecektir. Oysa katlı ve parçalı kesimler sizi olduğunuzdan daha zayıf gösteriyor. Bunun yanı sıra bukleli saç seviyorsanız bunu düz saçların arasına serpiştirerek kullanabilirsiniz. Birkaç tutam gölge atılmış saç da bu etkiyi yaratmanızda yardımcı oluyor.

Tüm bu önerileri dikkate aldıktan sonra yapmanız gereken iki şey daha bulunuyor. Bunlardan ilki duruş şekliniz. Yürürken omuzlar olabildiğince arkada olmalı ve karın içeri çekilmeli. Bu size özgüven sağladığı gibi uzun boylu görünmenizi de sağlıyor.

İkinci yapmanız gereken şey ise tabii ki yediklerinize içtiklerinize dikkat etmekten geçiyor. Günde en az 8 bardak su, sabahları yenecek taze bir meyve ile birlikte tuz, karbonhidrat ve alkolden uzak durmak yerine getirilmesi gereken diğer kurallar.

Erkeklere asla söylenmeyecek sözler

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Erkeklerin bir kadından asla duymak istemeyecekleri sözlerin neler olduğunu öğrenmek ister misiniz?

1- Düşünüyordum da…
Eğer kadın “Düşünüyordum da” diye başlayan bir cümle kurarsa, ortada gerçekten ciddi bir durum var demektir. Size bir evlilik konusu açabilir ya da ayrılmaktan bahsedecek olabilir. Bunun başka versiyonları da vardır; “Beni niçin seviyorsun?” gibi… Bir kadın bu sözle konuya girerse, erkeğin kurtulabileceği ya da kendini haklı çıkarabileceği pek bir şey kalmaz. Önemli olan üste çıkmaktır ve kadın bunu her daim başarır.
2- Adam ol!
Bir erkek için erkekliğinin sorgulanması son derece kırıcıdır. Bir kadın erkeğe bu cümleyi sarf ettiğinde, karşılaşacağı her türlü sözlü saldırıya hazırlıklı olmalıdır.
3- Ailem seninle tanışmak istiyor.
Bunun anlamı, “Artık ilişkimizde ciddi bir adım atmamızın zamanı geldi”dir. Bunu birlikte çıktığınız bir yemekten dönerken onu eve çağırarak spontane hale getirebilecekken, gelecek planları konusunda onu endişelendirirsiniz. Kendi duyguları ve sizin sadakatiniz konusunda güvensizlikleri sürerken “Ailemle tanışacaksın” demeniz gerçekten korkutucu olur.
4- Başım ağrıyor
Bunun anlamı akşam hiçbir aksiyon olmayacağıdır. Bu sözü duymaktan gerçekten nefret ederler, ama karşılarındaki gerçekten yorgunsa ısrar etmekten vazgeçerler.

5- Ne düşünüyorsun?
En kilit sorudur. Gerçi bütün kadınlar, karşılarında boş boş bakan ve derin düşüncelere daldığı her halinden belli olan erkeklere ister istemez “Ne düşünüyorsun” diye soruverirler. Ancak bu hareket çok yanlıştır ve size karşı tüm sempatisini yitirmesine neden olabilecek kadar ağır sonuçlara yol açabilir.
6- Beni çekici buluyor musun?
Kendimiz ve dış görünüşümüzden rahatsız olduğumuz zaman bu soruyu hemen partnerimize sorarız. Amacımız “Evet” cevabını almaktır. Ancak bu karşı taraf için hiç de kolay olmayan bir soru… “Evet” dese “Neden belli etmiyorsun” diye karşılık verir, “Hayır” dese “Kesin aldatıyor” paranoyasına kapılırız çünkü… Eğer karşımızdakinin düşüncelerine saygı duyuyorsak, bu soruyu daha yumuşak şekilde sorabiliriz. Mesela “Üstümdeki jean güzel mi?”
7- Bende bir farklılık görüyor musun?
Dünyanın neresine giderseniz gidin kadınlar bu soruyu erkeklere sorarlar. Neden? Bizdeki hiçbir değişikliğin farkına varmazlar da ondan. Bu tarz şeyler onların ilgi alanında değildir. Özellikle saçınızı kestirdiğinizde fark etmemesi, ilerde de fark etmeyeceği anlamına gelmez. Biraz sabır…
8- Arkadaşım hamile (ya da nişanlandı)
Bir erkek için yeterince manidar… Çünkü eğer en yakın arkadaşınız hamileyse ya da nişanlandıysa sıra otomatik olarak size gelmiş demektir. Bu erkeğin huzurunu kaçıran bir durumdur. Haliyle partnerinizin bu cümleden hoşlanmasını gerektiren tek bir nokta bile yok.
9- Konuşmamız gerek…
Herkes bilir ki bu, ciddi dönüm noktalarından önce sarf edilen bir cümledir. Sizden ayrılacak mı yoksa başka bir sorunu mu dile getirecek, erkek, karşısındaki kadın konuşana kadar bunu anlayamaz. Gün içinde “Seninle konuşmam gerek” cümlesini duyan bir erkek, akşama kadar boncuk boncuk ter döker. Sizin böyle bir cümle kurmanıza fırsat vermemesini umut ediyoruz.
10- Eski sevgilim…
Kadınlar eski erkek arkadaşlarını konunun bir parçası yapmaktan özellikle kaçınırlar. Ancak bazen spontane olarak ağızdan bu sözcükler dökülebilir. Aman ha! Kimseyle yeni sevgilinizi kıyaslamayın.

