Erkekte Cinsel Güçsüzlük

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Erkekte Cinsel Güçsüzlük

Erken Boşalma
Erkekte cinsel güçsüzlüğün belirtileri penisin sertleşmemesi, yarım sertleşmesi, sertleşmenin çabuk sönmesi, erken boşalma, hiç boşalamama veya orgazm olunmamasıdır.

Bu sorun irdelenirken “cinsel açıdan güçsüz kalma korkusu” ile gerçek cinsel güçsüzlüğün birbirinden ayrılması gerekir. Gerçek güçsüzlük uygun eş, uygun zaman ve uygun yer olduğu halde bile ortaya çıkan cinsel işlev bozukluğudur. Bu işlev bozukluğunun ana nedenleri şöyle özetlenebilir:

1- Organik nedenler

2- Ruhsal bozukluklar.

3- Cinsel kimlik duygusundaki gelişimsel kusurlar.

Eskiden peniste sertleşme azlığı neredeyse tamamen ruhsal kökenli bir sorun olarak kabul edilirdi. Ancak son araştırmalar organik bozuklukların payının % 30-40′a kadar çıktığını bildirmektedir.

Organ kusurunun en iyi tanısı uyku laboratuvarında REM uykusu döneminde penis sertleşmesinin olup olmadığı ile konur. Erkeklerde penis uykuda sık sık sertleşir ve söner. Uykuda, masturbasyon sırasında veya cinsel uyarılmayla penis sertleşmesinin hiç olmadığı bildiriliyorsa organ kusurundan şüphelenilir.

Cinsel İşlev Kusurlarında Tedavi Yaklaşımı
1-Öncelikle kişide başka bir ruhsal sorun, organik bozukluk, ilaç, alkol ya da başka maddelere bağımlılığın olup olmadığı araştırılır.

2-Kişinin cinsel eşi ile uyumlu olmadığı durumlarda sorun bir cinsel konu sayılmaz.Cinsel ilişkide eşlerin istekli ve hazır olmaları,aralarında yakınlık,sevgi ve sıcaklık duyguları yanısıra cinsel yönde birbirlerini çekici bulmaları gerekir. Böyle ruhsal bir ortamda fiziksel ortamında uygun olması sağlanmalıdır.

3-Uzmanlarla konuşurken sorunları olabildiğince açık konuşarak anlatmak gerekir.

4-Cinsel uyum sorunları genellikle kişisel, çevresel ve toplumsal özelliklere bağımlıdır. Bunlar değerlendirilmeli ve yanlış algılanmalar değiştirilmelidir.

5-Cinsel tedavi (Sex Therapy) cinsel işlev bozukluklarını hedef alan koşullanma ve öğrenme ilkelerini kullanan davranışsal tedavi türüdür. Cinsel işlev bozukluğunun temelinde yanlış koşullanmalar ve pekiştirmeler yatar. Ve bu yanlış koşullandırmaları ve öğrenmeyi silip yerine uyumsal olanları öğretmek gerekir. Bu öğrenme süreci kolaydan zora, düşük güçte uyarıcıdan daha güçlü uyarıcıyca olmak üzere korku ve bunaltı yaratan uyarıcılar karşısında sistematik gevşeme ve duyarsızlaştırma tekniklerini içerir.

Çiftlerin hem kendilerini hem de birbirlerinin bedenini iyice tanımaları, dokunabilmeleri, uyarılma noktalarını, haz duyma, orgazma ulaşma hareketlerini tanımaları ve birbirlerini uyarabilmeyi öğrenmeleri önemlidir.

6-En önemli nokta ise cinsel işlevlerde herhangi bir problem hisseden kişilerin mutlak bir uzmana başvurmaları gereklidir. Her problem kendi içinde özeldir. Ve hiçbiri birbirine benzemez. Bunlar değişebilir ve problemler çözülebilir. Bu işin uzmanı olan psikiyatrisler, psikologlar, seks terapistleridir. Bu konuda duyarlı olup cesaretle problemin üstüne gidilmelidir.

Androloji Nedir?

