Dünya tarihinde açıklanamamış olaylar

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

BABİLİN ŞASIRTICI PİLİ ve GÜMÜŞ KAPLAMA ÇÖMLEKLERİ

1938 Yılında Avusturyalı Arkeolog Dr. Wilhelm Konig bir müze oluşturmaya çalışıyor ve durmaksızın kazı yapıyordu . Kazı sırasında , 15 cm yüksekliğinde parlak sarı renkte kilden yapılmış ikibin yıllık bir çömlek buldu ; çömleğin içinde bakır levhadan yapılmış 3.81 cm. çapında 5 cm. yüksekliğinde bir silindir vardı .

Silindirin kenarları 60/40 oranında kurşun/kalay alaşımıyla kaplanmıştı ve bu oran günümüzde kullanılan en iyi orandı . Tepesinde şapka gibi duran katlanmış ve bakırın içine gömülmüş mühre benzer zift ya da asfalt bir parça veya katman görülüyordu . Bu katmanın içinden çıkan bir demir çubuk , bakır silindirin içine doğru asılı duruyordu , bakar bakmaz demir çubuğun paslanmış olduğu yani asitlendiği anlaşılıyordu . Bir mekanik uzmanı olmayan Dr. Konig bu garip cisme önce uzun uzun baktı ama fazla düşünmesine ve uzman olmasına hiç gerek yoktu çünkü kil çömlek antik pilden başka birşey olamazdı .

Bu pil şu anda Bağdat Müzesindedir ve resmi tarihlemesi ise m.ö. 248 ile m.s. 226 arasındaki Part/Pers işgalidir yani o dönemden kaldığı bilimsel olarak kabul edilmiştir . Dr. Konig bu garip çömleğin dışında yine şu anda aynı müzede bulunan gümüş kaplı başka bakır çömlekler de bulmuştu ; tüm çömleklerin bulunduğu yer Güney Irak’taki Sümer kazılarıydı ve bu alanın arkeolojik tarihi m.ö. 2500 olarak belirlenmişti ama tutucu müzeciler inatla kendi bildikleri tarihi çömleklerin yanına yazmaktan geri kalmadılar .

Bugün özellikle gümüş kaplı çömleklere baktığınızda , yüzeydeki parlak mavimsi rengi görebilirsiniz ; bu renk gümüşün elektro kaplama yöntemiyle bakıra kaplanması halinde ortaya çıkan karakteristik renktir . Bir an için müzecilerin haklı olduklarını kabul edelim ; öyleyse Persler , bildiğimiz en eski uygarlık olan Ortadoğu uygarlığının dışında ve ötesindeydiler çünkü pil kullanıyorlar ve elektro kaplama yapabiliyorlardı . Ya da Sümerler bunu yapıyordu ; yapan veya sahibi kim olursa olsun ; sormamız gerekmiyormu?

Biz neden pil yapmayı ve elektrolizi 4000 yıl sonra hatırladık? Ya diğer unuttuklarımız?

DENDERA’DAKİ ELEKTRON TÜPLERİ
Mısır’da Dendera’da bulunan geç ptolemik dönemden kalma Hathor tapınağı’nın farklı yerlerinde Eski Mısır uzmanlarının bir türlü geleneksel dinsel-mit terimiyle açıklayamadıkları garip duvar resimleri vardır ama elektrik mühendisleri için bu resimleri hemen tanımlamak çok kolaydır .

17 no’lu geçitteki üst panelde , Mısırlı rahiplerin ellerinde boyu eninden fazla olan tüpler görülmektedir , rahipler ne olduğu anlaşılamayan bir uğraş içindedirler ve her tüpün içinde , tüp uzunluğunda bir yılan bulunmaktadır .

İsvaçli mühendis Henry Kjellson , ” Forvunen Teknik/Kayıp Teknoloji ” adlı kitabında hiyerogliflerin bu yılanları parlayan ve ışık saçan olarak tanımladıklarını yazarken , tanımın bir tür elektrik akınını kasdettiğine inanmaktadır .

Yine aynı sahnede , sağda üst köşede bir Mısır Tanrısı olan Atum-Ra oturmaktadır ve ellerinde enerji kaynağına benzer bir kutu tutmaktadır . Kutunun saç örgüsüne benzer bir uzantıya veya kabloya bağlı olmasını elektromanyetik mühendisi Alfred D. Bielek , bir mühendislik çiziminin kopya edilmesi olarak yorumlanmakta ve bugünün elektrik kablolarının yönlendirilmesi bu şekilde gösterildiğini söylemektedir . Kablo kutudan çıkıp , resmin tabanına kadar uzanmakta ve uçları tüp cismin dibinde kaybolmaktadır .

Resimlerdeki cisimlerin herbiri bir sütun üzerinde durmaktadır ve Biielek’e göre bu sütunlar birer yüksek voltaj kaynağıdır . Tüp cisimler TV resim tüplerine de benziyorlar , elektronik teknisyeni N. Zecharius , cisimleri Crookes veya elektron tüplerine benzetmiştir ama bunlar modern TV tüplerinin çok ötesindedirler .

Ne yazıkki , daha üst geçit’te bulunan resimler harap olmuştur ama içerde Kutsal Bölmede bulunan bir papirüs çok iyi durumda bulunmuştur ama buna bakıldığında garip tüplerin gizemi daha da artmaktadır . Yazmada sadece çalışır durumda olan tüpler değil , amaçlarıda görülmektedir . Birçok örnekte , kadınların ve adamların tüplerin yanına oturmuş oldukları ve uzatmış oldukları ellerini veya avuçlarını doldurdukları resmedilmiştir yani bir şey almamaktadırlar .