Cilt bakımında 7 yanlış

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Dermatologlar, cilt bakımı için yaptığınız en kötü hataları açıklıyor ve sıkça yapılan bu 7 güzellik yanlışını düzeltmeniz için çözüm yöntemleri sunuyor.

1. yanlış
Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.

Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinize yumuşaklık veren ve direnç kazandıran yapıyı bozup, erken yaşlanmayı tetikler. Ayrıca cildin kendi kendini yenileme özelliğine de zarar verir.

Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da, içenlerden mümkün olduğu kadar uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarıda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminleri içeren antioksidan özellikli bir nemlendirici kullanın.

2. yanlış
Tatile çıkmadan önce birkaç kez solaryuma giriyorsunuz.

Zararı: Hoş bir bronzluk için ilk temelleri atıyor olabilirsiniz ama cildinize verdiğiniz hasar plajda yaşayabileceğiniz herhangi bir yanığa eşit, hatta daha da fazladır. En yeni modellerinin yaydığı UVA radyasyonu güneşin yaydığından 15 kat daha fazla. Bu aslında sizi yakmaz ama derinizden derinlere işleyerek dokulara ve hücrelere zarar verir ki bu da cilt kanseri riskinizi arttırır. Bir araştırma sonucuna göre; düzenli bir şekilde solaryuma girmenin, melanoma (cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri) yakalanma ihtimalini yüzde 55 arttırdığı belirlenmiş. 20-29 yaş arası kadınlarda melanom olasılığı, yapay güneşlenme tekniklerini kullanmayanlara göre yüzde 158 daha fazla bulunmuş.

Yönteminizi değiştirin: Yanmak için solaryuma girmekten başka birçok seçeneğiniz var. Mesela yeni bronzlaştırıcılar. Yüz ve göğüs için, aloe ve E vitamini katkılı Clarins Intense Bronze Self Tanning Tint ve vücut için de cilde hızla işleyen ve gliserin ile yumuşatan Avon Skin-So-Soft Glow Daily Body Moisturizer’ı deneyebilirsiniz.

3. yanlış
Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.

Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılmasını sağladığı için yararlı olabilir. Ancak fazlası, kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren kremler sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu da cilde zarar verir. Çünkü bu işlemler, cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.

Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici kullanın. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, sakinleştirici jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinizi rahatlatın.

4. yanlış
Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş kremi yerine, sabun ya da vücut şampuanı kullanıyorsunuz.

Zararı: Tıraş jelleri ya da kremleri, jilete üstünde kayabileceği pürüzsüz bir yüzey sağlayarak cildin kızarmasını ve minik kesikler oluşmasını engeller. Pek çok sabunun etiketinde “nemlendiricidir” yazmasına rağmen, sabunlar cildi tıraş esnasında korumazlar bu yüzden de tıraş sonrasında bacaklarınız pul pul görünebilir.

