Kadınlarda bel kalınlığı arttı!

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

The Guardian gazetesinin G2 adlı ekinde yer alan haber, kadınların kıvrımlı vücut hatlarının yok olmaya başladığını ortaya koydu.

Londra Moda Koleji’nin hazırladığı rapora göre, kadınlarda bel kalınlığı son 50 yılda artış gösterdi. 50 yıl önce kadınların belleri ile kalçaları arasındaki oran 0,7 iken, araştırmalar bu oranın 0,8′e çıktığını gösterdi. Bu da kadınların daha erkeksi bir görünüme sahip olmasına neden oldu. Bel kıvrımının ortadan kalkmasının en önemli nedenlerinden biri kadınlık hormonu.

Stresli işlerde çalışan kadınların östrojen hormonu salgıları düştüğü için yağlar kalça yerine belde toplanıyor.

Toksinlerinizden Arınmak İstermisiniz?

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Eğer kırmızı eti seviyorsanız,

Siyah çaydan başkasıyla işim yok diyorsanız,

Kahveden vazgeçemiyorsanız,

Hiçbir pastaya da hayır diyemiyorsanız,

Öyleyse bol miktarda TOKSİNLİSİNİZ. Size vereceğimiz diyetle bu toksinlerden kurtulmanız çok kolay olacaktır. Bu diyetin hedefi kilolar değil. Daha doğrusu ilk hedefi kilolar değil. Bazı yiyecekleri hiç yemeyecek. Bazılarını da bolca yiyeceksiniz ve toksinleri atacaksınız. Bu diyetin adı kimilerine göre DETOKS diyeti, kimisine göre ANTİ- AGİNG. Biz TOKSİN ATICI diyet diyoruz.

Bu diyetle birlikte yemek yeme alışkanlıklarımız da değişecektir. Kırmızı eti yok denecek kadar azaltmak, doğadan olmayan teknoloji ürünü gıdalardan uzak durmak, taze sebze ve meyveye ağırlık vermek gerekiyor. Toksin oluşumunu yavaşlatan antioksidanlar, üzüm çekirdeği, biberiye, zencefil, dereotu, zerdeçal, kekik, fesleğen güçlü antioksidanlardandır. Özellikle yeşil çay, kekik çayı, adaçayı önemli. Günde iki fincan içilmesi çok faydalıdır. Bol sıcak su da içilmesi gerekir.

TOKSİN ATICI DİYET

1.GÜN

SABAH-erken:2,5 çorba kaşığı Hint yağı

1 çay bardağı portakal suyuyla karıştırılarak içilecek.

3-4 saat hiçbir şey yenilmeyecek.Ilık su içilecek.

ÖĞLEYE DOĞRU:1 tabak zencefilli, tarçınlı şekersiz elma kompostosu

ÖĞLE:Ispanak çorbası.

AKŞAMÜSTÜ:Sade müsli(meyve suyuna)

AKŞAM:Kırmızı pancar, ıspanak, brokoli, pazıdan yapılma, çok az pirinçli sıvı yağlı çorba.

2.GÜN

SABAH:Meyve suyuyla müsli. Şekersiz.

ÖĞLEYE DOĞRU:elma kompostosu.

ÖĞLE:Sıvı yağlı, maydanozlu, kimyonlu, zencefilli lahana çorbası.

ARA ÖĞÜN:Lahana çorbası.

AKŞAM:Lahana çorbası.

SAĞLIKLI BESLENMEK İYİDİR.

SAĞLIKLI YAŞLANMAK ÇOK DAHA İYİDİR.

GENÇ BİR YÜZLE YAŞLANMAYI KİM İSTEMEZ?

-Hayvansal proteine mutlaka yer verin. Öncelikle balık etini tercih edin.

-Her öğününüzde az miktarda “iyi karbonhidrat” bulundurun. Bezelye,
brokoli, lahana, turunçgiller, kivi, armut, erik, kavun, ıspanak ve tüm yeşil yapraklı sebzeler.

-Haftada 2-3 kez 1 su bardağı yarım yağlı ya da yağsız yoğurt yiyin.

-Kahveden uzaklaşın. Bitkisel çay kullanın.

-Her gün bir yemek kaşığı zeytin yağı tüketin.

