DOĞRU CİLT BAKIMI

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Bol su içmek, sağlıklı beslenme, çok hareket ve gevşeten istirahatlar, dengeli bir hormon düzeyi, uyku ve ultraviyoleden korunma, güzel bir deri için gerekli yapı taşlarıdır. Hiç bir kozmetik ürün, bu temel faktörlerin yerini tutamaz. Ancak sağlıklı bir deriyi korumakta zordur. Kozmetik ürünler, derinin ihtiyaçlarını sağladıkları gibi deriyi korurlar da.

Kozmetik Ürünler Cildi Korurlar

Özellile Ultraviyole ışınlarının etkisi ile deri kurudukça ve içerdiği suyu kaybedince, dışardan yağ ve neme olan ihtiyacı artacaktır. Kozmetik ürünlerden bir kısmı, bu amaca yöneliktir. Cilde kaybettiği nemi verirler. Ayrıca içerdikleri bazı kimyasal maddelerin yardımı ile ciltte düzelme sağlarlar, parlaklık ve düzgünlük verirler. Bazı kozmetik ürünler ise; cildin dış yüzünde biriken veya yapışan kirleri, aşırı yağları temizlerler ve cildin nefes almasını sağlarlar.

Ciltte bulunan yağ bezlerinin görevi, derinin en üst tabakasını bir zırh gibi örtmektir. Mikroplar, bu ortamda yaşıyamazlar ve cildin alt tabakalarına geçemezler. Ayrıca cildin sahip olduğu nemin, buharlaşmasına da engel olur. Yeterli miktarda yağ ve nem oranı olan bir deri, sadece sağlıklı görünüş vermez, aynı zamanda soğuk, güneş, rüzgâr, egzos gazları, sigara dumanı, klima veya kuru kalorifer havası gibi zararlı çevresel etmenlere karşı koruyucudur.

Deri bakımını doğru olarak yapabilmek, cilt temizliğinden başlar. Deri bakımı, doğru temizlik ve doğru bakımla olur. Herkesin deri yapısı farklıdır. Ayrıca yaşa bağlı olarak, mevsime bağlı olarak ve ruhsal duruma bağlı olarak cilt, yapısını değiştirir. Bir genelleme yaparsak, 4 deri tipi vardır: kuru, yağlı, normal ve karışık. Her deri tipine uygun bakım yapılmalıdır.

Cildin temizlenmesi için su yeterli değildir. Havadaki toz zerrecikleri, gazlar ve kir, vücudun kendi yağıyla birleşerek, deride yapışır kalır. Ayrıca cildin en üst katmanı, zamanla dökülen bir katmandır, bu katmanın da uzaklaştırılması gerekir. En uygun deri temizliği, ılık su ve pH değeri düşük sabunla yapılır. Temizleme sütü ve losyonları da temizlik için uygundur ama, losyonlar cildin yağını aşırı miktarda alırlar. Genelde geçerli olan, derinin yağ oranı arttıkça, daha aktif yıkayıcı maddeler kullanılmasıdır; daha kuru derilerde nispeten daha az aktif maddeler kullanılır. Bitkisel kökenli kozmetik ürünlerde, bu konuda oldukça ciddi bir yere sahiptirler. İçerdikleri doğal maddelerle iyi bir temizlik sağlarlar. İyi bir temizlik, ciltte bulunan gözeneklerin ağızlarınında açılmasını sağlar.

Cildin boynuzsu en dış tabakası, zamanla dökülür, eğer dökülmezse cilt kalınlaşır, gözeneklerin ağızlarında da geniş mağralar oluşur… Ciltte gözenekler belirginleşmeye başlar. Cilt kuru ve mat bir hal alır. Özellikle bitkisel kökenli kozmetikler, içerdikleri doğal AHA (Alpha hidroksi asit) sayesinde bu katmaları soyarlar ve cilde, taze parlak ve sağlıklı bir görünüm verirler, cildi temizlerler.

