Kabadayı asker yolcusu

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Kabadayı filmiyle rekorlar kıran, yakışıklı oyuncu Kenan İmirzalıoğlu yakında askere gidecek.Kenan İmirzalıoğlu’nun başrolünü Şener Şen ve Aslı Tandoğan’la paylaştığı “Kabadayı” filmi gişede 2007’nin en iyi çıkış yapan filmi olmuştu. İmirzalıoğlu Haziran’da askere gidiyor. Niyetiyse, askere gitmeden önce bir sinema filmi daha çekmek.Şener Şen ile başrolünü paylaştığı “Kabadayı” filminin promosyon dönemini tamamladıktan sonra İngilizce kursu için Londra’ya giden Kenan İmirzalıoğlu, haziran ayında Türkiye’ye dönecek. Televizyonda dizisi banko iş yapan birkaç yıldızdan biri olan İmirzalıoğlu’ndan hayranlarını üzecek haberler var. Yakışıklı oyuncu, yakın bir gelecekte televizyon için iş yapmayacak.

Çünkü 2008’in Aralık ayında askere gidecek. İmirzalıoğlu’nun vatani görevini kısa dönem mi yoksa yedek subay olarak mı yapacağı o tarihte belli olacağı için televizyon dizisi gibi uzun soluklu çalışma gerektiren teklifleri kabul etmiyor. İmirzalıoğlu, askerlik öncesi altı aylık döneme iyi bir yaz tatili ve yine iyi bir sinema filmi sığdırma niyetinde…

Milliyet

Avşar: ”Tek rakibim kara çarşaflılar”

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Sanal alemde yazarlığa soyunan Hülya Avşar’dan yine çok konuşulacak bir yazı.Kardeşi Helin Avşar’ın kurduğu haber sitesinde yazarlığa başlayan Hülya Avşar’dan ilginç bir köşe yazısı:Tek Rakibim Kara Çarşaflılar!Bir kadın olarak yazmaya niyetlendiğim bu yazıda bazı merak ettiklerimi dile getirmek istiyorum.Son günlerde beni çok şaşırtan durumlar yaşıyorum. Hem şaşırıyorum, hem de biraz seviniyorum, çünkü inanın alışveriş merkezlerinde bu günlere kadar hiç bu kadar rahat yürümemiştim. Daha önceleri her on adımımda birileriyle resim çektirmekten, iki saatte bitecek işim tüm günümü alıyordu. Bu durum hem hoşuma gidiyor, hem de gitmiyordu. Çünkü Halkımız, sevseler de sevmeseler de her ünlüyle fotoğraf çektirmek istiyor bunu bildiğimden zamanımın boşa gittiğini düşünüyordum. (her neyse arada bu rahtsızlığımı da bildirmeden edemedim.)

Gelelim asıl konuya…

Söylediğim gibi bu aralar daha rahatım. Tabii ki bunun da nedeni benden daha çok dikkat çeken şeyler ve benşaşkınlıklar içindeyim.

Benden daha çok dikkat çeken şeylerin işi benden de zor. Ağzı bir karış açık bakanlar mı dersiniz, birbirlerini dürtenler mi, laf atanlar mı dersiniz, gizli gizli resimlerini çenkler mi dersiniz… Ben şaşırmayayım da kimler şaşırsın.

Yanarım, yanarım 25 yıllık sanat hayatımda hiç bu kadar dikkat çekmemiştim. Vah benim boşa giden zamanıma. Ama yapacak bir şey yok, önümüze bakmalıyız.

Bir şey daha itiraf ediyorum; inanın bu bahsettiğim şeyler, yıllardır hani şu şaçma sanatçı dedikodusu olan birbirini geçme, taklit etme furyasına girmiş birçok kişiyi de alt etmiş oldular. Çünkü onların başaramadığını şu dilimin ucundaki kara çarşaflılar yaptı.

BENİM TEK RAKİBİM KARA ÇARŞAFLILAR

Onların olduğu yerlerde ben de kim oluyorum. Aradaki tek fark halk onlarla resim çektirmeye korkuyor. Özellikle çocuklar onları görünce “öcüüüü” diye ağlıyorlar. Halbuki bilse yavrucaklar onlarda insan.