-Domates, salatalık, biber, kavun, ıspanak, ananas, balık gibi doğal antioksidanları ihmal etmeyin.

-Sık sık, az az, küçük öğünler halinde yiyin.

-Şeftali ve kayısıya bol yer verin.

-Asla aç kalmayın.

-Bol bol düzenli su içmeyi unutmayın.

-Soya ürünlerinden yararlanın.

Toksinlerinizden Arınmak İstermisiniz?

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Eğer kırmızı eti seviyorsanız,

Siyah çaydan başkasıyla işim yok diyorsanız,

Kahveden vazgeçemiyorsanız,

Hiçbir pastaya da hayır diyemiyorsanız,

Öyleyse bol miktarda TOKSİNLİSİNİZ. Size vereceğimiz diyetle bu toksinlerden kurtulmanız çok kolay olacaktır. Bu diyetin hedefi kilolar değil. Daha doğrusu ilk hedefi kilolar değil. Bazı yiyecekleri hiç yemeyecek. Bazılarını da bolca yiyeceksiniz ve toksinleri atacaksınız. Bu diyetin adı kimilerine göre DETOKS diyeti, kimisine göre ANTİ- AGİNG. Biz TOKSİN ATICI diyet diyoruz.

Bu diyetle birlikte yemek yeme alışkanlıklarımız da değişecektir. Kırmızı eti yok denecek kadar azaltmak, doğadan olmayan teknoloji ürünü gıdalardan uzak durmak, taze sebze ve meyveye ağırlık vermek gerekiyor. Toksin oluşumunu yavaşlatan antioksidanlar, üzüm çekirdeği, biberiye, zencefil, dereotu, zerdeçal, kekik, fesleğen güçlü antioksidanlardandır. Özellikle yeşil çay, kekik çayı, adaçayı önemli. Günde iki fincan içilmesi çok faydalıdır. Bol sıcak su da içilmesi gerekir.

TOKSİN ATICI DİYET

1.GÜN

SABAH-erken:2,5 çorba kaşığı Hint yağı

1 çay bardağı portakal suyuyla karıştırılarak içilecek.

3-4 saat hiçbir şey yenilmeyecek.Ilık su içilecek.

ÖĞLEYE DOĞRU:1 tabak zencefilli, tarçınlı şekersiz elma kompostosu

ÖĞLE:Ispanak çorbası.

AKŞAMÜSTÜ:Sade müsli(meyve suyuna)

AKŞAM:Kırmızı pancar, ıspanak, brokoli, pazıdan yapılma, çok az pirinçli sıvı yağlı çorba.

2.GÜN

SABAH:Meyve suyuyla müsli. Şekersiz.

ÖĞLEYE DOĞRU:elma kompostosu.

ÖĞLE:Sıvı yağlı, maydanozlu, kimyonlu, zencefilli lahana çorbası.

ARA ÖĞÜN:Lahana çorbası.

AKŞAM:Lahana çorbası.

SAĞLIKLI BESLENMEK İYİDİR.

SAĞLIKLI YAŞLANMAK ÇOK DAHA İYİDİR.

GENÇ BİR YÜZLE YAŞLANMAYI KİM İSTEMEZ?

-Hayvansal proteine mutlaka yer verin. Öncelikle balık etini tercih edin.

-Her öğününüzde az miktarda “iyi karbonhidrat” bulundurun. Bezelye,
brokoli, lahana, turunçgiller, kivi, armut, erik, kavun, ıspanak ve tüm yeşil yapraklı sebzeler.

-Haftada 2-3 kez 1 su bardağı yarım yağlı ya da yağsız yoğurt yiyin.

-Kahveden uzaklaşın. Bitkisel çay kullanın.

-Her gün bir yemek kaşığı zeytin yağı tüketin.

-Domates, salatalık, biber, kavun, ıspanak, ananas, balık gibi doğal antioksidanları ihmal etmeyin.

-Sık sık, az az, küçük öğünler halinde yiyin.

-Şeftali ve kayısıya bol yer verin.

-Asla aç kalmayın.

-Bol bol düzenli su içmeyi unutmayın.

-Soya ürünlerinden yararlanın.