Yapılan her temizlik, sadece ölü deri hücrelerini; kir, yağ ve kozmetik kalıntılarını değil aynı zamanda cildin asidik koruyucu mantosunu da geçici olarak tahrip eder. Bu da cildin neminin kaybolması ve sertleşmesine yol açar. Genç deriler, bu kaybı 30 dakika gibi kısa bir zamanda, yeniden yağ salgılayarak kendiliğinden dengeler. Ama deri yaşlandıkça, bu süreç de yavaşlar. Derinin dışardan nem ve yağ desteğine gereksinimi artar. O nedenle, duş ve banyoda pH değeri 5.5 civarında bulunan sabunların kullanılması ve banyodan sonra tüm vücudun nemlendirici kremler ile kremlenmesi önemlidir.

Cilt tipine göre bakım :

Genel olarak sağlıklı, normal bir deride; normal bir gündelik krem yeterli yağ ve nem ihtiyacını karşılayacaktır (yüz için de geçerli). Kullanacağınız kozmetik ürünler, cildinizi UV (ultraviyole ışınları)’den koruyacak faktörleri içermelidir. Ciltteki yaşlanmanın en büyük nedeni, UV ışınlarıdır.

Derinizin ihtiyacına uygun içerikli kozmetik ürünler kullanmalısınız. Bu ihtiyaç marka ya da fiyatlar ile ilgili olmayıp, ürünlerin içerikleri ile ilgilidir. Kremin esasını, sıvı yağ emülsiyonu içindeki katı yağlar oluşturur (bunlar kuru deri için uygundur). Tereddüt durumlarında bir deri hastalıkları doktoruna veya kozmetik uzmanına danışılmalıdır.

Cildin nemini korumak ve Lipozomlar

Cilde nem vermek ve nemin kaybolmasını engellemede, kozmetik endüstirisinin geldiği son noktalardan birisi de lipozomlardır. Lipozomlar, dış kılıfları yağdan oluşan, içleri çeşitli maddelerin çözülmüş olarak bulunduğu suyla dolu olan küçük bilyeciklerdir. Çok küçük oldukları için, cildin içlerine kadar ulaşabilirler, nemi en üst boynuzsu tabakaya ulaştırabilirler. İçlerindeki yağ içeriği, aynı zamanda nem kaybını önler. Fakat en küçük lipozomlar bile, içinde kırışıklıkların oluştuğu deri tabakasına derinlemesine ulaşamazlar.

Cildinizi Korumak İçin 10 Altın Kural

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

1. Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.
2. Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız.
3. UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın.
4. Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.
5. Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu dönemlerde de sürdürün .
6. Bebeklerinizi direkt güneşten koruyunuz. Özellikle 6 aydan küçük bebeklere güneş ışınlarına karşı herhangi bir ürün kullanmayınız. 6 aydan küçük bebeklerin, metabolizmaları bu kimyasal maddeleri vucuttan atamaz.
7. 6 aydan büyük çocuklara da, serbestçe güneş ışınlarına karşı olan ürünleri tatbik ediniz
8. Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.
9. Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınız
10. Yanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olabileceğini unutmayınız .

Güzelleşmek için servet harcamak gerekmiyor

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Her kadın güzelliğine düşkündür. Güzel görünmek için ise illa çok para harcamak gerekmiyor. Uzmanlar, bu konuda daha ekonomik davranmak arzusunda olan bayanlara şu önerilerde bulunuyor:

Evde cilt bakımı: Cilt bakımı için mutlaka güzellik salonuna gitmeniz gerekmiyor. Evde de peeling uygulayabilirsiniz, üstelik de kendi üreteceğiniz bir formülle. Bir avuç toz şekeri biraz zeytinyağıyla karıştırın ve karışımı duşta kullanarak ölü deriyi atın. Bununla uğraşmak istemiyorsanız, hem yüz, hem de vücut için gayet hesaplı peeling ürünleri satılıyor ve her halükarda güzellik salonunda ödeyeceğinizden daha ucuza mal etmeniz mümkün.

