ANADOLU TAKILARI
Moda Life Temmuz 17th, 2008Temelde takı, “öteki”ni etkilemek ya da taşıyanı gizli güçlerden ve kem gözlerden korumak üzere insan gövdesinin çeşitli bölümlerini süslemek ve bezemek için kullanılır ya da talep edilir. Bu anlamıyla takı bir arzu olduğu kadar, bir batıl inanç nesnesidir. İğne ve fibula gibi giysileri tutturmaya yarayan, tılsım gibi gövdeyi ve ruhu koruma amaçlı en erken biçimleriyle, altın, gümüş, demir, bakır gibi madenlerden döküm, kazıma, filigran ve granül teknikleriyle yapılmış, üstüne değerli ve yarı değerli taşlar kakılmış daha geç biçimleriyle takılar gövdenin bir uzantısı olarak da değerlendirilebilinir. Bu öyle bir uzantıdır ki, “öteki” ile ilişki kurarken kendini simgesel olarak yüceltme yada kendini gerçekleştirme amacını içerir. Başka bir deyişle, takı eşsiz bir beniçinci (egosantrik) nesnedir. Kolye, taç, bilezik, yaka iğnesi, bileklik, kemer, yüzük, küpe, at, gemi, halhal gibi Mezopotamya, Mısır, Hellen, Etrüsk ve Roma krallarının ve egemen sınıflarının taktıkları daha karmaşık ve görkemli biçimleriyle takılar din ve devlet gücünün simgeleridir. Bu takılar parlaklıkları ve kıvılcımlarıyla halkın gözünü gerçeklere karşı kör ederek, başını döndürerek egemenlere karşı benzersiz hayranlık ve saygı uyanmasını sağlıyordu. Bu açıdan, takısız egemenliğin olamayacağını da düşünebiliriz.
Anadolu’daki takıların kökleri çok eskilere gitmektedir. El emeğiyle yaratılan eserler, ustaların duygu, düşünce ve ruhuyla bütünleşmektedir. El sanatı sözle ifade edilenden daha zengin bir anlam yüküyle doludur. Hızla üretilen teknolojisi ve zevklerin sürekli değişmesine karşın, Anadolu takıları, çağdaş sanat anlayışına uygun olarak, soyut varlığını devam ettirmektedir. Her türlü malzemeden sanat eseri yapılabilir. Sanat emek ister, işlevseldir. Çalışmak ve yetenek ister. Sanat eseri ruh ve düşünce ile yoğurulmuştur. Ustaların hızlı ve hünerli elleri tarih boyunca işlenmiş malzemeyi güzelleştirerek kalıcı hale getirmiştir. Bu buluşları zihinlere, zevklere sokarak, toplumun geleneksel bağlantılarından kopararak isteklerine göre kalıplamaya çalışmakta, moda devlerinden, tanıtımcılar ve reklamcılığın olanaklardan faydalanarak değer ölçülerini, kendi edebiyatıyla bozmaktadırlar.
Halkın, küçüğünden büyüğüne, şehirlisinden, köylüsüne kadar bu akım içinde kendilerini bulanlar, eskilere modası geçmiş gözüyle bakıyorlar. Geleneksel sanatçı yaratıcılığının yeni kuşaklara aktarılması büyük zorunluluk olacaktır. Çünkü el sanatlarıyla yapılan takı özgündür.
YÜZÜK
Anadolu’da yüzük tek amaçlı kullanılmıyordu, birden fazla işlevi vardı. Ancak; yüzüğün en eski amacının süs eşyası olduğu sanılır. Bunun dışında belli amaçlar için kullanılan yüzükleri sıaralamak istersek;
Mühürler, Anahtar Yüzükler, Ünvan Belirten Yüzükler, Evlilik ve Nişan Yüzükleri, Mevki Belirten Yüzükler, Okçu Yüzüğü. Bunların dışında bir diğer grupta; sahibinin ismini belirten yüzüklerdir. (Yazıtlar) Yani hediyeler, İthaflar, Mezara ait olanlar.
Yüzüklerde malzeme olarak sarı renkte soylu bir metal olan ve binlerce yıl hiç modası geçmeyen altın kullanılmıştır. Değerinin yüksekliğine oranla alçak gönüllü ve yumuşak başlı, işlemesi kolaydır. Bir diğer materyalde gümüştür.
Gümüş, altına oranla daha inatçı ve işlenmesi daha zordur. Bronz, demir, cam, kemik, fildişi, amber gibi malzemelerden de yüzük yapıldığı görülür. Elin üst kısmında görsel bir estetik koyan yüzük, iki bölümdür. Parmağın alt kısmını kavrayan düz halka ve üst kısımda “Yüzük taşı” olarak tanımlanan kısım, ki burada işleme genellikle yüzğün kimliğini verir. Yüzüğe kıymetini ve niteliğini veren bu kısımdaki değerli veya değişik malzemeden yapılan kabartma veya kazıma ile işlenmiş yüzük taşları başlıbaşına incelenebilir. Yüzük kaşlarında yer alan yüzük taşları küçük boyutta olmalarına rağmen büyük işçilik sergilerler.
BİLEZİKLER
Anadolu’da altını süsleyen, inci, safir, amalist, zümrüt gibi kıymetli taşların zenginliği görülür. Bileziklerde çok çeşitli motifler, modeller kullanılmıştır. En fazla kullanılan burma bilezikler, kalın dört telin burulmasından meydana gelir. genellikle burma bileziklerin başında hayvan figürleri kullanılmaktadır. Güneydoğu’da “akıtma” denilen, kolun dörtte birini kaplayan bileziklerde sıkça karşımıza çıkar. Bu bileziğin en büyük özelliği kolun üzerine yerleştirilen kalın kısma değişik taşlarla, figürlerin işlenip kolun iç kısmının zincirlerle birleştirilmesi ve böylece bileziğin tamamlanmasıdır. Bir diğer bilezik çeşidi olarak ta “Trabzon Bileziği” gösterilir. Bu da kolun neredeyse yarısını kaplamaktadır.
KÜPELER
Anadolu kadının belki de en fazla kullandığı takılardan biri olan küpeler biçim olarak çok fazla değişiklik göstermezler. Genelde yalın olmalarına karşılık dikkat çekerler. Kıymetli taşlarla altın üzerine “mıhlama” yapılarak çalışılırlar.
Gümüş küpelerde ise kendine has beyaz rengi, gerek savatla, gerekse istenilen yerine yapılan civalı altın kaplama yoluyla daima göz kamaştırmıştır. Bu tarz küpeler genellikle hilal biçimi iki ince levhanın bombeleştirilmesi sonucu meydana getirilmiştir.
Birleşim yerleri, kaynak yapılarak küpeler bütünleştirilmiştir. Bu tarz çalışmalarda büyük boy olanların içine, ezilmeyi önlemek için ayrı bir malzeme konmuştur.
SAÇ TOKALARI
Anadolu’da kadın saçlarına takılan, aksesuarlara çok önem verildi gözlerden kaçmaz. Bunlarda çeşitli figürler kullanılmıştır. Saç tokaları genellikle dövme tekniği ile yapılmıştır. Bu tokalar kadınların saçlarını arkadan toplamaya yarayan halka ve uzun metal çubuk olarak yapılmıştır. Bazı toka modellerinde ise, alındaki saç lülelerine takılan klips kullanılmaktadır. Bu tarz klipsli tokalar elbiselerin yakalarını tutturmak için de kullanılır.
Recent Comments