Kalori Rejimi

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Bütün rejimlerdeki ana fikir alınan kalori miktarını azaltmak, öğünlerde yenen miktarların azaltılmasıdır. Alınacak kalorinin günün erken saatlerindeki öğünlerde alınması, yağ, özelliklede doymuş yağların daha az alınması, rafine besinlerden kaçmak ve bol lifli beslenmek yine genel özelliktir.

Besinler günlük kalori, vitamin ve mineral ihtiyaçlarımızı sağlayan kaynaklardr. Günlük olarak alınması gereken besinlerden uzak duramayız. Bu tür maddeler vücutta depolanamadığından günlük olarak gereksinim besinlerle alınmalıdır. Suda eriyen vitaminler mineraller ve su bu guruba örnektir. Günlük enerji ile ilgili gereksinimimiz dışarıdan alınmadığı zaman vücut depoladığı besinlerden enerji elde eder. Bu yolla özellikle depolanan yağlar kullanılarak vücud ağırlığı azalır.

Ancak yetersiz enerji alınması halinde vücuttaki enerji metabolizması normalin dışına çıkar ve vücut sağlığı için tercih edilmeyen ikincil yollardan enerji elde eder. Bu reaksiyonların yan ürünleri vücut için zararlı olabilecek maddelerdir. Bu nedenle fazla kiloları vermek için yapılacak dietler çok dikkatli yapılmalıdır.

Makro besinler diye bilinen karbonhidrat, proein ve yağların verdikleri enerji miktarları bilinmektedir. Örneğin karbonhidratlar ve proteinlerin 1 gr. 4.5 Kcal enerji verir. Yağlar ise 9 Kcal enerji verirler. Günde 1200 - 1400 Kcal. lik bir dengeli diet kişilerin fazla kilolarından kurtulmasında yardımcı olur.

Kalori rejiminde temel olan noktalar

• kişinin vücut oranlarına göre olması gereken ideal kiloyu bilmesi,

• günde alması gereken minimum kaloriyi bilmesi ve kalorinin temel besinlere dağılım oranlarını bilmesi

• besinlerin sağladığı enerji miktarlarını bilmesi dir.

Bir örnek üzerinde daha kolay anlamak mümkündür.

Bir kadının boyunun 167 cm kilosunuda 66 Kg olarak düşünelim. Bu kadının ideal kilosu 59 Kg olmalıdır ancak 7 Kg fazlası vardır.

Şimdi gelelim bu fazlalıklardan kurtulmak için yapılması gerekenlere. 1 gr yağ 10 Kcal enerji verir demiştik. Örneğimizdeki kadının fazla kilosunun (yağ olarak düşünelim) her gramı 10 Kcal enerji depoluyor anlamına gelir yani bu kadında yağa çevrilerek depolanmış 7000 Kcal. enerji vardır. Dengeli ve düzenli bir programla gereksinimin altında kalori alırsa vücut enerji elde etmek için bu depolara dönecek ve bu depoları kullanacaktır.

Kişinin kalori gereksinimi nekadardır? rejim sırasında minimum kaç kalori alınmaldır? rejimle ne kadar zamanda ne kadar kilo kaybedilir? bunların hepsi bir diyetisyen tarafından yanıtlanacak sorulardır.

HAY Dieti

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Dr.William Howard HAY, Pennslyvania’da 1866 yılında doğmuş bir tıp doktorudur.
Bir çok hastalığın altında, besinler nedeni ile ortaya çıkan kimyasal ortamın olduğunu düşündü.
Dr.Hay’e göre besinlerin sindirimi sırasında ortaya çıkan asitli son ürünlerin miktarı, vücudun elemine etme gücünün üzerinde olduğunda hastalıklar ortaya çıkıyordu. Özellikle fazla kırmızı et yiyen kişilerde, fazla karbonhidrat (şeker - nişasta) alan kişilerde, rafine ürünleri (şeker gibi) fazla kullananlarda, beyaz unlu ürünleri fazla tüketenlerde sindirim sonucu asitli son ürünler fazla oluşmaktadır.

Bir çok hastalıkta bu ortamın rol oynadığına inan Dr.Hay hastalarına bazı beslenme prensipleri hazırladı ve başarılı sonuçlar elde etti.
Bu prensiplere uyan kişilerde vücut ağırlıklarının normal kilolarına indiğini ve daha sağlıklı olduklarını gözledi.
Günümüzde bu prensipler Hay Dieti adı ile yaygın olarak uygulanmaktadır.