Sahte manikür: Manikür yaptırmaya gidemiyorsanız, sahtesini kendiniz de yapabilirsiniz. Tırnaklarınızı limon suyuna sokun. Daha sonra törpü şeklindeki parlatıcıyla tırnaklarınızın uçlarını parlatın. Böylece tırnak cilasına ihtiyacınız kalmayacak.

Rujunuzun ömrünü uzatın: Farklı tonlar için ayrı ayrı rujlar kullanmak yerine, ufak hilelerle aynı ruju uzun süre kullanabilirsiniz. Örneğin, parlak bir görüntü için, ruju, ince bir tabaka halinde dudaklarınıza sürdüğünüz vazelinin üzerine uygulayın. Yepyeni sürülmüş ruj görüntüsü hoşunuza gitmiyorsa, parmak uçlarınızı kullanarak bunu değiştirebilirsiniz. Mat görünüm için biraz pudra sürebilir, gece kullanmak için de ruju koyu renk bir farla karıştırabilirsiniz.

Saç ürünleri: İki ayrı şekillendiriciye para ödemektense, bir tanesini tüm ihtiyaçlarınız için kullanın. Nemli saçlarınıza az miktarda saç kremi sürerek elektriklenmesini engelleyin. Saçınız kuruduktan sonra da gene az miktar saç kremi sürerek yumuşak ve uçuşkan bir görüntü elde edebilirsiniz. Ya da daha kalıcı ve sabit bir görünüm için jöle kullanıp, kuruturken de biraz daha sürüp parlak görünmesini sağlayabilirsiniz.

Vazelin: Vazelini, ister dudak koruyucusu, ister dudak parlatıcısı olarak kullanabilirsiniz. Bu kadarla da kalmıyor, cildiniz kuruduysa, gene vazelinle nemlendirebilir ve kaşlarınıza parlaklık kazandırabilirsiniz. Üstelik de çok ucuzdur.

Nemlendiriciler: Piyasada pek çok marka var. Bunların bir kısmı diğerlerine oranla çok daha ucuz ve aynı sonucu veriyorlar. Eğer cildiniz karma ya da yağlıysa, su bazlı bir ürün bulmaya gayret edin. Neutrogena gibi genel tüketiciye hitap eden ürünler, hem son derece kaliteli, hem de çok daha ucuzdur.

Evde saç boyama sanatı

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Kuaföre gitmekten bıktıysanız ya da yaratıcılığınızı kullanmak istiyorsanız, saçınızı kendiniz boyamaya ne dersiniz? Buna bir türlü cesaret edemiyorsanız, belki aşağıdaki yazı fikrinizi değiştirebilir.

Her kadın aynaya baktığında kendinde bir değişiklik görmek ister. Bunun da en kolay yolu saç rengini değiştirmektir. Ancak çalışan kadınlar için kuaförde zaman harcamak, bir başka zamandan çalmak anlamına geldiği için çoğu kez böylesi değişiklikler arka plana atılır. Bu nedenle artık her gün daha fazla kadın gerek zamandan ve paradan tasarruf etmek, gerekse sadece denemek amacıyla saçını evde boyamayı tercih ediyor. Siz de markette dolaşırken saç boyası reyonunda takılıp bir türlü karar veremeyenlerdenseniz, işte size mükemmel sonuçlar elde etmenin püf noktaları!

Seçiminizi iyi yapın

Daha önce hiç kalıcı boya denemediyseniz önce geçici bir boya seçmeniz iyi olacaktır. Böylece beğenmediğiniz bir sonuç aldığınızda geri dönmeniz kolaylaşır. Teninize uyacak ve doğal saç renginizden iki ya da üç ton koyu olacak bir renk seçin. Beyazlık ya da grilikleri de dikkate alırsanız, birkaç ton koyuluk iyi bir kapatma görevi görecektir. Aksi takdirde bu bölgelerde ilginç turunculuklarınız olabilir.

