Oturma ve Yemek Odası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Sahiplerinin kişiliğinin bir eve yansımasında ilk göze çarpan alan evin salon kısmıdır.

Her ne kadar günümüzde “salon” anlayışı yerini daha kullanışlı, daha sıcak ve sade alanlara bıraksa bile, yine de bazı evlerde büyük salonlara rastlamak mümkün.

Öncelikle; 2000′li yıllarda salonlarda rastlanan belli başlı çizgi ve anlayışa değinmek istiyorum. Hedef; özlenen doğa ve doğa renklerini yansıtmak. Bu doğaya ve eskiye duyulan özlem, kendini öncelikle mobilyalarda belli ediyor. Eskitilmiş mobilyalar, döşemelikte doğa renkleri, duvarlarda ise bol ve uyumlu resimler, çerçeveler.

Kanapelerin üzerinde ise büyük, kenarı püsküllü yastıklar. Ahşap, demir, antika, yeni ve ayrı esprilerdeki eşyalar eğer bilinçli ve uyumlu biraz da cesaretle yapılırsa bir bütünlük ve güzellik ortaya çıkacaktır. “Zıtların Birliği” diye de tanımlamak mümkün.

Yerlerde duvardan duvara halı artık yerini parkelere bıraktı. Ahşap rabıta zemin sıkça kullanılıyor. Üzerlerine ise el dokuma halılar. Duvarlarda ise dekoratif sıvalar, saten boyalar. Boya, duvarları ve tavanları güzelleştirir hatta uygunsuz inşa edilmiş duvarları bile değiştirebilir; koyu, sıcak bir duvar boyası büyük bir odayı rahat ve sıcak bir alan olarak gösterir.

2000 yılına girerken döşemelik kumaşlarda düz ve natürel görünümlü, minimalist dokular daha sıkça kullanılmış, şönil ve kadifelere de rastlanıyor, çizgili ve ekose döşemelikler ise her zaman olduğu gibi yine revaçta.

Perdeliklerde ise çarpıcı renklerde desensiz kumaşlar öneriliyor. Dekorasyonda biraz cesur olunmalı demiştik; işte bu yıl, simli ve doreli kumaşlara bile rastlamak mümkün.

Döşemelik ve Perdelik

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Uzman Gözüyle

Döşemelik ve perdelik ürünlerimizi, genelde natürel malzemelerden imal etmekte ve böyle üretilmiş mamülleri ithal etmekteyiz. Polyester, akrilik gibi sentetik maddeler, hava almadığı için terletmekte ve rahatsızlık vermektedir. Biz, bu nedenle pamuk, viskon, keten gibi malzemelerden yapılmış kumaşlar, imal ve ithal etmekteyiz. Kumaşlarımızın hepsi, leke tutmazlık, solmazlık, 30 derecede yıkanabilirlik gibi özelliklere sahiptir. Ayrıca; istendiği takdirde kumaşta yanmazlıkta yapılabiliyor.

Bunun yanında, Blackout (özel karartma perdeleri) dediğimiz ve %100 ışık ve ısı izolasyonu sağlayan kumaşlarımız var. Blackoutlar, istenirse perde arkasına dikilebiliyor, ya da stor olarak kullanılabiliyor. Camları, blackoutla örttüğünüz takdirde, sabah güneşinin gözünüze girip, odanızı ısıtması imkansız oluyor. Biz, blackoutları ofislerde de stor olarak uyguluyoruz, çok yoğun güneş ışığı alan odalarda, klima etkisiz kalabiliyor, bu takdirde blackoutu, güneş ışığının geldiği bölgeye kadar aşağıya indirip, ısıyı geri püskürtmek mümkün. Bizim blackoutların (De Nıewe Leie) özelliği, dünyadaki tek yıkanabilir blackout olması ve renk seçeneğimizin bol olması.

