Kar kıyamet derken bir de evde mahsur kalıp işleri evden takip ederken doğal olarak zihniniz de size belli etmeden molalar veriyor ve zaman zaman her zamanki ruh halinden çıkıp birazcık düşünüyorsunuz da; hoş benim bunu yapmadığım an yok…muhtemelen bir çoğumuzda uyurken de çalışıyor bu beyin ve bizleri oldukça yoruyor.Halbuki şöyle bir-iki gün yok abartmayayım…birkaç saat izine çıksa da çocuklar gibi huzurla uyusak değil mi?
Konu başlığında yer alan şu NİTELİK VE NİCELİK konuları ezelden beri yaşantımızın hemen hemen her kesitinde yer almış ve hatta zaman zaman müzakerelere, çelişkilere bile yol açmıştır.Nedir bizler için önemli olan?
Nitelik mi?
Nicelik mi?
Öyle de durumlar söz konusu olur ki ya her ikisine birden sahip olmak isteriz ya da mutlaka ve mutlaka birinden birini tercih etmemiz gerekir ve akabinde mütemadiyen her seçim bir vazgeciştir deyiminin canlı örneğini yaşayarak bir diğerinin bize sağlayacaklarından vaz geçeriz…Pişman olur muyuz? olmaz mıyız? Bu da ayrı bir konu…
Önce bakalım gerçekten biliyor muyuz bu kelimelerin anlamlarını:
NİTELİK : Genel anlamda; bir hizmet ya da ürünün belirli bir gereksinmeyi karşılamaya yönelik bütün özellikleri ve öznitelikleri ( bu anonim bir tanım ) Türkçe’ de zaman zaman kalite kelimesi ile eşdeğerde kullanılıyor.
TDK’ ye göre; bir şeyin nasıl olduğunu belirten ve onu başka şeylerden ayıran belirtici özellik olarak tanımlanıyor.Bu kulağa daha hoş geliyor sanki değil mi? Felsefe biliminde de Aristoteles’ten beri nitelik düşüncenin temel anlatım biçimlerinden (kategori) biridir.Nesnenin algılama konusu olan yani “Nitelikler” nesne ve algıları neyseler o yapar, başka nesnelerden ve olaylardan ayırır, onları sınırsızca ve sonsuzca çeşitlendirir.Felsefede nitelik kavramı konuşma dilindeki gibi bir anlam taşımaz. Felsefede nitelik kavramı; yokluğu o nesne ya da olayı neyse o olmaktan çıkaracak olan, nesne ya da olayın bütünsel öz yapısını dile getirir.Nitelik özdeş olmayan nesne ve olaylar arasında söz konusudur.
NİCELİK: Yine genel anlamda sayılabilen, ölçülebilen,birimlendirilebilen özelliklerdir.Nesnenin ölçme konusu olan yani.Nicelik özdeş olan nesne ve olaylar arasında sözkonusudur.
Şimdi biraz aklımız karışmaya başladı sanırım…
Her ne kadar biraz evvel dile getirdiğim gibi zaman zaman ikisi arasinda tercihler yapılmak zorunda olmasına ya da ister istemez böylesine ayrımcı kararlar verilmesine rağmen;
Nicelikle nitelik bağımlıdırlar, ayrıştırılamazlar. Sadece nicel ya da sadece nitel olan hiçbir şey yoktur.
Her nesne ve olay, belli bir nitelik ile belli bir niceliğin birleşimidir.Bu birleşimin bozulması o nesne ya da olayı başka bir olaya ya da nesneye dönüştürür. Bir şeyin neyse öyle kalması için niteliksel yanının niceliksel yanıyla belli bir oranda birleşmiş, dengeye girmiş olması gerekir. Denge bozulursa o nesne başka bir nesne olur. Fakat bir nesnenin nitelik değiştirmesi için az da olsa bir nicelik değişimi gereklidir. “Nicelik değişimi olmaksızın nitelik değişmesi mümkün değildir.”Nicelikle niteliğin bağımlı birliğinde temel olan niteliktir, çünkü bir nesne ya da olayın az ya da çok sürekli bir biçimi vardır ve niceliksel olarak değişirken bu niteliksel varlık biçimini belli bir sınıra kadar sürdürür. Niteliğin değişmesi için niceliğin değişmesi zorunludur. , ama her nicelik değişimi nitelik değişimini gerektirmez. ( http://www.anlamak.com/dusunmek/felsefe-sozlugu/Felsefe-Sozlugu—N.htm )
Şimdi bu genel ve bilimsel tanımlamaları süzüp güncel yaşantımıza az da olsa yapıştırmayı başarabilirsek muhtemelen ben de dahil olmak üzere birçoğumuz, hassas dengelere nerelerde nasıl zarar verdiğimizin ya da zaman içinde acaba nerde hata yaptım diye, neden sormak durumuna düştüğümüzün cevaplarını üç aşağı beş yukarı buluruz diye düşünüyorum.
Örnekleme ile açıklarsak muhtemelen yol gösterici olacaktır.
Örneğin SEVGİ…
Şimdi sorarız zaman zaman; sormayız demeyin…bunu hemen hemen herkes bir şekilde birilerine soruyor…
BENİ NE KADAR SEVİYORSUN?