Nerde kalmıştık, işte kara çarşaflılar sayesinde her yerde rahat geziyorum. İnsanlar onlarla ilgilenirken ben işlerimi görüyorum.

Tabii ben de rakiplerimi yakından incelemeye başladım. “Bunlar ne yaptılar da bu güne kadar yapılmayanı yaptılar. Yani bana rakip oldular” diye asla kötü bir niyetim yok derken fark ettim ki tamam İMAJJJJJJJJJJJJJJJ değişikliği…

Şimdi ben de kara çarşafa bürünsem ne olurdu? Türkiye sarsılırdı…

Hatta neden bu güne kadar düşünemedim ki! Diye de yedim kendimi. Tabii artık olan olmuş.

Peki şimdi ne olacak? Ve ben anladım ki, yine itiraf ediyorum; ben den daha çok dikkat çekmelerine daha fazla dayanamayacağım.

Saçımın sarısı bile boşa gitti diye hüngür şakırt ağlarken aklıma cin bir fikir geldi.

Öyle mi? Siz siyah çarşaf mı? Tamam Lan!

Ben de çiçeklilerinden giyeceğim. Üstelik çeşit çeşit… Çiçeklisi var, barbie’lisi var, kalplisi var… Nasılsa sizinkiler hep siyah, siyah sıkar insanı. Modayı da takip edemezsiniz hem de…

İmajsa imaj! Ama tabi artık şöyle bir durumda olmayacak maalesef; artık modacılar dendiğinde Cengiz Abazoğlu, Yıldırım Mayruk değil de çarşaf markaları yazılacak. Yanında perdeliklerde hediye…

Size bir tüyo da benden; aslında koltuk kumaşları da fena değil, mesela geçen gün Güngör Mobilyanın önünden geçiyordum. Nefis kumaşlar vardı, giyilmelik çarşaf olarak…

İşte böyle… Söz konusu kariyerim olunca her yol mubah…

Hülya Avşar

Milli bakire çocuk istiyor

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Şebnem Schaffer artık evlenip anne olmak istiyor…Gazİantep’de düzenlenen ‘4. Altın ve Mücevherat Fuarı’ndaki defilede ünlü mankenler görev aldı. Defilenin finalinde beyaz bir gelinlikle podyuma çıkan Şebnem Scheffer, ‘Her genç kız gibi benim de en büyük arzum bu beyaz gelinliği giyip mutlu bir yuva kurmak ve anne olmak. Şöhret gelip geçiçi bir şey’ diye konuştu. Bir soru üzerine güzel manken bir erkekle sadece imam nikahıyla evlenmeyi asla kabul edemeyeceğini söyleyerek, ‘Ben buna şiddetle karşıyım. Resmi nikahsız asla evlenmem Resmi nikah olmadan birlikte yaşayanlar benim hiç hoşuma gitmiyor, değerlerime ve dünya görüşüme ters ‘şeklinde yanıt verdi..

Hollywood starı sahte çıktı

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Beyaz Show’a bile konuk olan ”Hollywood starı”, sahte çıktı..İşte Scarlet yalanının perde arkası;Kesintisiz aksiyon, patlamalar, durmak bilmeyen bir tempo. Ve başrolde bir dünya güzeli: Natassia Malthe. Fragman yeni dizi Scarlet’in 6 Mayıs’ta vizyona gireceğini söylüyordu. Tabii izleyenleri kuşkulandıran detaylar da yok değildi… Natassia Malthe madem büyük bir yıldızdı niye kimse tanımıyordu… Scarlet’in dünya prömiyeri nedenİstanbul’da yapılacaktı? Kimse sormadı. Belki de İstanbul’a gelen güzel yıldız herkesin aklını başından almıştı. Sorular unutuldu gitti. İstanbul’da Scarlet rüzgarı esti…

BEYAZ’A KONUK OLDU

Öyle ki Beyaz Show bile o rüzgardan payını aldı. Ekranların haşin kızı Scarlet, Beyaz’ın konuğu oldu.