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Androloji Bilim Dalı uğraş alanları; erkek infertilitesi, erkek ve kadın cinsel fonksiyon bozukluklarıdır.
Erkek ve kadın cinsel sağlığı, erkek kısırlığı ve bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya

Gerçekte de üroloji ve androloji aynı anatomofizyolojik sahayı paylaşmaktadır ve gerçekten de ürolojiyi bilmeden androloji bilinemez. Çünkü sistem birbirini tamamlayan bütünün parçaları konumundadır.
Andros= Erkek, Logos= Bilim sözcüklerinden androloji terimi erkekbilim şeklinde çevrilebilir. Ancak erkek ve kadın cinsel fonksiyonlarının benzerlikleri ve birbirlerini tamamlayan özellikler taşımaları nedeniyle kadın cinsel fonksiyonlarını da inceler. Kadın olmadan erkek, erkek olmadan kadın cinselliği yarım kalmaktadır prensibi geçerlidir. Cinsel fonksiyonları bozuk bir erkeğin partnerinin de sağlıklı bir cinsel hayat yasaması oldukça zordur.

ANDROLOJİK RAHATSIZLIKLAR

1. Penis anatomisi ve fizyolojisi
2. Erektil disfonksiyon ( iktidarsizlik ): Nedenleri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri
3. Penis eğriliği ve peyroni hastalığı
4. Mikropenis ve küçük penis
5. Normal penis gelişimi
6. Penis büyütme teknik ve ameliyatları
7. Penis protezi
8. Penis kırılması ( fraktürü )
9. Priapizm ( penisin uzun süre sert kalması )
10. Adult hipospadias ve epispadias
11. Diabet hastalığı ve cinsel fonksiyon bozuklukları
12. Kalp hastalıkları ve cinsellik
13. İlaçlar ve cinsellik
14. Hiperkolesterolemi ve cinsel fonksiyonlar
15. Obezite ve cinsellik
16. Böbrek hastalıkları ve cinsel fonksiyon bozuklukları
17. Spinal kord yaralanmasi ve cinsel fonksiyon bozuklukları
18. Böbrek yetmezliği ve cinsel fonksiyonlar
19. Travmalar ve cinsel fonksiyonlar
20. Prostat hastalıkları ve cinsel fonksiyonlar
21. Yaşlılık ve cinsel fonksiyonlar
22. Penil cilt hastalıkları
23. Penis kanserleri
24. Orgazm bozuklukları
25. Erken boşalma
26. Erkek kısırlığı
27. Penis küçülmesi
28. Testis hastalıkları ve cinsellik
29. Cinsel isteksizlik ( libido azlığı )
30. Cinsel tiksinti
31. İlk gece sorunu
32. Cinsellik psikolojisi ve cinsel sağlık
33. Sağlıklı cinsel yaşam
34. Kadın cinsel fonksiyon bozuklukları
35. Kadın cinsel anatomi ve fizyolojisi
36. Kızlık zarı
37. Menopoz ve cinsellik
38. Gebelik ve cinsellik
39. Vajinismus
40. Yaşlı kadın ve cinsellik
41. Cinsellik ve internet
42. Cinsellik ve basın
43. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
44. Cinsel istismar
45. Evlilik ve cinsellik
46. Arkadaslik ve cinsellik
47. Cinsel sapıklıklar
48. Masturbasyon
49. Meslek ve cinsellik
50. Çalışma hayatı ve cinsellik
51. İklim, coğrafya ve cinsellik
52. Kültür ve cinsellik
53. Irksal özellikler ve cinsellik
54. Hormonlar ve cinsellik
55. Fantezi ve cinsellik

Cinsel sorun ne demek?

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Cinsel sorun ne demek?

Günümüzde cinsel sorun diye karşımıza çıkan pek çok hastalığın temeli psikolojik..

Kadınlarda cinsel soğukluk, orgazm olamama ve vajinusmus en çok görülen sorunlar arasındadır. Eğer bir kadın uyarılmada zorluk çekiyor ya da partneriyle cinsel ilişkide yeterli performans gösteremiyorsa, ortada ele alınması gereken gerçek bir sorun var demektir.Bazı cinsel fonksiyon bozukluklarının sebepleri arasında toplum baskısı, katı yetiştirilme, ilişki sırasında erkeğim tatmin edememe korkusu, eksik bilgilendirilmiş olma, partnerle iletişimsizlik gibi sebepler sayılabilir. Öncelikle eşle iletişim kurmaya
çalışılmalıdır. Cinsel fonksiyon bozukluğu vakalarının çoğunun tedavisi mümkündür. Ancak ilk adım, bir sorun olduğunu kabul etmek ve bir uzmandan yardım istemektir. Diyabet, kalp hastalığı, nörolojik bozukluklar, pelvis ameliyatları ve travması, ilaç yan etkileri, böbrek ya da karaciğer yetersizliği gibi kronik hastalıklar, hormonal dengesizlikler, alkolizm, yoğun sigara kullanımı, işle ilgili stres ya da kaygılar, evlilikte geçimsizlik, cinsel yönelimle ilgili çelişkiler, depresyon ya da daha önce geçirilmiş travmatik cinsel deneyimler cinsel isteksizliğe sebep olabilir. Cinsel fonksiyon bozukluklarının tedavisinde erkekler için cerrahi müdahalenin daha sıkça yapılabilmesine karşın kadınlarda sorunun daha çok psikolojik kaynaklı olduğu görülmektedir.

