Tül Perde Hakkında

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Son yıllarda tül perde çeşitlerinin sayısının hızla artmasını ithal kumaşların giderek daha da yaygınlaşmasına bağlayabiliriz. İthal çeşitlerin yanısıra yerli dokumalar ise hiç de küçümsenecek gibi değil.

Fiyatları bir hayli yüksek olmasına rağmen en gözde olan kumaşlar; keten, organza ve doğal dokuda olanlar. Küçük desenli ve pamuklu kumaşlardan yapılmış tül perdeler ise daha çok rustik tarzdan hoşlananlar için öneriliyor.

Aksesuarlarda ise; tül perde aksesuarları son yıllarda en az tül perdeler kadar önem taşımaya başladı. Aksesuarlar tüller kadar özenle seçildiğinde tamamlayıcı olmanın yanısıra hoş bir görüntü ve gerektiğinde işlevsellik taşıyor.

Tül perdelerinizi iki yanda toplamak istiyorsanız, pamuklu iplikten yapılmış kalın kordon ve püsküllerden yararlanabilirsiniz. Bundan başka; korniş başları da perdenizin havasını tamamen değiştirebiliyor. Piyasada korniş başları modelleri çok fazla olmamakla beraber otantik modellere fazlasıyla rastlanıyor.

Özellikle tercih edilen malzemeler; Bronz ve ferforje. Daha ağır ve klasik dekorasyondan vazgeçemeyenler ise varaklı modelleri kullanıyor.

Tül Perde Kullanımında Püf Noktaları;

Tül perde alırken pencere ve duvar ölçüsünü kendiniz almayın. Ufak bir yanılgı sizi üzebilir. Perdeyi nereye veya kime diktirecekseniz ölçüyü onun almasını isteyin.

Perde satın almadan önce modelini tespit edip, (drapeli, pilili vb.) ona göre kumaşınızı satın alın.

Tül perdenizi asla sıcak suda yıkamayın. Çamaşır makinenizin perde veya (hassas kumaş) programını kullanın.

Çok narin kumaşlar için kuru temizlemeden yararlanın.

Doğal, pamuklu ve keten kumaşlar yıkanınca çekebilir. Perdeyi, çekme payını hesaplayarak satın alın ve diktirmeden önce mutlaka bir kez yıkayın.

Polyester ve sentetik tüllerinizi makineden çıkardıktan sonra nemli nemli asın, kırışık yerler kendiliğinden düzelecektir.

Duvar Tekstilleri

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Duvar tekstilleri de kendi içinde ikiye ayrılmaktadır; birinci seçenek dokuma duvar tekstilleri, ikinci seçenek ise nonwoven tabir ettiğimiz dokunmamış duvar kaplamalarıdır. Nonwovenlar ipliklerin preslenmesinden meydana gelen tabakalardan oluşmaktadır.

Her duvar kaplamasının kullanım gayesi ve ortamı vardır. Mesela vinil duvar kaplamaları seramik gibidir buhardan, sudan kesinlikle etkilenmez, üzerine hortum bile tutabilirsiniz. Dolayısı ile vinil kaplamalar genelde banyo ve mutfaklarda sirkülasyonun çok olduğu yerlerde tercih sebebidir.

Fakat bir yatak odasında veya salonda bizim tavsiye edeceğimiz duvar kaplaması cinsi duvar tekstilidir. Çünkü duvar tekstili nefes alan ve akustik bir malzemedir, konduğu mekanda ses çınlaması ortadan kalkar, kişilerin ses tonu yumuşar ve ortam daha huzurlu bir atmosfere kavuşur. Ayrıca duvara dokunduğunuzda yağlı boyanın o soğuk dokunuşu ile değil sıcak bir dokunuşla karşılaşırsınız.