Nedir o bir şey ve o insanlar ne tür bir enerjiden yararlanmaktadırlar? Dendera resimleri eşsizdir ve kesin olarak geçerli bilimsel mantıkla açıklanamaktadır . Ve eğer bu bir teknoloji ise , bizim teknolojimizin çok ötesindedir.

ASHOKA SÜTUNU BİLMECESİ
Antik bir :-) :-):-):-)lürji harikası arıyorsak , Hindistan’a Delhi’ye gitmemiz yeterlidir . Çünkü Ashoka Sütunu oradadır ; boyu 23 m. çapı 40 cm. , ağırlığı 6 tondur . İşlenmiş demir şaft olan sütunun , kaynakla birleştirilmiş disklerden yapıldığı belirlenmiştir .

Bir iddiaya göre , m.s. 413′te ölen Kral II. Chandra Grupta’nın mezar taşıdır . Böyle olsa dahi , sütunun 1500 yıldan beri aynen kaldığı ve hiç bozulmadığı gerçeği değişmeyecektir . Sütunun yüzeyi yumuşak ve prinçle kaplı izlenimini vermektedir , hava koşullarından etkilendiğini gösteren birkaç iz bu kaplama yüzeyde görülebilir . 1600yıllık süreç içerisinde , Hint yağmur ormanlarına , muson ikliminde , sert rüzgarların ve yüksek nemli ısının altında eşdeğer bir demir kütlesinin paslanıp , çürümemesini düşünmek ancak bir hayaldir .

Demir yapımı ve paslanmauya karşı korunma teknikleri bilindiği kadarıyla ancak 5. yüzyıldan sonra geliştirilmeye başlanmıştır ama bu bilgi Ashoka Sütunun’da geçerli değildir . Bu garip sütunu yapan gizemli :-) :-):-):-)lürjistler kimlerdir ve onların uygarlıklarına ne oldu ? Ve neden onlardan kalan başka bir ize ulaşamıyoruz ? Yoksa , geçmişin tarihini yazarken , atalarımızı ilkel insanlar sanıyor ve saçmalıyormuyuz.

ANTİKYTHERA’da BULUNAN YILDIZ HESAP MAKİNESİ
1900 Yılında Paskalya’dan birkaç gün önce , Yunanlı bir grup sünger avcısı , Antikyhera adlı küçük bir adanın yakınında su altına dalış yaparken , antik bir geminin kalıntılarına rastladılar .

Kalıntıların arasında m.ö. 50 yılından kalma bronz ve mermer heykeller vardı , dalgıçlar bunları çıkarmaya çalışırken şekilsiz garip bir cisme rastladılar , bu cisim sonradan incelenmek üzere Atina Müzesine yollandı . Sonrası malum , cisim temizlendi ve çürümüş bronz ve tahta kalıntılarının arasında modern bir saatin dişli çarklarına benzeyen dişliler bulundu .

1958′de Dr. Derek J. de Solla Price , uzun bir çelışma sonucunda cismin bir taslağını yaptı , bu bir makinaydı . Dişlilerin çalışması sonucunda Ay’ın ve Güneş’in hareketleri hesaplanabiliyordu .

Bir saat değildi ama bir tür hesap makinesiydi ama en önemlisi yıldızların geçmişteki ve gelecekteki konumlarını gösteriyordu . Büyük olasılıkla Antikyhera aygıtı , Eski Yuna’ın çok öncesinde yapılmıştı ; gizem hala çözülmüş değil ; aygıt müzede duruyor ve bir benzerine hala rastlanmadı . Göksel Hesap Makinesini yapanların kimliğini şu ana kadar öğrenmiş değiliz. Kimdi onlar?

ESKİ MISIR’da HAVACILIK
1898 Yılında , Mısır’da Kuzey Sakkara’da , m.ö. 200′den kalan Pa- di-Imen’in mezar kazılarında garip kanatları olan bir cisim bulundu . O yıllarda , daha henüz uçak ve uçuculuk kavramı gelişmemişti , olsa olsa bir kuş olabilirdi .

Cisim , Kahire Müzesine yollandı ve katologlara alındıktan sonra diğer açıklanamayan eşyaların arasında yerini alarak tozlanmaya terk edildi . 70 yıl sonra Mısırılog ve arkeolog Dr. Halil Messiha , müzedeki kuş figürleri üzerinde çalışırken , Sakkara cismi ile karşılaştı , daha ilk bakışta cismin kuş olmadığına karar verdi , önünde modern bir uçak dizaynı duruyordu .

İşin ilginç yanı Dr. Messiha’nın , bir model uçak meraklısı olmasıydı , kısa bir çabadan sonra Mısır Kültür Bakanlığını bir araştırma yapılması için ikna etmeyi başardı . Cismin son derece hafif bir maddeden yapılmıştı , ağırlığı 14 gr.’dı ,kanat açıklığı 17.78 cm.’di ve aerodinamiği mükemmeldi . Kanatlar modern bir makette olduğu gibi , özel olarak açılmış bir deliğe monte edilmişti ve arka kuyruğu tam anlamıyla modern bir uçağa benziyordu .

Yapılan tasarım sonucunda ortaya çıkan uçak modeli düşük hızlı bir yük uçağına benziyordu , hızı ancak saatte 45-65 mil olabilirdi ama tabiki güç kaynağının ne olduğu bilinmiyordu .

Mükemmel bir planör olarakda düşünülebilirdi ama bu cisim 2000 yıllıktı ve planör olarak uçabilmesi için , bir jet uçağının çekişine ihtiyacı vardı . Messiha , Eski Mısırlılar’ın günlük yaşamlarında her şeyin modelini yapmaya bayıldıklarını biliyordu ; mezarların tapınakların gemilerin arbaların hizmetçilerin hayvanların ve hemen her şeyin küçük modellerini yapmışlardı .

