Yoksul Köy Yaşantısından Enstitüye – 1

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Kadın Magazin bir köylü gencin nasıl öğretmen daha sonra ilk öğretim müfettişi olduğunu, Fakir Baykurt’un dönem arkadaşı ve memleketlisi Ahmet Kurban’ın kendi kaleminden yayınlamaya başlıyor. Bu yazı dizisini okurken o yıllara gideceğinizden, gözlerinizden yaşlar akarken bir yandan da güleceğinizden eminiz. Bu yazıları yayına hazırlayan yine Kurban’ın halen öğretmenlik yapan kızı Tülay Kurban’a sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Köy Enstitüleri Anısına…

İlkokul öncesi yaşamımı tam olarak belki anımsayamam ama bende iz bırakan olayları ihatırlayabildiğimce belirtmeye çalışacağım.
Henüz ilkokula gitmiyordum. Annem babam Dereköy’den Gençali’ye geldikleri, bir de yoksul oldukları için hiç bir gayri menkulleri(tarla,bağ,bahçe vb.) yoktu.

Biz bir akrabamızın evinde emaneten oturuyorduk. Yaz aylarında annem babam yarıcılık yapar,ayrıca üç-beş kuruş kazanmak için de başkalarına ırgatlığa giderlerdi. Ağabeyim ve benden önce 3 tane ablamız dünyaya gelmiş. Ablalarımın ikisini hiç görmedim. 3. ablam olan Hatice’yi hatırlıyorum. Ben 5-6 yaşlarındaydım,ablam da 15 yaşlarında.

Çok sevecen sıcak kanlı gerçek bir ablaydı. Ailemizin yoksulluğu nedeniyle ablacığım da aile ekonomisine katkı olsun diye komşu köy Sazak’a orağa gitmişti. Çok çalışkan bir yapıya sahipti. Her zaman götürsünler diye beğenilmek için o günde çok çalışmış olmalıki çok terlemiş. Akşam üzeri işi bırakıp köyümüze dönerken yağmura yakalanmış. Eve gelince giyecek başka giysileri olmadığından ıslak giysilerle duruyor ve giysileri sırtında kuruyor. Bu nedenle zatürreye yakalanıyor,hastalanıp yatıyor. Rahmetli babacığım cahil ve yoksul olduğundan ablamı doktora götürmüyor.

Zaten köyde de doktor yok,ilçeye gitmek için de araç yok. Tüm bu yoksunluklar nedeniyle ablacığım ölüyor. Halbuki ilk gün ablam doktora götürülebilseydi belki şimdi yaşıyor olacaktı. Gün geçtikçe bu acıyı unutacağım yerde tam tersine ölüm nedenini düşündükçe (cahillik ve yoksulluktan oluşunu ) bu acı büyüyerek yüreğimizde bir taş gibi oturuyor.
Bu acı içimizde büyürken okullar açıldı, ağabeyimle beni babamız okula götürdü. Öğretmen ağabeyimin kaydını yaptı. Çok istememe rağmen benim kaydımı yapmadı.

Gerekçesi yine fakirlikti. Çünkü benim entarim vardı, pantalonum yoktu. Bu durum beni çok üzdü. Ağlayarak geri döndüm ama boş durmadım. Rahmetli babacığım okul için ağabeyime ne aldıysa ısrarlarıma dayanamayıp aynı şeyleri bana da aldı. Ağabeyimin okulda gördüğü dersleri takip edip aynı çalışmaları ben kendi kendime evde yapmaya çalıştım. Okuldan hangi fiş verilmişse büyük bir gayret ve hevesle onu okuyup yazmasını ağabeyimden önce öğreniyordum. En kısa zamanda okumayı-yazmayı kendi kendime öğrendim. Bir akşam komşulara akşam oturmasına gittik.