Cinsel isteksizlik

Sorunlar arasında sıkça görülenlerindendir. İsteksizlik cinsel birleşmeye, partneri istememeye ya da pozisyona karşı olabilir. Özellikle partner istekli davranmaya başladığında isteksizlik daha da artar. Kadınlarda pasif direnme ve iğrenme şeklinde ortaya çıkabilir.

Eşiyle arasındaki fazla yaş farkı, gebe kalma korkusu, yanlış eğitim, cinsel hastalıklar (rahim iltihabı, rahimde tümör vs.) ve doğum sırasında meydana gelen yaralanmalar, kadınların cinsel ilişkiden kaçmalarına ya da soğuk davranmalarına sebep olabilir. Ayrıca doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncim düşüren hastalık ve durumlarda da geçici ya da sürekli olarak cinsel istek kaybı ortaya çıkabilir.

Eşlerin, tek taraflı isteksizlikler karşısında son derece anlayışlı olmaları ve zorlayıcı olmamaları gerekmektedir. Öncelikle eşlerin birbirleriyle konuşarak iletişim kurmaları gerekir. Klinik başvurularda kadınların cinsel isteksizlik konusunda erkeklerden daha fazla olduğu saptanmıştır.

Cinsel isteksizlikle ilgili olarak, göz ardı edilmemesi gereken bir nokta vardır. İnsanlar birbirlerinden farklı derecelerde cinsel istek gösterebilirler. Bu farklılık doğuştan kazanılmış özelliklerdendir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek ve kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Cinsel isteğin diğer partnere göre daha az olması cinsel isteksizlik olarak değerlendirilmemelidir.

Cinsel sorunları olan insanlar, sorunu oluruna bırakmanın dışında, çeşitli tedavi yollarına başvurabilirler. Bunlar ilaç, psikolojik ve tıbbi danışma, daha yoğun, ve sistemli psikoterapi, kadın ve erkeklerin topluca cinsel sorunları bütün boyutlarıyla araştırdıkları tartışma gruplarıdır. İlaç, cinsel sorunlarda bugün bile en çok kullanılan tedavi yöntemidir. Hekimler, iktidarsızlık ya da orgazm güçlüğü gibi cinsel sorunları olan insanlara endişe ve korku duygularım yenebilmeleri için bazı ilaçlar vermekte ya da cinsel tepkileri olumsuz yönden etkileyen depresyon durumlarına karşı antidepresanlar önermektedir, ilacın, yüzde 95 ruhsal nedenlerden kaynaklanan soğukluk ve güçsüzlük gibi sorunlara iyi geldiği konusunda bugüne kadar hiçbir tıbbi kanıt elde edilmiş değildir.

Ancak, cinsel tepkiyi etkileyen alkolizm gibi fiziksel bir rahatsızlık varsa, o zaman olumlu bir etki yapabilirler. Çoğu insan, ilk aşırı heyecan ve korkularım, ilaç yerine bir-iki kadeh içki alarak veya tanışma dönemini biraz uzatarak yenme yoluna gitmektedir ki, bu daha akla yakın bir yöntemdir.

Psikoterapi ise bazı insanların cinsel sorunların ve bunların temelinde yatan kişisel deneyleri anlamalarım ve bu şekilde bu insanların kendi kendilerine yardımcı olmalarını sağlar. Ancak, psikoterapinin sonuçları uzun bir dönemde alındığı için bazı hastalarca kuşkuyla karşılanmaktadır.