Sonuç olarak bir uçak modeli bulunmuştu ; Dr. Messiha şimdi çok daha öte bir hayal kuruyor ; acaba çöllerin kumlarının altında daha neler gizli? Ve Eski Mısırlılar uçuyor muydular?

2005′in En Garip Olayları

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

İşte 2005 Yılının Gariplikleri

• Kan ve gözyaşının eksik olmadığı 2005 yılında bir nebze de olsa tebessüm ettiren, bazen acaba
dedirten bazen de başımıza daha neler gelecek diye düşündüren olaylar meydana geldi.

• Tarih boyunca trajedi ve komediyi birarada yaşayan insanoğlu 2005′te de bunlara tanık oldu. İşte
duyup da kulaklarımıza inanamayacağımız, görüp de ayık olduğumuzdan şüpheleneceğimiz olaylardan bir
demet:

• Almanya’da bir mucit, tabuta cep telefonu monte edilerek geride kalanların gidenlerle hasret
gidermesi fikrini ortaya attı.

• Japonya’da trafik kazası sonrası yolun tıkanması üzerine bir öğrencinin çok önemli bir sınava geç
kaldığını öğrenen polis, öğrenciye eskortluk ederek 10 dakika içinde sınava yetişmesini sağladı.

• Hırvatistan Cumhurbaşkanı Stipe Mesic’e hediye edilen tablonun yerel bir sergiden çalındığı ortaya
çıktı.

• İsrail’de eşiyle para konusunda tartışan adam, evdeki kasadan 680 bin doları alıp bahçede yaktı.

• Japonya’da bir bayan, evli olan sevgilisinin hamile olan eşini öldürtmek için 136 bin dolar
karşılığında kiralık katil tuttu. Ancak kiralık katil, üstlendiği işte başarılı olamadı. Bunun
üzerine bayan, polise giderek kiralık katil hakkında şikayetçi oldu.

• Ay’da arsa satan ABD merkezli Ay Elçiliği adlı sözde emlak şirketi, başarılı uzay çalışmaları
yapan Çin’de 8. bürosunu açtı. Ay’daki arsanın dönümünü yaklaşık 10 dolara satışa sunuldu.

• ABD’de taksicilik yapan Afganistanlı bir kişi, yolcunun takside unuttuğu 350 bin doları polise
teslim etti.

• Danimarka’da, hapishane görevlilerini atlatarak mahkumların arasına karışan ve gönüllü olarak 1
geceyi içeride geçiren 43 yaşındaki Per Thorbjoern Lonka, ertesi gün yakayı ele verince 2 ay hapse
mahkum edildi. Mahkemede, eşek şakası yaptığını söylemesine rağmen ceza almaktan kurtulamayan Per
Thorbjoern Lonka bu sefer zorunlu olarak, hem de 2 ay içeride kalacak.

• İsviçre’de Zürih Mahkemesi, küçük arabası olanların indirimli park cezası ödemesine karar verdi.
Kararın gerekçesinde 2 küçük otomobilin ancak 1 büyük otomobil kadar yer kapladığı belirtildi.

• Almanya’nın batısında bulunan Monheim şehrinde sarhoş halde araba sürerken lastiği patlayan 31
yaşındaki bir adam telefon edip tamirci yerine polis çağırınca yakayı ele verdi. Sarhoş memur,
yanlışlıkla karşısına çıkan polise, “Aracım arızalandı, gelip tamir edin. Elinizi çabuk tutsanız iyi
olur; çünkü şu anda oldukça alkollüyüm ve ehliyetim de yok. Her an bir polis otomobili geçebilir”
dedi.

İlginç ve Garip Olaylar

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

stanbul fenerbahçe’de oturan 18 yasindaki E.A kendisine dogru gelen arabayi göremeyince kendisini kaldirima atti.Ama ilginç olan kaldirimda yürüyen sokak köpeginin üzerine düsmüs olmasi ve köpegin kendi köpegi olmasiydi. Doktora giden kadina doktor soyun diyince kadin ama doktor bey daha muayene etmedinizki demis kadin çirilçiplak olunca doktor isini bitirmis

MERAKTAN GELIR: Murat’in asiri meraki basina dert açti. Bir gün tuvalette iserken osurugunun yanip yanmadigini denemek isteyince olanlar oldu. Alev alan osurugu götünü tutusturdu.

KIZLAR:Yolda kizlara laf atmak için saga sola bakan bir sürücü belediye kazi alanina düstü.

ETEK: Kadinin birinin doktorla randevusu varmis aceleyle evden çikmis duraga gittiginde gözlügünün tozunu silmek için etegine uzanmis eteginin olmadigini farketmis.

TRAFO:Sanliurfa’da iseyecek yer bulamayan 15 yasindaki çocuk trafoya girip isemek isteyince olanlar oldu. Çisinden elektrik geçen çocuk yaklasik bacaklari,seyi, ve seyini tuttugu eli alçiya alindi.

DAHA BU YASTA:Osman(15) isimli çocuk odasinda masturbasyon yaparken yakalanan babasi tarafindan yakalaninca babasi çocugun çükünü kopartti.

QUAKE2:QUAKE 2 oynayan Hüseyin T.(34) oyunda sürekli yenilince beylik tabancasini çekmis yandaki komsusunun kapisini çalmis ve kursun yagmuruna tutmus.

GERDEK GECESI:Gerdek gecesindeki çiftin basina garip bir olay geldi. Karisiyla cinsel iliskiye giren adam zevkten öldü. Bunu gören karisi kalp krizinden öldü.