Yönteminizi değiştirin: Mutlaka kadınlara özel bir tıraş kremi kullanın ama sakın bir erkek tıraş kremi kullanmayın. Kadın traş kremleri cildi dinlendiren ve nemlendiren; cildi pullanma ve yara bereye karşı koruyan bitkisel özler içerir. Örneğin bir sonraki traşınızda cildi tıraşa hazırlayan Gilette Satin Care’i tercih edebilirsiniz. Eğer acil bir durumda kalırsanız tıraş kremi yerine saç kremi kullanabilirsiniz. O bile bacağınızı eski klasik sabununuzdan daha iyi koruyacak ve cildinizin nem dengesini bozmayacaktır.

5. yanlış
Çenenizdeki o kocaman sivilceyi fark ettiğiniz an kendinizi tutamıyor ve sıkıyorsunuz.

Zararı: Dermatologlar hep bundan bahseder; sivilceleri patlatmak uzun vadede daha büyük sıkıntılara ve izlere yol açar. Sivilcenizi sıktığınızda, gözeneği tıkayan her ne ise dışarı çıkar ama büyük kısmı içerde, cildin altında kalır. Ama nedense her seferinde yine de sivilcenizi sıkmak, çirkin bir soruna güzel bir çözüm gibi gelir.

Yönteminizi değiştirin: Bunu yine de yapacaksanız, en azından doğru yöntemle yapın. Öncelikle sivilce ve siyah noktalar için özel tasarlanan metal çubuklardan birini alın. Aleti ve sivilceyi alkol ile silin. Ardından çıkıntıyı yumuşatmak için ılık bir kompres uygulayın (ıslak bir bez gibi). En sonunda çıkarıcı aletin deliği ile sivilceyi aynı hizaya getirin ve tam aşağıya doğru ittirin. Bu yöntemi sadece ucu görünen sivilceler ve siyah noktalarda kullanın. Derin kistlerde kullanmanız onları daha kötü hale getirecektir. Ama her zaman için en iyisi; bir dermatoloğa gidin ve o büyük sivilceyi uzmanın ellerine bırakın, bu sayede bir kaç saat içinde kaybolabilirler. Bir başka sivilceyle savaş yöntemi de yeni bir cihaz. Zeno adındaki bu cihaz pille çalışıyor ve ısı terapisi yöntemi ile sivilcedeki bakteri faaliyetini bitirip, beyaz uçlu sivilceye dönüşmesini engelliyor.

6. yanlış
Hamile olduğunuzu bildiğiniz halde cilt bakım rutininizi değiştirmiyorsunuz.

Zararı: Montclair, New Jersey’de dermatoloji uzmanı ve Shape dergisi uzman kurulu üyesi Jeanine Downie’nin ciddi bir uyarısı var: “Hamile olmayanlar için zararsız olan pek çok cilt bakım malzemesi fetüse zarar verebilir.” Bilinen ve sürekli kullanılan anti-aging ve akne bileşenleri, kırışıklara karşı kullanılan retinol ve aknelere karşı uygulanan benzoil peroksid gibi maddeler hamile kadınlar için güvenli bulunmuyor.

Yönteminizi değiştirin: Hamile kalmaya karar verdikten sonra ürünlerinizin içeriklerini okumaya başlayın. Hamilelik esnasında kullanımları güvenli olan meyve özlü ya da laktik (süt özlü] ürünleri tercih edin. Doğal cilt soyucu özlere sahip Clean & Clear Morning Burst Sunshine Control yüz temizleyici iyi bir çözüm olabilir. Aniden beliren cilt sorunları için düşük yoğunlukta salisilik asit içeren ürünler kullanın. Bunun için Dermalogica Overnight Clearing Gel’i ya da içinde söğüt kabuğu gibi doğal bir bileşen bulunduran Skyn Iceland Anti-Blemish Gel With Willow Bark gibi ürünleri de deneyebilirsiniz.

7. yanlış
Makyaj fırçalarınızı nadiren temizliyorsunuz. Bir tek siz kullanıyorsanız neden uğraşacaksınız ki?

Zararı: Fırçalar, zamanla tam bir bakteri yuvası olabilir. Fırçayı temizlemezseniz, bakteri birikimi direkt cildinize geri döner. Bütün o bakteriler hastalıklara yol açabilecek şekilde gözeneklere yerleşebilir. Bunun yanı sıra kirli fırçalar makyaj malzemesini kolaylıkla alamaz ve fırça, kılları birbirlerinin üstüne yığıldığından makyajınızda lekelere yol açar.