Perdelik ve döşemeliklerde, model ve renk seçimlerimiz genelde o yılın modasına göre olmaktadır. Örneğin bu sene; natürel, doğal, toprak renkleri, pastel renkler ve minialist çizgiler hakim. Modellerdeki desenler, belli belirsiz desenler, konturları çok keskin olmayan bazı yerlerde kaybolan desenler ve hatta desensiz düz kumaşlarda çok moda.

Perdelik ve döşemelik kumaş seçiminde dikkat edilmesi gereken unsurlar; renk, desen uyumu, perde kullanılacak halı, duvarın rengi, odanın büyüklüğü, aldığı ışık oranı, odanın hangi amaçla kullanılacağı önemli unsurlardır. Eğer duvar kağıdı, duvar vinili veya duvar tekstili kullanılıyorsa, veya kullanılacaksa bunlarla kombin perdelik, döşemelik ve yatak örtülük kumaşlar seçilmelidir. Fakat diğer kumaşlardan da kombinlik üretmek mümkündür.

Döşemelik ve perdelik kumaşların dokuma ve kullanım tarzında, birçok değişiklikler olmuştur. Bunlardan en önemlisi, makina teknolojisinde gerçekleşmiştir, günümüzde dokuma makineleri 10 cm.’de bir desen ve renk değiştirme kapasitesine sahiptir. Bununla beraber renk ve kullanılan iplikler natürele, doğala ve doğaya doğru bir eğilim göstermektedir.

HOMTEKS LTD.yetkilisi Sn.Jeff Mano, biz www.kadinlar.com için bu senenin çizgi ve renklerini yılların tecrübesi ile yorumladı.

PERDE HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER

Orantısız pencereleriniz için perde seçimi, her zaman sorun olmuştur. Bu konuda, sizleri aydınlatıcı, bazı bilgileri aktarmaya çalışacağız.

Odanın boyutlarıyla doğru orantıda olmayan pencereler için, işte bazı ipuçları…

Çok alçak veya kare pencerelerde, kornişi pencere çerçevesinin hemen üzerinden değil, biraz daha yukarısından koyarsanız, pencereniz daha yüksek duracaktır. Pencereniz çok darsa, kornişin boyunu normal ölçüden fazla tutup, perdeyi iki kanat halinde büzdürerek sorunu çözebilirsiniz. Pencereniz tavana çok yakınsa, perde uzunluğunu yere kadar tutup, bu orantısızlığı ortadan kaldırabilirsiniz.

DRAPE

Doğal Drape

Kumaş ağır ve sert, drape doğal olmalıdır. Kumaş, perde askısından serbestçe atılabilir. Kumaş ağır olursa, pliler düzgün durur. Perde kenarları, neoklasik olarak kesilirse, doğal bir döküm ve görünüm sağlayabilirsiniz.

Çerçeve Drape

Pamuklu kumaşlar, drapelere şişkin bir duruş verir, kenarlarından fiyonk yaparak püsküllerle hoş bir görüntü sağlayabilirsiniz.

İnce Drape

Pamuklu, saten gibi olan ipeksi dokumalarda her şekle girer. Kumaş kenarları, küçük ponponlarla süslenebilir. Drape yapmadan önce kumaşı balon gibi şişirip, ortada fiyonk oluşturun. Bu balonun içine, tela koyarak, fiyongu püskülle tutturun. Geriye kalan kısmı, istediğiniz şekilde tutturabilirsiniz.

Düğümlü Drape

Kumaşı, perde demirinin üzerine rahatça atabilirsiniz. Yukarıdan sarkan kenarları ortadan da düğümleyebilirsiniz.

Bütün, bu tarz perdeleri zaten kullanıyorsunuz, sıkıldınız ve değiştiremiyorsunuz; işte o zaman ponpon, püskül, nazar boncukları, deniz kabukları vb. bazı objelerle görünüşünü değiştirebilirsiniz. Aynı püsküllerden veya kordonlardan yastık kenarlarınıza da koyduğunuzda hem dekoratif hem de modern bir görünüm sağlarsınız.