KÖPEK:Belçika’nin Ostende kentinde bir aydinlatma direginin bir aracin üzerine devrilmesi ve sürücüsünün rastlanti eseri kurtulmasi üzerine sorusturma baslatildi. inceleme yapan uzmanlar, kazanin, köpeklerin sürekli olarak diregin dibine çis yapmalari sonucu çürüyen diregin devrilmesi ile meydana geldigini tespit ettiler.

DOMUZ:Bulgaristan’in baskenti Sofya yakinlarindaki Dupnitsa kasabasinda yasayan bir köylü, bahçesine verdigi zararlar nedeniyle domuzundan nefret ediyordu, sonunda domuzu dinamitle öldürmeye karar verdi. Arkadaslariyla iddiaya giren köylü komsularinin saskin bakislarinin arasinda dinamit lokumunu hayvanin agzina sokarak fitili atesledi. Bahçe duvarinin arkasina saklanip patlamanin sonucunu bekleyen “hain” sahip ve arkadaslari, ummadiklari bir olayla karsilastilar. Domuzun, agzindaki dinamit lokumuyla aniden evin açik unutulan kapisindan içeriye girmesiyle dinamitin patlamasi bir oldu. Harabeye dönen evine bakip bakip dertlenen köylü, “Bu domuz, basima sürekli dert oluyordu. Ancak, ölümü en büyük belayi basimiza açti” dedi.

TAZI VE AVCI:ABD’nin Kentucky eyaletinde Inez kentinde avlanmaya çikan bir avcii yeni aldigi tazinin acemiligine kurban gitti. John Philip adli avci, vurdugu kusu tazinin agzindan almak için tüfegini yere koydu. Ancak acemi tazi, kusu birakmak istemeyince avci ile köpegi arasinda bir çekisme yasandi. Köpek bu sirada yanlislikla yerdeki tüfegin tetigine basti ve silahin ates almasi sonucunda Philip, bacaklarindan yaralandi.

AYNI ANDA YARALANDILAR:Londra’nin güneyinde minibüsüne bir otomobil çarpmasinin ardindan Terry Connell’in bir kolu ve bacagi kirildi. Talihsiz kazazede ertesi gün The Sun Gazetesinde bir baska Terry Connell’in fotografini gördü. ikinci Terry, Londra’nin kuzeyinde buzda kayarak düsmüs ve onun da bir kolu ile bacagi kirilmisti. Her iki Terry’de 52 yasindaydi, ikisi de kasapti ve ikisi de Noel’i yatakta geçiriyordu. Aralarindaki tek fark birinin sag, digerinin ise sol kolunun kirilmasiydi.

PATLAYAN FARE:Ingiltere’de Roger ve Sylvia Blindell çifti, evlerine musallat olan farelerle savasmak için belirli köselere çok güçlü bir zehir yerlestirdi. Fare, zehiri yedikten sonra beklenmedik birsey oldu. Zehirin içinde bulunan fosfor, hayvanin vücut hücrelerinden disariya sizdi ve havayla temas ederek reaksiyona geçti. Patlama sonucunda çikan yanginda ev tamamen tahrip oldu.
SÖFOR VE KAZAZEDE AYNI:
Viyana’da Anna Hascher’a 1983 yilinda Milance Zivojinoviç’in kullandigi bir minübüs çarpti. Tam 10 yil sonra 21 Mayis 1993′te Bayan Hascher’a bu kez de bir kamyon çarpti. Kaza yeri 10 yil öncekinin 500 metre uzagindaydi. Kamyonun sürücüsü yine ayni kisiydi: Milance Zivojinoviç.

23 YIL ARAYLA AYNI KAZA:
Brezilya’nin Salvador kentinde 1966 yilinda kamyonunun denetimini kaybeden bir sürücü, Cristina Costa’nin evine girdi. Bu olaydan 23 yil sonra ayni sürücü, yine kamyonla Cristina Costa’nin evine çarparak hane sakinlerini sok etti.

ANNE VE KIZ BULUSTU:
Hollanda’da yillardir birbirleriyle görüsmeyen 63 yasindaki anne ile 44 yasindaki kizi birbirlerine çarptilar. Anne, otomobiliyle bir kavsakta sola dönüs yapmak isterken, motosikletiyle oradan geçen kizina vurdu. Hastaneye kaldirilan dargin anne kiz tedavi altina alindi.

LAZ FIKRASI GIBI KAZA:
Rize’nin Çayeli ilçesinin Yanikdag köyünde eski model çakmakli dolma av tüfegini temizlemek isteyen 15 yasindaki Mustafa Safi, tüfefinin namlusuna su doldurarak sobaya soktu. isinan namludaki barutun ates almasi sonucu tüfek birdenbire infilak etti ve saçmalar Mustafa’yi kasigindan yaraladi. Çayeli Devlet Hastanesine kaldirilan Mustafa Safi “Atesle barutun yan yana gelmeyecegini böylece anlamis oldum” dedi.

TECAVÜZ:Kör adama tecavüz edilince gözleri açildi.

ÇÜK DAVASI: 13 yaslarindaki küçük çocuk köpegini Moda’da dolastirirken
sokak köpeklerinin köpegine tecavüze yeltenmesi ile cebindeki gazetenin
verdigi çakiyi çikardi ve sokak köpeklerinden birinin çükünü kesti.

OTOBÜSTE OSURDU:Belediye otobüsünde osurarak ortaligi kokuya bogan adam, yolculardan sille tokat dayak yedi.Adami yaka paça otobüsten indiren öfkeli yolcular “Utanmaz arlanmaz adam, toplu tasima araçlarinda bu is yapilir mi” diye konustular.