Kendinizi hazır hissettiğiniz anda adım adım uygulamaya geçebilirsiniz:

1- Saçlarınızın durumunu değerlendirin

Saçınızı boyamadan önce, ne halde olduklarını kontrol edin. Saçınız ne kadar sağlıklı olursa, alacağınız sonuç da o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle boyama işlemini gerçekleştirmeden önceki hafta, saçınıza birkaç kez bakım yapın. İçinde, saçları güçlendiren B vitamini, pantenol, E vitamini, avokado veya Hindistan cevizi yağı gibi nemlendirici maddeler bulunduran ürünleri deneyin. Eğer saçlarınız çok kuru ve yıpranmışsa ve kırıklar varsa, o zaman saçı boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir. Saçlarınızı biraz kestirip, bir süre bakım uygulamak ve boyayı sonraya bırakmak daha iyi olacaktır. Saçlarınızı boyadıktan sonra da ayda iki kez bakım yapmaya devam edin.

2- Doğru rengi seçin

Başarının anahtarı doğru rengi seçmektir. Parlak gün ışığında doğal saç renginize iyice bakın. Daha sonra gözlerinize ve cilt renginize uyan, bunları tamamlayan bir renk seçin. Örneğin; eğer cildiniz sarımsı veya buğday tonlarındaysa o zaman kırmızı, kestane rengi, bakır veya kızıl - kahve tonlarını tercih edebilirsiniz. Cildiniz beyaz veya kırmızıysa, o zaman küllü renkleri ve bej tonlarını deneyin.

3- Bir yöntem belirleyin

Profesyoneller, yarı kalıcı veya yıkanınca çıkan boyalarla başlamayı öneriyor. Bunlar daha hafif ürünlerdir ve genelde 28 yıkamaya kadar dayanırlar. Kalıcı boya istiyorsanız, damlamayan formülleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kurumuş olan uçlar için, boya öncesi bakım paketi olanları tercih edebilirsiniz. Boyamaya başlamadan önce, kutu üzerindeki talimatları mutlaka okuyun. Böylece uygulamanız daha kolay olur ve alerji olasılığını da düşürebilirsiniz.

4- Rengi korumak için

Saçınızı boyayıp şekil verdikten sonra, elde ettiğiniz rengi korumak isteyeceksiniz. Saç renginizi uzun süre muhafaza etmek için güneş ve klordan uzak durun, saç kurutma makinesi, fön ve maşa gibi sıcaklığı çok yayan aletleri fazla kullanmaktan kaçının. Bunlar hem rengin atmasına hem de saçın yıpranmasına neden olurlar. Saçınızı parlak ve nemli tutmak için, özellikle boyalı saçlar için üretilmiş şampuan, saç kremi ve bakım ürünlerini uygulayın.

Bunlara dikkat:

Başlamadan önce mutlaka kullanım kılavuzunu iyice okuyun.

Boyamaya başlamadan önce bütün gereçlerin tam olduğundan emin olun.

Eski bir gömlek giyin ve eski bir havlu kullanın.

Saçınızın etrafındaki cildin lekelenmemesi için biraz vazelin sürün, ancak saça bulaştırmamaya dikkat edin.

Boya sürerken mutlaka eldiven kullanın.

Saçları bölerken ve boyayı dağıtırken geniş ağızlı bir tarak kullanın.

Cilde bulaşan boyayı ıslak mendil, şampuanlı veya cilt temizleyicili pamuk ile silin.

Rengin tutması için saati ayarlayın.

Bunlardan kaçının:

Saçınız açık kahverengiden daha koyuysa renk açıcı ya da sarartıcı maddeler kullanmayın. Aksi takdirde saçınız turuncu olur.

Cereyan yapan bir yerde ya da ateş yakınında oturmayın. Bu uygulama sürecini ve sonucu etkileyebilir.

