Bu devir nasıl bir devir?
Edebiyat Temmuz 16th, 2008Bazen kendi kendime diyorum ki; acaba gerçekten çok mu olumsuz bakıyoruz günümüz koşullarına? Çok mu karamsarız her ne kadar her daim etrafımıza gülücükler dağıtsak da…
Ama her geçen gün o kadar çok olumsuz koşullar ve kişilerle karşılaşıyoruz ki ister istemez içimizdeki pozitif bakış ve geleceğe dair umut darbe yiyor…
İçimizdeki olumlu erdemleri, düşünceleri var olan her türlü olumsuz koşula rağmen olabildiğince paylaşmaya ve yaymaya çalışıyoruz…olumlu ve başarılı örnekleri emsal göstererek durum bu kadar da vahim değil diye düşünmeye çalışıyoruz ama aşikar olan bir gerçek de var ki toplumsal olarak her şeyden evvel bir sosyo-kültürel çöküş yaşıyoruz.Bu konu çeşitli ortamlarda dile geldiği zaman, bazen abartmamız gerektiğine dair yorumlar da geliyor ve başarı örnekleri sıralanıyor ama yine de bence bu örnekler istisnai örnekler…
Konuyu sosyal anlamda ele alırsak, büyüklerimizin bizlere dediği gibi özellikle sosyal koşullar bizim zamanımızda böyle değildi…
Bizler okula giderken o zamanın ulaşım koşullarında çoğu zaman mesafeleri yürüyerek kat etmek durumunda kalırdık ama ebeveynlerimiz bize hiç bir zaman ” Aman! çocuğum yolda dikkatli ol..yabancılarla konuşma, çantana ve kendine sahip ol…” gibi uyarılarda bulunmadıkları gibi bu konulardaki suç oranı da bu derece yüksek değildi.Kendimize ve çevremizdekilere güvenmemek gibi bir önyargı silsilesi sarmıyordu içimizi…Ama ya şimdi? Çocuklarımız sanki okula değil meydan muharebesine gidiyor…
” Aman kızım sağa sola dikkat et…Yabancılarla ve hatta öylesine tanıdığımız kişilerle bile fazla muhattap olma, neme lazım..devir kötü…Aman! çantana dikkat et, para çıkartırken sağa sola bak…. vesaire vesaire…hele bir de çocuğumuzun cep telefonu var sa ki hemen hemen hepsinin var. ” Aman! Evladım, cep telefonuna dikkat et, elinden almak icin sana zarar vermesinler…
Her ne kadar çocuklarda cep telefonu bulundurulması bazı kesimlerce onaylanmıyorsa da bugünün koşullarında onları kontrol ve koruma yollarından biri de bu..en azından bizden uzakta oldukları zaman güvende olduklarını kontrol etme şansımız var…Bu örnekleri çoğaltmak mümkün..Sonuç itibari ile gerek ebeveynler yüzünden ki bu çoğunlukla isteyerek olmuyor, tamamen korumaya yönelik… ve gerek se toplumun sosyo-kültürel koşulları nedeni özgüveni darbe yemiş ya da tamamen yitik çocuklar yetiştirmek durumunda kalıyoruz.
Hadi çocuklar neyse ya biz, yaşını başını almış kocaman insanlar!
Kapı zilimizi çalan ve tanımadığımız kişilere hangimiz sorgusuz sualsiz kapı açıyoruz?
Gerek normal telefon ve gerek se cep telefonu aramalarında eğer karşı tarafı tanımıyorsak ya da aranan numara belli değilse hangimiz tereddütsüz cevaplıyoruz?
Birileri hele de bu birileri yaşantımıza kıyısından köşesinden yeni girmiş birileri ise, çeşitli ortam ya da koşullarda ( bu bir sohbet ortamı ya da toplantı olabilir ) hangimiz sorulmaya başlayan özel ya da tüzel sorular sıklaştıkça acaba larla başlayan ve benden ne istiyor olabilir gibi endişelere kapılmıyoruz?
Neden bir kadına ya da bir erkeğe yaklaşan karşı cins bir diğeri için istisnalar kaideyi bozmamak üzere bir çok anlamda potansiyel suçlu olarak algılanıyor?
Neden dürüstlüğün adı salaklık olmuştur?
Neden açıksözlülük ya da ileri görüşlülük sıradışı olmak olarak algılanmaya başlanmıştır?
Bakınız düşündükçe soruların ardı arkası kesilmiyor?
Her bir sorunun açılımını yapmaya kalkışırsak belki konular ve içerikleri çok dağılacaktır ama işin özüne gidildiğinde güzelim memleketimizin sosyo-kültürel anlamda belki son onbeş-yirmi senedir batan bir gemi gibi nasıl da burun üstü dibe gitmekte olduğunu görebiliriz.
Bir toplumun, birçok anlamda asırlardır nesiller boyu bir diğerine aktarılarak taşınmış olan manevi değerlerinin baştan yaratılması mümkün değildir.Somut örneklerde bile bu kolay yapılamaz.Halihazırda İstanbul’ daki çarpık yapılaşmaya köklü bir çözüm getirilemiyorsa ki en köklü değişim şehirin komple imha edilmesi ve baştan şehir planlamasının yapılmasıdır ki bunun olamıyacağını hepimiz maalesef biliyoruz.Aynı şekilde halihazırdaki sosyal yapının da köklü değişimi mümkün değildir ancak zaman içinde yetişen yeni nesile bir zamanlar bize verilen erdemler yeni baştan ve doğru anlamda ( öncelikle çekirdek aile ortamında sonra okul ve diğer toplumsal sistemlerin içinde ) aşılanırsa en azından gelecekte manevi anlamda daha saygılı ve sevgili bir toplumsal yapıya ulaşılabilir.
Recent Comments