O akşam oraya öğretmende gelmişti. Ben evin bir köşesine çekildim,okuma kitabımı ve defterimi çıkardım sessizce gaz lambasının ışığında okuyup yazmaya çalışıyordum. Öğretmenin dikkatini çekmişimki beni yanına çağırdı.Okuma kitabından bir sayfayı açtı,okumamı istedi. Ben de gösterdiği yeri okudum. Gittiğimiz ailenin 4.sınıfında okuyan bir kızları vardı. Ondan okuma kitabını istedi ve oradan bir parçayı okumamı istedi,ben de okudum. O zaman bana:

_”Ahmet senden özür dilerim,seni okula kaydetmemekle hata yapmışım. Gelecek yıl ilk kez senin kaydını yapacağım.” dedi ve anneme dönerek “Hatice teyze Ahmet’e bir pantalon ya da bir kıl çağşır temin edin.” dedi. Öğretmenin bu tavrı benim öğrenme isteğimi daha çok kamçıladı. O yıl öğretim yılı bitip ikinci yıla başlandığında annemin bana ördüğü kıl çağşırı (keçi kılından örülmüş pantolona benzer giyecek) giyip okulun yolunu tuttum. Öğretmen kaydımı yaptı.

Yurt Dışında Eğitim

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Son yıllarda, kariyer planlamada yurtdışı eğitimleri eski yıllara oranla daha fazla önem kazanmaya başladı. Her yıl ülkemizden 10.000′i aşkın genç, öğrenimine devam etmek için yurt dışına çıkmakta ve öğrenimlerine orada devam etmektedir. Milyonlarca lira harcayarak gittiğiniz ülkeleri ve okulları gitmeden önce tanımak, ortam hakkında fikir sahibi olmak çok önemlidir. Hangi okula gitmelisiniz, gittiğiniz ülkede öğreniminiz sırasında çalışma şansınız var mı, öğreniminiz sırasında nerelerde kalabilirsiniz gibi bir çok sorunun cevabını bulabileceğiniz sitelere artık tek sayfadan ulaşabilirsiniz.
Tüm bunların yanında paylaşmak istediğiniz tecrübelerinizi de bize yazabilirsiniz.

American Education

http://www.amerikan.net/

Amerika’dayız…

http://www.amerikadayiz.com/

Dünyanın Dört Yanında Eğitim

http://www.turkstudent.com

Almanya’da Yükseköğretim

http://www.turkinfo.de/edu

David Game College Group

http://www.davidgame.com.tr/hizmetlerimiz.htm

Gençtur

http://www.genctur.com

ICEP Burs Vakfı

http://www.icep.org.tr/tr/index2.html

İdealist Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı

http://www.idealist.com.tr

Deren & Koray International Tourism & Education Center

http://www.derenkoray.com.tr

Avusturya Başkonsolosluğu Kültür Ofisi

http://www.austriakult.org.tr/egitim_tr.html

ICEP Burs Vakfı

http://www.icep.org.tr/tr/breh.htm

Y.E.D. Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı

http://www.uzmanyed.com

EKDİL Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı

http://www.ekdil.com.tr

CDS

http://www.cds.com.tr

International Student Services

http://www.studyinamerica.com

Tepum Dil ve Eğitim Hizmetleri

http://www.tepumdil.com.tr

KEY Yurt Dışı İngilizce Eğitim Danışmanlığı

http://www.keydanismanlik.com

Aupair Olmak…

http://aupairtr.freeyellow.com/ingiltere/ingiltere.htm

Norm – Pa

http://www.normpa.com.tr

İngilizce.co.uk

http://www.ingilizce.co.uk

Yurtdışı Eğitim Rehberlik Organizasyonu

http://www.yero.org

Easyway

http://www.easyway-tr.com

Canadian – Turkish Educational Services

http://www.merhaba-ctes.com

Mezun.com
www.mezun.com

Avustralya’da Eğitim

http://www.egitimplus.com

Yoksul Köy Yaşantısından Enstitüye – 2

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Fakir Baykurt’un dönem arkadaşı ve memleketlisi Ahmet Kurban’ın kendi kaleminden yaşam öyküsünü yayınlamaya devam ediyoruz. Bir Köy Enstitüsü hikayesi:

Fakat 1. sınıf bana basit geliyor, tatmin etmiyordu.Birleştirilmiş sınıfların okutulduğu bir okul olması benim işime yarıyordu.Öğretmen diğer sınıflara ders anlatırken ben can kulağıyla dinliyor ve bazı notlar alıyordum.