Scarlet Beyaz Show’da çok sempatikti… Kameralara gülücükler dağıttı, yeni dizi hakkında ipuçları verdi. Öyle ki pek istememesine rağmen helyum gazından bile çekti….

PEKİ NEYDİ BU GİZEM?

Çünkü ekranda bir dizi fragmanı dönüyordu ama…
O dizinin nerede yayınlanacağı, kaçta başlayacağı gizli tutuluyordu.

İŞTE SCARLET’İN SIRRI

Türk izleyiciler belki biraz hayal kırıklığına uğrayacak. Ama işin aslı şu ki, Scarlet diye bir dizi yok…

İzlediğiniz bir reklam.
Bir elektronik devinin yeni lcd televizyonu için yaptırdığı bir tanıtım filmi……

Fragmanlarda geçen dünya prömiyeri tarihi de aslında ürünün lansman tarihi…

Şimdi ekran başındakiler kendilerini kandırılmış hissetmesin.
Çünkü aynı tanıtım tüm dünyada yapıldı.
Ve hemen her ülkede izleyici tatlı tatlı kandırıldı.
Yani Scarlet’in oyununa gelen bir tek biz değiliz.

Bakalım yeni televizyon serisi, Scarlet’in dizisi kadar ilgi çekecek mi?

56 kiloyu şişman buldular

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Avusturalya’da 56 kilo olan mankene şişman dediler podyuma çıkarmadılar.Aşırı zayıf mankenlere podyum yasağının uygulandığı Avustralya Moda Haftası, bu kez tam tersi bir tartışmayla gündeme geldi.Cumartesi günü bir defileye katılacak olan 19 yaşındaki Avustralyalı model Jordan Loukas, “kilolu” olduğu gerekçesiyle podyuma çıkarılmadı. Az yersem açlıktan ölürüm.172 santimetre boyunda ve 56 kilogram ağırlığında olan Loukas bu karar itiraz etse de sonuç alamadı. Geçen yıl yapılan bir televizyon yarışmasına katılarak şöhreti yakalayan genç manken “Bu karara bir anlam veremiyorum. Ama bundan daha az yersem sanırım açlıktan ölürüm” diyerek tepki gösterdi.

Kurtlar Vadisi’nde Memati depremi

Posted by admin on Eylül 29th, 2008

Memati Kurtlar Vadisi’nde tek başına operasyonlara başlıyor.Polat Alemdar’ın İskender’in yerini öğrenebilmek için çabaları devam ediyor.Bu arada İhtiyarlar ile masaya oturacak olan Polat Alemdar, İhtiyarlardan ne isteyecek ?Memati şokta.Başından geçenlerin ardından ekipten dışlandığını düşünmeye başlayan Memati bu sefer tek başına operasyonlara başlıyor.Muro geri döndü.Örgütün hakkında ölüm kararı verdiği Muro şimdi de Polat Alemdar’ın peşinde. Polat ile görüşmek isteyen Muro’nun aklında yine kurnazlıklar var

İskender Hakan’ın peşinde
İskender Büyük, Polat’ın eline geçen Hakan’ın peşinde. Komisyon Hakan’ı sanık olarak dinleme kararı aldı. Ancak İskender bunu önlemek için planlar yapıyor.

Tüm bu soruların cevapları ve daha fazlası, Kurtlar Vadisi Pusu’nun 37. bölümünde…

İşte Kurtlar Vadisi Pusu’nun 37. Bölüm fragmanı:

Emre ağustosta kocam olacak

Posted by admin on Eylül 29th, 2008

Emre Altuğdan babasının mezarında evlilik teklifi alan Çağla Şikel, düğün yerini bile belirlemiş.-Çağla Şıkel denilince, akıllara gelen ilk konu ‘evlilik’ oluyor şimdi. Merhum babanın doğum gününde (23 Nisan) ve kabri başında sevgilin Emre Altuğ “Benimle evlenir misin?” dedi. Şimdi ne olacak?(Gülüyor) İnşallah hayırlısı olacak. Ve hayırlısı ne ise o olsun diyorum. Tabii ki bizim düşündüklerimiz ve hayal ettiklerimiz var ama hayırlıysa olur inşallah. Şimdi olayın ayrıntılarını konuşacağız. Sanırım aileler bir araya gelecek.