Bizim ithal ettiğimiz duvar tekstilleri tamamen naturel ipliklerden imal edilmiştir dolayısı ile üzerinde statik elektrik oluşmamaktadır ve bunun sonucunda ise kir ve is tutmamaktadır ve ayrıca üzerinde çok gelişmiş bir leke koruma sistemi vardır, yani üzerine çay, kahve, kola bile atsanız üzerine hiçbir şey almaz. Üzerinde örümcek ağı veya toz görürseniz takribi altı ayda bir ektrik süpürgesi ile almanız yeterlidir. Bir diğer özellik ise yanmazlıktır (alev almama). Bizim distribütörü olduğumuz firmalar dünya normlarında en yüksek yanmazlık standartlarında üretim yapmaktadır.

Duvar tekstillerinin bir çeşidi olan nonwovenlar ise duvar kaplaması alanında yeni bir çığır açma yolundadır. Bunlarda yukarıdaki özelliklerin yanısıra bir de tamir imkanı vardır; yani kağıtta yırtılma veya başka bir zarar olduğunda elinizin altındaki aynı kağıttan kaplamayı tamir edebilirsiniz. Artık bütün otellerde duvar kaplaması olarak nonwovenlar vinillerin yerini almaya başlamıştır. Bunun nedeni vinil kaplamalar yandığında toksik, yani insana zararlı gazlar yaymaktadır ve yangında ölen insanların yüzde altmışı gazlardan zehirlendiği için ölmektedir, halbuki nonwovenler natürel malzemeler oldukları için zararlı gazlar yaymamaktadır.

Duvar kaplamalarının diğer avantajları ise çabuk uygulanabilir olması ve koku olayının olmamasıdır. Yeni binalardaki sıva çatlaklarını göstermemektedir, yani bu bakımdan fiyat avantajı sağlamaktadır, her sene evi boyamak yerine duvar kaplaması yaptırıp en aşağı 6-7 sene rahat etmek daha cazip olabilir.

Bir odada hangi çeşit ve hangi renk duvar kaplaması kullanılacağına karar vermek için dikkat ettiğimiz hususlar odanın hangi amaçla kullanılacağı, büyüklüğü, ışık alma durumu, beraber kullanılacak mobilya cinsi, rengi ve yer kaplamasının cinsi, rengidir. Örneğin bir yatak odasında veya salonda bizim tavsiye edeceğimiz duvar kaplaması cinsi duvar tekstilidir. Eğer oda fazla ışık almıyorsa açık renklere gitmekte fayda vardır. Banyo veya mutfaklarda ise vinil duvar kaplamasıdır.

Önümüzdeki sezonda da yine natürel renkler, belli belirsiz doğal desenler var. Hasır cinsi duvar kaplamaları ve nonwovenlar revaçta.

İyi Bir Gardrop İçin…

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Günümüzün hızla değişen modasını yakından takip ediyor ve eskiyen kıyafetlerinizi elinizden çıkaramıyorsanız, ya da yeni bir başlangıç yaptığınız hayatınızda stilinizi değiştiriyorsanız, hele bir de yeni yatak odanızı minimalist bir yaklaşımla tasarlamak istiyorsanız, mekanı organize edebilecek çok amaçlı gardroba ihtiyacınız var demektir.

Gardroplar stilleri, boyutları ve yerleri bakımından yatak odanızın görsel estetiğinde, karakter ve işlevselliğinde anahtar ünitelerdir. Gardrop seçiminde öncelikle ihtiyaçların seçilmesi gerekir. Sahip olduğunuz kıyafetlerin ve diğer eşyalarınızın stillerini, boyutlarını, özelliklerini ve ne kadar aralıklarla kullandığınızı düşünüp, tasarlamalısınız. Ayrıca gardrobun bulunacağı mekanın ön araştırması yapılarak, yerleştirileceği duvarın boyutları, duvardaki kapı-pencere boşlukları, kolon ve kiriş çıkıntıları veya gardrobun ön kullanım alanı tesbit edilmelidir; çünkü bunlar gardrobunuzun boyutlarını ve stillerini belirleyen önemli kriterlerdir. İyi bir gardrop, sizin ihtiyaçlarınıza cevap verecek esnekliğe sahip olmalıdır. Toplu üretilen modüler sistemler ihtiyaçlarınıza cevap veremeyebilir. Alan kayıpları ve estetik olmayan bazı görüntüler orataya çıkabilir. Böyle bir durum istenmiyorsa o zaman sipariş vererek “size özel” bir dolap yaptırmak mecburiyetindesiniz.