Bekleme sırasında telefonla konuşmayın, aksi takdirde zamanın nasıl geçtiğini farketmeyebilirsiniz.

Saç boyalarının özellikleri

Doğal boyalar (bitkisel boyalar) saç telinin içine nüfuz etmez ve beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız, nötr kına uygulayabilirsiniz.

Doğal boyaların özelliği; sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.

Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar. Çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.

Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta ‘havuç turuncusu’ gibi bir sonuç istemiyorsanız, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.

Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun sürer. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.

Saçlarınızın Daha Hızlı Uzamasını İster misiniz?

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Saç köklerimiz saç tellerine hayat veren organlarımızdır. Saç köklerimiz normal koşullarda saç tellerine yeni kısımlar ekliyerek saçları uzatırlar. Günümüzde saç yapımını hızlandıracak bir çözüm henüz bilinmemektedir. Bazı ilaçların kullanımı, beslenme bozuklukları stress gibi faktörlere bağlı olarak saç uzamasında yavaşlama olasıdır. Saç köklerinin beslenmesini bozan durumlarda da saç uzaması yavaşlar. Sigara yine damaraları büzücü etkisi ile kan dolaşımını bozan ve besinlerin, oksijenin hücrelere ulaşımını engelleyen bir faktördür.

Dikkat edilecek olursa saç uzamasını olumsuz yönde etkileyen faktörler yaşantımızda sık karşılaştığımız faktörler. Saçlarının hızlı uzamasını isteyen kişileride etkileyen faktörlerdir. Saç yapımı ile ilgili olarak bazı vitaminlerin önemli olduğu günümüzde biliniyor. Ancak bu vitamin ve mineraller günlük beslenmemiz yolu ile zaten alınan vitaminlerdir. Zaman zaman takviye olarak bu tip vitaminlerden almak eksiklik varsa düzeltir. Saçların uzamasını hızlandırmak için yapılacak en iyi şey saçların uzamasını azaltan faktörler ile savaşmaktır.

Sağlıklı beslenme, özellikle sebze ve meyvaların ağırlıklı olduğu beslenme tarzları, bol su içmek, düzenli ve yeterli uyku çok önemlidir. Stress yine salgılattığı adrenalin gibi hormonlar yolu ile damarlarda daralmaya yol açar ve saç köklerinde beslenmeyi bozar. Stresi düşürecek önlemlerde saç uzması açısından önemlidir. Sigara içerdiği nikotin ve karbon mono oksit gazı ile olumsuz etkileri olan bir faktördür. Nikotin damarları daraltırken, karbon mono oksit gazı kanda oksijen taşınmasını bozarak hücre beslenmesini bozarlar. Yeterli besin ve oksijen alamayan saç köklerinin normal üretimlerini yapması zordur. Saç derisine uygulanacak sıcak havlular, hafif masajlar bu bölgede dolaşımı arttıtacak ve saç köklerinin normal beslenmesini sağlayacaktır.

KADIN TİPİ SAÇ DÖKÜLMELERİ

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Kadınlarda en sık saç dökülmelerine neden olan durum, Adrogenetik Alopezidir. Saçlar özellikle tepede ve/veya yanlarda incelmeye ve azalmaya başlarlar. Bu tip saç azalması, kadın tipi alopezi olarak bilinir. Yaklaşık tüm kadınların 1/3′ünde görülür. Görülme sıklığı menopoz sonrasında artar. Bazı kişilerde ergenlikten hemen sonrada görülebilir.

Saç tellerinin ömürleri kişiden kişiye değişir. Ortalama 3-6 yıl kadardır. Bu süre sonunda o saç teli dökülür ve aynı saç kökü yeni bir saç telinin yapımına başlar. Arada yine kişiden kişiye değişen bir dinlenme süresi vardır. Günde ortalama 100 kadar saç teli dökülür.

Kadın Tipi Saç Dökülmesi denildiği zaman, saç tellerinin ömürlerinin kısalması ve dökülen saç telinin yerine yenisinin gelmemesi anlaşılır. Tıbbi açıdan saç dökülmeleri 2 grupta değerlendirilir.