Özellikle matematik derslerine ilgi duyuyor, derse iştirak ediyordum.Problemleri ağabey ve ablalardan önce çözüp öğretmene gösteriyordum.Bu çalışmamla öğretmenin takdirini kazanırken üst sınıflardakilerin de antipatisini kazandığımın farkındaydım. Çünkü zaman zaman tenefüslerde ya da okul dışında büyük sınıftaki ağabeylerden dayak yiyor, tehditler alıyordum.

Onları daha çok kızdırmamak ya da karşıma almamak için bu rahatsızlığımı öğretmene de söylemiyordum.Zaman geçtikçe öğretmenim bu durumun farkına varmış olacakki beni oyalayıcı önlemler almaya başladı. Örn; 1. sınıf kümeler 6’şar kişiden oluşuyordu.Beni hem sınıf başkanı hem de bir kümenin başkanlığını verdi.Her akşam birimizin evinde toplanıyor, ders çalışıyorduk. Benim kümedeki arkadaşlar hep kız olduğundan eğlenceye çok düşkündüler. Düğünlerde beni de kandırıp eğlencelere götürüyorlardı. Bu yüzden öğretmenimden azarlar işittim hatta tokatlar yedim.

İlkokul 4. sınıfa kadar bu böyle devam etti. 4. sınıfta bu duruma ben isyan ettim.Kızlarla aynı kümede çalışmayacağımı, şayet öğretmen ısrar ederse okula gitmeyeceğimi söyledim. Öğretmen benim bu isyanımı anladı ve kızlar kümesinden ayırdı.Böylece başarılarım bir kat daha arttı.Öğretmenim de sürekli beni köy enstitülerine girmem için hazırladı.Kendisi de bir köy enstitüsü mezunuydu. İlkokulu bitirdim.Artık köy enstitüsü sınavlarına manen hazırdım.

Sınav gününden bir gün önce köyümüzden 4 arkadaş üç saatlik yolu yaya yürüyerek ilçemiz Yeşilova’ya gittik.( O zaman ulaşım olanakları hemen hemen hiç yoktu. ) Fakat sınav bir başka ilçede yani Tefenni’de olacakmış. O zamanlarda ulaşım çok zayıf olduğundan ilçemizin sınav sorumlusu maarif memuru Karamanlı’ya gitmekte olan bir kamyona bindirdi. Yanımıza da rehber olarak bir eğitmeni görevlendirdi. Yaşamımda ilk kez ilçeyi o gün görüyor, motorlu bir araca ilk kez biniyordum.

Akşmüstü Karamanlı kasabasına vardık. Yeşilova ilçe köylerinden 20-25 çocuktuk.Hiç birimizin otelde yatacak , lokantada yiyecek kadar parası yoktu. Başımızdaki eğitmen bunu bildiği için bir cami imamına rica etmiş ve caminin anahtarını almış. Akşam camideki kilimlere sarınıp yattık. Sabahleyin insanlar namaza geldiklerinde uyandık. Yaya olarak sınava gireceğimiz Tefenni ilçesinin yolunu tuttuk. O zamanlar yollar asfalt değil çakıl ve kum karışımı malzeme dökülmüş steplize yoldu. Çoğumuzun ayakkabısı da yoktu. Onlardan birisi de bendim. Bir saat sonra Tefenni’ye vardık. Açtık ve yorgunduk. İlçeye girdiğimizde ilkokul öğretmenimizle karşılaştık. Hepimizin yanaklarını okşadı, öptü. Eğitmen durumumuzu anlattı.