TÜL VE PERDE BAKIMI

Makinanızın “narin yıkama” programında, soğuk su ile yıkamalısınız. Ütü gerektiren kumaşlar için, nemli olarak makinadan çıkartırsanız, ütüsü daha kolay olacaktır. Perdelerinizin renginde, yıkamanıza rağmen hala sararma varsa, küvetin içinde 1 lt. süt koyarak 1-2 saat bekletiniz. Daha sonra yıkandığında, eskisine oranla beyazladığını göreceksiniz. En önemlisi, perdelerinizin çok kirlenmesini beklemeden yıkamalısınız.

Ev Ofisi

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Konforlu Çalışmak

Uzun süre bu alanda çalışılacaksa, oturuşa dikkat edilmelidir. Kötü duruş zaman içerisinde ruhsal ve fiziksel, bazı sorunları da beraberinde getirir. Ofis için tasarlanan bir sandalye ve bilgisayar masası (veya çalışma masası) kullanılmalıdır. Evinizde var olan bir masa veya sandalyeyi, bu amaçlı kullanmak sağlıklı değildir. Sağlıklı oturma şekli için ayarlanabilir sandalye olmalı ve ayaklarınız yere, düz olarak basmalıdır. İnce klavye olursa, elleriniz klavye üzerinde çalışırken, kollarınızı yukarıya doğru kaldırmak zorunda kalmazsınız. Ekran, başınızın öne veya arkaya doğru eğilmemesi ve düz görebilmeniz için ayarlanabilir olmalıdır. Kağıt tutacağı kullanma alışkanlığı edinirseniz algılama zorluğu çekmezsiniz. Işıklandırmanın, doğrudan ekran üzerine gelmemesi veya masanızda gölge oluşturmamasına dikkat edersek, daha rahat çalışabiliriz.

Masada çalışırken, size gerekli olabilecek şeylerin listesini çıkartıp, ona göre öncelikli eşyalarınızı daha kolay ulaşabileceğiniz bir yere koyunuz. Çekmeceleriniz kolay açılır olmalı ve çalışırken sizi zor durumda bırakmamalıdır.

Yeriniz uygunsa, çalışma alanınızın yakınlarına koltuk veya bir oturma grubu koyabilirsiniz. Eğer bahsi geçen alan, tek bir kişi tarafından kullanılıyorsa; sevdiğiniz bazı küçük objeleri gözünüzün önünde sergileyebilir ve dinlenme anında bunun keyfini çıkartabilirsiniz.

Profesyonel anlamda “ev ofisi”, yakın bir tarihe kadar belli meslek gruplarına veya hafta sonu, evinde çalışma yapan insanlar için gerekliydi. Ancak; bilgisayarın, yaşantımıza bu denli girmesiyle, ev ofisleri adeta tercih sebebi oldu.

İşiniz gereği, ara ara bazı insanlarla yüzyüze diaologlar kurmanız gerekiyorsa, bunun için en uygun alanı düşünmek zorundasınız. Ev halkının yaşam biçimini etkileyecek alanlardan kaçınmanız gerekebilir.

Evinizde Aktivite Alanları

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Stüdyo Alanları

Yoğun çalışma temposundan zaman bulabildikçe uğraştığımız, bize huzur veren, dinlendiren bazı aktivitelerimiz vardır.

Müzik, resim, seramik vb. bazı çalışmalarımız için, evimizde en uygun olabilecek alanı tesbit ettikten sonra, o alanın içinde olması gerekenlerin listesini çıkartmalıyız. Bahsi geçen alanın, rölevesi hazırlandıktan sonra, yerleştirmeye başlanmalıdır. Evimizde böyle bir alan için ayrıca bir yer ayıramıyorsak, başka çözümler bulmaya çalışmalıyız. Kullanmadığımız bir balkonun kapatılması, büyük olan bir odanın bölünmesi çözümlerden bazılarıdır.

Bu alan tasarlanırken, ev halkının ve sizin güvenliğiniz ciddiyetle düşünülmelidir.

Apartmanda yaşıyorsanız; diğer kat sahiplerinin izni ile ortak kullanım alanlarından da istifade etmek bir diğer çözümdür.