Anagen effluvium ve teleogen effluvium.

Anagen effluvium da; fazda saç teli normal canlılığında iken birden dökülür. Nedenleri tıpta kullanılan kanser tedavileri gibi saç kökünü öldürebilen tedavilerdir.

Telogen effluvium’da ise; aynı anda çok sayıda saç kökü, saç teli döküldükten sonra dinlenme durumuna geçerler. Saç tellerinin ömrü azalmış olabilir. Sıklıkla nedenleri:

Ameliyat olmak, hastalıklar, anemi (kansızlık), ani kilo değişiklikleri gibi fiziksel sıkıntılar olabileceği gibi, aileden birisinin ölümü gibi ruhi sıkıntılarda bu tip dökülmelere neden olabilir. Telogen effluvium nedenlerinin bir başka grubu da tiroid hastalıklarıdır. Yüksek dozda A vitamini alınmasının da bu tip etkileri olabilir. Gut hastalığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı tansiyon ilaçlarının kullanılması da yan etki olarak telogen effluvium ortaya çıkabilir. Hormonların salgılanmalarının değiştiği gebelik ve menopoz durumlarında da saç değişiklikleri olabilir.

Telogen effluvium, koşulların uygun olması halinde geriye döner. Anogen fazda ortaya çıkan durumlarda ise saç kökünün ne kadar zarar gördüğü durumu belirler.

SAÇLAR

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Saçlar canlı yapılardır. Köklerini kaybederler ise canlılıklarını da kaybederler. Normal bir kafanın saçlı derisinde 100.000-150.000 saç teli vardır. Saçın yapısındaki keratin, tırnaklarımızın da ana maddesidir. Kıl kökleri sadece el avuçlarında ve ayak tabanlarında yer almaz. Kıl kökü yapısı bazı ufak farklar gösterse de genel olarak tüm memelilerde aynı karakteristikleri taşır. Bir kıl kökü, epiderm ve dermanın ortaklaşa yaptıkları ve bağımsız yapılardır. Kıl kökünün en önemli kısmını dermadan gelişen dermal papilla oluşturur. Dermal papilla hücrelerin etkisi ile epidermal kökenli hücreler hızla değişerek ve keratinize olarak saç telinin yaparlar.

Tek bir saç teli 0.02 mm-0.04 mm. kalınlıktadır. 20-50 saç teli ancak yan yana geldiklerinde 1 mm’.'ik bir kalınlığa ulaşırlar. Saç telleri çok dayanıklıdırlar. Yaklaşık 60 kg’lık bir yükü taşıyabilir ve boylarının % 70′ine kadar gerilmeye dayanabilirler.

Saç telleri, cilt altındaki köklerinden günde 0.35 mm. uzarlar. Bu da ortalama ayda 1 cm’dir. Uzama hızı, kişiye, yaşa, kişinin diyetine ve strese bağlıdır. Bir saç teli, bel hizasına kadar 6 yılda uzar.

Sağlıklı bir saç teli 2-6 sene yaşar. 3 aylık son bir dinlenme döneminden sonra saç teli dökülür. Yeni bir saç teli uzamaya başlar. Saçın ömrü de uzama hızında olduğu gibi kişiye, yaşa, beslenmeye bağlıdır.

Eğer saç ömrü 2 yıl ise; o kişilerin saç boyları hiçbir zaman bel hizasına kadar gelemez.

Saçlara rengini melanin ismi verilen bir pigment verir. Melanafor isimli bir yapı, saç teline ne kadar melanin yollarsa saçın rengini belirler. Çok miktarda melaninin yollanması siyah-kahverengi saçlara neden olurken az miktarda melanin sarı saçlara neden olur. Bazı bilim adamları UV ışınların da saç renginin belirlenmesinde önemli olduğunu söylemektedirler.