Bu son teklif, Emre Altuğ’un yaptığı ilk evlilik teklifi miydi, yoksa daha
önce de teklifleri olmuş muydu?

Doğrusunu isterseniz bu cümleyi ilk defa bana sesli olarak yansıttı ama daha önce de yarım yamalak yansıtmaları oldu tabii. İmaları hep vardı.

Belki de Emre, böylesine önemli bir teklifi, unutulmayacak bir şekilde, hep hatırlanacak bir yerde ve tamamen duygusallaştığınız bir ortamda yapmayı özellikle seçmiş olabilir.

Doğrusu benim mezarlıkta yaşadığım duygusallık çok başkaydı. Baba özlemi içinde ağlarken, Emre beni çok mutlu edecek bir teklifte bulundu. Hayatımda ilk kez üzüntü ve sevinci aynı anda yaşadım. Özlem ve üzüntü gözyaşları döküyordum, evlilik teklifi gelince bu kez sevinçten ağlamaya başladım. Emre de bunu özellikle yapmış. Mezarlığa her gidişimde ağladığım için, bundan sonra orada bir de mutluluk anısı olsun ve acım hafiflesin istemiş. Babama da kabri başında çok güzel bir hediye verdiğimizi düşünüyorum.

İnanıyoruz ki Çağla Şıkel’in babası da bir yerlerden gülümseyerek sizi izlemiştir.
(Çağla Şıkel’in gözleri doluyor).

Her şeyi planlıyorsunuzdur. Mesela kız isteme, görücüye çıkma gibi gelenekler yaşanacak mı?

Emre’yle aramızda hep, “Keşke babam hayatta olsaydı da beni ondan isteseydin” gibi konuşmalar geçiyordu zaten.

Ama galiba Emre Altuğ da babandan seni istemişti…

Evet, istemişti ve babam da “Kızım bilir” cevabını vermişti ona. Şimdi aileler bir araya gelip yüzük takarız, mutluluğu paylaşırız. Gördüğünüz gibi sağ elimde de Emre’nin o gün mezarlıkta taktığı yüzük duruyor. Bir anlamda söz yüzüğü bu.

Şu anda nikahla ilgili olarak netleşen bir şeyler var mı?

Bu yıl içinde evleneceğiz. Sanırım ağustos ayında ve Çeşme’de olacak nikah. Ben hep bir yaz düğünü hayal ettim, dilerim bu isteğim yerine gelir.

Hafta Sonu

Sema, Kurtlar Vadisi’ni savundu

Posted by admin on Eylül 29th, 2008

Kurtlar Vadisi Pusu’da rol alan Sema Öztürk, dizideki olayların gerçek gibi algılanmasını eleştirdi.tv8′de Başak Sayın’ın sunduğu ‘Kayıt Dışı’ programına konuk olan Sema Öztürk, “Ben sunucu olarak çok başarılı bir yerdeyken, sunuculuğa kesinlikle ara verdim. Gazeteciler önceden sunucu-oyuncu yazıyordu. Ancak şimdi oyuncu yazılıyor” diyerek halinden memnun olduğunu ifade etti.Kariyerine sunucu olarak başlamasına karşın Kara Melek dizisiyle oyunculuğa geçiş yapan Sema Öztürk, rol aldığı Kurtlar Vadisi’nin Türkiye’nin en başarılı projelerinden olduğunu belirterek, “Ben geçen senenin sonunda dahil oldum. İyi bir projenin içinde olmak hoş. Kurtlar Vadisi’nin odak noktası erkekler. Bu hikayenin içerisinde kadınların az yer alması çok doğal. Oyuncu olarak hep oynamak istersin, ama çok kalabalık kadro. İyi bir işin içerisindeyim ve bunun keyfini yaşıyorum” şeklinde konuştu.