Öğretmenimiz’ Aç ayı oynamaz. Bu çocuklar aç açına sınava giremez. ‘ deyip bizbirlokantaya götürdü. Lokantacıya ‘ çocuklar kaç porsiyon çorba içerlerse benim hesaba yazarsın ‘ deyip
Görev yerine gitti. Kıtlıktan çıkmış gibi acele acele çorbaları kaşıkladık. Bilmiyorum diğer arkadaşlar kaç porsiyon çorba içtiler ama ben tam üç porsiyon çorba içtim.

Sınav saati yaklaşmıştı. Sınava gireceğimiz okulun önünde toplanmaya başladık. Bizi
içeri aldılar, yerlerimize oturduk. Baktım ki bizi karşılayan öğretmenimizde orada sınav yapacak öğretmenlere talimatlar veriyor. Meğer gezici başöğretmenliğe atanmış ve o bölgede öğretmenlik yapıyormuş. Onun oradaki varlığı bizim köylü arkadaşlar ve benim için moral kaynağı oldu. Çok rahat bir yazılı sınavı geçirdik. Dört kişi girdiğimiz sınavı üçümüz kazanmışız.

Öğrenciler Okul Stresini “Transandantal Meditasyon” İle Aşacak

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Günümüzde ilköğretimden üniversite çağına kadar her yaştaki öğrenci için okul içi stresin tehlikeli yükselişi, derslerde başarısızlık, endişe, depresyon, uyuşturucu kullanımı, şiddet kullanımı ve öğretmenlerin yıpranması gibi problemleri tetikliyor.

Bireysel ve Kurumsal Gelişim Uzmanı ve Türkiye Transandantal Meditasyon Merkezi Başkanı Dr.Albert Baruh ve Dr Vesile Baruh, Transandantal Meditasyon ( TM ) tekniği ile geliştirilen programların genç beyinlerin eğitiminde yol gösterici rol oynadığını belirtiyorlar. Dr. Baruh, yeni öğretim döneminde eğitimcilerin TM gibi alternatif rahatlama tekniklerine okullardaki eğitim aktiviteleri arasında yer vermelerinin önemine değiniyor. Çünkü öğrenci ve öğretmenlerde stresi azaltan, yaratıcılık ve mutluluğu arttıran, beynin çok yönlü çalışmasını geliştiren TM tekniği, bilimsel olarak doğrulanmış gerçeklere dayanıyor.

TM Merkezinde okullara özel TM tekniğini öğreten programlar hazırlanıyor ve bu eğitimler her okulun isteğine özel programlanma esnekliğine sahip. Öğrenciler TM tekniğini her gün dersler öncesinde 10-15 dakika sınıflarında topluca uygulayabiliyorlar.

Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi uzmanlarının okullarda yaptığı araştırmada Transandantal Meditasyon ( TM ) yapan öğrencilerin stres düzeyinde önemli bir düşüş ve olumlu duygularında ilerleme gözlendi.

Aynı teknik öğretmenlerin stres ve endişelerinde de azalma,yaratıcılıkta gelişme,iş hayatında mutluluk ve doyumun artışı, enerji ve canlılıkta artış, zihinsel berraklık ve etkinlikte artış, sağlık ihtiyaçları ve harcamalarında azalma gibi olumlu gelişmelere ortam hazırlıyor.

Okuldaki başarıyı geliştirmek ve ders stresinin tehlikeli yükselişini kontrol edebilmek için “Bilince Dayalı Alternatif Eğitim Programları” dünyada yaygınlaşıyor. Bu programlar içinde bilimsel olarak kabul gören “Transandantal Meditasyon”(TM) tekniği, zeka ve yaratıcılığı geliştirme ve şiddete eğilimi azaltmada etkin bir yöntem. TM uygulaması öğrencinin; stres ve strese bağlı rahatsızlıklarında azalmaya, zekasında gelişmeye, kendine güven ve başarısındaki artışa, hafıza ve öğrenme yeteneğindeki gelişime yardımcı oluyor.