DENIZDE MAYOSUNU ÇALDIRDI:Sile’de denize giren Hayati Sütün adli genç, yüzerken mayosunu çaldirdi.Iki kisinin kendine dogru yüzdügünü söyleyen Sülün,”Suyun içinde mayomun çalindigini anlayamadim.Denizden çikarken mayomun olmadigini gördüm”dedi.

ASANSÖRDE SOYULDU:Yelda Uyanik isimli sekreter bindigi asansörde önce bayiltildi sonra çirilçiplak soyuldu.Gözlerini hastanede açan Yelda”Benimle asansöre bir erkek bindi.Sonrasini hatirlamiyorum, bir daha tek basima binmem”dedi.(Burcu)
101 TASIT BIRBIRINE GIRDI
BALIGA GITTI TIMSAHA YEM OLDU

DONUNU UNUTTU:Otobüste uyuyakalan Gönül adindaki kadin, bacaklarinda bir serinlik hisstedince külotunun çalindigini farketti.Durumu soföre bildiren Gönül,”Külot giydigime eminim.Iyi ki baska seyimi çalmamislar”dedi.

86′LIK DEDENIN BASINA VURDU:86 yasindaki adam yanlizligin verdigi aciyla 20 yasindaki kiza saldirdi.3 saat sonra bir olmuyacagini anlayan dede kaçti.Su an polis tarafindan her yerde araniyor.

GELIN ARABASI:Silahli 4 kisi bir isyerini soyduktan sonra plakasinda “mutluyuz” yazan gelin arabasi ile kaçtilar.

KÖR SOFÖR:Iki gözü kör soföre alkollü diye ceza kesildi.

FELCE BAK:Nilgün adli kadin,felçli kocasi önünde saldiriya ugrayinca; Kamuran Bey bir anda ayaga kalkip yürümeye basladi.

ZEHIRLI MADEN SUYU:Uludag’da esi Metin’i, agaca bagladiktan sonra fare zehirli meyve suyu içirip bogarak öldüren Sengül mahkemde önce idam SONRA 30 yil hapse mahküm oldu.

KIYAMETI HABER VEREN SUTYEN:Japonlar, NASA teknolojisini kullanarak kiyameti haber veren sutyen ürettiler.

JAPON USÜLÜ SEVISME:Çapkin Aydin, sevgilisi Sevim ile Japon usülü sevisirken karyolanin çökmesi sonucunda kan revan içinde kaldi.

ARKADASININ ÜZERINE ISEDI:O gün eve birkaç kez girip çikan Engin, annesinin “Yeter artik bu kadar sik gelme.Misafirlerimle mesgul olamiyorum” demesi üzerine Engin, arsada sikisti birden ve pantolununu çözerek arkadisi Birol’u tepeden tirnaga islatti.
GÖBEK ATTIRAN HAP:Malezya yetkilileri,yutanin göbek atmasina sebep olan bir hapa karsi halki uyardi.(Selçuk)

97′LIK KADIN BASILDI:Fransa!nin Lyon kentinde yasiyan 100 yasinda bir erkek 97 yasindaki esini kendisini aldattigi gerekçesiyle terketti.Saglik durumu iyi olan, her gün 5km kosan delikanli kapiyi vurup çikti.
GERDEKTE APANDISTI PATLADI
OTOBÜSTE KAFASINA PANO DÜSTÜ
KOCASINA KIZDI, ÇOCUGUNU ISIRDI
KAPTIGI ÇANTA ANNESININ ÇIKTI
PATRONUNA TAKIMLARINI GÖSTERDI
BALDIZININ EVINE MOLOTOF ATTI
620 HACI ADAYI KAYBOLDU

KUDUZünya Saglik Örgütü(WHO), her yil elli bin insanin kuduaarak hayatini kaybettigini bildirdi.

KOPYA HAKKI:Banglades!te kopya çeken 10 bin ögrenci, lis bitirme sinavlarindan atildu.bunun üzerine kopya çekme ve ögretmenleri dövme haklari oldugunu iddia eden liseliler, siddet eylemlerine basvurdular.Kopya çekilmesinin yasak olmasina kizan liseliler, ögretmenleri tasa tuttu, sinav salonlarini atese verdi.

DOGALGAZ: Eve dogalgaz borusu dösetmeyen kocasi Engin’ne karsi tavir alan Aydan Demir, zangir zangir titriyerek çektirdigi çiplak fotorafla intikamini aldi.

IKIZINI ÖLDÜRDÜ: Marko ve Roberto de Solisa adliiki kardes, birbirleriyle pek iyi geçinemiyolardi.Roberto’nun sik kendisiyle dalga geçmesin dayanamiyan Marko, kardesini siktigi tek kursunla öldürdü.bu basit bir cinayet gibigörünebilir.Ancak gerçek öyle degil.Çünkü Marko ile Roberto ayni dolasim sisteminipaylasan ikizlerdi.Roberto’nun ölümünden 5 daakika sonra, kan dolasimi duran Marko’da öldü.

MAYINLA FUTBOL: Kamboçya’da 2 asker, patlamamis mayinla futbol oynamaya kalkincahayatlarini kaybetti.Olayi ilginç kilan birbaska nokta, parçalanarak can veren 2 askerin, Kamboçya ordusunun “en iyi mayin uzmanlari” arasinda yer almasiydi.

TÜKÜRÜK KURBANI: ABD’nin Alabama eyaletinde 25 yasindaki bir asker tükürme aliskanlaiginin kurbani oldu . Pencerenin kenarina oturarak tükürügünü, büyük bir tencere seklindeki sokak lambasina isabet ettirmeye çalisan asker , dengesini kaybetib 11. kattan düstü.