Müstakil bir evde yaşıyorsanız ve garajınız varsa bir çıkma düşünülebilir.

Ses izolasyonu yapıldığı zaman, evde yaşayanları da rahatsız etmeden rahatça çalışabilirsiniz.

Workshop diye tanımladığımız kısımlar ise; mekanik projeler, tamir ve ahşap işlerinin yapıldığı alanlardır ve düzen içinde olmalıdır. Elektrik sistemi bu kısımlar için önemlidir.

Bunların dışında bir de ” amaç için ayrılan odalar” vardır. Ütü, dikiş, çamaşır gibi işler, bu tip alanlarda yapılırsa düzen ve kolaylık sağlar.

Ufak çocuklarınız için ev içinde özgürce oynayabileceği alanlar düşünülmelidir. Oyunla kendini ifade eden ve kişiliği gelişen oyun grubu çocukların küçük eşyalarının, oyuncaklarının evinizin her yanında olmasından hoşlanmıyorsanız; şayet varsa (dublex evler için geçerli) merdiven altlarına dolap yaptırılmalı ve oyuncakları oraya konmalıdır. Veya büyük bir sepet içinde toplanmalıdır. Böylelikle çocuğunuz oynamadığı zamanlarda, dekoratif bir görünüm de oluşacaktır.

Çatı Katı

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Çatı Katı

Sıcak, romantik ve kendine has bazı özellikleri ile çatı katı, iyi tasarlanmadığında ciddi sorunlar yaşatacak bir alan olarak düşünülmelidir. Eğer çatı katında yaşam sürülecek ve depo, atölye vb. amaçlı kullanılmayacaksa bazı konulara dikkat edilmelidir.

İmar yasasına uygun düzenlenmemiş çatı katları, daha çok eski yapılarda görülür ve daha kullanışlı bir hale getirilmek istendiğinde, iki temel sorun karşımıza çıkar.

Konutun genel düzeniyle ilgili sorunlardan biri asansör sisteminin çatı katına yerleştirilmiş olması, bir diğeri de çatı katının çok iyi izole edilmemesidir. Eski konutlarda (ahşap örtüaltı kaplaması üzerinde pişmiş toprak kiremitleri) hava üfürür ve geniş yüzeyler olduğu için bir türlü ısıtılamaz. Yazın sıcak, kışın ise soğuk olur. Eğer çatı katı merkezi ısıtma sistemine bağlıysa, bu daha da düşündürücüdür. Isı ayarları diğer ara katlara göre ayarlanmıştır. Bütün bu olumsuzluklar “çatı katında” yaşamanız için engel değildir.

İşe önce ısı yalıtımından başlamalısınız. Bunu mümkün olduğunca ekonomik yollarla çözmeniz için piyasada satılan bazı malzemeleri incelemeniz gerekir. Ancak unutmayalım ki; ahşap, camyünü ya da taşyünü gibi doğal yapısı olan malzemeler pek sağlıklı değildir. Bunların ısı iletkenliği düşüktür. Demir, metal, cam, taş gibi dokuda olan malzemelerin ısı iletkenliği yüksektir.

Tadilata karar verdiğinizde ise, 11.07.1972 yılında kabul edilmiş olan imar yasası hükümlerini uygulamalısınız.Bu, her belediyece yöresel ve toplumsal özellikler gözönüne alınarak saptanmıştır.

Kırsal alanların dışında, büyük kentlerde çatı katının oturulabilir olması için % 25-30 eğimli bir çatı olması gerekmektedir. Diğer unsurlar da, binanın genel durumu ve oturuma ve gereksinimlere olan uygunluğudur. Çatı katı yapılması yasaklanmamış yerlerdeki binalarda, bitişik olmayan her cephe çizgisinden başlayarak 2-3 metre geri çekilmek, taban döşemesinden tavan altına kadar olan iç yüksekliği, 2 metreden az ve 2.30 metreden fazla olmamak koşulu ile çatı katı yapılabilir.