Genel olarak bir gardropta ayakkabıları koyacağınız alt raflar, palto ve uzun elbiselerinizi asabileceğiniz yüksek askılıklar (min. 1.50 m.), t-shirt ve kazaklar için açık raflar, gömlek ve ceketler için çekmece veya gözler olmalıdır. Gardrop derinliği 60 cm.’den daha dar olmamalıdır. Gardroplarınızda yatak odalarında devamlı kullanılan havlu, bornoz, çarşaf vb. eşyalarımızı da koyabileceğimiz kısımlarda olmalıdır. Gardrop ünitelerinde göz seviyesinin üstünde kalan derin raflar veya çekmeceler arka planda kalan eşyalarımızı görmemizi engellediği için, hafif ve az sıklıkta kullanılan eşyaların depolanması için düşünülmelidir. Alt seviyede bulunan raf ve çekmecelerin de fiziksel problemleri olanlar için sorun yaratabilecği göz önüne alınmalıdır.

Küçük mekanlarda ihtiyacınız olan büyük gardropları yerleştirmek her zaman problem yaratmıştır. Böyle mekanlarda geniş kapaklı sistemler yerine dar, katlanır veya sürme kapaklı sistemler tercih edilerek dolap önü rahatlatılmalıdır. Bu tür mekanlarda bir başka çözüm ise ara duvarı kaldırarak, boydan boya çift taraflı kullanım imkanı sağlayan gardrop ünitelerinin oluşturulmasıdır.

Tavanarasından Oyun Odası

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Tavanarasının oyun odası haline getirilmesi oldukça elverişli bir çözümdür; çünkü konutun öbür bölümlerinde, çocuklara ayrılabilecek böylesine geniş bir alan bulunmayabilir; üstelik tavanarası “ilgi çekici ve çarpıcı” görüntüsüyle, çocukların keyifle oynayabilecekleri bir alandır. Ancak; önerimiz 6-10 yaş arası çocuklar içindir. Her ne kadar “çocuklara ait” bir oyun alanı olsa bile yine de yetişkinlerin kontrolünde olması gereken bir alandır.

Tavanarasının çocuk oyun odası biçiminde düzenlenmesi oldukça kolaydır. Tavan yüksek olmasa, hatta hiç bir noktada “insan boyunu” aşan bir yükseklik bulunmasa bile ortalama 150 cm. yükseklik, çocuklar için yeterlidir. Ama böyle bir çözümün sürekli geçerli olacağı düşünülmemelidir. Çocuklar büyüdüklerinde, oyun odasını kullanmamaya başlayacaklardır. Dolayısıyla oyun odasının düzenlenmesinde ucuz, yalın bir döşeme biçimi seçilmeli, bu alanın ilerde başka bir amaçla (sözgelimi gereksiz eşyaların yerleştirilmesi) kullanılacağı düşünülmelidir.

Tavanarasının çocuk odası biçiminde değerlendirilmesi, özellikle alçak tavanlı (dolayısıyla büyüklerin kullanımına elverişli olmayan) tavanarası için geçerlidir. Bu yerleştirme düzeninde karşılaşılacak tek önemli sorun, tavanarasına çıkmak için kullanılan merdivendir; çocuklar için oyun odası olarak düzenlenmiş tavanarasına ulaşmak için kullanılan merdiven güvenli olmalı, dolayısıyla, sarmal merdiven değil, düz bir merdiven tercih edilmelidir. Ayrıca; merdiven için olağanın dışında bazı güvenlik önlemleri alınmalıdır. Merdiven başlıklarına etkili kapama düzenleri yerleştirilmelidir.