Batı dünyasında okullar stresi azaltan, özel bir inanç ve yaşam tarzı gerektirmeyen, öğrenmesi kolay ve doğal meditasyon programlarını etkili bir çözüm olarak benimsiyor. Bilimsel araştırmalar bu programın yetişkinler kadar öğrenciler için de daha sağlıklı yaşam tarzı seçimini kolaylaştırdığını ve algılama kolaylığı, şefkat gibi olumlu davranış biçimlerini güçlendirdiğini kanıtlıyor.

Transandantal Meditasyon (TM) nedir?

Meditasyon teknikleri arasında farklı bir yeri olan ‘transandantal meditasyon’ (aşkın meditasyon-TM) doğal bir zihin tekniği. Araştırmalara göre zekâ ve yaratıcılığı geliştiren, mutluluğu artıran TM, Türkiye’de 1966′dan beri öğretiliyor. Transandantal; ‘aşan ötesine geçen’ demektir. Meditasyon da ‘derin düşünmek’ anlamına geliyor. Transandantal meditasyon ‘düşünceyi aşma yöntemi’ olarak ifade ediliyor. Yani düşüncemizi aşıp, düşüncemizin kaynağına ulaşma tekniği. 1957′de Maharishi Mahesh Yogi tarafından kurulan Transandantal Meditasyon Programı, insanın kendisini geliştirmesi için dünyada yaygın şekilde uygulanan bir program.

Fizyolojik İşleyiş

Maharishi’nin Transandantal Meditasyon tekniği, derin dinlenme ve gevşemeyi sağlar.
Sakin – uyanıklık ya da Transandantal Bilinç durumunda zihin çabasız olarak durulduğunda bu fizyolojik değişiklikler kendiliğinden oluşur. Zihin duruldukça beden, birikmiş streslerin atıldığı tüm sinir sisteminin yeniden canlandığı özel bir derin dinlenme durumu kazanır. Sonuçta zihin ve beden geliştikçe, kişi hayatta artan başarı ve doyumun zevkine varır. Yoga bütünleşme demektir. İnsan zihniyle,evrensel zekanın bütünleşmesi. İnsan zihni ile e bu evrensel zekanın birleşmesi yoga durumudur. Dolayısıyla transandantal meditasyon, yoganın kendisi ve hatta Yoganın özüdür. Modern eğitim kısmi bilgilerle öğrenciyi donatarak beynin kısmen çalışmasına neden olmaktadır. Beynin tamamını kullanmamızı sağlayan tek deneyim düşüncenin kaynağındaki sınırsız zekanın deneyimidir

Günde 40 dakika yeter

Transandantal Meditasyon tekniği, sabah ve akşamları 15-20 dakika, rahat bir yere oturarak gözler kapalı uygulanan ve güç sarfı gerektirmeyen, her inanç ve özel hayat tarzından her yaş grubundan bireyin rahatlıkla uygulayabileceği doğal bir zihin tekniğidir.

Yoksul Köy Yaşantısından Enstitüye – 3

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Yazı dizimize uzun bir aradan sonra devam ediyoruz. Fakir Baykurt’un memleketlisi Ahmet Kurban’ın kendi kaleminden. Bir Köy Enstitüsü hikayesi:

Biz o yıl ağabeyimle köyümüzün sığırtmacıydık.Annem babam orağa ırgatlığa gidiyorlar biz de sığır çobanlığı yapıyorduk.Sanırım ağustos ayıydı.
Öğleye kadar köyün çayırında sığırları otlattık. Hayvanların çoğunluğu yattığı
yerden bir kısmı da yattığı yerden geviş getiriyorlardı.Biz de ekmek torbalarımızı eşeğin sırtından aldık, yemek yemek için çeşmenin başına oturduk. Katık olarak iki kelle soğanımız çıktı.Soğanın büyüğü için ağabeyimle tartıştık.
Büyüğünü tabiki o aldı, küçüğü bana kaldı.Soğanlarımızı yumrukla kırdık, ekmeğimizin arasına koyup yemeğe başladık.