Çatı katının iç alanının düzenlenmesinde, kullanılamayan alanlarda hesap edilmelidir. Çatı katının en görünen yerlerini, orta bölüme göre düzenlemek, insan boyundan yüksek alanlara daha çok yer bırakmanız rahatlığını da beraberinde getirecektir.

Eşya seçiminde ise, küçük eşyalar seçilmeli veya ölçüler alınarak, mekana uygun yaptırılmalıdır. Dikkatlice uygulandığında en küçük alan bile işlevselliğini koruyacaktır.

Bizim burada yazdığımız, eski bir yapının çatı katı ve beraberinde getirdiği bazı sorunlardı. Günümüzde inşa edilen çatı katları, en ince ayrıntılarına kadar düşünülerek projelendiriliyor. Yeni bir yapı dahi olsa tavsiyemiz; çatı yapılırken kullanılan malzemeyi öğrenmenizdir. Bir çoğunda daha sıcak bir görünüm sağlanması açısından lambri uygulanır. Bu durumda, lambri ile çatı arasında kalan bölümde hangi tür malzemenin kullanıldığını anlamanız biraz daha zor olacaktır.

Çatı katında oturmanın zevkini çıkartabilmeniz için, biraz dikkatli olmanız yeterli olacaktır.

Yaşlı ve Sakat Odası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Evde bir yaşlımız veya hastamız varsa ona “sevgi” ile bir oda hazırlayalım.

Yaşlılarımız evin içinde çok zaman geçirirler, ev işleri ile pek uğraşmadıklarından odalarından bile çıkmak istemezler. Sağlık sorunları varsa büyük ölçüde yatağa bağlı yaşıyorlarsa, odalarının düzenini iyice düşünerek yapmalıyız. Öncelikle kişilerin sessizliğe gereksinim duyduklarını unutmamak gerekir.

Oda seçiminden sonra doğal ışığın en uygun nasıl geleceği hesap edilerek eşyalar seçilmeli ve yerleştirilmelidir.Yatağın ayaklarının tekerlekli olması, bir yatak sehpası (yatakta yenecek yemeği daha çekici kılabilir), yazı masası ve ziyaretçileri için kanape konabilir. Halı seçiminde; küçük, kolaylıkla kayabilecek halı veya kilimleri bu oda için düşünmemek gerekir. Kolaylıkla kayabilir nitelikte olmamalıdır.

Yatağının etrafına rahatça erişebileceği raflar yaptırılmalı ve oda huzur verici bir renkle boyanmalıdır. Büyük duygusal değerler taşıdıkları ve yaşlı kişilere artık var olmayan bir dünyayı anımsattıkları için, odanın geri kalan kısımları ile çelişseler bile, eski mobilyaları kaldırıp atmaktan kaçınmak gerekir.

Genç Odası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Genç odaları konusunda hizmet veren firmalar gençlerin sürekli değişen ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilmek için daha çok modüler mobilya sistemleri üretiyorlar. Mekanın optimum kullanımına ve zaman içersinde yapılacak değişikliklere (ekleme veya çıkartmalar) uygunluğu düşünülürse en rahat çözüm olarak kabul edilir.

Ders çalışma, uyuma, hobilerini geliştirme ve arkadaşlarını konuk edebilme özelliklerinin bir genç odasında mutlaka olması gerekir. Yatak, oturma birimi, çalışma masası, şifonyer, gardrop ve kütüphane sıklıkla kullanılan ünitelerden bazıları. Malzemeler ise daha çok ahşap, lake ve metal olarak kullanılır.

Son yıllarda genç odalarında mavi-yeşil lake, kiraz, maun, ceviz ve masif kaplamalara da rastlanıyor. Eski bir sandık, sepet veya yer minderleri, kilimler gençlerin ilgisini çeken diğer objelerdir.

Duvarlar, perde ve yatak örtüleri alabildiğine canlı kullanılmalıdır. Mümkünse seçimi gençlerin yapmasına izin verin ve bazı seçimlerinde biraz hoşgörülü olun. Yaşının heyecanını, duygularını yansıtacak çılgın renkler veya objeler size pek uyumlu gelmese bile, onu mutlu edebilir.