Ah! İşte elde var bir…
Öncelikle sevgi soyut bir kavram, demedik mi nicelik sayılabilen nesneler için söz konusudur diye…hadi sayın bakalım nasıl sayacaksanız…
O zaman soru şöyle mi olmalı?
BENİ NASIL BİR KALİTEDE SEVİYORSUN?
Bu daha da beter oldu değil mi? Abartmayalım…
Bir de kalite kontrol personeli işlem tamam olacak…
Ya da böyle bir soru sorulmalı mıdır ve illaki sorulacaksa yani sevginin niceliği demeyelim de yoğunluğu ve kalitesi merak ediliyorsa soru nasıl olmalı?
Aslında SEVGİ konusu çok hassas uçlarda gezen bir konu ve nitelik nicelik kavramları öylesine içiçe girmiş ki…sorular da cevaplar da zor…Burada sadece iki cins arasındaki sevgiden bahsetmiyorum, anne sevgisi, evlat sevgisi, kardeş,arkadaş, doğa, çiçek,böcek ( tabii ki aramızda böcek sevenler çok değildir ama kafiyeli olsun diye öyle yazdım ) yani hayvan sevgisi…ve hatta işinize olan sevginiz…
Aranızda neden SEVGİ ile örnek verdim diye düşünenler olabilir ama bence her işin başı bu arkadaşlar…Yapılan işe bile az da olsa sevgi denen duygu akımını vermedikçe başarılı olmak oldukça zor…dolayısı ile buradaki nitelik ve nicelik kavramlarını çok iyi algılamak ve hassas dengeleri korumak gerek.En önemlisi bu iki özelliğin yukarıda değindiğim gibi aslında ayrılmaz bir bütünün parçaları olduğunu kesinlikle fark etmek ve bunları birbirinden ayırmamaya çalışmaktır.Karşılıklı iki bireyin iletişim ve ilişkisinden tutun uluslararası ilişkilere kadar işin temeli bu…
SEVGİ nin konu ne olursa olsun niceliği yani az ya da çokluğu her ne kadar soyutlar ölçülemez desek te söz konusu konuya verilen önem, harcanan emek, en azından zihinde ayrılan kapasite,zaman içinde karşılıklı başarılara, doğru yerlere ve devamlılığa götürüyorsa çokluk; ama tam aksi bir başarısızlık ve sorun yaratıyorsa azlık söz konusudur diyebiliriz.
Ve, buradan aynen kavramların bilimsel açıklamasında olduğu gibi niceliğinin akabinde niteliğe geliyoruz.İfade ettiğim emek, önem, saygı, paylaşım ve benzeri unsurlar ne kadar yoğun ise SEVGİ nin ve bununla her ne yaratılıyorsa onun niteliği yani kalitesi de artacaktır ve OLAY BUDUR!
Neden yazdım değil mi bunları?
Zaman zaman bu tarz yazılar yazdığım zaman kimi arkadaşlar geri dönüyorlar ve dertli olup olmadığımı soruyorlar, sağolsunlar ve bazen acaba DSM ( Duygu Sömürüsü Modu ) mı yapıyorum diye soranlar da oluyor ama değil…Sadece ve sadece hala üstüme vazife olmamasına rağmen yaşama dair ne keşfediyorsam paylaşmak istiyorum ki, zaman zaman Amerika’ yı tekrar keşfediyor da olabilirim…ama zararın neresinden dönsek kardır…evet, sadece paylaşmak için…
Gelelim sadede;
Nacizane tavsiye ya da öneride bulunuyorum…Gerek sosyal ve gerekse iş yaşamınızdaki ilişkilerinizde karar mekanizmanızı çalıştırırken nitelik ve nicelik konusunda hassas davranınız.Bunların beraber oldukları zaman daha değerli neticeler elde edildiğini unutmayınız.Sayısal değerler uğruna bir daha geri dönemeyeceğiniz adımlar atmayınız.Size nitelik olarak bir seyler kazandıracağını umduğunuz kararlar verirken ya da girişimlerde bulunurken de bir yerlerde hem nicelik hem de nitelik bakımından bir şeyleri yitirme riskiniz oldugunu asla unutmayınız.
Zaman içinde başarı, itibar ve hatta şöhret uğruna attığınız adımların belki de sizi bütün bir ömür boyunca sevecek ve muhtemelen bir çok konuda sizinle yanyana omuz omuza olmaya gönüllü olacak olan kişileri üzme riski olduğunu;
Bunun yanısıra bunun tam tersi; asla ve asla size ya da içinde bulunduğunuz konuma denk duşmeyen ( genelde bunu maalesef deneyip yanıldıktan sonra anlarız ama neyse ), kaşınızı gözünüzü bilmem kaçıncı kalite boyalarla allayıp pullayan, itibarinizi zedeleyecek, başarılarınızı engelleyecek kişilerle yol almayın, almamaya çalışın…arada bir birileri sizi uyarıyorsa vardır bir bildikleri deyip şöyle bir mola verip düşünün…zararın neresinden dönseniz kardır…
Netice itibari ile ne niteliği niceliğe…ne de niceliği niteliğe tercih etmeyiniz…Anca beraber kanca beraber…
Vaktiniz olursa şöyle bir mola verin bir düşünün hem sosyal hem de iş ilişkilerinizi…acaba bir yerlerde hata yaptık mı diye…
Recent Comments