Hay Dieti 5 temel prensibe dayanır

1- Nişasta ve şekerler, protein veya asitli meyvalar ile aynı öğünde yenmemelidir.

2- Sebze salata ve meyveler dietin büyük kısmını oluşturmalıdır.

3- Protein, nişasta ve yağlar küçük miktarlarda alınmalıdır.

4- Tam tahıl ürünleri ve işlenmemiş nişsata ürünleri kullanılmalıdır. Rafine besinlerden kaçınmak bir yaşam tarzı olmalıdır.

5- Öğünler arasındaki süre 4 - 4.5 saat olmalıdır.

Kısacası Hay sisteminde ana kural karbonhidratları (şeker - nişasta) protein ve asitli meyvalarla beraber almamaktır.

Şişmanlık İlaçları

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Fazla kilo problemi olan kişiler sorunlarının çözümünü bazı ilaçlar kullanarak çözmek istemektedirler. Bu amaçlada bir çok ilaç piayasaya çıkmıştır. Bu ilaçların ne olduğu nasıl etkiledikleri konusunda çok fazla soru işareti vardır. Son yıllarda etki mekanizmaları belli ve ciddi araştırmalardan sonra üretilmiş hekim kontrolünde kullanılması gereken ilaçlar piyasaya gelmektedir.

Çoğu bitkisel kökenli olan zayıflatma ilaçları barsak hareketlerini artıtırarak etkilerini göstermektedir. özellikle lifli besinlerin genel sağlık açısından öneminin anlaşılmasından sonra bu besinler zayıflama amacı ilede kullanılmaya başlamışlardır. Çözünebilir lifli besinlerin yüksek miktarlarda su tutarak barsaklarda şişmesi barsak haerketlerini hızlandırmakta ve bazı besinler sindirim sisteminden emilemeden atılmaktadır. Ancak bu sistem çok geşerli değildir ve özellikle su, tuz ve mineral emilimini bozmaktadır.

Bazı ürünler içerdikleri damarların kasılmasını sağlayıcı kimyasal aktif maddelerle barsaklardan besinlerin emilimini azaltmaktadırlar. Bu tip ürünlerin içerdiği kimyasal maddeler, özellikle metabolik hastalığı olan veya genç olmayan kişilerde mutlaka doktor kontrolunde kullanılmalıdır.

Günümüzde bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş etkisi bilinen ilaçlarda var. Bunların başında girdiği kimyasal reaksiyonlar ile yağların barsaklardan emilimini belli bir oranda bozan Xenical gelmektedir. Bu ilaç yemeklerle birlikte alınmakta, midede yağ moleküllerine bağlanmaktadır. Besinler mideden 12 parmak barsağına geçtiklerinde yağların sindirimi için pankreastan lipaz isimli enzim salgılanır. Xenical lipazın aktivitesini engeller. Barsaklardan yağ emilimi %30 azalır. Barsaklarda kalan yağlar dışkının yumuşamasına neden olabilirler.

Yüzerek Zayıflayın

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Yüzme vücudun tüm kaslarını çalıştıran bir spor, üstelik yüzerken karada yaptığımız egzersizlerden 1,5 kat daha fazla enerji yakıyoruz.

Zayıflamak istiyorsunuz, üstelik şu an deniz tatilindesiniz veya havuza girme imkanınız var, hemen yüzerek ve su jimnastiği yaparak zayıflama programınızı hiç tereddütsüz hazırlayın, çünkü su proları karada yapılan egzersizlere nazaran çok daha fazla kalori harcatıyor, zayıflamanın da temel felsefesi bildiğiniz gibi kalori harcamaktan geçiyor. Vüdunuzun tüm kasları suda çalışırken, karada olduğu kadar da yorgunluk hissetmezsiniz, bunun nedeni suyun kaldırma kuvveti. Çalışan kaslarınızın bir yandan esnekliği artarken bir yandan da ritmik nefes alış verişlerle kendinizi daha sakin hissetmeye başlarsınız. Ancak su sporlarına başlamadan önce midenizin dolu olmamasına dikkat etmeniz gerekiyor, Son yediğiniz yemeğin üzerinden 1 saat geçmeden egzersize başlarsanız bacaklarınıza kramp girebilir. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta ise özellikle egzersize başladığınız ilk günlerde kendinizi fazla yormamak, yüzerken hızdan çok mesafeyi artırmaya özen gösterin.