Bebek Odası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Dış dünyaya yavaş yavaş alışması gereken bebek için, mümkünse sessiz ve çok aydınlık olmayan bir oda seçilmelidir.

Odanın sıcaklığına da özen gerekir. Bebek, soğuktan büyüklere oranla daha çok etkilendiği için, nem oranını iyi denetlemek koşulu ile, odanın sürekli 19-20 derecede tutulması gerekir. Yeni doğmuş bir bebeğin solunum yolları hassastır; bu yüzden radyatörlerin üstüne içi su dolu kaplar yerleştirilmelidir.

Dış dünyayı fark etmeye başlayan bebek için gözü yorucu, çok canlı ve koyu renklerden uzak durmak gerekir.

Bez değiştirme yeri düşünülmeli ve ışığı özenle ayarlanmalıdır. Direk olarak gözüne gelen kuvvetli bir ışık bebeği rahatsız edecektir.

Yatak örtülerinin ve diğer ayrıntıların kolayca temizlenir olması çok önemlidir. Özenle aldığınız bazı eşyaların herşeyden önce pratik olması gerekmektedir. Bebeğinizi emzireceğiniz bir koltuk sizin için çok önemlidir. Rahat ve ortopedik olmasına dikkat ediniz; unutmayınız bebek emzirmek sabır ister.

Yatak Odası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Yatak odası yapacağımız odanın seçimi çok önemlidir. Belki de evin en özen isteyen odasıdır. Bütün günün yorgunluğunu atabileceğimiz alanlardan biri olduğunu düşünürsek bu odanın seçimi ve dekorasyonunda daha titiz davranmalıyız. Eski evlerde olduğu gibi yüksek tavanların,geniş iç hacimlerin olmadığı yatak odalarına bir-iki düzenleme ile aynı etkiyi vermeye çalışmalıyız. Eski evlerin güven, gizlilik duygusu yansıtan yatak odalarından ne kadar uzaklaştığımızı anlamak için isterseniz odamızı bir kez daha gözden geçirelim.

Tahtadan bir döşeme, duvarlarda beyaz kireç badana,sade bir karyola, sandık, aynalı bir konsol. Bembeyaz dantel işler ve kısacası huzur veren bir oda. Ancak bu çizgiyi istersek yakalayabiliriz. Hemde ekonomik şartlarda.

İşe oda seçimimden başlayalım; evin en uzak ve en sessiz odası yatak odası için uygundur. Aynı zamanda çalışma odası olarak kullanmıyorsanız ışık çok önemli değildir.

Oda seçimini yaptıktan sonra,sıra dekorasyona geldi.. Fazla eşyalarla doldurmamaya özen göstermeliyiz.Yüksek ve büyük başlıklı karyolalardan uzak durmalıyız,eğer odanız küçükse bu yanlış seçim odanızı daha da küçük gösterecektir. Dolabınızın kapakları odanız küçükse sürgülü tercih edilmelidir.

Yatak için ise odanızın biçimi ve ölçüleri çok önemlidir. Normal genişlik ölçüleri bir kişilik yatak için 80 cm.-120 cm arası, iki kişilik yatak içinse 1.60 cm.-2.20 cm. arasındadır. Genel olarak iki kişilik yatakların genişliği 180 cm. boyları ise 2 metredir. Yatağınızın yerini seçerken yatanların ve yatağı toplayanların rahatlığını düşünmelisiniz. Karyolanız mutlaka duvara yaslanmak durumundaysa, dış duvarlardan uzak durmaya çalışmalısınız. Kış mevsiminde dış duvarlar, iç duvarlara göre 1-2 derece daha soğuk olur. Sağlığı korumak açısından, karyolayı pencere kenarına yerleştirmek de sakıncalıdır; pencere ile kapı arasında hava akımları oluşacaktır. Pencerenin, yatağın yan tarafında ya da karşısında olmasını arzulamak bir beğeni sorunudur.