KOLADAKI ÇIVI:New Hempshere eyaletinde 10 yasindaki bir çocuk, kolasini çiviyle açmaya çalisirken hayatini kaybetti.Kolanin içindeki gaz basinciyla firlayan çivi çocugun bogazina saplandi ve çocuk hayatini kaybetti.

ÖLECEGI VARMIS: Amerikali bir genc, bunalima girerek 10. kattanasagia atladi.Ayni binanin 9. kavga eden anne ve babasi oturuyordu.8. katta ise intihar eden gencin hayatini kurtatara bilecek çelik bir ag vardi.Gencin intihara kalkistigi sirada, 9. katta anne ve babasi yine kavga ediyordu.Esine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeginin tetigine basti.Anne kendini yere atarak kurtardi , ama tüfekten çikan kursun , o sirada 9 katin hizasinad bulunan gencin basina geldi.

YÜZMEK:Adiyaman’in Kahta Ilcesi yakinlarindaki Ataturk Baraji Golu kenarinda ailesiyle piknik yapan Kadriye Demir (17), sogumasi icin suya biraktiklari karpuzun kiyidan uzaklastigini gorunce suya atladi. Yuzme bilmeyen Kadriye Demir boguldu.

SEKERiyarbakir’in Baglar Beldesi’nde, Mesut Kup Seker Fabrikasi’nda calisan Mehmet Emin Ekinci (43), depodan kamyona yukleme yaptigi sirada, sirtinda tasidigi 50 kilogramlik seker torbasinin altinda kalarak oldu.

TAVUK:Osmaniye’de, yakalayamadigi tavugu tufekle vurmak isteyen bir kisi, komsusunu agir yaraladi.

BALIK:Adiyaman’in Sincik Ilcesi Kiran Koyu’nde Kiran Cayi’nda, enerji nakil hattina attigi elektrik kablosu ile akim vererek balik avlamak isteyen Aziz Cetinka ya (15), baligi yakalamak icin suya girince, akima kapilarak hayatini kaybetti.

BALKON:Malatya’da, uzerine anahtar almayan Timur Celik (36), evine balkondan girmek isterken yere duserek hayatini kaybetti.

TÜFEK:Manisa’nin Demirci Ilcesi’ne bagli Can Koyu’nde Y.O. (8), korkutmak amaciyla, babasina ait tufegini ablasi Emine Ozdemir’e dogrulttu. Y.O’nun tetige dokunmasiyla silah ates aldi ve ablasi oldu.

SATIR:Sivas’in Kangal Ilcesi’nde, Kangal Genc Futbol Takimi’ni kampa goturen otobuste yolculuk eden bir kasaba ait satir, otobusun ust bagajindan, Rusen Karakaya’nin basina dustu. Karakaya kazayi hafif yarali atlatti.

KAÇAK ELEKTIRIK: Samsun’un Salipazari Ilcesi Tacalan Koyu’nde Zekeriya Cobanoglu (28), evlerinin onunde bulunan elektrik direginden kacak olarak evine elektrik ce kmek isterken, dengesini kaybederek dustu ve olay yerinde oldu.

DAMAT:Sivas’in Gurun Ilcesi’nde adetlere gore damadi kacirarak sagdictan bahsis almak isteyen Bekir Karaodak’in (27) elindeki tabanca ates aldi. Damadin ya kini Gokhan Ucarci (17) bacagindan yaralandi.

KALE:Izmit’te, Gultepe Mahallesi’nde futbol oynamakta olan Mustafa Dulger, kale onune geldigi sirada, yuvasindan cikmis bulunan kalenin borudan yapilmis ust diregi basina dustu. Dulger (11), hayatini kaybetti.

REHA:
Haber: Bir yüzücü 350 Tonluk gemiyi ceker.
R. M. : – Nasil çekiyorsunuz gemiyi?
-Inanc meselesi, içinizde bunu hissetmeniz gerekir.
R.M. : – Neyi hissetmem gerekir? Gemiyi mi?
Haber : Mahkumlar tünel kazarak kaçar…
R .M. : Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdilar?
Haber : Bir okul müdürü cinsel tacizle suçlanir…
R. M. : Sen benim sözümü bile kestigine göre kim bilir daha neler yapmissindir.
Haber : Harika Avci kürtaj yaptirmistir.
R.M. : Peki, Bebek simdi nerede?
SEVISME:-Bir apartmanda en üst katta sevisen çift yatagi çökünce bir
anda kendilerini alt kattaki komsularinin yaninda buldular

Bilimin Çözemediği 10 Olgu

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve güzel gezegenimiz Dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için ‘sır’ olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan ‘10 Gizemli Olgu’nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO’lara, psişik güçlerden ‘déjà vu’ duygusuna kadar tartışılan ve açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor.

1 – BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI
Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu ‘yalancı’ ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

2 – HAYALETLER
“Ölü insanlar görüyorum” repliğiyle zihnimize kazınan ‘Altıncı His’ filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.

3 – DEJA VU
Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi ‘déjà vu’ hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

4 – TAOS UĞULTUSU
ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

5 – DUYU ÖTESİ ALGI
Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.

6 – ÖNSEZİ
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

7 – ÖLÜMDEN SONRA HAYAT
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

8 – UFO’LAR…
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

9 – ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872’de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları. Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.

10 – BÜYÜK AYAK
Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.

Çinliler yemeklerini niçin çubukla yerler

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemeklerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masalarda otururlardı.Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi.Bir elleriyle tabaklarını tutar,öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi.Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı.O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı.Masa kullanımı bu yüzden çok zordu.Çubuklar fil dişinden ve kemikten yapılırdı.