Su Jimnastiği
Yediklerinizde abartıya kaçmıyorsanız, rejim yapmadan, dengeli beslenerek ve su jimnastiği yaparak pekala birkaç kilo verebilirsiniz. Su jimnastiğini ilk günler birkaç dakika, sonraları yarım ve bir saat olmak üzere artırarak devam edebilirsiniz. Egzersizler sırasında hem ağzınızdan hem de burnunuzdan nefes alıp verin, yapabileceğiniz en basit su egzersizleri havuzun içerisinde bisiklet çevirmek veya ya yan galop yapmaktır. Ayrıca havuzun kenarına tutunarak bacaklarınızı makas şeklinde açıp kapayabilirsiniz.

Karın egzersizi: Kollarınızla havuzun kenarına tutunarak sırt üstü suya yatın, her iki bacağınızı da karnınıza yaklaştırarak dizlerinizi bükün ve ayaklarınızı havaya kaldırın, suyun gücünü hissederek bacaklarınızı öne doğru uzatın. Hareketi beş defa yavaş, beş defa hızlı olmak üzere 10 kez tekrarlayın. Hareketi tamamladıktan sonra karnınızın üzerine yatın ve dizlerinizi önce duvara doğru çekerek, sonra geriye doğru iterek hareketi tekrarlayın.

Kalça-basen egzersizi: Yüzünüz duvara dönük olacak şekilde, havuzun kenarına tutunun, ve kollarınızı uzatın, sol bacağınızın üzerinde durarak sağ bacağınızı kaldırıp indirin. Bu hareketi yaparken vücudunuzun üst kısmını dik tutmaya özen gösterin. Hareketi her iki bacak için beşer kez tekrarlayın.

Uzman Görüşü
“En ideal stil sırt üstü ve kurbağalama”
Yüzmenin sağlığımız üzerindeki etkisini Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor yüksek okulu öğretim üyesi Çiğil Güler şöyle açıklıyor ; yüzme sporunda suyun kaldırma kuvveti önemli bir avantaj, bazı hastalıkların tedavisinde önerilmesinin başlıca sebebi ise yüzmenin bütün kasları çalıştırmasıdır. Yüzme bazı sporlar gibi vücutta deformasyon yaratmaz, bir mesafeyi yüzmek koşmaktan daha fazla enerji harcanmasına neden olur. Başlangıçta sırtüstü ve kurbağalama yüzmek en ideal olanı, daha sonra serbest sitil ve kelebek geliyor. Bir saatlik yüzme sonucunda 70 kilo ağırlığında bir kişi ortalama 600 kalori yakarken, 60 kilo ağırlığındakki bir kişi 500 kalori yakar.

Kilo vermek, diyet yapmaktan ibaret değil !

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Şişmanlığa üç boyutlu yaklaşımda, Psikoterapi…

Ülkemizde de her 3 kadınla, her 5 erkekten birinin sorunu olan şişmanlığın tedavisinde, tek başına diyet yapmak genellikle istenilen sonuca ulaşmayı sağlamıyor. Psikoterapinin de ağırlıklı olduğu kilo verme programlarında, kilo almada rol oynayan etkenle baş edilebilmesi için duygusal, düşünsel ve davranışsal olmak üzere üç boyutlu bir yaklaşım kullanılması gerekiyor.

Şişmanlık, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her 6 kişiden birinin sorunu.Türk Kardiyoloji Derneği’ nin çalışmalarına göre şişmanlık oranı giderek artıyor. Her 3 kadından biri, her 5 erkek biri şişman. Peki neden kilo alıyoruz? Bu sorunun yanıtı uzmanlara göre oldukça uzun. Ancak öncelikli olarak şişmanlık fazla kalorili yiyeceklerle beslenmek, hareketsizlik, hormon hastalıkları gibi nedenlere dayandırılıyor. Fakat bu nedenlere yönelik olarak yapılan tedaviler ne yazık ki, çoğunlukla istenilen sonuca ulaşılmasını sağlamıyor.