Yönteminizi değiştirin: Kiri ve bakteriyi atmak için, fırçaları temizleyici bir şampuanla haftada bir kez yıkayın. Makyaj fırçalarını yıkamaya zamanı olmayanlar için daha pratik çözümler de mevcut. Örneğin Clinique markasının bu probleme kökten çözüm getirmek için, anti mikrobik teknoloji kullanılarak geliştirdiği fırçalar.

Pratik Bİlgiler ( Yemek Temizlik Güzellik Gİyim Püf Noktaları )

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin

Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.

Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.

Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.

Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.

Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.

Çay lekesi:
Pamuklu ve yünlülerde: leke taze ise, ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.
Eskimiş ise, içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçası ile silinir.Ilık su ile çalkalanır.

Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın

Ütüde sararan elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.

Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin

Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız
Tertemiz olacaktır.

Buzdolabındaki nemi almak için, dolaba içi tuz dolu bir kap konur.

Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin

Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.

Kristallerin ışıl ışıl parlaması için, yıkadıktan sonra durulama sırasında sirkeli suya batırın. Bu işlem kristalleri parlatacaktır.

Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda çamaşır suyu koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirincede önce sıcak suyla daha sonra soğuk su ile iyice durulayın

Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski görünümünü kazandırmak için yarısına kadar yırtılmış gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak suy doldurup sıkı sıkı sallayın

Dibi tutan tencereleri bir gece suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir.

Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.

Evinizde mayonez yaparken zeytinyağ yerine susam yağı kullanın. Mayonezinizin daha uzun zaman bozulmadığını göreceksiniz.

Yeşil salatalık malzemelerinizi elinizle koparırsanız vitaminlerini öldürmezsiniz.

Balık çorbası yaparken:S uyunun daha lezzetli olması için balıkları en az 45*60 dakika kaynatın. Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli yerleri olduğunu unutmayın.

Karnabahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için pişirme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave edip, suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten sonra, içine sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.
Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.

Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır

Bir Erkeği Delirten 10 Kadın Cümlesi

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

10. “Ay hiç çalışmadım!!!”

Diğerlerine göre en masum kalan ve sinirsel etki olarak erkeği çok da derinden etkilemeyen, ama yine de kıllandıran bir tavırdır. Fizyolojik yaş itibariyle de erkeklerin kızlarda en erken karşılaştıkları tavırlardan olması münasebetiyle de önem taşır. Kızlar özellikle ortaokula tekabül eden yıllardan başlamak suretiyle üniversiteyi bitirene kadar hemen hemen tüm
sınavlardan önce kapı önlerinde “ay hiç çalışmadımmm milletttt, ben ne yapacammmm???” diye yakınıp, sonra da o sınavlardan gidip 90-100 arası notlar alıp adamı dellendirme potansiyeline sahiptir. Yani erkek camiası
olarak kimsenin başarısında gözümüz yok çok şükür, bize aldığımız 50′ler 60′lar da yeter ama aynı yaygaracı kızın saf rolü çekerek “ay hiç de
çalışmamıştım, nasıl oldu?” derken bir yandan da “nasıl koydum çocuğu” tavırlarıyla üstten tavırla bakması hiç sinirlenecek havanızda değilseniz
bile bir süre sonra en iradeli adamı bile deli eder. Özellikle de “ay hiç çalışmadım” iddiasında bulunan kıza oranla sınavdan ortalama 3-4 saat önce
çalışmaya başlamış bir erkeğin, teoride bu kızdan daha bilgili olması gerektiği düşünüldüğünde ortaya çıkan sonuç adamda çalışma şevki falan da bırakmaz. Neyse ki bir süre sonra kızların bu tavrının aslında erkek milletine yönelik değil, diğer kızlara olduğunu anlarsınız ve etkilenmemeye başlarsınız, ama işte anlayana kadar…

9. “Dişiliğim, tangam ve ben…”

”…Tanga, erkeklerin mucidine gece gündüz dua ettikleri bir medeniyet icadıdır. Özellikle de yolda beyaz keten pantolon içinden harika kalçalarda görülen tanga, erkekleri erkek olduğuna şükrettirir. Fakat cümlemdeki harika sözcüğüne dikkat çekerim. Çünkü tanga giymek hadi biraz yumuşatılmış ifadeyle “popo” ister. (Hem fiziksel, hem ruhsal anlamda)”

Ben bu cümleyi üç sene önceki bir yazımda kullanmıştım. Şimdi üç senelik gelişim içinde tanga olayında gelinen noktaya baktığımda eskiden bu iç
çamaşırına methiyeler düzmekte olan ben artık “ögggh” demek noktasına geldim. Evet, halen çok güzel kalçalarda çok güzel duran bir çamaşır, ama nerdeyse her önüne gelen kadın kalça biçimine bakmadan giymeye başlayınca olayın esprisi kalmıyor. Pantolonda iz yapmıyor, rahat vs. diye giyenler olabilir onlara bir lafım yok, ama esas adamı sinir eden durum sırf tanga giyerek kendilerinin “seks bombası”na döndüğünü zanneden kadınlar.