Bu arada köy tarafından birisi koşarak ve bağırarak bize doğru geliyordu. Yaklaştıkça sesi netleşti. ‘Ahmet imtihanı kazanmışız’ diye bağırıyordu. Ben hemen elimdeki dürümü bırakıp ayağa kalktım. Bu gelen birlikte sınava girdiğimiz arkadaşım Rıza Akın’dı. Ağabeyim durumu çakmış olacaktı ki bana ‘Nereye!’ diye bağırdı. Ben de ‘su içeceğim’ dedim, çeşmeye doğru yürüdüm. Çeşmenin yanına varınca baktım ağabeyimle aramız epey açılmış. Oradan elimdeki çomağı sığırların olduğu yere fırlatıp Rıza’ya doğru hızla koşmaya başladım. Ağabeyim beni yakalamak için koştuysa da yetişemedi. Biz Rıza ile köye çıktık.

Babam, annem ırgatlıktan dönmüşlerdi.Babam beni görünce şaşırdı. ‘Sen
ne yapıyorsun burda, hani ağabeyin? diye sordu. Ben de ‘Ben sınavı kazanmışım,okumayacağım; sığır-mığır gütmeyeceğim.’ dedim. Babam ‘iyi ya ağabeyin ekinlerin arasından yalnız başına sığırları nasıl köye çıkarsın, niye yalnız bıraktın geldin’ diye kızarak ağabeyime yardıma gitti.Ağabeyim ve babamın o akşam beni ertesi günü sığıra gitmem için ikna çabaları boşa gitti.Babam ırgatlığı bırakıp benim yerime sığıra gitmeye başladı. Benim Gönen’e okumaya gideceğimi ve o konuda kararlı olduğumu babam da anlamıştı. Bu fikrimden caydırmak için çeşitli yöntemler denedi. Hatta duygusal
yönden beni etkilemeye bile çalıştı.

Hala o sözleri kulağımda çınlar ‘Oğlum bak siz iki kardeşsiniz. Başka kardeşiniz yok. Sen uzaklara gideceksin, istediğiniz zaman birbirinizi göremeyeceksiniz. Bu esnada birinizin başına bir hal gelirse ne yaparsınız?’ Ben tüm bu yalvarmalara ve yakarmalara kulak asmıyordum. Ezilmişliğin, yoksulluğun yarattığı psikolojik çöküntüden ancak böyle kurtulabileceğime inanmıştım. Gönen’e gitme günü yaklaştıkça babam gitmemem için daha çok gerekçeler üretiyor son zamanlarda adeta yalvarıyordu.

En sonunda dilinin altındaki baklayı çıkardı. ‘Oğlum beş kuruş paramız yok, neyle gideceksin’ dedi. Bu çaresizliği duyunca ben ağlamaya başladım. Tam o sırada dayım kapıdan içeri girdi.’ Ağlama dayım, ben o sorunu çözdüm’ deyip kağıt iki buçuk lirayı babama uzattı. ‘Bırak enişte sülalemizde hiç değilse bir kişi okusun. Belki ileride hepimize yararı dokunur.’ dedi. Babam ve ben bu duruma çok sevindik. Babam bana ‘Yarın eğitmen gelip sizi Gönen’e götürecekmiş, hazırlan’ dedi. O ana kadar hayatımda en çok sevindiğim gün o gündü.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
sitemap sitemap.txt sitemap.html tv haberleri haberler
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz. Şikayet adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tvhaberleri.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.İletişim kasvax@gmail.com