Dünyanın en büyük köpeği

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

Rekorlar kitabına girmiş, dünyanın en büyük köpeğiymiş. Gerçekten neredeyse at kadar.

Bu fotoğrafa bakınca yerden yüksekliğinin en az 1 metre 20 cm olduğunu rahatça görebiliriz. Bir de bunu ayağa kaldırdığımızı düşünürsek.

Kazara İngilizce öğrendi

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

İngilizce bilmeyen Çek, başını yere çarptıktan sonra ana dili gibi ingilizce konuşmaya başladı !

——————————————————————————–
İngilizce bilmeyen Çek bisikletçinin, bir yarışta düşüp başını yere çarptıktan sonra ana dili gibi ingilizce konuşması şaşkınlık yarattı.

İskoçya’daki yarışta bisikletiyle düştükten sonra bir süre bilincini kaybeden Matej Kus’un (18) kendine geldikten sonra ana dili gibi ingilizce konuştuğunu gören takım arkadaşları küçük dillerini yuttu. Apar topar ambulansa bindirilen Kus, sağlık görevlileriyle hem de İngiliz aksanıyla konuşmaya devam etti. Antrenörü Berwick Bandits, “Kulaklarıma inanamadım. Hiç aksan olmadan mükkemmel ingilizce konuşuyordu” dedi.

İki gün süren bu mucizevi olaydan sonra konuşan Kus, “Kazadan sonraki 2 günü hatırlamıyorum. Herkes mükemmel ingilizce konuştuğumu söylüyor. Sadece bir kaç kelime biliyordum. Demek ki bende böyle bir potansiyel varmış. İlk işim kursa kayıt olup ingilizce öğrenmek” dedi.

3 yaşında araba satın alan bebek

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

3 yaşında internetten araba satın aldıİngiltere’de 3 yaşındaki Jack Neal isimli bebek internete girip 9 bin sterlinlik arabayı satın aldı.
26.09.2006 04:00İngiltere’de 3 yaşındaki Jack Neal, anne babasının bilgisayarından internete girerek eBay’den 9 bin sterlin değerinde otomobil satın aldı. Annesi, eBay şifresini açık bıraktığı için, bebeğin bunu yapabildiği sanılıyor.
Minik afacanın bir sabah ailesini yanına gelerek Ben araba satın aldım diye konuştuğu da belirtildi. Anne Rachel ve baba John Neal, ilk başta çocuklarının ne dediğini anlamamışlar. Ancak pembe renkli Nissan Figaro marka aracı aldığını internet sitesinden gelen kutlama mesajından sonra öğrenmişler. Üç yaşındaki çocukları, pembe renkli otomobil için internet sitesine girerek 8.999,999 (Yaklaşık 26 bin YTL) artırımda bulunmuş. 36 yaşındaki anne Rachel, Siteyi kontrol edince otomobili satın aldığımızın farkına vardık dedi ve eşinin arabanın satıcısını arayarak durumu anlattığını ifade etti.

Kız Çocukları Sünnet Ediliyor

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

BM verilerine göre, her yıl yaklaşık 2 milyon kız çocuğu, sünnet nedeniyle hayatını kaybetme tehlikesi yaşıyor.(Kadın sünneti, ‘’Afrika ülkelerinde kadınlığa atılan ilk adım’’ olarak tanıtılıyor.)…

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünyada her yıl 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnet ediliyor, bunlardan yaklaşık 2 milyonu hayatı tehlikeye yaşıyor.
Stockholm Rinkeby Belediyesi’nde Kadın Çalışmaları Merkezi’nde danışmanlık yapan ve Uçan Süpürge İsveç Sorumlusu olan Tülin Uygur, kadın sünneti geleneğinin, yaygın olarak Afrika kıtasının orta bölümünde bulunan 30 ülkede görüldüğünü belirtti. Bu bölgedeki kadınların yüzde 72’sinin, diğer Afrika ülkelerindeki bazı etnik gruplardaki veya kabilelerdeki kadınların ise yüzde 18’inin sünnetli olduğunu dile getiren Uygur, Umman, Yemen, Birleşik Arap Emirliği, Endonezya, Malezya ve Kuzey Irak’taki bazı Kürt bölgelerindede daha az olmakla birlikte sünnet geleneğine rastlandığını söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), 1975 yılından sonra kadın sünnetini incelemeye başladığını belirten Tülin Uygur, Avrupa’nın ise 1980’den sonra Afrika’dan gelen göçler nedeniyle bu soruna ilgisinin arttığını vurguladı. Bu ülkelerden gelen göçmenlerin, kadın sünnetini, Avrupa, Kanada, Amerika, Yeni Zelanda ve Avustralya’ya taşıdığını ifade eden Uygur, bundan sonra kadın sünnetinin, kadınlara yönelik şiddetin en uç uygulamalarından biri olarak tüm dünyayı ilgilendiren bir sorun olmayadevam ettiğini vurguladı.
Tülin Uygur, “BM verilerine göre, dünyada her yıl 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnet oluyor. Ayrıca yaklaşık her yıl 2 milyon kız çocuğu, sünnet nedeniyle hayatını kaybetme tehlikesi içinde yaşıyor” dedi.

KADIN SÜNNETİNİN KÖKENİ
Mısır’da yapılan arkeolojik kazılarda, bazı kadın mumyaların sünnetli olduğunun belirlendiğini, kadın sünnetinin, MÖ 1600’lü yıllardan kalan duvar resimlerinde de detaylı şekilde tasvir edildiğini belirtti.
Bu verilerin, kadın sünnetinin çok eski çağlara dayandığının kanıtı olduğunu kaydeden Uygur, sünnetin, Afrika’da Hıristiyan, Müslüman, Musevilerin yanı sıra tek tanrılı olmayan dinlere inanan gruplarda da yoğun olarak uygulanmasının, geleneğin tarihinin, tek tanrılı dinlerden daha eski olduğunu gösterdiğini kaydetti.