Tavanarasının çocuklar için oyun odası biçiminde düzenlenmesinde, aydınlatma, parmaklık ya da kafes düzeniyle korunmuş bir çatı penceresinden sağlanmalı, çatı, yerleştirilmesi oldukça kolay cam yününden yalıtılmalı ve üzeri doğal halde ince tahtalardan bir bölme duvarıyla kaplanmalıdır. Yer döşemesi için en uygun, aynı zamanda en ucuz kaplama malzemesi, sağlam keçe cinsinden duvardan duvara halıdır. Böylelikle çocuklar uzanarak, yatarak veya oturarak bu halı üzerinde rahatça oynayabilirler. Oyun oynarken çıkardıkları seslerde böylelikle en aza inmiş olacaktır.

Isıtma; tavanarasında çocuk odası için oldukça önemlidir. Konutun merkezi ısıtma sistemine bağlı bir ısıtma sistemi istenmiyorsa en iyi çözüm panel radyatör kullanmaktır. (Bu durumda elektrik fişlerinin yardımcı priz kullanılmadan, doğrudan doğruya elektrik tesisatına bağlanması gerekir.)

Çocuklarımızın oyuncaklarını dekoratif bir hasır veya sandık içinde saklayabiliriz. Yine çocukların yorulduklarında dinlenebilecekleri bir oturma grubu düşünülmelidir. Şayet evin tesisatı uygunsa bir küçük lavabo konmalı ve boyalarla veya hamur işleriyle oynadıktan sonra temizlenmesine imkan tanınmalıdır.

Feng Shui

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Feng Shui, çevrenizdeki pozitif enerjinin, davranışları yönlendirdiğini savunan eski Çin öğretilerinden biridir…

Bu öğretiye göre, işyerinizde ve evinizdeki eşyaların yerleşimi, bu yerlerdeki enerji dağılımını etkileyerek, sizin mutluluğunuzu, başarınızı ve sağlığınızı etkiliyor.

Bu eski öğretiye, dünyanın her yerinde pek çok kişi inanıyor ve eşyalarının yerleşimini bu öğretiye göre yapıyor. Konu ile ilgili pek çok kiyap yayımlanmış. Bunlar, zaman zaman en çok satan da olmuşlar. Örneğin: Lilian Too’nun kitapları.

Aslında Türk geleneklerine uygun yerleşim biçimlerinin çoğu, Feng Shui kurallarına da uygun. Burada aklımıza, geçmişte belki onların bizden etkilenmiş olabileceği bile geliyor. Ama kim bilir?

İşte pozitif enerjiyi arttırdığı söylenen bazı Feng Shui kurallarından iş hayatına uygulananlardan bir bölümü:

Yüzünüz her zaman kapıya dönük olacak şekilde oturun. (Misafir gidilen yerlerde bile tavsiye edilir.)

Otururken arkanızı duvara verin. (Sırtınızı sağlam bir yere dayayın.)

Ofisinizdeki güç noktasını bulun. Burası, giriş kapınızın en uzak çaprazıdır. Masanızı buraya yerleştirin.

Yüzünüz duvara dönük olarak oturmak zorundaysanız, duvarı genişlik veren bir manzarayla veya su manzarasıyla kaplayın.

Oturduğunuz yerin arkasına bir dağ resmi koyun. (Çin’de Feng Shui isimli bir dağ vardır. Feng; rüzgar, Shui; su anlamındadır.)

Odanızda kırmızı renkli bir eşya bulunsun. Kırmızının yoğun kullanıldığı bir resim de olabilir.

Açık değil, kapaklı kütüphane ve dolaplar seçin.

Duvarların birleştiği köşeleri, taze bitkilerle örtün.