Saçlar, kimyasal yapılarındaki hidrojen bağları nedeni ile elastik bir yapıdadır. Bu bağlar, elektromagnetik bağlardır. Sulu ortamlarda kırılırlar . Saça elastikliğini veren bu bağların kırıldığı durum, saçların en zayıf olduğu durumdur. Ortamın pH’sı ve ortamdaki elektrolitlerde ( potasyum, magnezyum ve sodyum) bağların kuvvetini etkiler. Özellikle asitli solüsyonlar hidrojen bağlarını kuvvetlendirir. Saçların çalkalama suyuna sirke konmasının verdiği sağlamlık eskiden beri bilinmektedir. Şampuan ve saç conditionerlerinin seçimi bu nedenlerle çok önemlidir. Hava kirliliği, stres ve diğer faktörler etkisi ile zarar gören ve zayıflayansaçların bakımı için kullanılacak kozmetik seçimi son derece önemlidir. pH 3.0 den az ise saçlar zarar görürken 3-3.5 arsında optimum etki göstermektedir.

Saç Kremleri

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Saç kremleri, saçın kimyasal yapısını etkileyerek arzu edilen saçın durumunu düzelten ürünlerdir. Saçların şampuanlar ile iyice temizlenmesinden sonra uygulanırlar. Saç kremleri olarak satılan ürünler bir belirsizlik gösterselerse de aslında temel 5 gurupta ele almak gerekir:

Nemlendiriciler, tamir ediciler, asitlendiriciler, dolaşıklık gidericileri, ısı koruyucuları, parlatıcılar.

Bu tür ürünlerin bir çoğu düşük pH veya içerdikleri maddeler dolayısı ile uzman kullanımı gerektirirler ve uzman salon veya enstitülerde kullanılırlar.

Genel anlamda saç kremlerinin kimyasal yapıları şöyledir:

Nemlendiriciler

Bu ürünler içerdikleri humektan maddeler sayesinde nem tutucu olarak işlev görürler. Bu tip ürünlerin protein içermeleri gerekmez.

Tamir ediciler

Bu tip ürünler protein içerirler. Saç proteini olan hidrolize uğramış kertin içerirler. Bu protein düşük molekül ağırlıklıdır. Bu küçük molekül saçın kortks kısmına girebilir. Tamir edicilerin saçı kuvvetlendirmesi beklenir.

Asitlendiriciler

Saç üzerine asitli ortamların uygulanması kütikül tabakaının kapanmasına ve saçta parlak bir görünüme neden olurlar. pH değeri 2.5-3.5 olan ürünler bu amaçla kullanılırlar. Beta durumuna geçmiş hidrojen bağları, tekrar alfa durumuna geçerler. Hidrojen bağları saçların dayanıklılık ve elastisitede de önemlidirler. Eskilerden beri saç yıkanırken son çalkalama suyuna sirke veya diğer asitli maddelerin katılması bu amaçla uygulanmaktadır.

Dolaşıklık gidericiler

Bu amaçla kullanılan ürünlerin çoğu asitlendiriciler de kullanılan maddelere benzerler. Genelde pH’ları 2.5-3.5′dur. Saçların kütikül kısımlarını kapatarak dolaşmaların oluşumuna engel olur. Bazı polimer maddelerde kullanıldıklarında saç üzerinde tabaka oluştururlar ve saçın dolaşmasına engel olur.

Isı koruyucaları

Saç ısıdan etkilenen bir yapıya sahiptir. Isıdan koruyucu ürünler, sıcak kuru hava üfleyen saç kurutma makinelerinin ve sıcak bigudi kullanılmasının saçlara vereceği zararı azaltmak için kullanılırlar. Isıyı emme özelliği olan polymerler saç tellerini kaplayarak saçları ısıdan korurlar. Saçlara en büyük zararı veren ısıdır.