Sorunlara psikolojik yaklaşımlar

Psikolojik danışma, psikoterapinin daha az sistematik olan bir biçimidir ve onun gibi, insanların kendi sorunlarının kaynağına inmelerini sağlayabilir, insanın cinsel sorunlarını analiz etmesi, her zaman bu sorunları çözdüğü anlamına gelmeyebilir. Sorunlar esas olarak cinsel ilişki içinde çözümlenir. Bütün insan davranışlarının öğrenilmiş, sonradan edinilmiş davranışlar olduğu ve tıpkı öğrenildikleri gibi “unutulup” bir yana da atılabilecekleri varsayılmaktadır. istenilmeyen bir davranış, örneğin kadında nemlenme ya da orgazm eksikliği, tıpkı boyun ya da bel tutulmasının fizyoterapi yoluyla giderilmesi gibi giderilecek ve yerini daha doyurucu, istenilen bir davranışa bırakacaktır. Bu tür terapi, esas olarak, genellikle iki-üç haftalık bir programdan oluşmaktadır. Bu programda, terapist, hastanın bir eşte ağır ağır gelişen, yumuşak, zorlamadan kaçınan ama belli aşamalardan sırayla geçen bir cinsel ilişki kurmasını sağlamaktadır. Erken boşalma ile ilgili egzersiz, bu programın en çok uygulanan örneğidir. Terapist, bu uygulama sırasında terapiye katılan eşin, hastanın doğal, her zamanki eşi olmasını yeğlemektedir: bu, egzersizlerin daha doğal bir hava içinde geçmesini sağlayacaktır. Ama bu mümkün olmadığında, “vekil tedavisi” yöntemi uygulanmaktadır. Burada, eşin yerini tutan bir “vekil”, cinsel eş olarak hastayla fiziksel birleşmeye kadar varan bir programa katılmaktadır.

Cinsel hayatınızı ateşlemek için…

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Cinsel hayatınızı ateşlemek için…

Sağlıklı bir cinsel hayat için, yaşam kriterlerinizi değiştirmeniz gerekiyor

Sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin yüzde 90’ında kalp hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet veya sigara kullanımı gibi risk faktörlerinden biri mutlaka görülüyor.

Prof. Dr. Hattat’ın önerdiği basit yaşam tarzı değişiklikleri şöyle:

Beslenmenize özen gösterin: Kolesterol ve doymuş yağ miktarı düşük yiyeceklere yönelin. Daha az kalori tüketin, sebze ve meyve kullanımınızı artırın.

Kilo verin: Şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar sertliği gibi cinsel güçsüzlükle ilgili pek çok hastalıkta, kilo fazlalığı en önemli risk faktörüdür. Düzenli bir kilo verme programı damarlardaki kan akımını iyileştirip, cinsel yaşamınızı olumlu yönde etkiler.

Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz alışkanlığı sizi yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliği gibi cinsel gücü azaltan risk faktörlerinden koruyacak, damarlarınızı hep genç tutacaktır.

Strese dikkat!: Depresyonun ve tedavisinde kullanılan pek çok ilacın cinsel yaşamı olumsuz etkilediği biliniyor. Ayrıca gergin, stres düzeyi yüksek, sinirli erkeklerde cinsel güç kaybı daha erken yaşlarda ortaya çıkıp, daha yoğun seyreder.

Alkol ve sigaradan uzaklaşın: Alkol ve sigara cinsel sağlığa en zararlı toksinlerdir.

İdeal değerleriniz ne olmalı?

- Kolesterol seviyesi 170’in altında,
- HDL (iyi kolesterol) 60’ın üstünde,
- Trigliserit 150’nin altında,
- Tansiyon 120 - 80 mmHg olmalı.
- Bel çevresi erkeklerde 94 santimetrenin üzerine çıkmamalı.

Sahte orgazm nasıl anlaşılır?

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Sahte orgazm nasıl anlaşılır?

Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 40′ı orgazm takliti yaparak eşini kandırıyor

İtalyan seks uzmanı Maurizio Bossi, seks sırasında 5 bin kadını inceleyerek, gerçek orgazm`ın sahte`sinden ayırt edilebileceğini söyledi.

Bossi, orgazm sırasında kadınların çok farklı tepkiler gösterdiklerini ve erkeklerin bunu dikkatli incelediklerinde rahatlıkla anlayabileceklerini de sözlerine ekledi. Bossi, seks sırasında erkeğin kadınının yüzünü, göbeğini, göğüs ve ayaklarını görebilecek şekilde yatış pozisyonuna almasını önererek, orgazm`dan önce kadının burnu kaşınmaya, göğüs uçları sertleşmeye, göğüslerinin arasındaki derinin kızarmaya başladığını belirtti.