Hiçbir zaman önünüzde görüşü kapatacak bir kolon bulunmasın. Zorunluluk halinde, kolonu arkanıza alın. Bir kirişin altında da oturmayın.

Odanızda, cam kenarlarında olsa bile kaktüs bulundurmayın.

Pencereniz diğer binaların keskin köşeleri gibi hoş olmayan görüntülere bakıyorsa, perde kullanarak bu görüntüleri engelleyin.

Ofisinizde sekiz köşeli ayna bulundurmayın.

Uzun bir koridorun sonunda oturmaktan kaçının. Oturmak zorundaysanız, koridor girişini ışıklandırın.

Çiçekleri, odanızın güneydoğu tarafına yerleştirin. Yapma çiçek kullanabilirsiniz; ama, kurutulmuş çiçekler kullanmayın.

Masanızdaki dosyalar, yüzünüzün görünmesini engellemesin. Masanızın orta bölümünü her zaman boş tutun.

Müşterilerin ödeme yaptıkları yer (yazar kasa), dükkanınızın güneydoğusunda olsun.

Arka tarafı bir tuvalet olan duvarın önünde kesinlikle oturmayın.

Duvarların aynalarla kaplanması, genellikle satışları ikiye katlar.

Yaratıcı enerji, parlak ve aktif renklerle gelir. Ofisinizi renkli resimler, bitkiler ve parlak ışıklarla süsleyin.

Düzgün geometrik şekilli odalarda oturun. Mümkün değilse, girinti çıkıntıları ayna kullanarak azaltmayı deneyin.

Çalışanları yüzleri birbirlerine bakar şekilde oturtmayın.

Bilgisayarınızı, telefonunuzu, ve hesap makinenizi batı ya da kuzeybatı yönüne yerleştirin.

İçinde su bulunan araç gereçleri veya resimleri arkanıza almayın. Yüzünüz hep onlara bakmalı. Dağ ve yüksek bina resimlerini ise, yüzünüzün baktığı yöne asmayın.

Yüksek tavanlı binalar, şans getirir.

Cam veya sağlam görünüşlü olmayan merdivenler, parayı ve şansı kaçırır. Cam kapılarda olduğu gibi.

Giriş kapınız cam ise, tam karşısı (resepsiyon masasının arkası) duvar olmalı. Giriş kapınızın tam karşısına bir saat koymayın.

Patronunuza, doğum gününde bile kesinlikle kırmızı çiçekler göndermeyin. Diğer renkler olabilir. Ama, mümkünse sarı çiçekleri tercih edin.

İşyerinize her zaman ön kapısından girin.

Yeşil renkli giysiler, güçlü enerji sağlarlar. Beyaz renk giysiler ise, otoriteyi çağrıştırır.

Çantanızı siyah renkli ve metalik anahtarlıklı olanlardan seçin.

Hiddetlendiğinizde, hiddetinizi yavaş konuşup, derin nefes alarak yok edin.

Toplantılarınızı yuvarlak veya elips masalarda yapın.

Cam mobilya kullanmayın.

Çalışma yerleriniz bol ışıklı olmalı. Sarı ışıklar, güneybatı ve kuzeydoğu, beyaz ışıklar kuzeybatı ve batı yönlerden gelmeli.

Patronsanız, mutlaka kuzeybatı yönünde oturun.

Hafif sesli bir müzikle çalışın. Müzik enerji demektir.

Ofisinizi vahşi hayvan resimleriyle süslemeyin.

İşyerinizde çalışan kadın ve erkek kişiler, eşit sayıda olmasa bile, bir denge içinde olmalılar.

TASARIM: “BİÇİMSEL KURGULAMA” NEDİR?

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

UZMAN GÖZÜYLE

İkinci bir şahsa ihtiyaç duymadan kişi kendi yaşayacağı alanı tasarlayabilir. Buna “spontane”(kendiliğinden) mimarlık denebilir. Evin sahibi aynı zamanda evinin mimarı da olabilir, yaşam tarzınıza kazandıracağınız işlevsellikler ile bunların uyumlu ve güzel birleşimleri sonucunda ideal dekorasyonu yakalayabilirsiniz.