Bu türler genelde gün boyu cheese cake senin, hamburger benim takılan, sonra ayna karşısına geçip büyümüş popolarına ve sarkmış selülitlerine bakıp “ay çok kilo almışım, rejim yapmalıyım” deyip pazartesi öğleni eti form çubuklar geçirip akşama diet kola eşliğinde pizza götüren, bir sevişme ortamına gireceğini hissettiğinde de doğru iç çamaşırcısına koşup tangalara saldırıp sonra da soyunduğunda kendisinin acayip seksi olacaklarına inanan kadın modelidir. Bunların bir de daha utopik modeli de gidip g-string giyer ve iyice karikatür konumuna düşer.

Maalesef reklamlar sizi kandırıyor hanımlar. Yok öyle ip kadar çamaşır giyecem de hemen seksi olacam vaziyetleri. Hemcinslerinizin bazıları fitness
salonlarında boşu boşuna yırtınmıyor değil mi? Madem diğeriyle yarış halindesiniz o zaman oyunu kurallarına göre oynayacaksınız ki karşımızda soyunduğunuzda selülitten portakala dönmüş popolarınıza gülümsemeyelim.

(Gerçi bu noktada bir sürü kadının “bir de biz siz de güldüğümüz noktaları yazsak” dediğine eminim. Siz de bize mesela tazmanyalı boxerlarımızı yazın biz de kendimizle eğlenelim) Ha bir de kendi tarzını yaratmış kadınlar vardır ki onlara saygım sonsuz. Öyleleri ne giyerse kendine yakıştırmayı bilir. İlla seksi olacam diye gidip tanga diye kasmaz, kimi zaman poposu büyük olsa bile ona uygun olanı bilir ve takdirimizi kazanır. Ayrıca sanılanın aksine birçok erkek için seksi çamaşırlar değil, masumiyeti çağrıştıran çamaşırlar baştan çıkartıcıdır. Neden beyaz renk ve kolej tarzı kıyafetler bu kadar ilgimizi çekiyor sanıyorsunuz?

8. “Dünyaya artık daha renkli bakıyorum, o da bana daha renkli baksın diye…”

Gözler insanın ruhunu ve ışığını en güzel ve dürüstçe yansıtan organdır vücudumuzda ve aşk fizikselden öte gözlerden yansıyan bu ışıkta gelişir. Bir kadının gözlerinin içine baktığınızda ona dokunduğunuzu hissedersiniz ya da onun gülümsemesinin etkisi gözlerinden yansıyan ışıkla artar. Kadını çekici
yapan en önemli unsur budur. Fakat bu gücün farkında bile olmayan “akıllı” kızlarımız, daha da güzelleşmek adına gidip bu ışığı abuk subuk renkli lenslerle örterler. Örttükleri yetmezmiş gibi bir de android-vampir kırması bir şekle bürünürler ki Vampir Avcısı Buffy mazallah ortalarda geziyor olsa bunlardan birkaçını rahatlıkla kalplerine kazık sokmak suretiyle telef edebilir.

Yahu anlamıyorum hadi birkaç kişide çok çok iyi kalitelerini gördüm ama geri kalan neredeyse yüzde doksanbeşe varan çoğunluk hiç mi aynaya bakmıyor,
baksa bile gözlerindeki ifadesiz hatta bazı çok kötü renkli lens modellerinde sürüngen cemiyetininkilere dönmüş bakışları görmüyor. Ha işin şöyle bir psikolojik boyutu olabilir ki ünlü bir mankenimiz “ben o lenslerin gerisinde kendi ruhumu saklıyorum” diye beyanat vermişti, ona birşey diyemem. Fakat işte insan doğal haliyle gerçekten ışıl ışıl bakan o gözlerin sonradan güzelleşmek adına böyle perdelenmesine sinir oluyor. Yahu güzelim benimle arana neden bunları sokuyordun diye isyan ediyor. Bırak da doya doya izleyeyim senin ruhunu, ışığını yaşayayım. Ama yoook!!! Kızımız kendini böyle daha “rahat” hissedecek. Eee hadi sana kolay gelsin demek düşer bize
de…