ÇOCUK SAYISI KADAR SÜNNET
Uygur, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, kadın sünnetinin, delme, dağlama, kazıma, vajinanın içine, kanamaya yol açacak çeşitli bitkiler yerleştirme gibi şekillerde uygulandığını belirtti. Cibuti, Somali ve Sudan’da ise kadınların yüzde 98’inin, sünnetin en ağır şekli olan “firavun yöntemi-infibulation” ile sünnet edildiğini bildiren Uygur, ayrıca Mısır’ın güneyi, Eritre, Etiyopya, Gambia, Çad, Kenya ve Mali’nin bazı bölgelerinde de bu tür sünnetin uygulandığını kaydetti. Uygur, firavun yönteminde, kadınların her doğum sonrası yeniden sünnet edildiğini, doğurdukları çocuk sayısı kadar sünnet olduğunu, aynı acıları defalarca aynı yoğunlukta yaşamak zorunda kaldıklarını dile getirdi.

“SÜNNETLİ KIZLARIN STATÜLERİ YÜKSELİYOR”
Sünnet yaşının bölgelere göre değiştiğini ifade eden Uygur, Etiyopya ve Nijerya’da kız bebeklerin 8 günlükken, Mısır’da 3-8, Sudan’da 5-8, Somali’de 4-10 ve diğer pek çok ülkede ise 13-15 yaşları arasında sünnetin yapıldığını kaydetti
Sünnetin, genital bölge uyuşturulmadan bıçak, traş bıçağı, keskin cam parçaları ve keskin teneke kenarları kullanılarak yapıldığını anlatan Uygur, yaranın tutturulmasında ise ağaç dikenleri, kemik çiviler, iğne, hayvan kılları ve deriden elde edilen ipliğin kullanıldığını kaydetti.
Uygur, kadının sünnet edilmesinin, “büyümenin” ve “kadınlığa atılan ilk adımın gereği” olarak tanıtıldığını ifade ederek, “Sünnet olan kızlara hediyeler ve elbiseler sunulur. Az çığlık atan kızlar, herkesin beğenisini ve takdirini alırken, çok çığlık atan kızlar, hem acıları, hem de utançlarıyla başbaşa bırakılır. Ancak sonuçta sünnetli kızların genel olarak çevrelerinde statüleri yükselir. Evlenmeleri garanti altına alınır” dedi.
Sünnetle birlikte sağlık sorunlarının da başladığını anlatan Uygur, uyuşturulmadan ve steril olmayan araçlarla yapılan müdahalenin hemen ardından kan kaybına bağlı şok, kansızlık, kan zehirlenmesi, enfeksiyonlar, idrar yaparken yaranın yanması gibi sorunların ortaya çıktığını ifade etti.
Tülin Uygur, gelişmiş ülkelerin, Afrika’nın sadece yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla ilgilenmesinin, bazı misyoner grupların da olayısadece “antropolojik boyutlarıyla” incelemesinin, sorunun göz ardı edilmesine yol açtığını belirtildi

0 ile -115 arasındaki derecelerde insan vücudunda neler olur?

Posted by admin on Temmuz 12th, 2008

• – 10 DERECE: Kulağında küpe ya da yüzünün herhangi bir yerinde piercing olanların bu derecede metal küpelerini ve süslerini çıkarmaları gerekiyor. Metal soğuğu çok iyi ilettiği için bu tip takılar yüzde donmalara neden olabiliyor.

• – 20 DERECE: Hava bu soğukluğa düştüğünde sporda nordik disiplininde karşılaşmalar profesyonel dallarda bile yasaklanıyor. Uzmanlar açık havada uzun süre spor yapılmamasını tavsiye ediyor. Bu hava sıcaklığında dizel tipi otomobil kullananların da dikkatli olmaları gerekiyor, çünkü yakıt akmamaya başlıyor. Buna karşılık benzinde daha düşük derecelerde bile sorun olmadığı söyleniyor.

• – 22 DERECE: 40 derece alkoller bile donmaya başlıyor. Buna karşılık votkanın eksi 24,5 derecede bile akışkanlığını koruduğu iddia ediliyor.

• – 30 DERECE: Nefes almak zorlaşmaya başlıyor. Her nefes alındığında burun delikleri donuyor, nefes geri verildiğinde tekrar çözülüyor.

• – 38 DERECE
Bu sıcaklığın altında Güney Sibirya’da okulların çoğu tatil ediliyor.

• – 38,8 DERECE
Civa eriyor.

• – 40 DERECE
Açık havaya çıkanlar gözleriyle ilgili problem yaşıyor. Sıcak gözyaşı, gözkapaklarının birbirine yapışmasına neden oluyor.

• – 55,1 DERECE
Dünya üzerinde ölçülen en düşük ortalama sıcaklık. Antartika’da ölçüldü.

• – 77.8 DERECE
İnsanların ikamet ettiği bir bölgede ölçülen en düşük sıcaklık. 1938 yılında Kuzey Sibirya’daki Oimyakon’da ölçüldü.

• – 89,2 DERECE
Dünya üzerinde ölçülebilen en düşük sıcaklık. 21 Temmuz 1983′de
Antartika’da ölçüldü.

• – 114.5 DERECE
Saf alkol donuyor.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
sitemap sitemap.txt sitemap.html tv haberleri haberler
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tvhaberleri.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com