Çünkü güzellik sözcüğü arkasından “kime” ve “neye” göre sorularını beraberinde getirir. Mağaralarda yaşayan ilk çağ insanı ilk mimarlardı. Çünkü değişmez sanılan çevre faktörlerini gereksinmelerine göre biçimlendirmişlerdi.

Öncelikle nasıl bir evde, nasıl bir mekanda yaşamamız gerektiği sorusunu kendimize sormalı ve dekorasyon uygulamalarına başlamalıyız. Bunun kararını verdikten sonra oluşturulacak mekandaki eksiklikleri tespit edip, bunları nasıl ve nereden temin edeceğimize karar vermeliyiz. Bu arada seçimleri yaparken birleştirilecek parçaların renk, malzeme vs. özelliklerinin uyumunu gözönünde bulundurarak hareket etmemiz ahenkli bir dekorasyon oluşturmamızda yardımcı olacaktır. Burada uyum derken aynı renk aynı malzeme anlaşılmamalıdır. Zıt iki renk veya teksil malzemeleri arasında uyum sağlanabilir. Önemli olan baktığımız yönde gözümüzü rahatsız edecek karışımlar oluşturmamak olmalı; burada yine konu kişiselleşiyor (görünümü bakan gözün değerlendirmesi) önem kazanıyor.

Dekorasyonun tarihi gelişiminde ve değişiminde bu şekilde oluşan tarzlara pek çok adlar verilmiştir. Kendinize, yaşamınıza uygun, yaşamsal ihtiyaçlarınıza cevap veren düzenlemeler de sizin tarzınızını oluşturacaktır. Zamanla belki de “klasik”, “modern”, “country”, “pop”, vs. gibi adlandırılan dekorasyon tarzlarının kendi oluşturduğunuz dekorasyon tarzı ile benzerliklerini fark edebileceksiniz. Çünkü temelde tarzın oluşma sistemi aynıdır. Bir şeyi unutmamak gerekir ki “şeytan ayrıntıda gizlidir” temel ihtiyaçların görümününü zenginleştirebilecek aksesuarlar, çizgileri renklendiren boyalar gibidir. Şeytanın bacağını kırıp huzurlu bir ev yaşamı oluşturmak baktığınız yönde gördüklerinizle ilgilidir. Geniş açılarda iyi şeyler görmeniz, hoş ayrıntılar yakalamanız dileğiyle…

Afrika Mask’ları

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

ijerya’nın önemli kabilelerinden “Yoruba”ların inançlarına göre; ikiz çocuk sahibi olan aileler “ibici” adını verdikleri ahşap bebekler yapıyorlar. Çocuklardan biri dünyaya gelirken doğum esnasında öldüğü takdirde, hayatta kalan diğer kardeş, bu yapma bebeğe saygı gösteriyor ve her dört günde bir, bir törenle yağlayıp “tukula” denilen kırmızı pudra ile pudralıyor ve boncuklu giysilerle süslüyor. Tüm bu törenlerin amacı, eğer çocuk tekrar dünyaya gelirse aralarında her zaman ona yer olduğu ve sevgiyle karşılanacağını göstermek.

Nijerya’da yaşayan başka bir kabile olan İbo’larda, ölmüş kadın ve erkeklerin ruhlarını sembolize eden maskelerin üzerine, mitolojik değerleri olan değişik hayvan, manda veya gökgürültüsü tanrısını simgeleyen koç boynuzları takılıyor. Erkek ruhlarını gösterenlerin sivri dişleri çok belirgin ve kadını tasvir eden maskelerden çok daha korkunç ifadeli.