Parlatıcılar

Bu gruba giren ürünler kozmetik ürünlerdir. Çoğunlukla silikon türevleri içerirler. Dimetikone veya siklometikon en sık kullanılanlardır. Az miktarlarda bu maddelerin kullanılması saçların, ışık yansıtma özelliğini arttırır. Bu tip ürünler kıvırcıklanmayı engellemektede kullanılırlar.

Ayrıca bu ürünler UV’ye karşı saçı koruyucu maddeler de içerebilirler.

Bazı koşullarda saçlara yağ uygulaması, özellikle evlerde sık yapılan bir uygulamadır. Saçlı deri normal koşullarda yeterince yağ salgılar ve saçları korur. Doğal yağın yetersiz kaldığı durumlarda doğal saç yağına en yakın yağlı ürünler saçları yağlamakta kullanılırlar. Evlerde zeytinyağı ve badem yağı kullanılırsa da bu amaçla hazırlanmış ürünler daha insan yağına yakın özellikler taşır ve daha faydalı olur.

CİLT KIRIŞIKLIKLARINDA BOTOX

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

C. Botulinum bakterisinin toksini olan Botox, artık çağdaş tıbbın elinde etkin bir enstrüman oldu. Şaşılık, spastisite’nin rahatlatılmasındaki etkin kullanımından sonra şimdi de, estetik amaçlar ile, özellikle yüzde görülen derin kırışıkların oluşumunun engellenmesi ve giderilmesinde kullanılmaktadır. Yüzümüzde yer alan ve mimiklerimizde kullandığımız kaslarımız, özellikle derin cilt kırışıklıkların oluşumundan sorumludurlar. Güneşli ortamda gözlerimizi kısarız ve göz çevresinde ve alında çizgilenme belirginleşir, gülerken ve diğer mimiklerimizde de alın, göz çevresi, ağız çevresinde belirgin çizgilenmeler ortaya çıkar.

Botox uygulaması ile ciltte cizgilenme ve kırışıklıklar oluşmamaktadır. Botox’un etkisi çizgilenmeye neden olan kaslarda, geçici zayıflık yaratmaktır. Uygulanması hedef kaslara uzman doktorlarca enjekte edilmesi ile olur. Genelde yavaş uygulandığında rahatsız edici olmaz. Etkisini, uygulamadan sonraki 7 günde gösterir ve etki 4-6 ay sürer. Kozmetik amaçlı çok düşük dozlarda kullanılan BOTOX güvenli ve etkilidir. Çok nadiren allerjik tipte reaksiyonlar uygulama alanlarında görülür.

Masajla selülite veda

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Selülitli bir vücuttan kurtulmanın en etkili ve kolay yolu masaj yaptırmaktan geçiyor. Bir de bol sıvı içeren bir diyet yaparsanız, selülitler tarih olur!

İstenmeyen portakal kabuğu görüntüsü aslında sadece yaza hazırlanırken değil, kış mevsimine girerken de üzerinde hassas bir şekilde durmamız gereken konulardan. En önemli ve etkili uygulama ise masaj. Çünkü masaj, kan ve lenf dolaşımını harekete geçiriyor, vücutta lokal fazlalık ve selülite neden olan toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor ve dokuların taze oksijenle dolmasını sağlıyor. Deri altı kan dolaşımı aktive edildiğinden, dokunun canlanması da sağlanıyor.

Antiselülit masaj düzenli olarak uygulanırken, sıvı ve yeşilliklerle zenginleştirilmiş bir diyetle birleştirilirse selülit önemli oranda azalıyor. Masaj aynı zamanda vücuda bilimsel olarak kanıtlanmış başka faydalar sağlıyor: Bakteri ve virüsleri azaltıcı etkisi olan lenf sistemini artırarak bağışıklık sistemini güçlendirmek, sakinleştirici etkisi olan seratonin hormonunu artırmak, ağrılara karşı etkisi olan endorfin hormonunun salgılanmasını artırmak, gevşemeyi sağlayan dopamin hormonunu artırmak ve stres hormonu olan kortisolu azaltmak.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.