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Uzman Klinik Psikolog Duysal Aşkun bu başarısızlıkta, psikolojik faktörlerin ihmal edilmesinin önemli rol oynadığının altını çiziyor. Kilo verme programlarının başarısında, kişinin neden kilo aldığının iyi saptanması gerekiyor. Görünen nedenlerin dışında duygusal nedenlerin de ortaya çıkarılması büyük önem taşıyor. Kilo almada duygusal faktörlerin rolü, Psikolog Duysal Aşkun Acıbadem Sağlık Grubu’nun Lykia World işbirliğiyle başlatmış olduğu “Kalıcı Zayıflama Programı”na katılan katılımcılarla yapılan görüşmeler ve geçmiş deneyimlerle ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Gözlemlerimiz kişinin kilo almaya çoğunlukla belli bir dönemde yaşadığı stres, üzüntü, depresyon ve endişenin neden olduğunu işaret ediyor. Bu olumsuz dönemde, kişiler kendini mutlu etmek, sıkıntıdan kurtulmak adına, hayatına kendisinin yarattığı bir heyecan katıyor ve çok yemek yemeye başlıyor. Bu bir anlamda anlık bir çözüm oluyor çünkü yemek yeme eylemi ve sevilen tatlardan alınan zevk, kişiye o andaki acısını ya da yaşadığı üzüntüyü bir an için unutturuyor. İçerisinde bulunduğu an için mutluluk verici bir çözüm olabiliyor. Ancak uzun vadede hem şişmanlayarak görüntüsünün bozulması, hem de yaşanan sağlık sorunları nedeniyle kişi var olan sorunlarına bir yenisini yani şişmanlık ve bundan kurtulma isteğini ekliyor.”

Davranış değişikliği yaratmak, kilo verme programları genellikle bir ayla 6 ay arasında değişen sürelerde gerçekleştiriliyor. Birçok kişi diyetisyen kontrolündeyken kilo verse bile, eski yeme alışkanlıklarına döndüğünde tekrar kilo almaya başlıyor. Burada kişinin zayıflamak için gereken davranış değişikliğini gerçekleştirmekte yeterli bir motivasyonu yoksa, diyet yapsa da istenilen sonucun alınamayacağını belirten Psikolog Aşkun sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kişi kısa sürede eski yeme alışkanlığına dönecektir, çünkü sorunun kökenine inilmemiştir. Çok sık karşılaşılan bir diğer örnek kendi için çok kısa sürede çok yüksek standartlar koyan kişilerle ilgilidir. Bu durum kişiye ait olan bir mükemmelliyetçi karakter yapısıyla son derece ilintili olabiliyor.O zaman kilo vermek konusundan önce, bu konuyla uğraşmak gerekiyor çünkü kişi ne kadar sağlıklı bir görüntüde olursa olsun kendisine bu imaj yetmeyebiliyor.”

Psikoterapinin rolü, elde edilen sonuçlar kilo vermeyi, diyet yapma eylemi olarak değerlendiremeyeceğimizi ortaya koyuyor. Kilo almanın duygusal, düşünsel, davranışsal nedenleri olduğu kadar vermenin de üç boyutlu yönü olduğuna dikkat çeken Psikolog Duysal Aşkun şöyle konuşuyor:

“Psikoterapi 3 boyutlu yaklaşımıyla, ,bu çok zor olan değişikliği gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Çok zor diyorum çünkü ‘abur cubur yemek’, ‘zengin bir sofraya oturmak’, ‘lezzetli yemekler yemek’ sadece karın doyurmak amacıyla değil, kişiye yaşattığı anlık mutluluk, dolayısıyla değiştirmesi zor birer alışkanlık haline gelmişlerdir. Yemek, adeta kişinin hayati bir uyaranı olmuştur. Uyaran konusundaki bu yanlış seçimi doğru olanlarıyla değiştirmek gerekir.