Kurtlar Vadisi’ndeki şiddetin dünyanın birçok yerindeki projelerde de olduğunu anlatan Sema Öztürk, dizideki olayların gerçekmiş gibi algılanmasının da yanlış olduğunu şu sözlerle ifade etti:

“Bazen insanlar bazı olaylarla örtüştürebiliyorlar. Elbetteki bazen esinlenme vardır gerçek hayattan. Elbetteki gerçekçi yönler Kurtlar Vadisi’nde çıkıyor, ama bunu gerçekmiş gibi varsaymak yanlış. Bu bir film, bir dizi bu insanlara keyifli vakit geçirtecek Türkiye’nin büyük projelerinden birisi.”

Televizyıon Gazetesi

Şımarıklık yapmak bana düşmez

Posted by admin on Eylül 29th, 2008

Mütevazı oyuncu Özge Özberk, bulunduğu noktaya kolay gelmediğini söyledi.Mütevazı yaşamıyla dikkat çeken güzel oyuncu Özge Özberk, tam 14 yıldır sahnelerde.İstanbulLİFE dergisine verdiği röportajda, bulunduğu noktaya gelmenin kolay olmadığını söyleyen Özberk, “Şımarması gereken o kadar çok iyi oyuncu ve insan var ki bana o şımarıklığı yapmak düşmez” dedi.Tiyatro, sinema, reklam filmi vs. çok yoğun bir iş geçmişiniz var. Ama bir yandan da flaşlardan uzak kalmayı başarabilmişsiniz. Mümkün mü bu?

Tuhaf değil mi? Ben de zaman zaman düşünüyorum bunu. Biraz yaşam tarzı ile alakalı sanırım. Çok fazla kameraların peşinden koştuğu bir ortama da girmedim açıkçası.

Kaçmak mümkün mü?

Kaçmıyorum bile, üstüme gelmiyorlar. Belki hoşlaşmıyorlar benimle. (Gülüyor)

Ben hiçbir yerde kötü bir eleştiriye rastlamadım sizinle ilgili. Ekşi Sözlük’te bile.

Ki, Ekşi Sözlük mahveder insanı! Herhalde yaptığım işlerin biraz çizgisinde durmaya çalışıyorum. İyi işler, iyi insanlarla çalışmak… Belki onlara layık olmaya çalışıyorum içten içe. Yaptığım işe saygıdan belki de.

CEM YILMAZ AROG İÇİN ÇOK UĞRAŞTI

Bir de yavaş yavaş oldu sanırım kariyerinizin gelişimi. Bir gecede olmadı bütün bu başarılar değil mi?

Evet. 14’üncü senem bitti. Dolayısıyla her şey tırnaklaya tırnaklaya, kazıya kazıya oldu. Hep haddimi bile bile. Ya da farkında ola ola. Şımarması gereken o kadar çok iyi oyuncu ve insanlar var ki bana o şımarıklığı yapmak düşmez. Ünlü oluyorsun, tanınıyorsun, seviliyorsun… Yeter ki yaptığın iş fark edilip takdir edilsin. Hayattaki tek amacım o.

Bu arada eşiniz tamamen farklı bir meslekten.

O büyük avantaj. Çok faydasını gördüm açıkçası. Benim kadar deli gibi koşturmuyor, bu yüzden birbirimize destek olabiliyoruz. Finans, ekonomi konusunda o daha ağır basıyor. Benim hiç anlamadığım şeyler. O anlamda beni çok tamamlıyor. Senaryolara hiç karışmıyor. Ama teknik ve manevi anlamda çok destek oluyor. Farklı meslekler olması ilişkide çok önemli.

“GORA”nın devamı “AROG” projesi gündemde şu aralar sanırım.

Bir fragmanı bile var. Bu ay başlıyor çekimler. Üç gün üç gece teaser çektik. Ama çok donanımlı bu sefer. Teknik anlamda kesinlikle dünya standartlarında. Bütün storyboard’lar (senaryonun görsel anlatımı) hazırlanmış. Ben sadece oradaki resme bakıp kayda girdim. Eğlencesi de cabası zaten.

Ne zaman seyredebileceğiz “AROG”u?