Bossi ayrıca, erkeklerin kadınların parmaklarına dikkatlice bakmaları gerektiğini, çünkü orgazm sırasında ayak parmaklarının oynadığını sözlerine ekledi.

Orgazm’ın yararları

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Artık uzmanlarca da resmen onaylandı! Orgazm sizi sadece zevkin doruklarına çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlığınızı da pozitif anlamda maksimum derecede etkiliyor. Yani özetle, orgazmın regl sancılarından uykusuzluğa kadar pek çok hastalığa iyi geliyor… Nasıl mı? Cevabı aşağıdaki yazıda….

1.Orgazm bir erkeğin hayatını kurtarabilir….
‘Bu gece benimle sevişmezsen öleceğim!’ Bu cümle yatakta partneriyle kavga eden bir erkeğin ağzından dökülmüş gibi görünebilir. Ancak belki inanmayacaksınız ama bilim adamları bu cümlenin anlam açısından doğru olduğunu söylüyor.
Bristol Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, orgazm oranı yüksek kişilerin orgazm olmayan kişiye göre daha düşük bir ölüm riski taşıdıklarını göstermiş. 10 yıl süren araştırma, haftada ikiden fazla orgazm olabilen erkeklerin ayda sadece birkaç kez orgazm olan erkeklere göre yüzde 50 oranında daha az ölüm riski taşıdığını kanıtlamış. Yine orta yaştaki erkekler üzerinde yapılan uzun araştırmalar, erkeklerin orgazm esnasında kalp krizi riskini azalttığı bilinen DHEA isimli bir hormon salgıladıklarını göstermiş. Tüm bu bilgiler ışığında herhalde orgazmın gerçekten hayat kurtardığını söyleyen bir kişiye siz de hak verirsiniz. Artık siz de ‘Biliyor musunuz, Ayşe dün gece hayatımı kurtardı! Nasıl mı? Tabi ki benimle sevişerek…’ gibi Amerikan esprileri yapabilirsiniz…

2-Orgazm, kansere karşı savunmanızı güçlendirir…
Uzmanlar, düzenli seksin, (özellikle meme ucu bolca okşandığında) kanser riskini azalttığın söylüyor. Çünkü laboratuvar ortamında yapılan araştırmalar, seks esnasında göğüs kanseri hücrelerini baskılayan oxytocin isimli hormonun salınımının arttığını gösteriyor. Göğüs masajının lenf akışını artırdığı ve zararlı maddeleri dışarıya attığı biliniyordu. Yine annelerin çocuklarını emzirmelerinin de onları göğüs kanserinden koruyan bir faktör olduğu tespit edilmişti. Bu durumda aklınıza ‘Peki bebeği olmayan kadınlar kanserden korunmak için ne yapacak?’ sorusu gelebilir. İşte bu sorunun cevabı ise göğüs uçlarının bolca okşandığı seks!

3-Orgazm regl ağrılarını önler
Kadınların yüzde 10’u, ağrılı regl dönemi, ağrılı cinsel ilişki, regl öncesinde karın ağrısı, sırt ağrısı, enerji azlığı gibi etkileri olan endometriozisten muzdarip. Yine çoğu kadın regl döneminde endometriozis kaynaklı olmasa da çeşitli ağırlar çekiyorlar. Amerika’da 2 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırma mensturasyon döneminde seks yapan kadınların regl dönemini daha rahat geçirdiğini göstermiş. Yani özetle orgazm, menstural yıkıntıyı azaltarak ağrıların azalmasına da yardımcı oluyor.

Seksin en büyük düşmanı

Posted by admin on Temmuz 11th, 2008

Cinsel işlev bozukluklarına en çok uyku apne sendromunda rastlanıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Nörolog Dr. Vedat Sözmen, uykusuzluğun cinsel fonksiyonlara etkisini anlattı. Uyku apne sendromu olan kişilerde genellikle zaten bir cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülür. Mesela birine uyku apne sendromu teşhisi konulurken ‘Horlama var mı, uyku sırasında nefes durması var mı, gece terlemeleri oluyor mu? Gibi bazı klasik sorular sorarız. Bu soruların yanı sıra kişiye ‘Cinsel fonksiyonlarda bir azalma var mı?’ sorusunu da yöneltiyoruz. Bunların hepsi tabii ki uyku apnesi sendromuna işaret etmez ama bunlarla beraber cinsel fonksiyonlarda da bir bozukluk olduğunu söylerse hastayı uyku apne sendromuna daha yakın düşünürüz.