Örneğin spor yapmak, sosyal hayatı güçlendirmek, yanlış düşünce kalıplarını ortadan kaldırmak gibi. Doğru planlanmış bir psikoterapi yardımıyla bu mümkün olmaktadır. Eğer biz bu davranışları düşünce ve duygulardan bağımsız değiştirmeye çalışırsak yarım kalmış bir iş yapmış oluruz. Yani kalıcı zayıflama programında kalıcı bir değişiklik yapmış olmayız. Psikoterapi, kişinin ihtiyacına göre ister uzun dönemli olsun, ister kısa dönemli, duygu-düşünce-davranış üçlemesini kapsayan bir program olmalı ve kişinin geçmiş yaşamı, geçmiş ve bugünkü duygulanımları, düşünceleri terapide hedef alınan unsurlar olmalıdırlar.

Kişinin düşünce yapısını değiştirmezsek, kalıcı davranışsal değişiklikler yaratamayız ve eğer duyguları unutursak yine eksik kalırız çünkü duygu davranış değişikliklerinde çoğu zaman ittirici ya da caydırıcı bir güç olarak karşımıza çıkmaktadır.”

Açlık karşısında nasıl daha dayanıklı olunabilir?

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Özelikle diyete başladığınız zaman, tatlı gıdalara karşı duyulan özlemi bilirsiniz, insanda olağanüstü bir istek uyandırır. Bu isteği bastırmak için size beş öneride bulunacağım:

· Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın ve on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır.

· Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.

· Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz.İçilen bir dilim limon suyu açlık hissini azaltacaktır.

· Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma dorumu beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde yapılmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz.

· Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir diyet uzun vadede başarılı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir.

Hareketlilik paralelinde verilen kilolar kalıcı olarak verilmiş olan kilolardır.

Akapunktur Nedir?

Posted by admin on Temmuz 16th, 2008

Akupunkturla ile Zayıflama Tekniği ve “Sağlıklı Beslenme Alışkanlığını Kazandırma” Programı

Akupunktur : Derin doku ve organlardaki ağrıyı ortadan kaldırma amacıyla deri üzerinden belirli noktalara çok ince altın, çelik veya gümüş iğneler sokulmasıdır. Bu esasa dayanan ve yakın zamanlarda başta Avrupa olmak üzere yaygın rağbet kazanan yaklaşık 5000 yıldan beridir Çin’de uygulanan bir tedavi usulüdür. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) tarafından 1979 tarihinden onaylanmakla birlikte başta Avrupa olmak üzere artık dünyanın her yerinde uygulanır duruma geldi. Akupunktur ile tedavi Türkiye’de ilk kez 29.05.1991 tarihinden Bakanlar Kurulu Kararı ile yasal bir zemine oturtularak kabul edilmiştir. Türkiye’de Akupunktura her geçen gün ilgi daha gelişerek artmaktadır. Ancak henüz Tıp Fakültelerimizde eğitim müfredatına alınmamıştır.

Vücut akupunkturun yanı sıra en yaygın kullanılan diğer akupunktur türleri ise, mikroorganizma üzerinde etki yapan kulak, baş, el akupunkturudur. Kulak akupunkturu bugün modern tıbbın içinde bu denli yer almasına ve yaygın olarak kullanmasını Fransız Dr. Nogier’e borçluyuz. Dr. Nogier kulakda tüm organların refleks zonları olduğunu tespit eden ve vücudun kulak kepçesinde yayıldığını göstermiştir. Refleks noktaları sistemi sayesinde organlarda bulunan herhangi bir hasarı tespit etmek olanaklı olmuştur.

Kulak akupunkturu klinik bir tedavi ve tanı koyma metodudur. Diğer bir adıyla mikrosistem olarak da adlandırılmaktadır. Organizmanın gerek mekanik ve gerekse elektromagnetik dalgalar karşısında reaksiyonlarını takip eden ve ölçen, kaynağını bilimsel olarak 1982 yıllından beri fotoperzepsiyon tekniği ile kanıtlamıştır.

Akupunktur tedavisi yalnızca bir zayıflama metodu olarak algılanamamalıdır.