7. “Farım da açık, yolum da…”

Kadınlar sürekli olarak erkeklerin onların içlerine bakmadığından, sürekli dış görünüşlerine bakıp değerlendirme yaptıklarından veryansın edip dururlar, ama bu veryansınları ederken de bir yandan ha babam dışlarını boyayıp dururlar. Yahu şu boya badana işlerini biraz azaltın da bakabilelim içinize, dışınızın boyasından içinizi bir türlü göremiyoruz ki. Tamam doğru yapıldığında makyaj kadının çekiciliğine çekicilik katar, ama burada da “doğru yapılma” diye bir nokta söz konusu. Yani kartonpiyerci Rıza Usta’nın tavana alçı çekmesi gibi yüzünü fondotöne bulamak, vampir yemeğini yemiş de ağzını silmeyi unutmuş gibi bir ruj sürmek, gözünü mosmor boyamak… makyaj falan değil. Çekiciliği arttırmak yerine bilakis itici geliyor. Hele onbeş yaşında kızların gidip yüzlerini resmen boya küpüne daldırmış çıkarmış biçimiyle arz-ı endam eylemeleri daha da vahim. Sonra bir de kızımız otuzbeşini bulmadan derisi iflas ediyor, hadiii onları örtmek için bu sefer bir sürü kozmetik ürüne saldırılıyor.

Makyaj hiç yapılmasın demiyorum, ama abartılmasında yani. Hem insan sabah uyandığında yanında kadının, gece yattığıyla aynı kadın olmasını istiyor yani. Gece karanlığında silinmiş makyajı pek farkedemiyoruz belki ama bu gecenin bir de sabahı var. Ha bunun daha facia durumu o makyajın gece silinmemesi ve sabaha yanınızda Picasso tablosu gibi bir kadınla uyanmak.
(Aşık bir erkek için en güzel uyanış, yüzünü en doğal haliyle tanıdığınız ve aşık olduğunuz kadından beş dakika önce uyanıp onun güzelliğini izlemektir
doyasıya bu arada…)

6. “Ben adamı yatakta öttürürüm.”

“Yürü bee, kim tutar seni..” derler bizim camiada adama. Aslında şunu kabul etmemiz gerek ki öncelikle kadınların bu yanılgıya düşmelerinde büyük pay
biz erkeklere ait. Yatakta kadınları kıvamda tutmak ve ateşlendirmek adına o kadar gaz verici cümleler kullanıyoruz ki bir süre sonra hayatında ilk defa
sevişme deneyimi yaşayan bir kadın bile “ben neymişim de haberim yokmuş be!!!” havasına girebiliyor. Böylece zaten kadınların “ben neyim ki be!!!” ile “ben neymişim be!!!” arasında gidip gelen haliyet-i ruhiyat dengeleri sayemizde bozulup duruyor, sonra da bir de “kıçlarını kaldırıyoruz” diye yakınıyoruz.

Şimdi sevişme faaliyetleri ve kadınların gaza gelmesi hususunda çok farklı açılardan olaya yaklaşılabilinir ve bu da başlıbaşına bir konudur. Olayı biraz daraltırsak mesela kendilerinin süper oral seks yaptığını zanneden kadınlar konusuna gelebiliriz. Yani bu noktada çok açık ve net şunu söyleyebilirim ki bu konuyu konuştunuz da neredeyse tüm kadınlar kendilerinin bu konuda çok çok iyi olduklarını, eski erkek arkadaşlarının ona taptığını falan söylerler; e hadi bakalım, görelim deyip olaya giriştiğinizde ise daha nereye nasıl dokunacaklarını bile bilmezler. Aslında bu konuda da çok fazla suçlamamak lazım kimseyi sonuçta kadınların çoğunun bilinçaltlarında yoğun bir “penis korkusu” saklı ve çıplak penise bile kolay kolay bakamıyorlar. Bir de mevcut toplumsal kimlikler ve baskıların etkileriyle de içlerinden geldikleri gibi davranamamaları da eklendiğinde duruma, zorlanmalarına biraz yumuş


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.