Görülmeye değer bir manzaranız varsa pencere ile yatak karşılıklı olmalıdır. Veya öğleden sonra uyku alışkanlığınız varsa mümkün olduğunca pencere-yatak arası uzak tutulmalıdır.

Yatağı yerleştirdikten sonra dolap ve diğer gerekli gördüğümüz eşyaları yerleştirmeliyiz. Mümkünse bunları yerleştirmeden önce odamızın duvardan, duvara ölçülerini alıp bir kağıda yansıtmalı ve bu röleve ile eşyaların ölçülerini alarak yerleştirmeliyiz. Belki, bir-iki eskiz sonucu en mükemmel yerleşim çözümünü bulup ağır eşyalarımızın yerini defalarca değiştirmekten kurtulacağız. Böylelikle eşyalarımızın çizilmesini, yıpranmasını da engellemiş oluruz.

Huzur duyacağınız renkler ve başarılı bir yerleşim ile sizin için uygun olan yatak odasına kavuşmuş olacaksınız.

Yatak Odasında Yaşanır!

Eğer odanız yeterince büyük ve uygunsa aynı zamanda “çalışma odası” olarakta kullanabileceğiniz bir alan olabilir.

Odanızın bir köşesine koyacağınız bir konsol veya bir çalışma masası aynı zamanda çalışma odanız olacaktır.Hem işlevsel hem de dekoratif bir görünüm sağlamış olursunuz.

Yapılan iş büro malzemelerini kullanmanızı gerektiriyorsa ona göre seçim yapmalısınız.Ahşap her zaman daha sıcak ve uyumu bozmayacak bir materyaldir. Hem de diğer mobilyalarınızla ters düşmeyecektir. Ahşap bir masa ve masa üzerine koyacağınız raflar hem odanızın güzelliğini bozmayacak hem de rahat çalışma ortamı sağlayacaktır. Bir rafın derinliği ortalama olarak 30 cm. dir. Duvarlarınızın belirli yerleri kitaplık olarak kullanılsa bile alanı küçültmeyecektir. Genellikle bir odanın pencere yanları pek fazla kullanılmaz, isteğe göre bu alanlardan faydalanabilirsiniz. Bu arada kitapların dışardan gelecek sesleri odaya geçirmeyerek ses yalıtıcı görevi yaptıklarını unutmayalım.

Dekorasyonda Işık

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Aydınlatma, gece ile gündüzü ayırır, ayrıntıları ortaya çıkartır ve gizler. Dekorasyonda ışık, kontrasların, malzemelerin, renklerin, hacimlerin ve rölyeflerin istenilen biçimde gösterimiyle sağlanır.

İnsanoğlu hep karanlıktan korkmuştur ve “karanlık-siyah” oluşumu, insanları yasa ve endişeye sürüklemiştir. Ateşin bulunmasıyla, daha sonra da gazın ve son olarak da elektriğin kullanılmasıyla biz insanoğlunun, dünyası aydınlanmıştır. XVIII. yüzyılda insanoğlu ışığı, sokak lambalarına kadar taşımış, daha sonraki yıllarda ise ayrıntılarda ışığı kullanmaya başlamıştır. Süratle gelişen teknoloji ve tasarımcıların zevklerini yansıtmasıyla, aydınlatma, ihtiyacın yanısıra zevkleri de gözler önüne sermiştir. Aydınlatma teknolojisinde elde edilen gelişmeler, hızlı ve göz kamaştırıcıdır. Yaşamımızın “gece portresi” iyi bir aydınlatma ile daha da güzellik ve anlam kazanır.

Tarihi yönden zengin bir mirasa sahip olan ülkemizde bulunan bazı eserlerin ustaca aydınlatılması, sokaklarımızın aydınlatılması ve evlerimizin, ev içi alanların hatta başucumuzun aydınlatılması… burada da görülüyor ki “aydınlatma” hayatımızın en önemli unsurlarından biridir. Aydınlatmanın amacı, belli bir aydınlatma düzeyi elde etmek değil, iyi ve doğru görme koşullarını sağlamaktır.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.