ÖNCE SORUN SAPTANMALI
Uyku apnesi olanlarda genel olarak kandaki oksijen seviyesi düşer ve bu durum kişilerde yağ oranının artmasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesi cinsel fonksiyonun yeterince yerine getirilememesine neden olur. Bir de yine aynı şekilde uyku bozuklukları, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk yaptığı için kişi akşam eve geldiğinde zaten halsiz ve uykulu oluyor. Onun için doğrudan uyumak istiyor, bu da cinsel isteksizliğe neden oluyor.Yapılan araştırmalar uyku apne sendromu olan bireylerdeki cinsel sorunların dolaşımdaki testosteron miktarının azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

SERTLEŞME BOZUKLUĞU
Uyku apne bozukluğuna bağlı sertleşme bozukluğu olan hastalarda apnenin cerrahi veya CPAP ile tedavisinden sonra büyük olasılıkla testesteron düzeylerinin de normale gelmesine bağlı olarak sertleşme bozukluğunda düzelme saptanmıştır. Bilindiği gibi testosteron erkek ve kadında cinsel dürtü ile ilişkili bir hormondur ve kandaki düzeyi stresten, uyku ve duygudurumdaki değişikliklerden etkilenir. Cinsel sorunlara neden olan tıbbi bir neden saptandığında, psikolojik nedenler varolan cinsel sorunu olumsuz etkileyeceği için bu hastaların psikiyatrik açıdan desteklenmesi tedaviyi olumlu etkiler.

Alkol spermi olumsuz etkiliyor
ERKEK kısırlığında sıcak banyo, işyerlerinde veya çevrede bulunan kimyasal maddeler ile zehirli gazlar önemli rol oynuyor. Ayrıca sigara, alkol ve kafein sperm üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle baba adaylarının hem çalışma koşullarını gözden geçirmeleri hem de aşırı alkol, kafein ve sigara tüketiminden kaçınmaları gerekiyor.

Kadınlar Bay Doğru’yu ‘ilk öpücükle’ buluyor

Posted by admin on Temmuz 2nd, 2008

ABD’li bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma, ‘doğru erkeği’ arayan kadınlar için, karşı cinsle ilk öpüşmenin çok önemli olduğunu ortaya koydu. New York Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları ‘Evolutionary Psychology’ (Evrimsel Psikoloji) adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, kadınlar için ilk öpücük, o ilişkinin derinleşip derinleşmeyeceği yönündeki ilk kararı vermede bilinçaltında kritik önem taşıyor. Araştırmayı yürüten bilim adamları, öpüşmenin kadınlar tarafından, ‘doğru babayı

Tüm duyularınızla sevişin

Posted by admin on Temmuz 2nd, 2008

Dokunma, tat alma, görme, koku alma ve duyma… Yaşantımızın her anında kullandığımız bu beş duyunun sekste de büyük bir rol oynadığını biliyor muydunuz? Mesela kadınların ve erkeklerin en çok hangi bölgelerine dokunulmasından hoşlandıklarını ya da hangi renklerden tahrik olduklarını… Tüm bunları merak edenler sırayla bu beş duyuyu tıklasınlar, bakalım yatak odasında ne denli “duyarlılar”. 1- Seksin sesi Bebeklerin ilk duydukları ses, annelerinin kalp atışıdır. Büyünce bile bu sesi duyduğumuzda büyük bir huzur

Cinsellikte zirveye tırmanın

Posted by admin on Temmuz 1st, 2008

Partnerler neyin iyi ve kötü olduğunu, neyi isteyip istemediklerini dile getirdikleri zaman cinselliğin kalitesi artıyor… Gerek kadının gerekse erkeğin cinselliğinin zirvesine çıktığı yaş döneminin ne olduğu, cinsellikle ilgili en sık yöneltilen sorulardan biridir. Bu soruyla asıl öğrenilmek istenen, cinsel aktivitenin en sık ve tutkunun en yoğun ne zaman gerçekleştiği. Erkekliğin zirvesi Yapılan araştırmalar, kadınların yetişkinlik yaşamları boyunca ortalama olarak haftada bir kez orgazma ulaştığını, cinsel açıdan zirve olarak


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.