İbibio’lar, maskeleri hastalık tedavisinde kullanıyorlar, bunlar hastalığa sebep olan ruhları tasvir ediyor ve genellikle korkunç ifadeler taşıyorlar. Bu tip maskelerin bir değişik tarzı da şeytanı kovmaya yönelik, siyahlaştırılmış ve cilalanmış olanlar. Bunların en tipik örnekleri bombeli olanları. Ağır gözkapakları, yarı açık gözler ve elmacık kemikleri belirgin görünenler en sıkça yapılanlar.

DEKORASYONDA ETNİK OBJELER

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Etnik tarzın en önemli özelliği basit olmasıdır. Temel materyaller ve malzemeler uygulanır. Dünya üzerinde yaşayan farklı kültürlerle bütünleşmiş olan objeler, artık evlerimizin kah mutfağında, kah salonunda veya yatak odasında kullanılır oldu.

Çoğu zaman aldığımız veya bize hediye gelen bu tür objeleri, geldiği veya getirildiği ülkenin özelliklerini analiz etmeden kullanırız. Etnik stiller, kentsel ya da kırsal, spontane ya da düşünülerek yaratılmış değişik ve geniş bir repertuar sunar. Birçoğu mistik bir görünüm sağlar, bir çoğu da otantiklik anlamında hoştur. Birçoğumuza göre, dekorasyon ve renklerdeki uyumu etkileyicidir. Her ne şekilde olursa olsun dünyanın belki de bir ucundan gelen bu objeleri zevkimize göre tamamlamak, bütünleştirmek ve kullanmak, tamamen yaratıcılığımıza kalmış bir olgudur. Ancak yine de bu objelerin geldikleri yerler hakkında bazı özellikleri gözden geçirirsek, yerleştirmenizde ve kullanmanızda faydalı olur düşüncesindeyiz.

Örneğin; Japonya’dan gelen bir yelpazeyi veya çay takımını yerleştirirken, sehbamızı, bir ikebana tanzimle daha da güzelleştirirken Japon ev yerleştirme düzeninin düz çizgilerden ve dik açılardan oluştuğunu unutmamalıyız. Sadelik ve estetik, ilk bakışta bu tarzda kendini gösterir.

Hindistan’ın çok renkli yaşam biçimi ise; örtülere, tütsülere, ahşap kapkacaklara ve üzerlerindeki kuş ve çiçek desenleriyle canlılığı yansıtmasıyla farkedilir. Evinize yerleştirdiğiniz bu tarz objeleri, bir tütsü yakarak tamamlayabilir ve o mistik havayı soluyabilirsiniz.

Çakıl taşları, küçük heykelcikler, boyalı taşlar, şerbet sarısı ile birleşen kobalt mavisi ise Meksika’yı ve etnik objelerini anımsatır. Bol desenli kilimler, İspanyol etkisi büyük etajerler, şifonyerler ve dolaplar kendimizi doğal yaşam içinde hissetmemizi sağlar.

Vahşi doğa içinden evlerimize gelen Afrika stilinin ise, en çarpıcı örnekleri; masklar, totemler, fil dişi değişik çalışmalar ve yine vahşi doğa’nın içinden evlerimize gelen ağaç kapkacaklar… Her bir obje, birbirine benzer gibi görünse de her kabilenin ayrı bir işçiliğinin ve uygulamasının olduğunu unutmamak lazım. Yine vahşi doğayı bize anımsatan leopar desenleri, Afrika’yı yansıtan objelerde sıkça uygulanır.

Doğu Anadolu’dan aldığınız bir ahşap sandığı, Hindistan’dan gelen bir örtü veya Japonya’dan size hediye getirilen bir çay takımını yine var olan bir sehpanızla hoş bir şekilde tamamlayarak kullanabilir,

Çin’den gelen bir şapkayı, yaratıcılık gücünüzle iyi bir aydınlatma haline sokabilirsiniz.