Ocak 2009 diyorlardı. Daha senaryoyu okumadım, çok merak ediyorum. Kaba olarak biliyorum ama… Fragmanı seyredince “Gora”ya göre çok daha iddialı bir iş çıkacağı belli oluyor zaten. Bambaşka bir şey. Sonuçta aradan beş yıl geçti. Çok büyük araştırma yaptı Cem. Ufacık bir yanlışı bile düşünmek istemiyor.

En son “Sinekli Bakkal” dizisi tartışmalı bir şekilde ekrandan kayboldu. Takke konusu gündeme geldi. Ne oldu orada?

Çok iyi başlamıştık ama… Birinci bölümü bütün ekip seyrederken TMSF’den abiler vardı. Dizi bittikten sonra abiler “Bu takke çıkacak” dediler. “Ya nasıl çıkacak? Biz ikinci bölümü çektik” dedik. İkinci bölümdeki bütün takke ve tespihli sahneler tekrar çekildi.

Oyuncu da herhangi biri değil. Türk sinemasının emektar isimlerinden Şemsi İnkaya…

Şemsi İnkaya’ya sorsanız konuşmak bile istemez. Çok üzüldü, kırıldı ve rencide oldu. Neyse ki o kadar çok abartılmadı ve beşinci bölümde kaldırıldı dizi. Gerçekten çok ilginç. Böyle bir zincir bu. İyi senaryo, iyi oyuncular, iyi yönetmen ve gerçekten kanalın arkasında durması. Birçok dizi var ki reytingleri korkunç ama kanal arkasında o kadar iyi duruyor ki bir anda yükseliyor ve birinci sıraya oturuyor.

Peki sizin deşarj olma yönteminiz ne?

Ben yaklaşık altı aydır bir oyuna sardım çok fena. (Gülüyor) “Warcraft” diye bir oyun oynuyorum.

Stres dolu bir oyundur o…

Evet, elim ayağıma dolanıyor ama o kadar acayip bir adrenalin ki o. Onu oynuyorum. 62. seviyeye geldim. Şu an aklım orada, iki seviye daha atlayabilir miyim diye.

Tuğba siyasete girecek!

Posted by admin on Eylül 28th, 2008

Tuğba Özay siyasi içerikli bir filmde oynuyor ve siyasete göz kırpıyor.Çekimleri Malatya’da devam eden ‘Saddam’ın Askerleri’ adlı sinema filminde bir peşmergenin kızını canlandıran ünlü manken Tuğba Özay, siyasete atılacağını söyledi. Ünlü Manken Tuğba Özay’ın başrol oynadığı ve Kuzey Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde bir peşmerge köyüne yapılan baskıları ve işkenceleri anlatan ‘Saddam’ın Askerleri Kara Güneş’ adlı filmin çekimlerine Malatya’da devam ediliyor.

Yapımcılığını ve yönetmenliğini Rüzgar Gani Şavata’nın yaptığı filmde, başrolü Yalçın Dümer ve Rüzgar Gani Şavata ile paylaşan Tuğba Özay, ilginç açıklamalarda bulundu.

Çekim öncesinde Hasançelebi beldesini gezen Özay, burada vatandaşların siyasete girip girmeyeceği yönündeki sorusuna, ‘Siyaseti önümüzdeki dönemlerde düşünmüyor değilim. Şu an netleşmiş bir şey yok ama ilerleyen zamanlarda kesinlikle aktif siyasetin içerisinde olmak istiyorum. Bunun özellikle bir nedeni yok. Ama yıllardır politikaya merak duyan bir insanım. Türkiye’de zor da olsa siyaseti seven bir insanım. 2 dakikada insanın ipini çekerler bu ülkede. Ama ben halkım için, yaşadığım topraklar için, yaşadığımız dünya için güzel şeyler yapmak istiyorum. Bence gençlerin ve kadınların siyasete daha fazla ilgi duyması ve daha fazla aktif olması gerekiyor’ cevabını verdi.

Tuğba Özay, ‘Parti var mı?’ sorusunu ise, ‘Halkın Partisi’ diye yanıtladı.


Directory
Copyright © 2007 Tv Haberleri. All rights reserved.