Yapılan bu tedavi yöntemi ile kulak kepçesinde bulunan hassas noktalar tespit ediliyor ve bu noktalara metal iğneler batırtılarak (iğneden çekinen ve korkan hastalarda lazer ile tedavi yapılmaktadır) tedaviye başlanır. Akupunktur seansının akıbetinde kulak kepçenizden tespit edilen bu noktalara kalıcı iğneler, bilye ve ya bitki kökleri takılmaktadır. Yine iğneye karşı çekinmeleri olan hastalarımıza kalıcı iğne yerine bitki kökleri yapıştırılmaktadır.

Yapılan akupunkturun bu uyarısı ile açlık ve iştah hissiniz frenlenecek, sinir sisteminiz yatışacak, metabolizmanız artacak ve organizmanın kendi kendine olan kontrolü artırılacakdır.

Kullanılan akupunktur biçimi paralelinde uygulamakta olduğumuz sağlık beslenme eğitimi ile sizlere “sağlıklı beslenmeyi bir alışkanlık ve yaşam biçimine dönüştürmek ve bununla birlikte düzenli egzersiz yapma alışkanlığını kazandırmayı” amaçlıyoruz. Burada amaç yanlış yeme alışkanlıklarını düzeltmektir. Sanayileşme ile birlikte insanlar daha az efor sarf ettiklerinden ve yeterli derecede egzersiz yapmadıklarından vücut metabolizmasında değişiklikler olmaktadır.

Akupunktur ve Sağlıklı beslenmeyi bir arada uyguladığımız için tedaviye başlamış olan hastalarımız zayıflayabilmekte ve de zayıflamanın akıbetinde hasta uzun yıllar aynı kiloyu koruyabilmektedir. Size verilen tavsiye ve uyarılara uyarsanız çok sağlıklı bir sonuç ile fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.
Kulak kepçenize takılmış olan flasterlerin altında metal iğne , manyetik bilye veya bitki kökü bulunmaktadır. Banyo yaparken flasterlerin çıkmamasına dikkat edin ve kulaklarınızı ovuşturmayın. Açlık hissini daha iyi bastırabilmek için size bazı önerilerimiz olacak. Bunlar başlıca ; diyete başladığınız zaman tatlı gıdalara karşı özlem duyulur. Bu olağanüstü isteği bastırmak için size beş öneride bulunacağım:

· •Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın ve on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır.
· •Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.
· •Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz. İçilen bir limon açlık hissini azaltacaktır.
· •Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma hissi beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde olmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz.
· •Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir diyet uzun vadede başarılı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir. Hareketlilik paralelinde verilen kilolar kalıcı olarak verilmiş olan kilolardır.

Tedavimizde fazla kilolarınızı verirken olası bir vücut deformasyonun olmaması için Almanya’dan getirdiğimiz ve bölgesel zayıflama amacı ile uygulanan özel iğnelerle yağ dokularına girip tedavi yapılmaktadır. Bu cihaz sayesinde vücutta bel, kalça, uyluk gibi bölgelerde yağ dokular eritilmektedir. Akupunkturun zayıflama sırasında oluşturduğu önemi beyinde bulunan iştah merkezinin kontrol altına alınmasıdır. Buna kısaca açlığa tahammül edebilme de diyebiliriz. Kulak kepçenize takılan iğneler sizin daha az acıkmanızı, acıksanız dahi az yemekle daha rahat doyabilmenizi sağlar. İğneler sayesinde iştah merkeziniz dengeli bir şekilde kontrol altına alınacaktır.Aşırı yemek yeme alışkanlığınızın azaldığını, sinirlilik halinin ortadan kalktığını, açlık nedeni ile oluşabilecek mide yanması ve ekşimesi olmadığını gözlemliyeceksiniz. Ayrıca akupunktur sayesinde tedavi süresince tansiyon düşüklüğü ve halsizlik gibi şikayetler de olmamaktadır. Kısacası akupunktur tedavisinde açlığa bağlı olarak ortaya çıkması beklenen şikayetler olmaksızın kolayca ve hiç sıkılmaksızın kilo verebilirsiniz. Akupunktur tedavisinin diğer yöntemlere üstünlüğü vücuda hiç zarar vermeksizin tedavi etme yöntemidir.

Tokluk hissiniz için takılan iğnelerinizi haftada bir değiştirmek gerekmektedir, çünkü bir hafta içinde bu etki kaybolmaktadır . Ağırlık kontrolü haftada bir yapılmaktadır.


Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.
eXTReMe Tracker