KOLTUKTA OTURMAK KEYİFTİR

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

İç dekorasyonda “koltuk”, iyi seçilirse başlı başına bir keyiftir. Yorgun bir günün sonunda, hepimizin “en rahat ettiği” ve kendine ait olan bir koltuğu mutlaka vardır. Bu, kişilerin doğru seçim yaptığı anlamına gelir. Rahatlık, fonksiyonellik ve estetik olarak doğru seçimler yapılırsa, uzun yıllar rahat oturup, hatta üzerinde “şekerlemeler” dediğimiz yorgunluk atma uykularını rahatça uyuyabilirsiniz.

Koltuk seçimini yapıp, diğer eşyalarınızı ona göre tamamlayabilir veya diğer eşyalarınızı seçip, onlara uygun olan koltuk takımlarını seçebilirsiniz.

Oturumu, iskeleti sağlam olan koltuğa bakmaktan bıktığınız takdirde, döşemesinde hatta modelinde ufak tefek değişiklikler yapmanız mümkündür. Uzun yıllar kareli bir döşeme ile kaplı olan koltuğunuzu deri ile kaplatabilir hatta ayaksız bir modele, ayak koydurabilirsiniz. Ufak bir pufla daha da keyifli hale getirebilirsiniz.

Zevkinize, yaşam tarzınıza ve alanınıza uygun olan bir koltuk modeli mutlaka vardır. Uzun yıllar kullanacağınızı düşünürsek, seçim yaparken dikkatli davranmalıyız. Evinizdeki koltuğun yüzünü değiştirmek isterseniz aldığınız kumaştan biraz fazla almanızı öneririz.

Unutmamakta yarar var, en karlısı, hazır olan seçeneklerden birini seçmek. Hele son yıllarda gerek ortopedik özellikleri, gerekse kumaşlarının kullanım rahatlığı, vitrinlerden seçim yapmamız için geçerli nedenlerden sadece biri.

Tarihte Koltuk

Mısır, Yunan ya da Roma Antikçağı’ndan bugüne ulaşan az sayıda koltuk vardır. Kahire müzesinde Tutankhamon’a ait olan koltuk, bunlardan biridir. Yüksek görevlerde bulunan kişilere ait olan bazı koltuklar (ahşap veya taş) olarak günümüze kadar gelmiştir. Ayakları pençe gibi olan bu koltukların yanları dolu, arkalıkları ise yüksek ve geniştir. Modern koltuk ilk olarak Henri II. döneminde uygulanmaya başlanmıştır. Ortaçağ’da ise bronzdan yapılmış Dagobert’in tahtı buna bir örnektir. İnsanı saran bir görünüm ile tasarlanan bu koltuklar, XVI. yy.’dan başlayarak, rahatlığa ve estetiğe önem verilerek dizayn edilmeye başlandı.

Yatak Odanızı Değiştirin

Posted by admin on Temmuz 17th, 2008

Ev dekorasyonu konusunda bütün değişimleri yakından takip edenler bilir. bir trend yerleşiyor hayatımıza belli bir süre o şekilde devam ediyor daha sonra yerini başka değişken fikirlere bırakıyor.

Tıpkı üzerimize giydiklerimiz gibi… Eskiden olduğu gibi yerinden kaldırılamayacak kadar ağır ve oldukça büyük eşyalara ihtiyacımız olmadığını görüyorum zamanla. şimdi trend tekerlekli yada sürgülü modeller.

Hani yatak odaları hep koyu renk olurdu ya artık bu da zamanla eskiyen fikirler arasına girdi. Yatak odalarında hatta yatak modellerinde bile rengârenk tasarımlar var. O büyük gardolaplar önemini yitirdi nerdeyse şeffaflaşmaya başladı her şey. Artık her ürün çok pratik ve kullanışlı hale geldi.

Tüketicinin isteği doğrultusunda iç mimari çok fazla genişledi. Sade şık ve doğal bir yatak odası ise tarzınız bu koleksiyon mobilyanın “tramuntana” yatak odası…


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
sitemap sitemap.txt sitemap.html tv haberleri haberler
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tvhaberleri.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com